16.12.2007
Otçu geldi hanıııım!
Ot delisi değilim ama önüme konduğu zaman da birkaç tanesi hariç keyifle yerim. Bana sıcak rakı hissi veren arapsaçını bir türlü sevemedim mesela.. İstifnoyu da.. Yumurtalı hardal otunu da.. Acı geliyor çünkü bana, damak tadımla barıştıramadım bir türlü bu iki otu.. Ama turp otu, cibes, şevketi bostan, radikayı pek severim. Özellikle balık mönüsünün yanına bu otları pek yakıştırırım. Serin serin, ekşi ekşi pek bir mistir, misss! Malumunuz, bu ara ot severlerin bayram günleri.. Çünkü öyle ot dediğin yılın 12 ayı dağda bayırda bitmiyor. Yılın belli dönemi, ki bugünler o dönem oluyor, arzı endam ediyorlar dünyamıza.. Bugün nasıl olur bilmiyorum ama geçen hafta pazara uğradığımda, körpecik cibeslerden gözümü ayıramamıştım. Aralarında yatıp yuvarlanasım geldi, o kadar güzel görünüyorlardı. Hemen bir torbayıa doldurup eve koştum. Yalnız bende her sene şöyle bir sorun oluyor; bu otları nasıl ayıklayıp pişirmem gerektiğini her yıl unutuyorum. İlla ki bir hatırlatma gerekiyor. Genelde de annemi veya ablamı arıyorum. Hele ablam Yücel tam bir ot uzmanıdır. O yukarıda saydığım acı otları falan sabah kahvaltıda bile yer, o derece otçudur. Benim de en iyi başvuru kaynağımdır. Ama bir akıl hocam daha var ki, onunla yalnızca kitabı vasıtasıyla tanışıyoruz. İsmi Tijen İnaltong. Başka kitapları da var yemek kültürü üzerine, ama bu konuda 'Bir Ot Masalı' isimli kitabı, benim çok işime yarıyor. Her sene bu mevsim şöyle bir karıştırıyorum sayfalarını.. Yine öyle oldu. Bilenler bir kez daha bilgilerini tazelesin, henüz ot dünyasının cümbüşünü keşfetmemiş olanlara da ön bilgi olsun.. İşte size İnaltong'tan kısa bir özet: * "Bir kere her ot yenmez. Egeli kadınlara 'siz hangi otları yersiniz?' diye sorduğunuzda size 'keçinin yediği her otu yeriz' derler. Doğrudur da. Keçiler hayvanların en akıllılarındandır ve ağızlarının tadına çok düşkündürler. En lezzetli otları ilk onlar keşfeder ve yerler. Öyleyse bir keçinin peşine takılıp ot toplamanızda sakınca yok." (Öncel'in notu: Ben bu fikre bayıldım doğrusu. Bir keçinin peşine takılıp dağ bayır dolaşmak. Heidi gibi. Ne güzel!) * "Ancak bir bahar günü kırlara çıkıp da, önceki hafta pazardan aldığınız ota benzettiğiniz bir otu toplamanız tehlikeli olabilir. Çünkü bazı otlar, yediğimiz otlara çok benzemekle birlikte zehirli olabilirler. O nedenle çok iyi tanımadığınız, özelliklerinden çok emin olmadığınız bitkileri tek başınıza toplamamanızı öneririm." * "Yol kenarlarında yetişen bitkilerden uzak durun. Özellikle otoyol kenarları egzoz dumanının en yoğun olduğu yerlerdir ve bu bölgede yetişen bitkilerin toplanmaması, kullanılmaması gerekir." * "Yeşil ve sağlıklı görünen, körpe bitkileri toplayın ve mümkün olduğunca kısa sürede kulanın. Çünkü meyve sebzeler gibi onlar da bekledikçe besin değerini yitirirler. Az alın, hemen kullanın. Hemen kullanmayacağınız bitkileri de ışık almayacak ancak hava alacak şekilde, temiz bir kağıda sarıp, ardından da temiz torbalara koyarak saklayabilirsiniz. Yalnız paketlemeden önce sararmış ve kart yaprakları atın ve buzdolabına koymadan önce yıkamayın. En iyisi otları kullanacağınız zaman yıkamaktır." * Otalara meraklıysanız Bir Ot Masalı'nı alıp mutfak kütüphanenizde bulundurmanızı hararetle tavsiye ederim. Ve bir tavsiye de soğuk, yağmur demeden bugün bir ara semt pazarına uğramanız yolunda. Balık ve ot ziyafeti çekin bugün hem kendinize hem ailenize. Ne varsa doğada var.. Sunulan nimetlerin tadını çıkarın. Hadi afiyet olsun.. Ama en önemlisi de; şifa olsun!. |