AlsahBlog

• 17/5/2009 - TOPRAĞI EMZİREN KİBELE

Kategori: Siir

TOPRAĞI EMZİREN KİBELE

 

bir ağıdın yüreği bu

yüzünde kaygı eski yontular

bunca yıldız bunca rüzgar

kavgadan çıkmış şiirler sonra

ekin yüklü anadolu

toprağı emziren kibele

midas'ın kulaklarına bile

esen yiğit rüzgarları

biz taşıdık

 

zamanın hıncı

düştü kar akı saçlarıma

yaralı gençliği nasıl bıraktık

sayfaları ağrılı tarihe

bu oyunun içindeyiz

içindeyiz ne acı

 

gökyüzünün kırılan kanadı sesimiz

rüzgarın öfkesi

maviler kandan uzak olsaydı

susardı ağıtlar

gülerdi deniz

 

düştü çocuk

duvarlar yıkıldı ansızın

savruldu sayfaları kitapların

uçup gitti kuşlar

eylüller oturdu yüreğime

büyüdü sızın

 

Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 39)

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 6/3/2009 - "Kaçmasın Diye" Gazeteci Balbay'a Ergenekon'dan Tutuklama

Kategori: Haber

Mustafa Balbay tutuklandı

Ergenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alınmak üzere adliyeye getirilen Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile Neriman Aydın, sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. Balbay'ın 'Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla' tutuklandığı ve Metris Cezaevi'ne gönderildiği bildirildi.

AA/ANKA

İstanbul- Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcılarının talimatı üzerine Ankara'dan İstanbul'a getirilen Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Neriman Aydın, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde Cumhuriyet savcılarına ifade verdi.

Balbay ve Aydın, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklanmaları istemiyle gönderildikleri mahkemece tutuklandı.

 

Balbay, Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla tutuklandı

Ergenekon soruşturması çerçevesinde ek ifadesinden sonra nöbetçi mahkeme tarafından sorgusu yapılan Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve Yazarı Mustafa Balbay, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca "Anayasal düzeni silahla değiştirmeye teşebbüs" suçlamasıyla tutuklandı.

TCK'nin "Anayasayı ihlâl" başlığını düzenleyen 312. maddesi şöyle:

 Madde 312- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

 

Balbay ile Aydın cezaevine gönderildi

Ergenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alındıktan sonra mahkemece tutuklanan Mustafa Balbay ile Neriman Aydın cezaevine gönderildi.

Beşiktaş'taki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmasına karar verilen Balbay Metris Cezaevine, Aydın da Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne götürüldü. Balbay ve Aydın, daha sonra Silivri'ye nakledilecek.

6 Mart 2009

 

 

Gazeteci Balbay ve Yazar Aydın "Ergenekon"dan İfade Veriyor

Gazeteci Mustafa Balbay ve yazar Neriman Aydın, daha önce gözaltına alınıp serbest bırakıldıkları Ergenekon Soruşturması kapsamında bir kez daha ifade veriyorlar.Ergenekon Davası'nda en son tutuklu sanık Hüseyin Görüm savunma yaptı.

BİA Haber Merkezi - Istanbul-ankara

5 Mart 2009, Perşembe

Ergenekon Soruşturması kapsamında sekiz ay önce gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve yazar Neriman Aydın İstanbul'da ek ifade veriyorlar.

1 Temmuz 2008'de Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve eski Jandarma Genel Komutanı ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur ile birlikte gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Balbay, polis zoruyla İstanbul'a getirilerek savcılığa çıkarıldı.

Balbay'ın avukatı Akın Atalay, Cnntürk yayınına katılarak,sabah saatlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin Balbay'ın evine geldiğini ifade ederek, "zorla götürme" yöntemiyle Balbay'ın ek ifadesinin alınması yoluna gidilmesini eleştirdi:

"Tercihleri nedense, davet yerine zorla getirme oldu. Çağrılmıyor, zorla getirme kararı verliyor. Oysa yakalama veya gözaltı da söz konusu değil." 

Görüm: Teşkilatın İstanbul ayağını kurma görevi verildi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20 Ekim 2008'de görmeye başladığı 41'i tutuklu ve 86 sanıklı Ergenekon Davası'nda önceki gün 57. duruşma gerçekleştirildi.

Ntvmsnbc.com sitesine göre, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde yapılan yargılamada tutuklu sanıklardan "İmam" lakaplı Hüseyin Görüm savunmasını tamamladı.

Görüm, savunmasında Alparslan Arslan'ı Danıştay saldırısından sonra TV'de gördüğü anı anlattı. Sık sık Kuran okuyan ve konudan konuya atlayan Görüm, mahkemede gülüşmelere neden oldu.

Ağabeyi Yusuf Görüm'ün 'Nihat' adlı bir arkadaşının 2001'de kendisine gelerek vatansever insanların bir araya geldiği bir oluşumda yer almak isteyip istemediğini sorduğunu anlatan Görüm, "Ulusal Güç Birliği Yeniden Kuvayi Milliye" adlı bu oluşuma bu şekilde dahil olduğunu ve kendisine İstanbul teşkilatını kurma görevinin verildiğini ifade etti.

Görüm, Ankara'da bu oluşumun başındaki Arif İskender Könder'in de bulunduğu kişilerle görüştüğünü, bu kişilerin kendisine oluşum hakkında bilgi ve kırmızı bir kitapçık verdiklerini, bu kitapçıkta beğendiği fikirlerin bulunduğunu söyledi.

Görüm, İstanbul'a geldiğinde bu oluşumu çevresini bu oluşuma katılmaya davet ettiğini, daha sonra Ankara'da ATO'da düzenlenen toplantıya çağrıldığını, bu mahkemedeki sanıklarca dile getirilen ''Bugünün Düyun-u Umumiyesi, Sevr'' gibi konulardan bahsedildiğini anlattı.

Duruşmada Kur'an okudu

Görüm, konuşması sırasında zaman zaman Kur'an-ı Kerim'den sureler okudu. Küçük bir Kur'an-ı Kerim çıkarması ve bunu kürsüde bırakması üzerine mahkemece uyarıldı.

Görüm, Arif İskender Könder'in birlikten ayrıldığını öğrendiğini, bunun kafasını kurcaladığını belirterek, daha sonra oluşumu kuran isimlerin kendi aralarında birbirlerine düştüğünü öğrendiğini ileri sürdü.

Tüzüğe eklenen madde

Daha sonra aynı ekibin oluşumun adını ''Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi'' olarak değiştirdiğini öğrendiğini ve buna davet edildiğini anlatan Görüm, bu oluşumun tüzüğünü okuduğunu, beğendiğini, tüzüğe, ''Mukavemet güç birlikleri kurulur'' diye de bir madde konulduğunu gördüğünü söyledi.

"Hepsini kandırdım sayılır"

Hüseyin Görüm, oluşumun Genel Başkanı'nın Erdal Ünal olduğunu, bu oluşum içinde çalışmaya ve oluşumu çevresine anlatmaya başladığını ifade ederek, ''Haklarını helal etsinler. Hepsini kandırdım sayılır'' diye konuştu; Düzce teşkilatını da bacanağı ''Ersin''e kurdurduğunu söyledi.

"Öğretmenevindeki herkes dört yıldız"

İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmenevi'nde Erdal Ünal'ın bir toplantı yaptığını, bu toplantıyı organize ettiğini anlatan Görüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Alpaslan Aslan'ı da orada gördük demişler. Yalan. Herkes 4 yıldız. Hava, Kara, Deniz, Jandarma hepsi onun içindeydi. Ben öyle biliyorum yani. Muzaffer Tekin Bey ve arkadaşları ile Fikri Baba da (Karadağ) geldi. Benim için babadır. Yine vatan millet söylemleri işte. O olacak bu olacak"

Kerem Topal'a oluşumun İstanbul İl Başkanlığının teklif edildiğini ve para istendiğini öğrendiğini anlatan Görüm, ''Bunlar vatansever falan değil sevgili Reisim. Ne vatanseveri ya, vatan satar bunlar. Demişler ki ben eroin tüccarıymışım. Bunu yapacak en son insan benim ama eroinci ne kadar iş yapmış insan varsa hepsini tanıyorum'' diye konuştu. (EÖ)

 

 

 

 

Meslek Örgütleri Aydın ve Balbay'ın Tutuklanmasından Endişeli

TGC Başkanı Erinç, "Üzgünüm. Değerlendirme yapamam"; Hikmet Çetinkaya, "Balbay'ın toprak altına ne silahı var, ne bombası"; TGS, Bu bir sindirme yöntemi" derken ÇGD'den Abakay, "Bu gazetecilere gözdağı vermek mi?" diye sordu.

BİA Haber Merkezi - Istanbul-ankara

6 Mart 2009, Cuma

Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve Toplumsal Haber sitesi yazarı Neriman Aydın'ın Ergenekon Soruşturması'ndan tutuklanmasına dair meslektaş tepkileri, soruşturmanın yürütülme biçimi ve baskıyı andırdığı etrafında yoğunlaşıyor.

Balbay ve Aydın 1 Temmuz 2008'de gözaltına alınıp serbest bırakıldıkları Ergenekon soruşturması kapsamında bugün "Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmaya teşebbüs" iddiasıyla cezaevine gönderilmişlerdi.

Bu suçlama, uzun bir süredir yayımlanması beklenen iddianameye de yansırsa Balbay ve Aydın, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanacaklar.

Erinç: Üzgünüm ancak yorum da yapamam

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, tutuklamalar nedeniyle üzgün olduğunu ancak mahkeme kararıyla ilgili bir değerlendirme yapmasının olanaksız olduğunu açıkladı.

Uzun süren soruşturmanın konunun mahkemelere aktarılması sürecini de uzattığına işaret eden Erinç, "Bu, yargının işlevselliğini azalttığı gibi, yargı-siyaset ilişkileri konusundaki iddiaların da gündemde kalması sonucunu yaratıyor. İddianamelerin bir an önce hazırlanmasını ve davanın görülmeye başlamasını bekliyoruz" dedi.

Siyasetin medyaya son günlerdeki yaklaşımının ifade özgürlüğü ve gazetecilerin haber verme haklarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Erinç "Dilerim ki hukuk devleti kavramı eksiksiz olarak ülkemizde de geçerli olur" açıklaması yaptı.

Çetinkaya: Ne gömdüğü silahı var, ne bombası

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Hikmet Çetinkaya da bir televizyon kanalına, Balbay'ın sabit bir ikametinin bulunduğunu vurgulayarak, neden tutuklandığına anlam veremediğini kaydetti:

"Bu sekiz aylık sürede ne oldu? Yeni kanıtlara mı gidildi burasını bilmiyor. Balbay'ın evinde veya çalışma odasında ne var? Kitapları, belgeleri, gazete kupürleri vardır. Balbay'ın toprak altına gömdüğü ne silah vardır, ne bombası var. Balbay, Cumhuriyetçidir, Atatürkçüdür, özgürlükçüdür, ulusalcıdır. Bunlar suçsa bilmiyorum. Operasyonlarda önce bir şüpheli bulunuyor sonra kanıta gidiyor, oysa hukuk da önce kanıt bulunur sonra şüpheliyi gidilir. "

Abakay: Bu gazetecilere gözdağı vermek mi?

Gazetecilerin gözaltına alınmasına üzüldüklerini ifade eden Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay da, tutuklamanın, son dönemde Başbakanın medyaya yönelik baskılarıyla bir arada düşünüldüğünde endişe yarattığını açıkladı.

"Balbay daha önce de sorgulanmıştı. Savcılık ya da mahkemece bilinmesi gereken hemen her şeyin sorguda öğrenilmiş olması beklenir. Şimdi tutuklanması konusu elbette bağımsız yargının görevidir. Bu, gazetecilere ya da muhaliflere gözdağı vermenin parçası mıdır sorusunu akıllara getiriyor. Arkasında kötü niyet aramak şaşırtıcı olmuyor."

İpekçi: Hukuku zorlayan bir karar

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi ise, "meslektaşlarımız hiç ilgileri olmadığını düşündüğümüz bir takım çeteleşmelerle bağlantılıymış gibi gösterilerek mağdur edilmektedirler. Bunlar sindirme yöntemleridir. Bu davalarla ilişkilendirilerek gazeteciler üzerinde bir baskı oluşturulmak isteniyor." (EÖ)

 

 

 

 

"Kaçmasın Diye" Gazeteci Balbay'a Ergenekon'dan Tutuklama

Ergenekon Soruşturması'ndan sekiz ay sonra yeniden ifadeleri alınan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve yazar Neriman Aydın tutuklandı. TGC başkanı Erinç, "Üzgünüm"; avukat Utku, "Tutuklamayı delil durumu ve kaçma şüphesine dayandırdılar" dedi.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

6 Mart 2009, Cuma

Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve ulusalcı yayın izleyen Toplumsal Haber sitesi yazarı Neriman Aydın Ergenekon soruşturması kapsamında sekiz ay sonra bir kez daha gözaltına alındıktan sonra tutuklandılar.

Ankara'dan polis eşliğinde dün sabah (5 Mart) İstanbul'a getirilerek Beşiktaş'taki Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Ergenekon" savcılarına ifade veren Balbay ve Aydın tutuklanma istemiyle çıkarıldıkları Nöbetçi Mahkemece cezaevine gönderildiler. Balbay ve Aydın'ın, "Anayasayı silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek" ile suçlandığı iddia ediliyor.

Erinç: Üzgünüm ancak yorum da yapamam

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Balbay ve Aydın'ın tutuklanmaları nedeniyle üzgün olduğunu  ancak mahkeme kararıyla ilgili bir değerlendirme yapmasının olanaksız olduğunu açıkladı.

Uzun süren soruşturmanın konunun mahkemelere aktarılması sürecini de uzattığına işaret eden Erinç, "Bu durum, yargının işlevselliğini azalttığı gibi, yargı-siyaset ilişkileri konusundaki iddiaların da gündemde kalması sonucunu yaratıyor. İddianamelerin bir an önce hazırlanmasını ve davanın görülmeye başlamasını bekliyoruz" dedi.

Siyasetin medyaya son günlerdeki yaklaşımının ifade özgürlüğü ve gazetecilerin haber verme haklarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Erinç "Dilerim ki hukuk devleti kavramı eksiksiz olarak ülkemizde de geçerli olur" açıklaması yaptı.

Utku: Delil durumu ve kaçma şüphesine dayandırdılar

Balbay'ın avukatlarından Bülent Utku, bianet'e mahkemenin tutuklamayı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 100. maddesinde yer verilen "delil durumu" ve "kaçma şüphesi"ne dayandırdığını ifade etti.

Balbay'ın Adli Tıp Kurumu'nda sağlık raporu alınmasından sonra Metris Cezaevi'ne, Neriman Aydın'ın da Bakırköy Kadın Tutukevi'ne gönderileceği öğrenildi.

Atalay: Davet edilmedi, zorla götürüldü

1 Temmuz 2008'de Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve eski Jandarma Genel Komutanı ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur ile birlikte gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Balbay, ek iddianame kapsamında ifadesine başvurulmak üzere dün Ankara'dan İstanbul'a getirilmişti.

Balbay'ın avukatlarından Akın Atalay, Cnntürk'ün dünkü yayınına katılarak, sabah saatlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin Balbay'ın evine geldiğini ifade ederek, "zorla götürme" yöntemiyle Balbay'ın ek ifadesinin alınması yoluna gidilmesini eleştirmişti.

Ntvmsnbc.com sitesi, Balbay'ın karargah evleriyle ilgili çeşitli toplantılara katıldığı ve bilgisayarından çıkan belgeler nedeniyle savcılarca sorgulandığını bildirdi; gazetecinin 95 sayfa ifade verdiğini yazdı.

Balbay'ın serbest bırakılmasına itiraz edilmişti

Mustafa Balbay, Ergenekon soruşturmasının 6. dalgasında evinden gözaltına alınmış sorgudan sonra serbest bırakılmıştı. Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcıları, Balbay ile birlikte yedi kişinin serbest bırakılmasına itiraz etmişler,  ancak talepler reddedilmişti.

Hurşit Tolon ve Şener Eruygur 4 Temmuz gecesi "terör örgütü kurmak ve lideri olmak" suçlamasıyla tutuklanmıştı. Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, tutukluluğuna yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine tahliye edilmişti. (EÖ)

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26/2/2009 - 'AKP devlet gücünü açıkça kullanıyor'

Kategori: Soylesi

'AKP devlet gücünü açıkça kullanıyor'

Bahçeşehir Üniversitesi Anayasa Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süheyl Batum, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır mitinginde Kürtçe konuşmasını gerekçe göstererek konuşmasının bir bölümünü Kürtçe yapması üzerine TRT'nin yayını kesmesinin 'çelişki' olduğunu söyledi. AKP'nin devlet gücünü açıkca kullandığına vurgu yapan Batum, Türk'ün TBMM'de Kürtçe konuşmasına ilişkin Anayasal konumunu değerlendirdi.

Tolga Yenigün

Cumhuriyet Haber Portalı- Milletvekillerinin belli bir grup konuşmasında, mutlaka Türkçe konuşmaları gerektiği yönünde bir düzenleme olmadığını belirten Bahçeşehir Üniversitesi Anayasa Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süheyl Batum, Anayasa'nın 83. maddesine atıfta bulunarak, "Türk'ün sözleri nedeniyle herhangi bir soruşturmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Tabii bunu, Devletin bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırma amacı ile yaptığını açıkça ortaya koyacak biçimde, sıklıkla ve her konuda ve nedeni açıkça belli olan bir şekilde yapsa, ancak o zaman 'yasama dokunulmazlığı' dikkate alınmak kaydıyla, bir soruşturma yapılabilirdi” dedi. Cumhuriyet Haber Portalı’na konuşan Prof. Dr. Batum’un sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

 

- DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün TBMM'de DTP Grup Toplantısı'nda Kürtçe konuşmasını bir hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

SB: 1982 Anayasası'na göre, Devletin resmi dili Türkçedir. (madde3). Anayasa'nın14. maddesine göre, Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden hiç biri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan bir faaliyet biçiminde kullanılamaz. Aynı şekilde Anayasa'nın 81. maddesi, "andiçme" başlığı altında, milletvekillerinin görevlerini hangi ilke ve amaçlar doğrultusunda yapmaları gerektiğini belirliyor.  Bununla birlikte, milletvekillerinin belli bir grup konuşmasında, mutlaka Türkçe konuşmaları gerektiği, hatta Kürtçe ya da başka bir dilde bir kaç sözcük söylemelerine engel bir düzenleme yok. Üstelik TBMM İçtüzüğünün 65. maddesi, "genel düzen"den söz etmekle birlikte, bununla "şahsiyatla uğraşmak, çalışma düzenini bozucu hareketlerde bulunmayı" ifade diyor. Aynı şekilde 67. madde de "konuşma üslubu"ndan söz ediyor ve "kaba ve yaralayıcı sözlerin" kastedildiğini belirliyor. Aynı şekilde Anayasa'nın 83. maddesi de, "TBMM üyelerinin Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden dolayı sorumlu tutulamayacaklarını" belirliyor. Dolayısıyla, Ahmet Türk'ün sözleri nedeniyle herhangi bir soruşturmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Tabii bunu, yukarıda belirttiğim amaçlarla yani 'Devlet'in bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırma amacı ile yaptığını açıkça ortaya koyacak biçimde, sıklıkla ve her konuda ve nedeni açıkça belli olan bir şekilde yapsa, ancak o zaman "yasama dokunulmazlığı" dikkate alınmak kaydıyla, bir soruşturma yapılabilirdi, bu durum başka. Tabii bir de, tüm milletvekillleri benzer eylemlerde bulunsalar, bu eylemler diğer bazı eylem ve davranışlarla birleşse, yani bunların o partinin bir bütün olarak, Anayasa'ya aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini açıklıkla ortaya koyarsa, bu durumda da, ancak Siyasal Partiler Kanunu'nun 80 v 81. maddeleri uyarınca, 101. maddesinin b bendine göre dava açılıp kapatılabilir. Ancak, önümüzdeki olayda, bence mümkün değil.  

 

- TBMM Başkanlığı, Meclis'teki resmi toplantıda Türkçe dışında bir dilin kullanılmasının Anayasa ihlali olduğunu belirtti. Bu ihlalin yaptırımı nedir?

SB: Söylenilen ilke olarak doğru. Çünkü yukarıda da söylediğim gibi, Türkiye'de resmi dil Türkçe, dolayısıyla milletvekillerinin (yukarıda belirttiğim kurallar çerçevesinde) Türkçe konuşmaları esastır. Aynı şekilde hem Siyasal Partiler Kanunu'nun 81/c maddesi, hem 298 sayılı Seçimlerin temel Hükümleri... hakkındaki kanun'un 58. maddesi, faaliyetlerde, toplantılarda, propagandada, her yerde "Türkçeden başka dilin kullanılmasını" yasaklıyor. Ama dediğim gibi bu yasak ilkesel. Herhangi bir kişinin kürtçe konuşması artık nasıl yasak değilse, nasıl Anayasa'nın 26. maddesindeki yasak artık kalktıysa, bir milletvekilinin, belli bir amaçla Kürtçe konuşması da yasak değil. Yeter ki, yukarıda söylediğim amacı gerçekleştirmeye yönelik olduğu ve bu yönde "açık ve yakın bir tehlike" yarattığı, açıklıkla ortaya çıkmasın. Bu nedenle, önümüzdeki olayda yaptırımı olan bir ihlal bulmak kanımca çok zor hatta mümkün değil.

 

- TRT 6 ile Kürtçe yayın yapan TRT'nin Ahmet Türk'ün Kürtçe konuşmasını kesmesini nasıl yorumluyorsunuz? Bunu bir çelişki olarak yorumlamak mümkün müdür? TRT 6'nın kürtçe yayın yapmasına ilişkin yasal bir sıkıntı var mı?

SB: Bence bir çelişki. Çünkü 298 sayılı Kanun'un 58. maddesi çok açık; "seçim propagandalarında partilerin Türkçeden başka dil kullanmaları yasak" ve Başbakan, Diyarbakır (zannediyorum orada) konuşmasına kürtçe başladı ya da kürtçe kelimeler kullandı. Şimdi bu sözler herhangi bir yaptırıma konu olmadı ve kesilmedi. Üstelik TRT 6 kürtçe yayın yapıyor. Ve bunun dışında da, kürtçe kullanılması, hatta yayın yapılması (3984 sayılı kanuna göre) yasak değil. O halde, TRT’nin yayın kesmesi, anlaşılır gibi değil. 

 

- Sizce Ahmet Türk'ün bu çıkışı Anayasa Mahkemesi'nde de görüşülen 'DTP'nin Kapatma Davası'nı nasıl etkiler?

SB: Tabii etkileyebilir. Çünkü daha önce Refah Partisi davasında da açıkça görüldüğü gibi, bir milletvekilinin yasama dokunulmazlığına giren eylemlerde bulunması ve bu nedenle sorumlu tutulmaması ayrı, buna karşın, tüm o davranış ve eylemlerin bir bütün olarak ele alındığında, o partinin "anayasaya aykırı eylemlerin odağı haline gelmesi" ayrı. Nitekim söylediğim gibi, bunun tersi, daha önce hem Refah partisi, hem AKP davalarında ileri sürülmüştü. Ama Anayasa Mahkemesi, bu görüşü (bence haklı olarak) reddetmişti. Ancak dediğim gibi, bu tür eylemlerin çok olması,  bir bütün olarak ele alındığında, parti aleyhinde kullanılabilecek bir eylemler bütününün ortaya çıkabilmesi zorunludur. Bunun dışında, tek başınakanımca, herhangi bir kanıt ve kapatma nedeni kesinlikle oluşturamaz. 

 

- Yaşanan bu gelişmeler yerel seçimlerde doğudaki illerde galip gelmek için yaşanan AKP-DTP gerilimini nasıl etkiler?

SB: Bilmiyorum, göreceğiz. Bence AKP Devlet gücünü açıkça kullanıyor. Hem bir şeyler dağıtarak, hem Devletin tüm güçlerini (güvenlik güçleri dahil) kullanarak. Buna karşı DTP de, herhalde kendi propaganda ve etkileme araçlarını (tabir yanlış olmasın silahlarını) kullanıyor. Buna maalesef PKK da dahil.

 

- Kürtçe yayının konusundaki düşünceniz nedir? Bu tür bir yayının devletin resmi kanalından yapılmasının sakıncaları var mıdır?

SB: Bence sakıncası yok. Devlet televizyonundan yapılması neden sakıncalı olsun. Herkesin kürt olmaması, dolayısıyla Devlet gelirlerinin kürtçe televizyon için kullanılamayacağı iddiası bence çok geçerli değil. Çünkü Diyanet İşleri Başkanlığı için de benzer bir iddia ortaya atılabilir. Ama Diyanet İşleri Başkanlığı hep var. Kaldı ki bizzat ben bile, 2000 yılında, TÜSİAD'ın yayınlandığı, ve benim hazırladığım raporda, "kültürel hakların" önemli olduğunu ve bu yönde, hem Devlet televizyonunun, hem de özel televizyonların kullanılabileceğini yazmıştım. Hem de bunun için 3984 sayılı yasanın değişmesi gerektiğini söylemiştim. Nitekim 2002 de ve AKP iktidara gelmeden, ilgili yasa bu yönde değiştirildi. 

Cumhuriyet; 26 Şubat 2009
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15/2/2009 - Kavga Şairleri Anıldı / Kadir İNCESU

Kategori: Etkinlik
Evrensel, 13/02/2009
Kavga şairleri anıldı
Kadir İncesu

ENVER Gökçe, H. Hüseyin Korkmazgil ve Ahmed Arif, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezince (BMKM) düzenlenen “Kavga Şairlerimiz” adlı etkinlikle anıldı. 11 Şubat akşamı yapılan etkinliği BMKM Müdürü Cuma Bolat sundu.
Rojin, Levent Tülek, Nalan Çelik, Güleser Yorulmaz ve İlyas Salman’ın şiirleri; Ali Ekber Eren ve Muzaffer Özdemir’in de türküleriyle katıldığı etkinlikte Mehmet Özer tarafından hazırlanan ve üç şairimizin de yaşamından çeşitli dönemleri yansıtan fotoğrafların yer aldığı bir slayt gösterisi de yapıldı.
Gecede ilk olarak Öner Yağcı söz aldı. Yağcı, Nâzım Hikmet gibi bir şairin var olduğu toplumda, başka şairlerin de çıkabileceğini kanıtladıklarını belirterek “Üç ustamız da halkın alkışını alan şiirler yazmıştır” dedi. Ahmed Arif’in, 1940’lı yılların özgürlük arayan, zulme karşı koyan, direnmeyi savunan bir sevdanın şairi olduğunun altını çizen Yağcı şunları söyledi: “Bu sevda şairini biz 1968’de tanıyabilmiştik. Hasretinden Prangalar Eskittim’de yer alan 19 şiir çarpmıştı bizi. Nâzım okyanusuna yeni yeni dalan bizler, “Nâzım’ın şiirleri varken başka şiir olmaz” dercesine Nâzım’la kucaklaşırken bir Ahmed Arif fırtınasına tutulmuştuk sanki. ‘Terketmedi sevdan beni’ dizeleriyle başlayan bu şiir fırtınası, yaşadığımız günlere öylesine denk düşüyordu ki. Tabii o zaman anlamamıştık bu şiirlerin çoğunun 1940’lı yılların ürünü olduğunu. Sarmıştı bizi, kuşatmıştı, savuruyordu.
Yalnızca bir kuşağın ozanı, bir kuşağın şiir ustası olarak kalmadı Ahmed Arif. ‘Ben halkımın mazlum ve gariban bir ozanıyım. Böyle olmak da yüce bir onurdur’ diyen Ahmed Arif’in halkla kendisini özdeşleştiren bu düşüncesi, halkının da onu sahiplenmesiyle, şiirin halkla kaynaşmasının anlamlı bir örneği olarak gerçekleşmiştir bugün.”
“Bu Bir Hasan Hüseyin Korkmazgil Kitabıdır” adlı çalışmayı da yapan Hasan Hüseyin Yalvaç ise, Korkmazgil’in şiirimizin büyük seslerinden biri olduğunu, yaşamını acılar sarmalasa da ‘umut’un her zaman onda bayrak olduğunu belirterek şöyle konuştu: “Yaşamın derin akışında sesini sakınmadan, çıkarsız eylemin örneklerinden olmayı ölümünün son anına kadar sürdüren Hasan Hüseyin, Toplumcu Gerçekçi şiirimizin, yazınımızın ödünsüz adı olarak hep yaşayacaktır.”
Şiirimizin Işıklı Irmağı Enver Gökçe adlı bir de çalışması olan Mehmet Özer ise, Enver Gökçe’nin bir sınıf aydını olduğunu belirterek “Enver Gökçe, ‘Fakirlik kağıdı’ olan tek şairdir. Bu da onun onur madalyasıdır. Şiirinde keskin bir sosyalist bilinç ve inanç vardır. Şiirinde, yaşadığı ve tanık olduğu hayatın derin izleri; yerelden ulusala, oradan da evrensele ulaşan bir şiir damarı vardır” dedi.
Etkinlik bitip, izleyiciler salonu boşalttığında üç şairimizin de iç içe geçmiş dizeleri yankılanıyordu yüreklerde…
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15/2/2009 - 8. İzmir Öykü Günleri'nden 2009

Kategori: Etkinlik

8. İZMİR ÖYKÜ GÜNLERİ İZDÜŞÜMLERİ

                                                                              ALİ ŞAHİN

 

14 Şubat Dünyada ve ülkemizde bir yandan Sevgililer Günü olarak kutlanırken, bir yandan da yurdumuzun değişik yerlerinde çeştli etkinliklerle Öykü Günü olarak da kutlanıyor uzun süredir.Bu yıl İzmir’deki Öykü günlerinin 3 günlük izleğinin ana teması “Öyküden Tiyatroya” idi.

 

Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği, Ege Kültür Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlenen, "8. İzmir Öykü Günleri", Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi'nde öyküseverleri buluşturdu. Etkinliğe, Konak Kaymakamı Ali Muhsin Nakiboğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Kültür eski Bakanı Suat Çağlayan, Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan, Ege Kültür Vakfı Başkanı Azra İnmeler, yazar, edebiyatçı, öykücü, sanatçı ve çok sayıda öğrenci katıldı.

 

Etkinliğin açış konuşmasını yapan Konak Belediye Başkanı Ali Muzaffer Tunçağ, Öykü Günleri’ne başlarken Orhan Duru’yu kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını dile getirdi. Öykü günlerinin sekizincisini düzenlemekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Öykü günlerini düzenlerken, dernekler ile  işbirliği yaparak etkinliğin kalıcı ve uzun soluklu olmasını sağlıyoruz. Her zaman olduğu gibi bu yıl da Ege Kültür Vakfı ile Edebiyatçılar Derneği öykü günlerine destek verdi.” Dedi. Belediyenin görevleri arasında sadece çöp toplamak, yol yapmak gibi çalışmalar bulunmadığını hatırlatan Başkan Tunçağ, kültür ve sanata destek verdiklerini ve bunu bir ilke konumuna getirdikleri ifade etti. Bu çalışmalar sırasında çok önemli yol kat ettiklerine değinen Başkan Tunçağ, şöyle devam etti: “Sanatçı dostlarımızla bir araya gelerek edebiyat sorunlarını tartışıyoruz. Salonlarda değil tüm Konak’ta etkinliklerimizi sürdürmeyi hedefledik. Okullarda etkinlikler düzenleyerek öğrencileri de bu etkinliklere kattık. Öykü günleri artık salonlardan taşıyor.

 

Başkan Tunçağ, Belediyenin görevleri arasında kültürel faaliyetlere destek vermenin de bulunduğunu belirten Tunçağ, bu yılın onur konuğunun, Türk yazınının önemli isimlerinden Osman Şahin olduğunu açıkladı. Türk yazınının yüz akı Osman Şahin. Yurtiçi ve yurtdışında kendini çok iyi ifade eden bir yazarımız. 3 gün boyunca sürecek etkinliklerde tiyatro oyun üzerine tartışmalar yapılacak. Etkinliğe çok önemli katkılarda bulunacak.” Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, bu yıl 8’incisi gerçekleşen Öykü Günleri’nin bir şölen havasında geçtiğini belirtti. Tunçağ,” İzmir, sanatın her çeşidinin hayata aktarıldığı bir kent konumuna gelme yolunda önemli adımlar atıyor.’Türkçe Günleri’,’Şiir Buluşmaları’, ‘Tiyatro Günleri’,’Caz günleri’,’Sinema Festivali’ ‘Klasik Batı Müziği konserleri, gençlere yönelik çeşitli etkinlikler bu çalışmaların sayılabilecek bazılarıdır. Biz Konak Belediyesi olarak üzerimize düşen görevleri yapmanın gayreti içindeyiz. İzmir’i sanayi, ticaret, turizm kenti olmanın yanında; kültürel ve tarihsel alanda da hatırı sayılır bir noktaya çekmek istiyoruz. İşte öykü günleri de bu çalışmaların bir parçası sayılabilir. Kentte oturanların edebiyatla buluşması, edebiyatın güzelliğini paylaşması inanıyorum ki, İzmir’e uzun vadede çok şey katacaktır.”diye konuştu.

 


İlk gün Osman Şahin’in öykücülüğünün tartışıldığıı oturuma Hülya Soyşekerci, İsmail Mert Başat ve Gülseren Engin konuşmacı olarak katıldı. Ayrıca, “Şimdi Öykü Zamanı”, “Öyküden Tiyatroya”, “Bir Oğuz Atay Öyküsü” başlıkları altında gerçekleştirilen oturumların yanı sıra “Ustalara Saygı” bölümünde saat 17.30’da Prof. Dr. Özdemir Nutku’nun katılımıyla Nâzım Hikmet ve Tiyatrosu konuşuldu.

 

Etkinlikte ikinci gün saat 12.00’de “Öykülerde Yazarın Çocukluk Kırıntıları” adlı söyleşiyle Muzaffer İzgü konuk oldu. “Ayhan Boyfırat Öykücülüğü”, “Öyküde Kurgu, Oyunda Kurgu”, “Sokaktan Geçen Öyküler” adlı söyleşilerde gün boyunca öyküseverlerle buluştu. “Ustalara Saygı” bölümünde ikinci günde Işık Öğütçü’nün katılımıyla Orhan Kemal tartışıldı.

 

 

Öykü Günleri’nin son gününde, çok sayıda söyleşi gerçekleştirildi. Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği ve Ege Kültür Vakfı’nın birlikte düzenlediği etkinlikte, “Öyküden Tiyatroya Çocuk”, “Öyküde deneysellik”, “Öyküde zaman ve mekan” konuları tartışıldı.
“Öyküden Tiyatroya” başlıklı söyleşiye katılan Üstün Akmen, izleyicilerin tiyatro eleştirmenliğiyle ilgili sorusu üzerine, günümüzde birçok gazetenin artık kültür sayfası olmadığına ve buna bağlı olarak da eskiden gazetelerde çok sık yer alan tiyatro eleştirilerinin artık pek olmadığına değindi.

 

 

Bu yılki, Dünya Öykü Günleri Bildirisi usta edebiyatçı Osman Şahin tarafından okundu. Yazarların yaşadığı çapın tanığı olduğunu söyleyen 8’inci Öykü Günleri Onur Konuğu Şahin, dil, kültür ve yaşamlar farklı olsa da öykülerin kardeş olduklarını vurguladı. Öykücüler ve öyküseverlerin Dünya Öykü Günü’nün kutlayan Şahin, bir sonraki öykü günlerinde birçok öykücüyle tekrar bir arada olmayı umduğunu söyledi. Kapanış töreninde, Dünya Öykü Günleri Bildirisi’ni, organizasyonun onur konuğu, usta edebiyatçı Osman Şahin okundu. Yazarların, yaşadığı çapın tanığı olduğunu vurgulayan Şahin; dilin, kültürün ve yaşamların farklı, öykülerinse kardeş olduğunu kaydetti. 


Başkan Tunçağ ve konuk yazarlar, hep birlikte sahneye çıktı, ‘bir sonraki yıl buluşmayı’ diledi. 8. İzmir Öykü Günleri, usta edebiyatçı Osman Şahin’in bu sözleriyle sona erdi. Konak Belediye Başkanı Tunçağ da, “Organizasyon, kente anlam katıyor” dedi. Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği ve Ege Kültür Vakfı işbirliğiyle düzenlenen, “8. İzmir Öykü Günleri” sona erdi. Eşrefpaşa’da Dr. Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’ndeki etkinliklerin dışında, üç gün boyunca çeşitli okullarda da edebiyat buluşmaları gerçekleştirildi. Yazarlar, öğrencilerin konuğu oldu, öykülerini okudu, okumanın önemini vurguladı.


Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Öykü Günleri’nin, şölen havasında geçtiğini belirtti, şöyle konuştu: “İzmir, sanatın her çeşidinin hayata aktarıldığı bir kent. Öykü Günleri de bu çalışmaların bir parçası. Kent sakinlerinin edebiyatla buluşması, edebiyatın güzelliğini paylaşması, inanıyorum ki hem onların hayatlarına hem de İzmir’e anlam katıyor.”

-8’inci İzmir Öykü Günleri’ne katılan yazar, edebiyatçı, öykücü ve sanatçılar İzmirlilerin gösterdiği yakın ilgiden oldukça memnun kaldılar. Gelecek yıl daha da dolu bir öykü günlerinde buluşmak için sözleştiler.


Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği ve Ege Kültür Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlenen, Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi’nde üç günden bu yana süren “8. İzmir Öykü Günleri” son erdi.

Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Ege Kültür Vakfı Başkanı Azra İnmeler ve Edebiyatçılar Derneği Başkanı Gökhan Cengizhan’ın açılış konuşmalarıyla başlayan 8. İzmir Öykü Günleri, Eşrefpaşa Kültür Merkezi’ndeki etkinliklerin dışında, okullarda da sürdürülen buluşmalara dopdolu geçti. Öyküseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte konuklar yazarlarla buluştu.

Bu yılki, Dünya Öykü Günleri Bildirisi usta edebiyatçı Osman Şahin tarafından okundu. Yazarların yaşadığı çapın tanığı olduğunu söyleyen 8’inci Öykü Günleri Onur Konuğu Şahin, dil, kültür ve yaşamlar farklı olsa da öykülerin kardeş olduklarını vurguladı. Öykücüler ve öyküseverlerin Dünya Öykü Günü’nün kutlayan Şahin, bir sonraki öykü günlerinde birçok öykücüyle tekrar bir arada olmayı umduğunu söyledi.

Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, bu yıl 8’incisi gerçekleşen Öykü Günleri’nin bir şölen havasında geçtiğini belirtti. Tunçağ, ”İzmir, sanatın her çeşidinin hayata aktarıldığı bir kent konumuna gelme yolunda önemli adımlar atıyor.’Türkçe Günleri’, ’Şiir Buluşmaları’, ‘Tiyatro Günleri’, ’Caz günleri’, ’Sinema Festivali’, ‘Klasik Batı Müziği konserleri’, gençlere yönelik çeşitli etkinlikler bu çalışmaların sayılabilecek bazılarıdır. Biz Konak Belediyesi olarak üzerimize düşen görevleri yapmanın gayreti içindeyiz. İzmir’i sanayi, ticaret, turizm kenti olmanın yanında; kültürel ve tarihsel alanda da hatırı sayılır bir noktaya çekmek istiyoruz. İşte öykü günleri de bu çalışmaların bir parçası sayılabilir. Kentte oturanların edebiyatla buluşması, edebiyatın güzelliğini paylaşması inanıyorum ki, İzmir’e uzun vadede çok şey katacaktır.” diye konuştu.

 

Öyküye ve Öykü günlerine ilginin giderek azalmakta olduğu yazarların ve katılımcıların başlıca yakınmalarından biriydi yine bu yıl da.. Bu günlerin daha da yaygınlaşmasının ve özellikle 5. sınıf ve üstü öğrencilerin burada daha çok yer almasının sağlanmasının beklendiği; öykünün diğer sanat dallarıyla bağlantısının kurulması ile edebiyat ve tiyatro dünyasının kardeşliğinin gerçekleşmesi; bu tür etkinliklerin bütün şehirlere yayılması dileği vurgulandı çeşitli katılımcılar tarafından.

 

8. İZMİR ÖYKÜ GÜNLERİ Etkinliklerine; yapıtlarıyla, yaşamlarıyla, edebiyat yapıtlarını sinema ve tiyatroya uygulamalarıyla, yapıtlarından örnekler seslendirenleri, ustalardan örnekler seslendirenleri, onların hakkında görüş ve düşüncelerini aktaranlarıyla; özellikle salonda adları çınlayan büyük ustalarıyla bizi üç gün öykü ile yatıp öykü ile kaldıran, yaşatan, yaşatılmasına adları ve yapıtlarıyla olanak veren yaşayan- yaşamayan, yerli- yabancı adları alfabetik olarak burada zikretmek bir gönül borcudur.

 

A.Muzaffer TUNÇAĞ, Ahmet ÖNEL, Alime MİTAP YALÇIN, Asuman SUSAM, Aydın ŞİMŞEK, Ayhan BOZFIRAT, Azra İnmeler, Azra İNMELER, Brecht, Can GAZALCI, Canan TAN, Cemil KAVUKÇU, Çehov, Dinçer SEZGİN, Emel Kayın, Ferda İZBUDAK AKINCI, Funda ÖZŞENER, Gökhan CENGİZHAN, Gönül ÇATALCALI, Gülseren ENGİN, Güzin ORALKAN, Haldun TANER, Haluk IŞIK, Handan GÖKÇEK, Hasan ÖZKILIÇ, Hidayet SAYIN, Hülya NUTKU, Hülya SOYŞEKERCİ, Hüseyin PEKER, Işık ÖĞÜTÇÜ, İlknur ÖZDEMİR, İnci ARAL, İsmail Mert BAŞAT, M. Sadık ASLANKARA, Murat ŞAHİN, Muzaffer İZGÜ, NAZIM HİKMET, Oğuz ATAY, Oğuz TÜMBAŞ, Orhan KEMAL, Osman ŞAHİN, Özcan KARABULUT, Özdemir NUTKU, Özen YULA, Özlem BELKIS, Selma BAŞ, Semih ÇELENK, Sevim BURAK, Sırma KÖKSAL, Şerife YALÇINKAYA, Şükran YÜCEL, Üstün AKMEN, Vicdan EFE, Vüsat O. BENER, Yılmaz ONAY, Yılmaz ÖĞÜT…

 

Şimdi belki de bazı dikkatsiz okurlar bu da ne ya, bu adam da kim ölüleri bile etkinliğe katmış! Biliyorum kimin sağ kimi ölü olduğunu ama o “öldü” dediklerimiz salondaydılar ve de dipdiriydiler hala… Hele yaşıyor sandığımız bazı ölülerin yanında, ne kadar canlı idiler…

 

Işık Öğütçü’nün babası Orhan Kemal; Sırma Köksal’ın annesi Ayhan Bozfırat’la ilgili anı ve saptamaları değişik bir tattı…






ÖYKÜ SEVERLERİ BULUŞTURAN GÜNLER BAŞLADI

12 ŞUBAT 2009

      Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği, Ege   Kültür Vakfı tarafından ortaklaşa   düzenlenen  “8. İzmir Öykü Günleri” Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi’nde öykü severleri buluşturdu. Etkinliğe Konak Kaymakamı Ali Muhsin Nakiboğlu,Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, eski Kültür Bakanlarından Suat Çağlayan, Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan,Ege Kültür Vakfı Başkanı Azra İnmeler, yazar, edebiyatcı öykücü,sanatçılar ve öğrenciler katıldı Etkinliğin açış konuşmasını yapan Konak Belediye Başkanı Ali Muzaffer Tunçağ, öykü günlerinin sekizincisini düzenlemekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Öykü Günleri’ne başlarken Orhan Duru’yu kaybetmenin  üzüntüsünü yaşadıklarını dile getiren Başkan Tunçağ,” Öykü günlerini düzenlerken, dernekler ile  işbirliği yaparak etkinliğin kalıcı ve uzun soluklu olmasını sağlıyoruz. Her zaman olduğu gibi bu yıl da Ege Kültür Vakfı ile Edebiyatçılar Derneği öykü günlerine destek verdi.” dedi

     Belediyenin görevleri arasında  sadece çöp toplamak, yol yapmak  gibi çalışmalar bulunmadığını hatırlatan Başkan Tunçağ, kültür ve sanata destek verdiklerini  ve bunu bir ilke konumuna getirdikleri ifade etti. Bu çalışmalar sırasında çok önemli yol katettiklerine değinen Başkan Tunçağ,şöyle devam etti:

     “Sanatçı dostlarımızla bir araya gelerek edebiyat sorunlarını tartışıyoruz Salonlarda değil tüm Konak’ta etkinliklerimizi sürdürmeyi hedefledik. Okullarda etkinlikler düzenleyerek öğrencileri de bu etkinliklere kattık. Öykü günleri artık salonlardan taşıyor. Bu yılın onur konuğu, Türk yazınının yüz akı Osman Şahin Yurtiçi ve tyurtdışında kendini çok iyi ifade eden bir yazarımız. 3 gün boyunca sürecek etkinliklerde tiyatro oyun üzerine tartışmalar yapılacak. Etkinliğe çok önemli katkılarda bulunacak.”










ÖYKÜ GÜNLERİ BAŞLIYOR

11 ŞUBAT 2009

      Konak Belediyesi’nin düzenlediği,İzmir Öykü Günleri’nin   sekizincisi 12-14 Şubat tarihleri arasında Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi  Avni Anıl Sahnesi’nde  gerçekleşecek.Öykü Günleri’ne Edebiyatçılar Derneği  ve Ege Kültür Vakfı da destek verecek.Etkinlik 12 Şubat saat 12.30’da Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ Edebiyatçılar Derneği  Genel Başkanı Gökhan Cengizhan  ve  Ege Kültür Vakfı Başkanı  Azra İnmeler’in   yapacağı açılış konuşmasıyla başlayacak.8'ncisi düzenlenen İzmir  Öykü Günleri’nin onur konuğu Osman Şahin olarak belirlendi.İlk gün Şahin’in öykücülüğünün tartışılacağı  oturuma Hülya Soyşekerci İsmail Mert Başat ve Gülseren Engin konuşmacı olarak katılacak.Ayrıca, “Şimdi Öykü Zamanı”,“Öyküden Tiyatroya”,“Bir Oğuz Atay Öyküsü” başlıkları altında gerçekleştirilecek oturumların yanı sıra “Ustalara Saygı” bölümünde saat 17.30’da Prof.Dr. Özdemir Nutku’nun katılımıyla Nazım Hikmet konuşulacak.

     Etkinlikte ikinci gün saat 12.00’de “Öykülerde Yazarım Çocukluk Kırıntıları”adlı  söyleşiyle Muzaffer İzgü  konuk olacak.”Ayhan Boyfırat Öykücülüğü”, “Öyküde Kurgu Oyunda Kurgu”,”Sokaktan Geçen Öyküler” adlı söyleşilerde gün boyunca öykü severlerle  buluşacak.”Ustalara Saygı” bölümünde ikinci günde saat 17.15’te Işık Öğütçü’nün katılımıyla Orhan Kemal tartışılacak



Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 15/2/2009 - 8. İzmir Öykü Günlerinden İzdüşümleri

Dünya Öykü Günü Bildirisi'ni de hazırlayan 8. İzmir Öykü Günleri "Onur Konuğu" Osman ŞAHİN'in adına güzel bir site hazırlandığını da bu vesileyle yeni gördüm. Nette bu denli çok gezen biri olarak karşılaşmadığıma göre de mutlaka yeni hazırlandı diye düşündüm. Yapılış zamanınna ilişkin bir bilgi de gözüme çarpmadı. O yüzden paylaşmak istiyorum. http://osmansahin.com/  İçeriği de bu güne kadar yapılanlara baktığımızda alışılmadığı kadar zengin.. "YAZARIN DİLİ, COĞRAFYASI, MEKANI" sayfasına da güncellendiğine ilişkin bir açıklama konulmuş.  

Osman Sahin'in adresi:  Dr. Zeki Zeren Sok. 15/32 Goztepe, Istanbul Ev / Fax: 216.363.5676               info@osmansahin.com       osman@osmansahin.com

***
 

8. İZMİR ÖYKÜ GÜNLERİ Etkinliklerine; yapıtlarıyla, yaşamlarıyla, edebiyat yapıtlarını sinema ve tiyatroya uygulamalarıyla, yapıtlarından örnekler seslendirenleri, ustalardan örnekler seslendirenleri, onların hakkında görüş ve düşüncelerini aktaranlarıyla; özellikle salonda adları çınlayan büyük ustalarıyla bizi üç gün öykü ile yatıp öykü ile kaldıran, yaşatan, yaşatılmasına adları ve yapıtlarıyla olanak veren yaşayan- yaşamayan, yerli- yabancı adları alfabetik olarak burada zikretmek istiyorum:

 

A.Muzaffer TUNÇAĞ, Ahmet ÖNEL, Alime MİTAP YALÇIN, Asuman SUSAM, Aydın ŞİMŞEK, Ayhan BOZFIRAT, Azra İnmeler, Azra İNMELER, Brecht, Can GAZALCI, Canan TAN, Cemil KAVUKÇU, Çehov, Dinçer SEZGİN, Emel Kayın, Ferda İZBUDAK AKINCI, Funda ÖZŞENER, Gökhan CENGİZHAN, Gönül ÇATALCALI, Gülseren ENGİN, Güzin ORALKAN, Haldun TANER, Haluk IŞIK, Handan GÖKÇEK, Hasan ÖZKILIÇ, Hidayet SAYIN, Hülya NUTKU, Hülya SOYŞEKERCİ, Hüseyin PEKER, Işık ÖĞÜTÇÜ, İlknur ÖZDEMİR, İnci ARAL, İsmail Mert BAŞAT, M. Sadık ASLANKARA, Murat ŞAHİN, Muzaffer İZGÜ, NAZIM HİKMET, Oğuz ATAY, Oğuz TÜMBAŞ, Orhan KEMAL, Osman ŞAHİN, Özcan KARABULUT, Özdemir NUTKU, Özen YULA, Özlem BELKIS, Selma BAŞ, Semih ÇELENK, Sevim BURAK, Sırma KÖKSAL, Şerife YALÇINKAYA, Şükran YÜCEL, Üstün AKMEN, Vicdan EFE, Vüsat O. BENER, Yılmaz ONAY, Yılmaz ÖĞÜT…

 

Şimdi belki de bazı dikkatsiz okurlar bu da ne ya, bu adam da kim ölüleri bile etkinliğe katmış!... Biliyorum kimin sağ kimi ölü olduğunu ama o “öldü” dediklerimiz salondaydılar ve de dipdiriydiler hala… Hele yaşıyor sandığımız bazı ölülerin yanında, ne kadar canlı idiler…

 

Işık Öğütçü’nün babası Orhan Kemal; Sırma Köksal’ın annesi Ayhan Bozfırat’la ilgili anı ve saptamaları değişik bir tattı…

***

Öykü Günlerinde Egeli Kadın Yazarlar Platformu üyeleri ağırlıklı olarak yer almıştı doğal olarak... Bu vesile ile arada verilen çay molasında Hüseyin Altınpulluk ile kitap sergilerini gezerken Zübeyde Seven Turan'la  tanıştık. Zübeyde Hanım benim Çorum Öğretmen Okulunda arkadaşım olan Ayhan Altay'la Kargı'da tanışmış ve birlikte çalışmışlar: Biri Mal Müdürü, Biri ise Töb- Der Kargı Şube Başkanı. İlginç anıları vardı Zübeyde Hanımın. Özellikle sürgün edilen 9 öğretmenin atamasına karşı "Bu masa 9 can etmez" diyerek direnişi, çok onurlu bir karşı koyuştu.78'lerde MC döneminde Ülkücülerin yoğun olduğu yörelere atanan devrimci öğretmenlerin can kaygısını içinde duyması, sanırım analık güdüsünün bir bağışıydı diye düşünürken daha o günlerde evli bile olmadığını vurguladı... Bunları yazıyor musunuz dedim.. Evet yanıtını aldım. mutlaka paylaşılması gereken anılardı çünkü.

SAVUR  SAÇLARINI  EGE

 

Savur Saçlarım Ege – Öyküler, Egeli Kadın Yazarlar Platformu, İzmir, Nisan 2008, 196 Sayfa, Afrodisyos- Sanat Yayınları:  6 / Kitap; Egeli Kadın Yazarlar Platformu (EKYAZ) üyesi 27 Egeli kadın yazarın "Ege ve Kadın" üzerine yazdığı 27 öyküden oluşuyor. “Savur Saçlarını Ege”de “ Egeli Kadın Yazarları Platformu” üyelerinden; Ayşe Aysel Güntürkün, Belma Özgün, Buket Akaya, Emel Denizaslanı, Emel Kayın, Esra Omdan, Gönül Çatalcalı, Gülseren Engin, Güzin Oralkan, Handan Gökçek, Hülya Soyşekerci, Hüsnan Şeker, İnci Gürbüzatik, İncila Çalışkan, Nesrin Özyaycı, Nevzat Süer Sezgin, Oya Uslu, Raşel Rakella Asal, Saime Bircan, Sevim Korkmaz Dinç, Seviye Merih, Sultan Su Esen, Tülin Çetin Bektaş, Vicdan Efe, Zehra Ünüvar, Zeliha Akçagüner, Zübeyde Seven Turan’ın birer öyküsü yer alıyor.

 

İçindekiler:

ACIYI PAYLAŞMAK / Zeliha AKÇAGÜNER 11

HASRET / Buket AKKAYA 17

TELEFON / Raşel Rakella ASAL 25

DENİZ / Tülin Çetin BEKTAŞ 29

ACI ŞEKER / Saime BİRCAN 37

PAMUK ÇAPASI / İncila ÇALIŞKAN 43

DAĞ Esintisi / Gönül ÇATALCALI 49

ANNEANNEM / Emel DENİZASLANI 65

A.LDIM BAŞIMI / Sevim KORKMAZ DİNÇ 71

AKASYA / Vicdan EFE 75

KARANLIKTA KÜÇÜK KIRMIZI BİR IŞIK / Gülseren ENGİN 85

EGE’NİN DOLUNAYI / Sultan Su ESEN 91

BÜYÜKANNEM / Handan GÖKÇEK 101

KEZBAN KADIN / Ayşe Aysel GÜNTÜRKÜN 105

SABIRLIK / İnci GÜRBÜZATİK 111

MAVİ, IŞIKLI, HUZURLU VE YORGUN / Emel KAYIN 121

ÖZLENEN / Seviye MERİH 123

GÖRÜNDÜGÜ Gibi DEĞİL/ Esra ODMAN 127

TÜLSÜ / Güzin ORALKAN 137

MAVİ O'NU ÇAGIRIYORDU / Belma ÖZGÜN 139

MARTI / Nesrin ÖZYAYCI 143

ALEV ALEV / Nevzat Süer SEZGİN 153

EGE TESELLİSİ / Hülya SOYŞEKERCİ 159

DAVULUN SESİ UZAKTAN HOŞ GELİR / Hüsnan ŞEKER. 163

PAYENDE HALA / Zübeyde Seven TURAN 168

BİR İNSANLIK ÖYKÜSÜ / Oya USLU 179

TÜTÜNCÜ KADINLAR / Zehra ÜNÜVAR 187


***

2009 Dünya Öykü Günü Bildirisi

En eski çağlardan beri ölümsüzlüğün ne olduğunu arama tutkusuna kapılan insan soyu, ölümsüzlüğün, kendi öz yaratısı “sanat” olduğunu anlamıştır.

Öykü, insanlığın en yaratıcı söz sanatıdır.

Doğa kendi yasalarına göre işler, öykü ise, insanlığın temel yasalarını ölçüt alır kendine, ona göre yazılır. İçinde insan olmayan bir öykü düşünülemez.

Öykü sözcüklerle yazılır. Sözcükler birer sestir, birer güçtür. Her sözcük bir doğumdur, bir tomurcuk çoşkusudur, yaşama yeniden bağlanmadır. Yıllanmış seslerdir sözcükler, yıllanmış coğrafyalardır. Milyonlarca ağzın, dilin, soluğun sıcaklığını ve nemini taşırlar. Her sözcük bir düşünce taşır içinde. “Söz” insandır. “Söz” insana bir şey anlattığı sürece ‘söz’ dür, anlatmıyorsa ‘boş laf’tır.

Öykünün kendine özgü kuralları, kurgusu, dili ve derinliği vardır. Öykü yaşamdaki gerçeklikle aynı olsun diye yazılmaz. Öykü gerçeği ile yaşam gerçeği birbirine uymaz. Görünenler, yaşananlar bir fotoğraf gerçeği ile yazılırsa bu öykü olmayacak, gazetecilik olacaktır. Öykü, yaşadığımız gerçeklerden bağımsızdır ve dış dünyayla bir ayrılık taşıyacaktır.

Yazar, yaşadığı çağın tanığıdır; kendi payına düşeni yazar ama yazdıkları ne kendi yaşamının tamamıdır, ne de görebildiklerinin…Yazar yüreğini dünyaya, topluma kapatamaz. “Yazarın ayakları ne denli kendi toprağındaysa, kulakları da yeryüzünde olacaktır” diyor Yaşar Kemal. Yazarın içinde beslediği, büyüttüğü temel gerçek, insan duygusu ile insan gerçeğidir. Montaigne’in: “Bir insanda yeryüzü insanlığının bütün halleri gizlidir” sözünün önemini, yazar herkesten iyi bilir; her insanın içinde bir “Hamlet’ olduğunu, sıradan insanların başını kaldırmaya hakkı olduğunu da…

Yazar, edebiyatın sürekliliği içinde düşüncelerini, birikimlerini, algılarını akıl süzgecinden geçirerek özümseyen, onları kağıda dökerek, öykü yokuşunda sürekli koşmaya çalışan kişidir. Sözcüklere ruh verendir, bir sözcük damıtıcısıdır. Öykü kıvamını, sözcüklerin kaynaşmasını sabırla bekler. Yüreğinden, aklından geçen sözcüklerin, okurların yüreğinden de geçeceğini, onu sarsacağını, ürperteceğini bilir.

Yaşlı insan yüzleri geçmişin aynaları sayılır. Her çeşit insan yüzü, duyulan birkaç çekirdek söz, ağır çalkantılı yaşamlar, carpık ilişkiler, savaşlar, afetler, acılar, ihanetler, analık duygusu, korku, ölüm ve aşk gibi temel insanı duygular, yazarın yüreğinde büyük anaforlar, patlamalar yapar. Tohumlanma, çimlenme başlar. Derken, yüzlerce sözcüğün kanından, canından oluşan, başında, sonunda ve ortasında hep ‘insan’ olan ‘öykü’ çıkar ortaya. İnsanın derinine inmeyen, yalnızca süslü sözcüklerin cilasıyla yetinilerek yazılmış öyküler kanımca kalıcı olmayacaktır.

Zaman kadar eski, zaman kadar genç, Ilyada ve Odysseia gibi iki büyük destanın yaratıcısı, İzmir’li yurttaşımız Homeros’tan günümüze, birbirinden çoşkulu, güzel, kanatlı sözlerle anlatı geleneğimizi taçlandıran Ömer Seyfettin, Sabahattin Ali, Sait Faik, Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve daha pek çok büyük, soylu yazarlarımızı saygıyla anıyor, selamlıyorum.

Dillerimiz, kültürlerimiz, yaşantılarımız farklı olsa da, öykülerimizin kardeş olduğunu yineliyorum.

DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ’nün bütün öykücülerimize ve öykü severlere kutlu olmasını diliyorum.

ÖYKÜCÜ
Osman Şahin
"8. İzmir Öykü Günleri Onur Konuğu"




Öykülerde sevgi / Benal AKMAN
“Bir insanı sevmekle başlar her şey” Sait Faik
 
14 Şubat’ın Sevgililer Günü olması bir yana, Dünya Pen Yazarlarınca onaylanarak ulusal anlamda bir kimlik kazanan bugün  “Dünya Öykü Günü” olarak kutlanıyor. Öykülerle insan, insanla öyküler, geçmişle gelecek arasında kurulan kesintisiz edebi bir bağ… İnsanları bütünleştirmede etkenlik,  sağlanan dünya barışı ve çıkarsız paylaşım… Okuyan bir toplum olmak, düşünceyi geliştirmek, dünyaya bir farklı gözle bakmak, yaratıcı olmak…

Bugüne özel “Sevgiliye Dair” isimli öykümü de yazıveriyorum. Bir karakter oluşturup etten kemikten yapıyorum onu, kişilik veriyorum, ruh veriyorum, özelliklendiriyorum. Sevginin anlamını çok iyi bilen, şeffaf, naturel, tüm hücreleriyle sevgiyi taşıyan bu karakter, günümüz yalandan sevgilerini görünce boynunu büküyor. Ancak öykülerde, şiirlerde, romanlarda görebiliyoruz, yaşayabiliyoruz gerçekliği.
 
Her koşulda, her ortamda, yalansız, çıkarsız, en derinden, en içten, en hakiki, tümden gelimli, tümevarımlı, doğal bileşimli sevgileri olan tüm sevgililerin her günü birbirinden özeldir. Gerisi ise boş, savsata, komutsal, zaruri, moda girmiş, yüzeysel, sadece adı sevgi-li… Gereksiz, yalnızlık yaşamamak adına robotlaşarak, içtenliksiz sarf edilen sahte sevgi sözcükleri, karalanan sevgi… Edebiyat aracılığıyla anlatılınca anlaşılıyor sevgi öykülerde.
 
Nice kırmızı güller aldık, gülümsedik, kokladık, kuruttuk, sakladık. Kırmızı gül güzeldi de dikenleri canımızı yaktı, ağladık, düştük, kalktık, indik, çıktık. Yüce aşklarda derin sevgileri bulduk, bazen şeytani neyse onu seçtik. Sonra pes ettik, tövbe ettik. Yine de içimizdeki çocuk sevgiyi hep barındırsa da her seferinde sandıktan çıkarıp ortaya dökse de kırılganlık yanı başımızda kaldı. Kırmızı gül bile kalıpsallıkta yerini aldı. Peki, kırmızı gülün suçu neydi? Kırmızı güller öykülerde yer alsın.

Kırmızı kalp şeklinde yastıklar, eline kalp tutuşturulmuş ayıcıklar, krize tezat beş katı fiyatla satıl
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 3/1/2009 - Mustafa Necati Anıldı

Kategori: Etkinlik








Mustafa Necati Anıldı
İzmir’in yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Mustafa Necati, ölümünün 80. yılında bir sempozyumla anıldı.
İzmir’in yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Mustafa Necati, ölümünün 80. yılında bir sempozyumla anıldı. Etkinlikte konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Ulusal bilinci artırmak için hep birlikte çalışmalıyız” çağrısı yaptı.
 
Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi ile Balçova Belediyesi tarafından düzenlenen “Ölümünün 80.yılında Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi Sempozyumu”, Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sempozyuma İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, eski milletvekilleri Suat Çağlayan ve Mustafa Gazalcı, Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş, YÖK üyesi Prof. Dr. İsa Eşme ve Prof.Dr. Zeki Arıkan’ın yanısıra, eğitime gönül vermiş çok sayıda dinleyici katıldı.
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Quartet Grubu’nun verdiği mini konserle başlayan sempozyumun açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Milli Eğitim’in önemini dile getirerek, günümüzde ulusal bilincin çeşitli yollarla zayıfladığına dikkat çekti. Tek tip insan yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Başkan Kocaoğlu, “Ulusal bilinci arttırmak için hep birlikte çalışmalıyız. Milleti millet yapan özelliklerin başında gelen ulusal bilinç azalırsa, bir çok konuda dejenerasyon başlar ve siz siz olmaktan çıkarsınız. Atatürkçü, laik Cumhuriyetten yana olan bireyler olarak ulusal bilincimizi çok daha yukarıya taşımak için hep birlikte çalışmalıyız” dedi.
 
Her zaman her yaşta insanın öğrenmeye ihtiyacı olduğunu belirten Başkan Kocaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Genç yaşında bir çok alanda başarıya imza atmış olan Mustafa Necati, bu ülkenin yeniden doğuşunun başladığı günlerde Atatürk devrimlerinin ve gerçek eğitim reformunun öncülerinden olmuştur. Bu reformları gerçekleştirmek bir yürek ve organizasyon işidir. Bir gemileri yakmak işidir. Mustafa Necati, gemileri ilk yakanların başında gelmektedir. Ulu Önder Atatürk ile milli mücadele sırasında onunla yürüyen neferlerin başlattıkları bu yolda emin adımlarla yürüyeceğiz.”
Bir konuşma yapan Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Atatürk devrimlerinin temsilcisi, eğitimci, hukukçu Mustafa Necati’nin atılımcı, yaratıcı ve halkçı kişiliğine değindi. Tunçağ, görevlerinin Türkiye’ye örnek olan bu insanların bugüne getirdikleri noktadan geri adım atmamak, attırmamak olduğunu söyledi. Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş ise, Cumhuriyet devrimlerini referans aldıklarını belirtti. Dernek olarak, günümüz eğitim sorunlarına çözümler ürettiklerini ifade eden Kocabaş, “Ülkemizin ve çocuklarımızın aydınlık geleceği için aydınlık bir eğitim reformu yapılmalıdır. Mustafa Necati’nin Cumhuriyet devrimi eğitimine ve öğretmenlik mesleğine katkılar çok büyüktür. Bu yurtsever insanın hayatını anlatın bir belgesel hazırladık. Laik ve bilimsel eğitimden uzaklaştırılmak istenilen bir dönemde bu sempozyumun önemi açıktır” diye konuştu.
 
İzmir’in yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Mustafa Necati, ölümünün 80. yılında bir sempozyumla anıldı. Etkinlikte konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Ulusal bilinci artırmak için hep birlikte çalışmalıyız” çağrısı yaptı.
 
Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi ile Balçova Belediyesi tarafından düzenlenen “Ölümünün 80.yılında Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi Sempozyumu”, Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sempozyuma İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, eski milletvekilleri Suat Çağlayan ve Mustafa Gazalcı, Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş, YÖK üyesi Prof. Dr. İsa Eşme ve Prof.Dr. Zeki Arıkan’ın yanısıra, eğitime gönül vermiş çok sayıda dinleyici katıldı.
 
İzmir Büyükşehir Belediyesi Quartet Grubu’nun verdiği mini konserle başlayan sempozyumun açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Milli Eğitim’in önemini dile getirerek, günümüzde ulusal bilincin çeşitli yollarla zayıfladığına dikkat çekti. Tek tip insan yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Başkan Kocaoğlu, “Ulusal bilinci arttırmak için hep birlikte çalışmalıyız. Milleti millet yapan özelliklerin başında gelen ulusal bilinç azalırsa, bir çok konuda dejenerasyon başlar ve siz siz olmaktan çıkarsınız. Atatürkçü, laik Cumhuriyetten yana olan bireyler olarak ulusal bilincimizi çok daha yukarıya taşımak için hep birlikte çalışmalıyız” dedi.
 
Her zaman her yaşta insanın öğrenmeye ihtiyacı olduğunu belirten Başkan Kocaoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Genç yaşında bir çok alanda başarıya imza atmış olan Mustafa Necati, bu ülkenin yeniden doğuşunun başladığı günlerde Atatürk devrimlerinin ve gerçek eğitim reformunun öncülerinden olmuştur. Bu reformları gerçekleştirmek bir yürek ve organizasyon işidir. Bir gemileri yakmak işidir. Mustafa Necati, gemileri ilk yakanların başında gelmektedir. Ulu Önder Atatürk ile milli mücadele sırasında onunla yürüyen neferlerin başlattıkları bu yolda emin adımlarla yürüyeceğiz.”
Bir konuşma yapan Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Atatürk devrimlerinin temsilcisi, eğitimci, hukukçu Mustafa Necati’nin atılımcı, yaratıcı ve halkçı kişiliğine değindi. Tunçağ, görevlerinin Türkiye’ye örnek olan bu insanların bugüne getirdikleri noktadan geri adım atmamak, attırmamak olduğunu söyledi. Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş ise, Cumhuriyet devrimlerini referans aldıklarını belirtti. Dernek olarak, günümüz eğitim sorunlarına çözümler ürettiklerini ifade eden Kocabaş, “Ülkemizin ve çocuklarımızın aydınlık geleceği için aydınlık bir eğitim reformu yapılmalıdır. Mustafa Necati’nin Cumhuriyet devrimi eğitimine ve öğretmenlik mesleğine katkılar çok büyüktür. Bu yurtsever insanın hayatını anlatın bir belgesel hazırladık. Laik ve bilimsel eğitimden uzaklaştırılmak istenilen bir dönemde bu sempozyumun önemi açıktır” diye konuştu.
 
03.01.2009
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 26/12/2008 - "Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi " Sempozyumu

Kategori: Etkinlik
"Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi "



PROGRAM TASLAĞI

“Ölümünün 80. Yılında Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi”
İnkılapçıların ölürken, kalanlardan ve yeni kuşaktan beklediği bir tek dileği vardır: Cansız bileklerinde sallanan vazife bayrağının kavranıp daha yüksekte dalgalanmasıdır. Necati, Aziz Necati; dileğin yerine getirilecektir." İsmet İNÖNÜ

SEMPOZYUM TASLAK PROGRAM
Tarih:
2-3 Ocak 2009-İZMİR

Yer:
Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi

Düzenleyen: Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği

Katkı Koyan Kuruluşlar:
İzmir Büyükşehir Belediyesi
Konak Belediyesi
Balçova Belediyesi


2 Ocak 2009 Cuma

Saat Program -Oturum Adı- Konuşmacılar
8.30-9.30 KAYIT
9.30-10.30
Sempozyum Açılış ve Konuşmalar
Saygı Duruşu-İstiklal Marşı
Mini Konser
Prof.Dr.Kemal Kocabaş
Prof.Dr.Zeki Arıkan
Aziz Kocaoğlu
Muzaffer Tunçağ
Mehmet Ali Çalkaya
İsmail Uğural
Eren Gevgeli

10.30-10.45
Çay-ARA

10.45-12.30

1. OTURUM
Oturum Başkanı
Mustafa Gazalcı Hasan Ali Yücel Oturumu
“Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi”

Mehmet Başaran
Prof.Dr. İsa Eşme
Dr.Engin Tonguç
Prof.Dr.Cahit Kavcar
Prof.Dr.Mahmut Adem


Yemek Arası
12.30-13.30


13.30-15.30

2. OTURUM
Oturum Başkanı:
Prof.Dr.İsa EŞME İsmail Hakkı Tonguç Oturumu
“Eğitbilim penceresinden Mustafa Necati”
Prof.Dr.Özcan Demirel
Prof.Dr.Mualla Bilgin Aksu
Prof.Dr.Hüseyin Bal
Prof.Dr.Ayfer Kocabaş
Yard.Doç.Dr.Mehmet Bilir


15.30-15.45
Çay-ARA

15.45-17.45 3. OTURUM
15.45-17.46
Oturum Başkanı:
Prof.Dr.Zeki ARIKAN Vasıf Çınar Oturumu
“Tarihçi penceresinden Mustafa Necati”

Prof.Dr.Ergun Aybars
Doç.Dr.Kemal Arı
Doç.Dr.Tülay Alim Baran
Yard.Doç.Dr.Oktay Gökdemir
Yard.Doç.Dr.Türkan Başyiğit

17.45-18.00 Çay-ARA

18.00-19.30
4. Oturum

Oturum Başkanı
Prof.Dr.Ayfer Kocabaş Saffet Arıkan Oturumu
“Harf Devrimi, Millet Mektepleri ve Mustafa Necati” Prof.Dr.Ersoy Taşdemir
Hidayet Karakuş
Dr.Hanife Keskin
Öğr.Gör. Kamuran Semra Eren

20.00 Sempozyum Yemeği-1

3 Ocak 2009-Cumartesi

Saat - Program - Oturum Adı - Katılımcılar

10.00-12.00
5. OTURUM
Oturum Başkanı:
Prof. Dr. Özcan Demirel Rauf İnan Oturumu
“Öğretmen Yetiştirme ve Mustafa Necati”

Pakize Türkoğlu
Mustafa Gazalcı
Dr.Niyazi Altunya
Prof.Dr.Nevzat Kavcar
Prof.Dr.Erdoğan Başar

12.00-13.00 Öğle Yemeği


13.00-14.15

6. Oturum
Oturum Başkanı
Prof.Dr.Kemal Kocabaş Sabahattin Eyüboğlu Oturumu
“Köy Öğretmen Okulları ve Mustafa Necati” Prof.Dr.Hüseyin Kıran
Prof.Dr.Mustafa Ergun
Yard.Doç.Dr.Mustafa Sanal

14.15-14.30
Çay-ARA

14.30-1630

7. Oturum
Oturum Başkanı
Dr.Engin TONGUÇ Nafi Atuf Kansu
Oturumu
“Mustafa Necati Döneminden Günümüze” Işık Kansu
Prof.Dr.Rıfat Okçabol
Prof.Dr.Zeki Arıkan
Prof.Dr.Kemal Kocabaş
Mehmet Saydur

16.30-16.45
Çay-ARA

16.45-18.15
8. OTURUM

Oturum Başkanı:
Hidayet KARAKUŞ Dr.Reşit Galip Oturumu
“Mustafa Necati Dönemi ve Sonrası toplumsal yapı”

Prof.Dr.Songül Sallan Gül
Yard.Doç.Dr.Firdevs Gümüşoğlu
Yard.Doç.Dr. Haluk Erdem
Em.Öğr.Gör. Mümtaz Peker

18.15-18.30
Çay-ARA

18.30-19.30 8.OTURUM

Oturum Başkanı:
Prof.Dr.Cahit KAVCAR
Ferit Oğuz Bayır Oturumu
“Mustafa Necati Döneminden Kesitler”

Prof.Dr.Hasan Pekmezci
Yard.Doç.Dr.Eftal Sevinçli
Nezih Başgelen
Gülsün Kaya
Prof.Dr.Oğuz Makal


20.00 Sempozyum Yemeği-2
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 20/12/2008 - ÇORUM'DA YAKLAŞIK 250 ARKADAŞIMIZ BULUŞTU

Kategori: Egitim

ÇORUM'DA YAKLAŞIK 250 ARKADAŞIMIZ BULUŞTU

Yaklaşık kırk yıl sonra ilk buluşma gerçekleşti.

Okul'daki buluşmaya 250'nin üzerinde arkadaşmıız katıldı.

 

Mutluluk gözyaşları arasında anılar tazelendi.

Topluca ve yürüyerek eski okul binamızın olduğu yere gidildi.

Burada bizim yatakhane olarak kullandığımız bina İstiklal ilköğretim okulu olarak görev yapıyor.

 

Çorum İlköğretmen Okulunda okumuş bir babanın kızı olan İstiklal İlköğretim Okulu Müdürü, sevgili Şule Toksoy bizi karşıladı ve özel ilgi gösterdi.

 

Geceye 165 arkadaşımız katıldı. Saat 19'da başlayan gece 23,30 dolayında bitti.

Pazar günü ise Çorum Müzesini de kapsayan bir gezi yapıldı.

İlk beş fotograf yenifoto 8 sayfasında açıldı. Diğer fotoğraflar ulaştıkça eklenecek

Ayrıtılar, ve video görüntüleri kısa bir süre sonra yayınlanacak.

http://www.corumio.com/h43.html

RÜYA MIYDI, YOKSA GERÇEK Mİ?

        Bilmiyorum; 8-9 Kasım Çorum Buluşması'nın daha önce yaşanmışlığı var mıdır? "-Evet, var. Falanca okul mezunları her yıl buluşuyor" diyeceksiniz ama bu öylesi bir buluşma değil ki. Çünkü okul kapanalı 33 yıl olduktan sonra ilk kez düzenleniyor.
        Sanırım Ağustos'un son günleriydi Ayhan'la "Çorum Buluşması" kararını verdiğimizde. "Yapabilir miyiz?" diye düşünmedik bile. Yapardık, hem niye yapamayalım ki?
        O günden sonra tatlı bir telaştı bizimkisi. "Ne yapabiliriz?, "Nereleri gezdirelim?, "Bizden ne bekleniyor?" ya da "Nasıl memnun edebiliriz?" soruları dönüp duruyordu kafamızda.
        Aslında Çorumlu arkadaşlar olarak çok da stresli değildik. Çünkü biliyorduk ki gelecek arkadaşlarımız düğüne gelir gibi gülüp eğlenmeye değil, yıllardır içinde sakladığı geçmişe özlemini gidermek için geliyordu. Olası kusurlarımızı görmezden geleceklerini ya da bağışlayacaklarını biliyorduk. Bu duygunun verdiği cesaretle başladık işe ve gelen teşekkür telefonlarına göre de sanırım başardık.
        Gelecek yıllarda bir daha toplanıp hasret giderebilir miyiz, bilmiyorum. Ama bu yazıyı okuyan tüm arkadaşlara içtenlikle şunu söyleyebilirim: "Biz Çorum ekibi olarak 2009 yılı için de sizleri Çorum'da misafir etmeye hazırız ve şimdiden bu toplantının yeniden Çorum'da yapılması için adaylığımızı duyuruyoruz. Hem de daha deneyimli bir ekip olmanın verdiği güvenle."
        Biliyor musunuz arkadaşlar, sizlerin gözlerinizdeki gülücüklere vesile olabilmek öylesine güzel bir duygu ki! Ayrılırken bize en fazla söylediğiniz cümle şuydu: "En az on yaş gençleştiğimi hissediyorum." Ya biz? Sizlerin on yaş gençleşmenizde az da olsa emeği olan bizler?  Ve bunun mutluluğunu doyasıya yaşayan bizler? İçtenlikle söylüyorum ki; yalnız kendinizi değil, bizleri de en az on yıl gençleştirip de öyle gittiniz.
        Bu nedenle sıcacık evlerinizden kalkıp hem maddi, hem de manevi bir sürü fedakârlıklara göğüs gererek bizleri onurlandırdığınız ve rüya gibi geçen o iki günü yaşattığınız için hepinize teşekkür ediyoruz. Sizlere layık olanı gerçekleştirmekti tüm çabamız. Ve sizlerin her şeye layık olduğunuzu bilerek.        

Sağlık ve mutluluk dileklerimizle...

        "Çorum Öğretmen Okullular 8-9 Kasım'da Çorum'da Buluşuyor" hazırlık grubu (Hasan Ali Kalayoğlu, Satılmış Gülenoğlu, Atakan Gülez ve Hüseyin Tekeli) adına; 
                                                                         Hasan Ali KALAYOĞLU

 

İLETİLER SAYFASINA DÖN

Video Görüntüleri İçin Tıklayınız >>> http://www.corumio.com/video-01.htm

ÖĞRETMENİMİZ VELİ SAPAZ RESİM SERGİSİ AÇIYOR

Unutulmaz öğretmenlerimizden Veli Sapaz resim sergisi açıyor.

Arkadaşlarımızın sergide bulunmasının anlamlı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca öğretmenimizin de çağrısı var.

Sergi 20 Aralık 2008 Cumartesi günü, saat 14.oo'de açılacak.

Sergi Yeri adresi:

BAKRAÇ SANAT GALERİSİ
Sinan Ercan Sok. No: 38 ÖZTOR Sitesi
KOZYATAĞI - KADIKÖY

Galeri Telefonu: 0 216 362 18 26

 

Serginin açılışına ilişkin resim ve haberi vermeye çalışacağız.

http://www.corumio.com/h45.html

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 17/12/2008 - Baykal’dan Başbakan’a Zor Sorular

Kategori: Elestiri

Deniz Baykal, konuşmasına hazırlıklı gelmişti. Orhan Veli’den şiir okuyarak, konuşmasını grafikli anlatımlarla süsledi. FOTOĞRAF: GÜRSEL?ESER?/?AA

Radikal, 17/12/2008

*‘Türkiye muz cumhuriyeti değil’ diyen Deniz Baykal, Meclis’te Başbakan’a sordu. Türk Telekom’da hissen mi var? Hazine’nin mi yoksa damadının mı yanındasın?
Sorular devam etti: ‘Kuryelikle suçlanan RTÜK Başkanı görevde kalacak mı? Ceyhan için Çalık’a söz verdin mi?’ Baykal ayrıca ‘IMF’ye gerek kalmadan ümük sıktınız’ dedi

 

 

CHP lideri Baykal, hükümeti tablo ve şiirle vurdu: Sizi güzel havalar mahvetti

ANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan ve hükümeti ekonomik krizin önemini anlayamamak ve gerekli önlemleri almamakla suçladı. Genel Kurul’da bütçe üzerine yaptığı konuşmayı ekonomik verilerin yer aldığı 10 tablo göstererek destekleyen Baykal, “Pembe tabloları anlatarak, astık, kestik diyerek ekonomiyi anlatmak mümkün değildir” dedi.
Baykal, hükümetin ekonomik krizi iyi yönlendiremediğini ve tek başına bu krizden çıkarmayacağını savunarak, “Hükümet önümüzdeki günlerde IMF’yi, yani otomatik pilotu devreye sokacak” diye konuştu. Baykal, kürsüde konuşurken, Başbakan ve ekonomiden sorumlu bakanlar not alırken, Genel Kurul’da CHP’liler başta olmak üzere AKP Grubu da dikkatle dinledi. Baykal, konuşmasında Başbakan Erdoğan’dan şu sorulara yanıt istedi:

TT karanlık bir satış
Türk Telekom’u sonunda kim aldı?: Bu konu aydınlığa kavuşmamıştır. Telekom öyle bir satılmıştır ki, alanlar kârıyla taksit ödemesi yapmıştır. Tarlanın taşıyla tarlanın kuşunu vurmuşlardır. Telekom’u sonunda kim aldı? Belirsiz. Bu satış gerçekleştikten hemen sonra yüzde 10 KDV indirimi sağlandı. Bu kaynak satıştan sonra verildi. Nasıl olur da Hariri ailesinin cebine karşılıksız olarak, KDV indirimini devreye sokarak, bu kaynak transferini içine sindirebilir? Bunun karşılığında bir şey alınmış mıdır?
Karanlık bir satış. Bunu böyle kabul edin denilmektedir. O yüzde 10’luk KDV indirimiyle bu kaynak karşılığında Türkiye ya da sayın Başbakan bir şey almış mıdır, almamış mıdır? Neresinden bakarsanız karanlık bir satış.
Başbakan kimin yanındadır?: Satış ile ilgili Başbakan TMSF Başkanı’na şikâyette bulunmuş mudur? “Niye pahalı sattınız” demiş midir? Başbakan kimin yanındadır? Damadının mı yanındadır, Türk Hazinesi’nin mi yanındadır? Şimdi bu satış yapıldı. Yeni bir belge ortaya çıktı. Yüzde 25’lik hisseye sahip olduğu gözüken Katarlı şeyhin, yüzde 50 söz hakkına sahip olduğu belgesi. Türkiye muz cumhuriyeti mi? Bunların hesabını sormayacak mıyız?
RTÜK Başkanı görev yapmaya devam edecek mi?: Büyük bir skandal yaşanıyor. Eksik olmasın bazı AKP’li vekiller de böyle söylüyorlar. Almanya’da şirket, Türkiye’de şirket, ikili hesaplar, oradaki para buraya aktarılıyor. Buraya getiriliyor paralar burada bir siyaseti finanse etmek için harcanıyor. Bir televizyon kuruluyor. Bu olayın arkasında yer alanların kim oldukları belli.
Başbakan ‘tanımıyorum’ diyor, fotoğrafları ortaya çıkıyor. Bu derneğe Bakanlar Kurulu kamuya yararlı statüsü vermiş, Mehmetçik Vakfı’na tanınmayan haklar ona tanınmış. Bu dava Türkiye’de yürütülsün diye bekliyoruz, Adalet Bakanı, “Bana ne” diyor. O RTÜK Başkanı görev yapmaya devam edecek mi?
Bizim Çalık Grubu dedin mi?: Bir işadamı diyor ki satış ile ilgili, “Başbakan bize ‘bizim Çalık Grubu’na vereceğiz. Berlusconi ve Putin ile birlikte’ dedi” açıklaması yapıyor. Başbakan’ın bunu tekzip ya da teyit etmesini istiyorum. Gerçekten ‘bizim’ Çalık Grubu’na ‘biz orayı vereceğiz’ demiş midir? Demişse bu ne biçim şeydir?

Ekonomik göstergeleri yanında getirdiği grafiklerle anlatan Baykal, şu eleştirilerde bulundu:
Bütçe anlamsız hale geldi: TBMM’de Bütçe tasarısı kabul edildikten birkaç hafta sonra hükümetin iki bakanın bir niyet mektubu imzalayacak.
Bu mektup bütçeyi anlamsız hale getirecektir. Keşke IMF ile anlaşma daha önce imzalanabilseydi. Daha şimdiden IMF çevreleri hazırlanan bütçeden çok büyük bir budama yapacaklarını söylüyorlar. Bu TBMM’nin saygınlığı için çok vahim bir durum.
Ümük sıkmak için IMF’ye ihtiyaç yok: Başbakan IMF ile anlaşma olmamasını ‘ümüğümüzü sıkmak istiyorlar’ diye açıklamıştı. Hükümetin milletin ümüğünü sıkmak için IMF’ye ihtiyacı yok. Kendisi de bu işi yapabiliyor.
Bu yasama meclisinde bütçeyi görüşüyoruz ama birkaç hafta sonra ilgili bakan arkadaşımız IMF ile stand-by anlaşması imzalayacak ve bu bütçenin hiçbir anlamı kalmayacak. Pembe masallar anlatarak, astık kestik diyerek ekonomik sorunlar çözülemez.
Ekonomiyi otomatik pilota bağlıyorlar: Ekonomideki gerilemenin tek sebebi küresel kriz değildir. Dünyadaki genel likitide bolluğu Türkiye için bir şanstı ama biz bunu değerlendiremedik. Türkiye, 2004 ve 2005 yılındaki likitide bolluğundan yararlandı. 2005’ten sonra dünyadan kopmaya başladı. Türkiye, müthiş bir cari açık problemi ile karşı karşıya. Ekonomik sorunları çözdüysek neden IMF’nin kapısına dayandık?
Milletin ümüğünü sıkmak için IMF’ye ihtiyaç yok. Türkiye dövizin bol ve ucuz olduğu dönemi değerlendiremedi. Tekstil sektöründe son bir yılda 10 bin çalışan işini kaybetti. Son birkaç yıldır, tarımda ciddi bir yıkım yaşanıyor.
Bu hükümet krizi maalesef çok kötü yönetiyor. Ya da sadece izliyor. IMF’ye ihtiyaç duyulması, hükümete olan güvensizlikten kaynaklanıyor. Küresel kriz meydana gelmese de, AKP hükümeti ülkemizi krize sokacaktı, hükümet krizi kötü yönetti ve seyretti.
Kamu borç yükü bugün 2001 krizinin öncesindeki borç yükünden daha yüksek miktarda bu krizi atlatmaya çalışıyor. Tek başına bu krizden çıkma durumu yok. Hükümet artık IMF’li, otomatik pilotu devreye sokacak. 

Orhan Veli’den şiir okudu
2002’den sonra dünya büyük bir bolluk içinde olduğunu, bu dönemde, likitide ve döviz bolluğu yaşandığını belirten Baykal, Orhan Veli’nin ‘Beni Bu Havalar Mahvetti’ şiiriyle değerlendirdi.
Orhan Veli’nin, “Beni bu güzel havalar mahvetti/Böyle havada istifa ettim/ Evkaftaki memuriyetimden/Tütüne böyle havada alıştım/Böyle havada âşık oldum/ Eve ekmekle tuz götürmeyi/Böyle havalarda unuttum/Şiir yazma hastalığım/Hep böyle havalarda nüksetti/Beni bu güzel havalar mahvetti” dizelerini okuyan Baykal, “Bizim hükümetin de şimdi Beni bu bol ve ucuz döviz havası mahvetti, o havada ben yatırım yapmayı, borç ödemeyi, açık vermemeyi unuttum, dünyaya benim açılmam gerekirken, dünyanın bana açılmasına fırsat verdim, elimdeki avucumdakileri...” diye konuştu. (Radikal) 

Krize çözüm önerileri
* Altyapı yatırımları artırılmalı, yarım kalan yatırımlar tamamlanmalı
* Kamu yatırımları yüzde 4’ün altına inmemeli
* Doğalgaz ve petrol ürünlerinin ÖTV’si indirilmeli
* Bazı kalemlerde KDV ve ÖTV düşürülmeli
* Mevduat garantisi artırılmalı
* Memur ve emekli maaşları mutlaka artırılmalı
* İşsizlere işsizlik fonundan ödeme yapılması kolaylaştırılmalı ve miktar arttırılmalı
* Vatandaşlık yardımı yapılmalı. Bu ayni değil maddi olmalı. 

Baykal hazırlıklı geldi
Baykal, Türkiye ve gelişmekte olan ülkelerin 2003-2008 yıllarını kapsayan büyüme rakamlarını, Türkiye’nin büyüme hızını, işsizlik oranlarını, cari açığı, ihracat, ithalat, özel sektörün dış borç stoku, hane halkı borç stoku verilerini, grafiklerle gösterdi. Türkiye’nin büyümesinin, 2004’te yüzde 9,4’ten, 2005’te yüzde 5,8, 2006’da yüzde 6,9, 2007’de yüzde 4,6, 2008’de ise yüzde 2’e düştüğüne işaret eden Baykal, sürdürülebilir ekonomik büyümenin gerçekleştirilemediğini söyledi. Baykal, bu düşüşün, ekonomik krizden değil, konjonktürün doğru değerlendirilememesinden kaynaklı olduğunu söyledi.

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

"Sanat ve edebiyat, aslında insanın yaşamında,başka deyişle günlük yaşam akışı düşünüldüğünde, birer fazlalıktır, çünkü bunlara günlük yaşamın dışında zaman ayırmak gerekir. Önemli olan bu fazlalıkları günlük insanın algılamaları bağlamında birer gerekliliğe dönüştürebilmektir..." Bertolt Brecht

Son yazılar

TOPRAĞI EMZİREN KİBELE
"Kaçmasın Diye" Gazeteci Balbay'a Ergenekon'dan Tutuklama
'AKP devlet gücünü açıkça kullanıyor'
Kavga Şairleri Anıldı / Kadir İNCESU
8. İzmir Öykü Günleri'nden 2009
8. İzmir Öykü Günlerinden İzdüşümleri
Mustafa Necati Anıldı
"Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi " Sempozyumu
ÇORUM'DA YAKLAŞIK 250 ARKADAŞIMIZ BULUŞTU
Baykal’dan Başbakan’a Zor Sorular
Leyla Tavşanoğlu|Pazar Söyleşİlerİ
‘Issız adam’, bir ‘Ada’ya düşünce...
Tekin Sönmez’in Yaşar Kemal’le Uzun Bir Söyleşisi
Nail Çakırhan’ı Kaybettik
TAŞKÖPRÜ'DE BASIN
Kedilerin Farkı... Orhan Erinç - Geçmişten Geleceğe
50’lerin siyasi düellosu: İspat hakkı
Dullar ve Reçeller
"12 Eylül, hükümeti elimden aldı"
"ŞERİAT DEVLETİNE GİDİŞİN AÇIK KANITLARI VAR"
*Ali ŞAHİN (alsah)
Hasret, Pranga bir de Ankara!Ahmed Arif, elbette Diyarbekir'dir. Epeyce de Ankara'dır. Salıverdim mi kendimi, "çok kalmadı Kızılay civarlarında bir yerlerde mutlaka Ahmed Abi ile karşılaşırım" diye düşünürüm.
Köşe Yazılarında "Türban Kararı"Anayasa Mahkemesinin "türban" serbestisi getiren değişikliği iptal etmesini savunan üç köşe yazarı da Hürriyet'te. Star, Taraf, Yeni Şafak, Milliyet ve Sabah yazarları kararı eleştiriyor.
AİHM: İşten çıkarılmalar din ve vicdan özgürlüğünü ihlal etmiyor
Anadolu hâlâ Nâzım'ı bekliyor

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS
Çorum İlköğretmen Okullular
Alsah Blokları
Gökırmak
Güldeste / Atatürk Şiirleri Seçkisi
Öyküler Öykücüler
Roman Yazıları
Sarı Yazma / Rıfat Ilgaz'ın Arşivi'nden
Şiirler Şairler
Edebiyat Gündemi
Yedinci Sanat
YeniDoğanGüneTürkü
Karalama Defteri
Yeni Doğan Güne Türkü
T.C Emekli Sandığı
Vergi Kimlik Numarası Sorgulama
T.C Kimlik Sorgulama
Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğü
T.C Resmi Gazete
MEB Tebliğler Dergisi
Seçim Kütükleri İçin Seçmen Sorgulama
Güncel Türkçe Sözlük'te Söz Arama
T.C. Kastamonu Valiliği
Günlük Gazetelerin ilk Sayfaları
Hangi Sinemada Hangi Film
Google'de Ara
Gazeteler
TümGazeteler
Günden Güne
GünlerinGetirdiği
Umuda Yolculuk
Taşköprü'den Bakış
Diğer Site ve Bloklarımın Fihristi
BİANET- Bağımsız İletişim Ağı
İlhan SELÇUK'un Köşe Yazıları
Dersimiz Edebiyat
AliŞahin'inNotDefteri / Haziran '07
AlsahBlogYazılarıSeçkisi / Haziran '07
YenidenDergi / Haziran '07
YeniDergi / Ocak '07
AyIşığı
GüneşeKarşıYürümek
İşte Öyle Bir Şey
Okudukça
YeniGüneTürkü / Ocak '07
http://yeniguneturku.blogcu.com/
Ali ŞAHİN (alsah) 'in Tüm Blok Ve Siteleri

Kategoriler

  • A. Ali ŞAHİN (A. Alsah) Yazilari
  • Ani
  • Arastirma
  • Deneme
  • Duyuru
  • Edebiyat Arastirmalari
  • Egitim
  • Elestiri
  • Etkinlik
  • Fikra
  • Gezi
  • Haber
  • Haber-Izlenim
  • Inceleme
  • Kitap Ozetleri
  • Makale
  • Masal
  • Odul
  • Oyku
  • Oyku Inceleme
  • Roman Inceleme
  • Siir
  • Siir Tahlilleri
  • Soylesi
  • Yarisma
  • Yorum
  • Arkadaşlar

    NEVAAY
    yazihamit
    kitabooku
    yorumsizin
    begonya35
    ferideozmat
    cumhuriyethalkpartisi
    CEM38
    esevcanca
    sahinsah
    Guldeste
    siirlersairler
    yeniedebiyat
    yedincisanat
    kastamonunet
    romanyazilari
    oykuleroykuculer
    Hasan37
    SariYazma
    HandanGokcek2
    geda
    Adaa54
    gulcanca
    huznunyuzueylul
    umudumsensin
    emeginsanati
    alisahin37
    UmitZeynep
    eroman
    passions00
    YeniGuneTurku
    kastamonum
    ayvalikli
    ehicran
    BenimEserlerim
    dilsizmutercim
    sanategitimi
    Aykiz
    astroakademi
    ahmetyazar
    AR
    aakif
    akiks
    aysunsay
    ahmetturanaltunsu
    acelyaxxx
    tulaybilgin
    fatoscb
    edakeskin
    gazikemal
    muzaffererdem
    senpazarli
    berrinsulari
    gorseldil
    canandansiirler
    cocukca
    derlemeler
    dertligarip
    hazanmevsimi
    ideadersler
    ilhanM
    kastamonuluyuz
    kaylule
    korgul07
    kunar
    lalecik
    emelsen
    Mansur
    maviadam
    muratkulcuoglu
    nimo
    ogretbensen
    oyhanhasan
    poem
    POLYANNA
    rumpeltsiskin
    sabahYILDIZI
    senpazarinsesi
    sevdasiirleri
    sophia
    spil
    TheLostHighway
    vedat1987
    hussoloji
    yagmurtuana
    yesilim
    yildizagaci
    yildizca
    yildizim
    yildizlarvegece
    yust
    turkeyLOVE
    saraykoy
    melektugba
    esedereli
    incesan
    deryadanlezzetler
    lezzetvadisi
    thermal
    neslinursema3
    http://alsahblog.blogcu.com/ Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:17
    Son Sayfa | Sonraki Sayfa