"Kaçmasın Diye" Gazeteci Balbay'a Ergenekon'dan Tutuklama

6/3/2009 · Kategori: Haber

Mustafa Balbay tutuklandı

Ergenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alınmak üzere adliyeye getirilen Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile Neriman Aydın, sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. Balbay'ın 'Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla' tutuklandığı ve Metris Cezaevi'ne gönderildiği bildirildi.

AA/ANKA

İstanbul- Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcılarının talimatı üzerine Ankara'dan İstanbul'a getirilen Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Neriman Aydın, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde Cumhuriyet savcılarına ifade verdi.

Balbay ve Aydın, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklanmaları istemiyle gönderildikleri mahkemece tutuklandı.

 

Balbay, Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla tutuklandı

Ergenekon soruşturması çerçevesinde ek ifadesinden sonra nöbetçi mahkeme tarafından sorgusu yapılan Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve Yazarı Mustafa Balbay, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca "Anayasal düzeni silahla değiştirmeye teşebbüs" suçlamasıyla tutuklandı.

TCK'nin "Anayasayı ihlâl" başlığını düzenleyen 312. maddesi şöyle:

 Madde 312- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur.

 

Balbay ile Aydın cezaevine gönderildi

Ergenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alındıktan sonra mahkemece tutuklanan Mustafa Balbay ile Neriman Aydın cezaevine gönderildi.

Beşiktaş'taki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmasına karar verilen Balbay Metris Cezaevine, Aydın da Bakırköy Kadın ve Çocuk Tutukevi'ne götürüldü. Balbay ve Aydın, daha sonra Silivri'ye nakledilecek.

6 Mart 2009

 

 

Gazeteci Balbay ve Yazar Aydın "Ergenekon"dan İfade Veriyor

Gazeteci Mustafa Balbay ve yazar Neriman Aydın, daha önce gözaltına alınıp serbest bırakıldıkları Ergenekon Soruşturması kapsamında bir kez daha ifade veriyorlar.Ergenekon Davası'nda en son tutuklu sanık Hüseyin Görüm savunma yaptı.

BİA Haber Merkezi - Istanbul-ankara

5 Mart 2009, Perşembe

Ergenekon Soruşturması kapsamında sekiz ay önce gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve yazar Neriman Aydın İstanbul'da ek ifade veriyorlar.

1 Temmuz 2008'de Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve eski Jandarma Genel Komutanı ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur ile birlikte gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Balbay, polis zoruyla İstanbul'a getirilerek savcılığa çıkarıldı.

Balbay'ın avukatı Akın Atalay, Cnntürk yayınına katılarak,sabah saatlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin Balbay'ın evine geldiğini ifade ederek, "zorla götürme" yöntemiyle Balbay'ın ek ifadesinin alınması yoluna gidilmesini eleştirdi:

"Tercihleri nedense, davet yerine zorla getirme oldu. Çağrılmıyor, zorla getirme kararı verliyor. Oysa yakalama veya gözaltı da söz konusu değil." 

Görüm: Teşkilatın İstanbul ayağını kurma görevi verildi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20 Ekim 2008'de görmeye başladığı 41'i tutuklu ve 86 sanıklı Ergenekon Davası'nda önceki gün 57. duruşma gerçekleştirildi.

Ntvmsnbc.com sitesine göre, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde yapılan yargılamada tutuklu sanıklardan "İmam" lakaplı Hüseyin Görüm savunmasını tamamladı.

Görüm, savunmasında Alparslan Arslan'ı Danıştay saldırısından sonra TV'de gördüğü anı anlattı. Sık sık Kuran okuyan ve konudan konuya atlayan Görüm, mahkemede gülüşmelere neden oldu.

Ağabeyi Yusuf Görüm'ün 'Nihat' adlı bir arkadaşının 2001'de kendisine gelerek vatansever insanların bir araya geldiği bir oluşumda yer almak isteyip istemediğini sorduğunu anlatan Görüm, "Ulusal Güç Birliği Yeniden Kuvayi Milliye" adlı bu oluşuma bu şekilde dahil olduğunu ve kendisine İstanbul teşkilatını kurma görevinin verildiğini ifade etti.

Görüm, Ankara'da bu oluşumun başındaki Arif İskender Könder'in de bulunduğu kişilerle görüştüğünü, bu kişilerin kendisine oluşum hakkında bilgi ve kırmızı bir kitapçık verdiklerini, bu kitapçıkta beğendiği fikirlerin bulunduğunu söyledi.

Görüm, İstanbul'a geldiğinde bu oluşumu çevresini bu oluşuma katılmaya davet ettiğini, daha sonra Ankara'da ATO'da düzenlenen toplantıya çağrıldığını, bu mahkemedeki sanıklarca dile getirilen ''Bugünün Düyun-u Umumiyesi, Sevr'' gibi konulardan bahsedildiğini anlattı.

Duruşmada Kur'an okudu

Görüm, konuşması sırasında zaman zaman Kur'an-ı Kerim'den sureler okudu. Küçük bir Kur'an-ı Kerim çıkarması ve bunu kürsüde bırakması üzerine mahkemece uyarıldı.

Görüm, Arif İskender Könder'in birlikten ayrıldığını öğrendiğini, bunun kafasını kurcaladığını belirterek, daha sonra oluşumu kuran isimlerin kendi aralarında birbirlerine düştüğünü öğrendiğini ileri sürdü.

Tüzüğe eklenen madde

Daha sonra aynı ekibin oluşumun adını ''Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi'' olarak değiştirdiğini öğrendiğini ve buna davet edildiğini anlatan Görüm, bu oluşumun tüzüğünü okuduğunu, beğendiğini, tüzüğe, ''Mukavemet güç birlikleri kurulur'' diye de bir madde konulduğunu gördüğünü söyledi.

"Hepsini kandırdım sayılır"

Hüseyin Görüm, oluşumun Genel Başkanı'nın Erdal Ünal olduğunu, bu oluşum içinde çalışmaya ve oluşumu çevresine anlatmaya başladığını ifade ederek, ''Haklarını helal etsinler. Hepsini kandırdım sayılır'' diye konuştu; Düzce teşkilatını da bacanağı ''Ersin''e kurdurduğunu söyledi.

"Öğretmenevindeki herkes dört yıldız"

İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmenevi'nde Erdal Ünal'ın bir toplantı yaptığını, bu toplantıyı organize ettiğini anlatan Görüm, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Alpaslan Aslan'ı da orada gördük demişler. Yalan. Herkes 4 yıldız. Hava, Kara, Deniz, Jandarma hepsi onun içindeydi. Ben öyle biliyorum yani. Muzaffer Tekin Bey ve arkadaşları ile Fikri Baba da (Karadağ) geldi. Benim için babadır. Yine vatan millet söylemleri işte. O olacak bu olacak"

Kerem Topal'a oluşumun İstanbul İl Başkanlığının teklif edildiğini ve para istendiğini öğrendiğini anlatan Görüm, ''Bunlar vatansever falan değil sevgili Reisim. Ne vatanseveri ya, vatan satar bunlar. Demişler ki ben eroin tüccarıymışım. Bunu yapacak en son insan benim ama eroinci ne kadar iş yapmış insan varsa hepsini tanıyorum'' diye konuştu. (EÖ)

 

 

 

 

Meslek Örgütleri Aydın ve Balbay'ın Tutuklanmasından Endişeli

TGC Başkanı Erinç, "Üzgünüm. Değerlendirme yapamam"; Hikmet Çetinkaya, "Balbay'ın toprak altına ne silahı var, ne bombası"; TGS, Bu bir sindirme yöntemi" derken ÇGD'den Abakay, "Bu gazetecilere gözdağı vermek mi?" diye sordu.

BİA Haber Merkezi - Istanbul-ankara

6 Mart 2009, Cuma

Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve Toplumsal Haber sitesi yazarı Neriman Aydın'ın Ergenekon Soruşturması'ndan tutuklanmasına dair meslektaş tepkileri, soruşturmanın yürütülme biçimi ve baskıyı andırdığı etrafında yoğunlaşıyor.

Balbay ve Aydın 1 Temmuz 2008'de gözaltına alınıp serbest bırakıldıkları Ergenekon soruşturması kapsamında bugün "Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmaya teşebbüs" iddiasıyla cezaevine gönderilmişlerdi.

Bu suçlama, uzun bir süredir yayımlanması beklenen iddianameye de yansırsa Balbay ve Aydın, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla yargılanacaklar.

Erinç: Üzgünüm ancak yorum da yapamam

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, tutuklamalar nedeniyle üzgün olduğunu ancak mahkeme kararıyla ilgili bir değerlendirme yapmasının olanaksız olduğunu açıkladı.

Uzun süren soruşturmanın konunun mahkemelere aktarılması sürecini de uzattığına işaret eden Erinç, "Bu, yargının işlevselliğini azalttığı gibi, yargı-siyaset ilişkileri konusundaki iddiaların da gündemde kalması sonucunu yaratıyor. İddianamelerin bir an önce hazırlanmasını ve davanın görülmeye başlamasını bekliyoruz" dedi.

Siyasetin medyaya son günlerdeki yaklaşımının ifade özgürlüğü ve gazetecilerin haber verme haklarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Erinç "Dilerim ki hukuk devleti kavramı eksiksiz olarak ülkemizde de geçerli olur" açıklaması yaptı.

Çetinkaya: Ne gömdüğü silahı var, ne bombası

Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Hikmet Çetinkaya da bir televizyon kanalına, Balbay'ın sabit bir ikametinin bulunduğunu vurgulayarak, neden tutuklandığına anlam veremediğini kaydetti:

"Bu sekiz aylık sürede ne oldu? Yeni kanıtlara mı gidildi burasını bilmiyor. Balbay'ın evinde veya çalışma odasında ne var? Kitapları, belgeleri, gazete kupürleri vardır. Balbay'ın toprak altına gömdüğü ne silah vardır, ne bombası var. Balbay, Cumhuriyetçidir, Atatürkçüdür, özgürlükçüdür, ulusalcıdır. Bunlar suçsa bilmiyorum. Operasyonlarda önce bir şüpheli bulunuyor sonra kanıta gidiyor, oysa hukuk da önce kanıt bulunur sonra şüpheliyi gidilir. "

Abakay: Bu gazetecilere gözdağı vermek mi?

Gazetecilerin gözaltına alınmasına üzüldüklerini ifade eden Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay da, tutuklamanın, son dönemde Başbakanın medyaya yönelik baskılarıyla bir arada düşünüldüğünde endişe yarattığını açıkladı.

"Balbay daha önce de sorgulanmıştı. Savcılık ya da mahkemece bilinmesi gereken hemen her şeyin sorguda öğrenilmiş olması beklenir. Şimdi tutuklanması konusu elbette bağımsız yargının görevidir. Bu, gazetecilere ya da muhaliflere gözdağı vermenin parçası mıdır sorusunu akıllara getiriyor. Arkasında kötü niyet aramak şaşırtıcı olmuyor."

İpekçi: Hukuku zorlayan bir karar

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Başkanı Ercan İpekçi ise, "meslektaşlarımız hiç ilgileri olmadığını düşündüğümüz bir takım çeteleşmelerle bağlantılıymış gibi gösterilerek mağdur edilmektedirler. Bunlar sindirme yöntemleridir. Bu davalarla ilişkilendirilerek gazeteciler üzerinde bir baskı oluşturulmak isteniyor." (EÖ)

 

 

 

 

"Kaçmasın Diye" Gazeteci Balbay'a Ergenekon'dan Tutuklama

Ergenekon Soruşturması'ndan sekiz ay sonra yeniden ifadeleri alınan Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve yazar Neriman Aydın tutuklandı. TGC başkanı Erinç, "Üzgünüm"; avukat Utku, "Tutuklamayı delil durumu ve kaçma şüphesine dayandırdılar" dedi.

BİA Haber Merkezi - İstanbul

6 Mart 2009, Cuma

Cumhuriyet gazetesi Ankara temsilcisi Mustafa Balbay ve ulusalcı yayın izleyen Toplumsal Haber sitesi yazarı Neriman Aydın Ergenekon soruşturması kapsamında sekiz ay sonra bir kez daha gözaltına alındıktan sonra tutuklandılar.

Ankara'dan polis eşliğinde dün sabah (5 Mart) İstanbul'a getirilerek Beşiktaş'taki Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Ergenekon" savcılarına ifade veren Balbay ve Aydın tutuklanma istemiyle çıkarıldıkları Nöbetçi Mahkemece cezaevine gönderildiler. Balbay ve Aydın'ın, "Anayasayı silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs etmek" ile suçlandığı iddia ediliyor.

Erinç: Üzgünüm ancak yorum da yapamam

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Balbay ve Aydın'ın tutuklanmaları nedeniyle üzgün olduğunu  ancak mahkeme kararıyla ilgili bir değerlendirme yapmasının olanaksız olduğunu açıkladı.

Uzun süren soruşturmanın konunun mahkemelere aktarılması sürecini de uzattığına işaret eden Erinç, "Bu durum, yargının işlevselliğini azalttığı gibi, yargı-siyaset ilişkileri konusundaki iddiaların da gündemde kalması sonucunu yaratıyor. İddianamelerin bir an önce hazırlanmasını ve davanın görülmeye başlamasını bekliyoruz" dedi.

Siyasetin medyaya son günlerdeki yaklaşımının ifade özgürlüğü ve gazetecilerin haber verme haklarını olumsuz etkilediğini vurgulayan Erinç "Dilerim ki hukuk devleti kavramı eksiksiz olarak ülkemizde de geçerli olur" açıklaması yaptı.

Utku: Delil durumu ve kaçma şüphesine dayandırdılar

Balbay'ın avukatlarından Bülent Utku, bianet'e mahkemenin tutuklamayı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 100. maddesinde yer verilen "delil durumu" ve "kaçma şüphesi"ne dayandırdığını ifade etti.

Balbay'ın Adli Tıp Kurumu'nda sağlık raporu alınmasından sonra Metris Cezaevi'ne, Neriman Aydın'ın da Bakırköy Kadın Tutukevi'ne gönderileceği öğrenildi.

Atalay: Davet edilmedi, zorla götürüldü

1 Temmuz 2008'de Emekli Orgeneral Hurşit Tolon ve eski Jandarma Genel Komutanı ve Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Şener Eruygur ile birlikte gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Balbay, ek iddianame kapsamında ifadesine başvurulmak üzere dün Ankara'dan İstanbul'a getirilmişti.

Balbay'ın avukatlarından Akın Atalay, Cnntürk'ün dünkü yayınına katılarak, sabah saatlerinde Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin Balbay'ın evine geldiğini ifade ederek, "zorla götürme" yöntemiyle Balbay'ın ek ifadesinin alınması yoluna gidilmesini eleştirmişti.

Ntvmsnbc.com sitesi, Balbay'ın karargah evleriyle ilgili çeşitli toplantılara katıldığı ve bilgisayarından çıkan belgeler nedeniyle savcılarca sorgulandığını bildirdi; gazetecinin 95 sayfa ifade verdiğini yazdı.

Balbay'ın serbest bırakılmasına itiraz edilmişti

Mustafa Balbay, Ergenekon soruşturmasının 6. dalgasında evinden gözaltına alınmış sorgudan sonra serbest bırakılmıştı. Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcıları, Balbay ile birlikte yedi kişinin serbest bırakılmasına itiraz etmişler,  ancak talepler reddedilmişti.

Hurşit Tolon ve Şener Eruygur 4 Temmuz gecesi "terör örgütü kurmak ve lideri olmak" suçlamasıyla tutuklanmıştı. Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, tutukluluğuna yapılan itirazın kabul edilmesi üzerine tahliye edilmişti. (EÖ)

'Birisini kurtarmak bizim görevimiz mi?'

10/4/2008 · Kategori: Haber

 'Birisini kurtarmak bizim görevimiz mi?'
Baykal: “İktidar Türkiye’yi buraya getirmiş ama bana diyorsunuz ki ’Çıkış yolunu sen söyle’

CHP Genel Başkanı Baykal “İktidar Türkiye’yi buraya getirmiş ama bana diyorsunuz ki ’Çıkış yolunu sen söyle’. Şimdi de faturayı bize mi çıkaracaksınız” dedi.

CHP lideri Deniz Baykal, CNN Türk’te katıldığı “Tarafsız Bölge” programında Vatan Ankara Temsilcisi Bilal Çetin, Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu, Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in sorularını yanıtladı.

KRİZ İÇİN CHP ADIM ATMALI MI: Bu, iyi niyetli temennileri içeren bir yaklaşımdır. Böyle bir krizi çözmek için laiklik kaygılarını askıya almak isteğidir. Bir krizin içinde olduğumuz doğrudur. Ama bu kriz iddianame ile ortaya çıkmış değildir. Türkiye uzun süredir bu krizin içinden geçmektedir. Bunun adı iddianame krizi değildir. Türkiye’nin lakilikle ilgili altyapısının değiştirilmeye çalışmanın sonucu bu kriz ortaya çıkmıştır. AB, demokrasi için laikliği feda edebilirsiniz diyor. Türkiye’nin rejimi çok tehlikeli bir biçimde sürükleniyor.

DAVA LAİKLİKLE İLGİLİ: Laik cumhuriyet kararı referandumla alınmadı. Laikliği yangında ilk atılacak bir malzeme gibi saymaya başladık. Din sadece ibadethanelere sığdırılamaz, din sosyal yaşamın içine girecektir deniliyor... Cumhurbaşkanı dindarlığına göre belirlenecektir. Bunlar işlemiyor mu Türkiye’de? Kapatma davası lakilik ilkesiyle ilgilidir. Bu artık, lakilik ilkesinin yaptırımı olan bir ilke olarak devam edip edemeyeceği tartışmasıdır. Türkiye dünyada istisnayı bir deneyimi sürdüren bir ülke durumunda. Menderes, Özal, Demirel’in lakilikle ilgili bir sorunu yoktu. Şimdi bunu yeniden yorumlayalım diyorlar. Süreç, Türkiye’nin bu deneyiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına doğru gidiyor. Batı’da, artık kilise devlet ilişkisi çözüldü. Bu kolay olmadı, savaşlar yaşandı, çok kan döküldü. Artık onlar için bu sorun yok. Bu bedeli ödenmiş bir süreçtir. Ama Müslüman ülkelerde bu sorun vardır.

KRİZDEN NASIL ÇIKILIR: Ya siyasetle ya hukukla çıkılır. Siyaset bu süreçte gerekeni yaptı. Abdüllatif Şener’in 1 sene önce söylediği basında çıktı. Bu uyarılara, “birşey yapamazlar” denmiş. Bu noktadan sonra teorik olarak yine birşey yapılabilir. Bu, AKP yönetiminin çıkıp, “evet bir hata yaptık” demesidir. Özeleştiri anlayışıyla bunu yapmaları, bu gidişini önlemeye yönelik adım atmaları. (Bu suçluluğu kabul etmek anlamına gelmiyor mu? sorusuna) Anayasayı değiştirmek de suçluluğu kabul etmek anlamına gelmiyor mu.

TEMEL SORUN TÜRBAN MI: Türban sorunun bir yansıma biçimidir, kaynağı değildir. Bundan önce çeşitli aşamalar var, bundan sonra da ortaya çıkacak aşamalar var. Bu bir süreç. Bu sürecin keskinleşmesinin başlangıcıdır.

TÜRBAN SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR: Laiklik konusunda tereddüt yaratmayan bir iktidar olacak.

AB DESTEĞİ: AKP’yi himaye etme arayışı içine girmelerini anlıyorum. Ama Türkiye’deki demokrasi sürecini kavrayamıyorlar. Bizim dinden kaynaklanan bir sorunumuz var. Onların bunu kavramaları mümkün değil.

BARROSO’YA UYARI: Barroso Meclis’te konuşacak. Brüksel’deki sözlerinin yargı sürecine yönelik olduğu ortada. Ama Meclis’te konuşurken Anayasa’nın 138. maddesi, yürütülen davayla parlamentoda söz söyleyemez diyor. Yargıya yönelik değerlendirme yapılırsa AB ilişkilerimize ciddi zarar verir.

ÇIKIŞ YOLUNU BEN Mİ SÖYLEYEYİM: İktidar Türkiye’yi buraya getirmiş, ama bana diyorsunuz ki çıkış yolunu sen söyle. Ben çıkış yolunu 95 yılında söyledim, 2002 yılında Tayyip Bey’e söyledim. Cumhuriyetin kazanımları tehlikeye giriyor diye feryat ettim. Şimdi faturayı bize mi çıkaracaksınız? Siyaset kurumu adına bir sorumluluk üslenmeye hazırım. Herkesin sorumluluklarını iyi bilmesi gerekir.

AKP’YE ÇAĞRI: Benim için sadece Erdoğan’a değil AKP macerasının sorumluluğunu üstlenen herkese çağrıdır. Demokrasinin sağlıklı işlemesini sağlayacaksak bu gereklidir. Bu noktaya geldikten sonra ben isterim ki AKP’nin sorumlu insanları kendi aralarında “Nerede hata yaptık...” desinler.

Baykal'dan iddianameye yeni yorum

'İddianame, krizin nedeni değil, krizin bizi getirdiği noktadır.'
10 Nisan 2008 / 03:43
<****** type=text/**********> <****** src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js" type=text/**********> <****** name=google_ads_frame marginWidth=0 marginHeight=0 src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/ads?client=ca-pub-9290069006612367&dt=1207823213203&lmt=1207823213&format=234x60_as&output=html&correlator=1207823213203&channel=5783045143&url=http%3A%2F%2Fwww.ensonhaber.com%2FPolitika%2F121325%2FBaykaldan-iddianameye-yeni-yorum.html&color_bg=FFFFFF&color_text=000000&color_link=000000&color_url=000000&color_border=FFFFFF&ad_type=text&ref=http%3A%2F%2Fwww.ensonhaber.com%2FPolitika%2F30%2F&frm=0&cc=31&ga_vid=1385800477.1207823040&ga_sid=1207823040&ga_hid=77153293&ga_fc=true&flash=9.0.115.0&u_h=768&u_w=1024&u_ah=738&u_aw=1024&u_cd=32&u_tz=180&u_his=8&u_java=true" frameBorder=0 width=234 scrolling=no height=60 allowTransparency>
<****** language=********** src="http://nanocluster.reklamz.com:80/nano/ri?r=1569&s=1">
Baykaldan-iddianameye-yeni-yorum

Baykal, CNN Türk'te yayınlanan 'Tarafsız Bölge' programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

"Siyasi krizin çözülmesi için AK Parti ve CHP'nin uzlaşmasına yönelik çağrılarla" ilgili bir soru üzerine Baykal, bu yöndeki çağrıları çok iyi anladığını belirterek, bunları "beklenen bir reaksiyon", "tipik Türk aydını reaksiyonu" olarak nitelendirdi.

Baykal, yaşanan krizin nedeninin doğru bir şekilde ortaya konulması gerektiğini belirterek, "krizin, AK Parti'nin kapatılması istemiyle dava açılmasının ardından başlamadığı" görüşünü dile getirdi.

Türkiye'nin uzun bir süreden beri krizin içinden geçtiğini, krizin adının "iddianame krizi" olmadığını ifade eden Baykal, krizin; Türkiye'yi iddianameye götüren, Türkiye'nin laik Cumhuriyet kimliğini, Cumhuriyet kazanımlarını tehlikeye atan süreçlerin, örgütlenmelerin, altyapının, kadrolaşmanın bilinçli bir şekilde yürütülmesinin sonucunda ortaya çıktığını anlattı.

"Türkiye bir süreden beri krizin içinde, Türkiye dönüştürülüyor" diyen Baykal, "mevcut sürecin devam etmesi halinde ülkenin nereye sürükleneceğinin açık olduğunu" söyledi.

Alınan oy miktarının, yapılan uygulamaların doğru olduğu anlamına gelmeyeceğini vurgulayan Baykal, "Türkiye laik bir Cumhuriyet olma kararını referandumla almadı, bu kararı doğrusu bu olduğu için aldı" dedi.

Türkiye'nin demokrasi deneyimiyle dünyadaki diğer Müslüman ülkelere örnek olduğunu belirten Baykal, bunun özünde de din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmış olmasının yattığını kaydetti.

AK Parti iktidarının, geçmiş iktidarlardan farklı olarak laikliği yeniden yorumlama anlayışı içine girdiğini savunan Baykal, bunun yanlış ve tehlikeli bir girişim olduğu yönündeki uyarılarını çok önce yaptığını bildirdi.

"Kapatılacak varsayımıyla yola çıkmamız çok yanlış olur"

Baykal, "Ortaya koyduğunuz tablo gereği AK Parti kapatılacak, peki sonra ne olacak?" şeklindeki soruya, "Hayır, ben 'kapatılacak' demiyorum, böyle birşey yok. Bunu bilemem. Bunu mahkeme takdir edecek. Yani bu konuda bizim bir kapatılacak varsayımıyla yola çıkmamız çok yanlış olur, ama kapatılmanın sonuçları ne olur, bu irdelenebilir tabii" karşılığını verdi.

Baykal, hukuk anlayışı, Anayasa'ya ve Anayasa Mahkemesi üyelerine saygısı gereği, "şu olacak, bu gidecek diye bir peşin kabulle değerlendirme yapılmasını çok yanlış bulduğunu" da vurgulayarak, "Buna hakkımız yok. Bu ayrı bir şey. Taktir onlarındır, ama ortada ciddi bir durum var. Ciddi bir durum olduğu, iddianameyle kendisini gösteriyor, ama bu bence bu; krizin nedeni değil, yaşanmakta olan krizin bizi getirdiği nokta" diye konuştu.

Türkiye'nin önünde sıkıntılı bir süreç olduğunu, iddianamenin bu süreci daha görünür hale getirdiğini söyleyen Baykal, bu durumdan "ya hukukla ya siyasetle çıkılabileceğini" kaydetti.

Bu sıkıntılı sürecin yaşanmaması için Ana Muhalefet Partisi olarak gösterdikleri çabanın kamuoyuna yeteri kadar yansımadığını ileri süren Baykal, bu süreç içinde siyasetin gerekeni yapamadığını söyledi.

Baykal, iktidarın "yeterince baskı altına alınmadığı" bu nedenle" umursamazlığını sürdürebildiği" görüşünü ifade ederek, "(Birşey yapamazlar) illa birşey yapılması gerekiyor mu? Birşey yapılmasını gerektiren durum oluşturmasak olmaz mı? Birşeyin yapılmasını gerektiren bir durum ortaya çıkarmasak olmaz mı? Bu çok sağlıksız bir yaklaşım" dedi.

Deniz Baykal, "Bu serbestçe yürüdü, AB adına yürüdü, demokrasi adına yürüdü... Şu noktadan sonra yapılabilir mi? Bu noktadan sonra elbette gene de yapılabilir teorik olarak. Teorik olarak uygulanır, nedir teorik olarak? AKP yönetiminin çıkıp 'evet ciddi bir hata yaptık arkadaşlar', hata olduğunu hep birlikte saptadığımız konuları, onlarında bir öz eleştiri anlayışı içinde tespit etmeleri ve çok ciddi durumu toparlamaya yönelik Türkiye'nin bu gidişini önlemeye yönelik, eğer öyle bir niyet varsa, hiç görmüyorum böyle bir niyeti... Türkiye gerçekten bir taze başlangıç noktasına gelebilir, ama bunun işareti yok, emaresi yok, bu arayış yok" şeklinde konuştu.

Baykal ayrıca, "Herkes tam tersine 'sonuna kadar gideceğiz', 'aman ha sakın bak daha öncekiler esnek davrandılar sonuç bu oldu...' Bu tartışmalar içine girmişler. Bu sağlıklı değil. İşin esası değişmeyecekse 'o zaman çare bulalım, uzlaşalım' diyenlerle bir yere varılmaz" dedi.

"Yeni bir anlayışın emaresi yok"

CHP Genel Başkanı Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin son grup toplantısında yaptığı konuşmanın 22 Temmuz genel seçiminin ardından yaptığı ilk konuşmayı hatırlattığı yönündeki yorumlara da değinerek, "Eğer AKP yönetimi büyük hata yapıldığını ve Türkiye'nin gerçekten laik Cumhuriyet kimliğine ters düşen bir istikamete doğru sürüklendiğini, bunu önlemek gerektiğini anlayıp o doğrultuda bir yeni anlayışın içine girse... Ama öyle birşey yok. Olmasını beklemek için hiçbir emare de yok. Bu konuşmalar o değil, bunların hiç anlamı yok" dedi.

 

CNNTürk

Fethullah Gülen Davası İddianamesi...

8/4/2008 · Kategori: Haber

Fethullah Gülen Davası İddianamesi...

F İ H R İ S T

Fethullah Gülen iddianamesi
Sanığın kimliği suç ve deliller

I- Nurculuğun tarihi gelişimi

II- Nurculuk hakkında Ceza Genel Kurulu Kararı

III- Fethullah GÜLEN Grubu 

IV- Fethullah GÜLEN hakkında Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesi’nin Kararı

V- Bir Nur talebesinin anlattıklarıyla Fethullahçılık

VI- Kitaplarına göre Fethullahçılık

 1)- Cihad 
 2)- Tebliğ
 3)- Strateji ve Taktik
 4)- Fethullah GÜLEN Said-i Nursi’nin devamıdır
 5)- Örgütlenmede genel perspektif
 6)- Fethullah GÜLEN’in inkılapçılığı
 7)- Işık evleri, tekke, zaviye ve medreseler
 8)- Hizmet erleri Şakirtler
 9)- Dava Adamı, dava sistem
10)- Atatürk ve Laik Cumhuriyet
11)- Gelir Kaynakları 
12)- Arapça Eğitim 

VII- Fethullah GÜLEN’in konuşmalarını İçeren Video Kasetleri 

  1)- 9 numaralı ATV’de yayınlanan kaset 
  2)- 10 numaralı NTV’de yayınlanan kaset 
  3)- 8 numaralı kaset 
  4)- 4 numaralı kaset 
  5)- 3 numaralı kaset 

VIII- Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki Okullar 

IX- Maltepe Askeri Lisesine sızma çalışmaları 

X- Fethullah GÜLEN'in onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın 
    18-19 Temmuz tarihinde Abant’ta tertiplemiş olduğu toplantı. 

XI- Değerlendirme ve Hukuki Durum. 

XII- Netice ve Talep. 
 

İZMİR DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ NİSAN'08 ETKİNLİKLERİ

1/3/2008 · Kategori: Haber

DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ
Kurs Programı için tıklayınız


Kültür Merkezi İletişim Bilgileri

Adres : İnönü Caddesi No:2/1   Bayramyeri - İzmir

 

 Telefon  0-232-262 45 90
 Faks  0-232-262 99 84
 E-posta  kultursanat@konak.bel.tr

 

 

1 NİSAN SALI

 

Saat :20.30

THM Konseri

Şef:Serkan ÇELİK

Düzenleyen: İzmir Dr.E.Hayri ÜSTÜNDAĞ

Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi

Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

 

2 NİSAN ÇARŞAMBA

 

Saat:09.00-16.00

Konferans

“ICD-10”

Düzenleyen:İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi

Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

 

3 NİSAN PERŞEMBE

 

(*)Saat:14.00

Çocuk Tiyatrosu

“Yağ Yağ Yağmur”

Yönetmen: Suayip ÜNSAL

Düzenleyen: Konak Belediyesi, İzmir Devlet Tiyatrosu

Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Bilgi İçin: İzmir Devlet Tiyatrosu – 489 01 58

 

*****

 

Saat:20.00

Tiyatro

“Ödipüs”

Düzenleyen:Tiyatro Artı

Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

 

4 NİSAN CUMA

 

Saat:10.00

Söyleşi-44.Kütüphane Haftası Etkinlikleri

“Varoşlarda Rönesans”

Konuşmacılar: A.Muzaffer TUNÇAĞ (Konak Belediye Başkanı)

Recai ŞEYHOĞLU(Şair-Yazar)

Düzenleyen:Konak Belediyesi

Yer:Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı

 

KOCA SİNAN HAFTASI ETKİNLİKLERİ

 

07 Nisan 2008;

18.30

Sergi Açılışı (Benal Nevzat 7.Kat Fuayesi)

(Pazartesi)

 

(Sinan Konulu: Fotoğraf, Resim, Heykel, Gravür v.b. plastik sanat eserleri ve Sinan ile ilgili yayınlanmış kitaplar)

 

19.00

Açılış (Toplantı Salonunda)

 

*

Açılış Konuşması ; Muzaffer TUNCAĞ- Konak Belediye Başkanı(İnş.Yük.Müh.)

 

*

Koca Sinan Hayatından Çizgiler – Uğur BELGER (İnş.Yük.Müh.)

 

*

 

 

*

SİMGE – KOCA SİNAN YAŞAMI – ESERLERİ – Belgesel

 

 

Hazırlayan: Osman AKBAŞAK (İnş.Müh.)

 

 

Yer:            Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi

                                         7.Kat”Benal Nevzat Salonu”

 

08 Nisan 2008;

17.00

KOCA SİNAN’IN CAMİLERİ (Slaytlı Konferans)

(Salı)

 

Uğur BELGER (İnş.Yük.Müh.)

 

 

 

 

18.30

KOCA SİNAN’ın Kişisel ve Toplumsal Altyapısı

 

 

(Bir Çözümleme Denemesi)

 

 

Abdullah BİZDEN (İnş.Yük.Müh.)

 

 

Yer:            Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi

                                         7.Kat”Benal Nevzat Salonu”

 

09 Nisan 2008;

(Çarşamba)

10.30

Cumhuriyet Bulvarındaki SİNAN Büstü Önünde Bildiri Okuma ve Çelenk Koyma

 

14.00

KOCA SİNAN’ın Mühendisliğine Bakışlar (Panel)

Moderatör: Abdullah BİZDEN (İnş.Yük.Müh.)

 

*

Su Tesisleri – Yalçın ÖZDEMİR (Dr. Müh.)

 

*

Köprüleri – Mukadder ÖZAKMAN (İnş.Müh.)

 

*

Yapılarında Depreme Dayanıklılık – Prof. Dr. Celal KOZANOĞLU

 

 

 

 

 

 

 

20.00*

Aydınlatma/Havalandırma/Akustik – Nurdan Mengioğlu (Mak. Müh.)

Yer:            Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi

                                         7.Kat”Benal Nevzat Salonu”

 

 

Film Gösterimi-GALA

“Anadolu’nun Dahi Mühendisi:El-Cezeri”

Yapım/Yönetim:Prof.Dr.Oğuz MAKAL-Duygu YILMAZ

 

 

Yapımcı Kuruluş:GÜSEV(Güzel Sanatlar Eğitim ve Kültür Vakfı

Yer: Tepekule Kongre Merkezi Anadolu Salonu

10 Nisan 2008;

17.00

SİNAN’ın Köprüleri ve Su Yapıları – (Slaydlı Konferans)

(Perşembe)

 

Prof. Dr. Ünal ÖZİŞ

 

 

Yer:            Konak Belediyesi Alsancak Kültür Merkezi

                                         7.Kat”Benal Nevzat Salonu”

 


 

11 Nisan 2008;

14.00

Edebiyatımızda KOCA SİNAN Yansımaları (Okuma)

(Cuma)

 

Moderatör: Uğur BELGER (İnş.Yük.Müh.)

 

 

Edebiyatımızın Süleymaniyesi – Konuşma Abdullah BİZDEN (İnş.Yük.Müh.)

 

*

KOCA SİNAN’la İlgili Edebi Eserlerden Okumalar

 

 

“Sinan” – Masalsı bir Özgeçmiş: (Abidin DİNO)

 

 

“Koca Sinan” – Piyes; (Fazıl Hayati ÇORBACIOĞLU)

 

 

“Sinan” – Piyes; (Turan OFLAZOĞLU)

 

 

“Işıkla Yazılsın Adım” ; (Mehmet CORAL)

 

 

“Sevgiyle Yap” ; Cengiz BEKTAŞ

Yorum (0) Yorum yaz!

Eşyaları yurdunda

11/1/2008 · Kategori: Haber

Eşyaları yurdunda

Eşyaları yurdunda
Nâzım Hikmet ve eşi Vera Tulyakova'nın Moskova'dan getirilen özel eşyaları Yapı Kredi'deki sergiyle ilk kez görücüye çıkacak.
Nazım Hikmet ve eşi Vera Tulyakova'ya ait özel eşyalar 19 Ocak-22 Mart tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde sergilenecek. Moskova'dan getirilen eşyalar arasında Nazım Hikmet'in pijamasından daktilosuna kadar birçok özel eşya yer alacak

11/01/2008 (2372 kişi okudu)

AA - İSTANBUL - Şair Nâzım Hikmet'in, eşi Vera Tulyakova ile yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'daki evinden getirilen özel eşyaları, ilk kez şairin sevenlerine ve edebiyat meraklılarına sunulacak. Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nun ev sahipliği yapacağı 'Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu/Nâzım ve Vera Moskova'dan İstanbul'a' başlıklı sergi, 19 Ocak-22 Mart tarihleri arasında açık kalacak. Nâzım Hikmet'in ve eşinin yaşam alanını yeniden canlandıracak sergiyi, Sadık Karamustafa tasarladı, küratörlüğünü de Melih Güneş yapıyor. Sergide, Nâzım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova ile paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'nın 2. Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden getirilen pek çok özel eşyası yer alacak. Nâzım Hikmet ile Vera Tulyakova'nın bilinen bazı fotoğraflarına da yansıyan kıyafetlerinden örnekleri de içeren ve Nâzım Hikmet'in Moskova'daki dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul'a taşıyan sergi, şairin yaşadığı mekana dair ilginç ayrıntıları izleyicilerle buluşturacak.

Pijamadan hesap cüzdanına
Vera Tulyakova'ya ait bazı kişisel eşyaların da yer alacağı sergi, Nâzım Hikmet'in sabahlığından pijamasına, yeleklerinden takım elbiselerine, cüzdanından telefon defterine, oyuncaklarından plaklarına, çoğu ilk kez sergilenen fotoğraflarından evlilik cüzdanına, üzerinde özel notları da bulunan 1963 yılı masa takviminden mektuplarına, daktilosundan kalem kutusuna, el yazmalarından bavuluna, imzalı kitaplarından banka hesap cüzdanına uzanan eşyalarını Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden İstanbul'a getirecek. Bu eşyalara, Vera Tulyakova'nın elbiseleri, şapkaları, ayakkabısı, seyahat çantası ve şairin ölümünden çok sonra gerçekleştirebildiği İstanbul gezisinin fotoğraflarıyla yatak odalarının perdesi eşlik edecek. Sergilenen eşyalar ve giysilerle bunların bilgi metinlerini içeren ve sergiyle aynı adı taşıyan katalog ise Melih Güneş ve Vera Tulyakova'nın kızı Anna Stepanova'nın yazılarını bir araya getirecek. İzleyiciler, bu eşyalar ve giysilerin çiftin yaşamında nereye denk geldiğini ve günlük hayatlarının neresinde durduğunu, Yapı Kredi Yayınları'nın bu ay yayımlayacağı Vera Tulyakova imzalı 'Bahtiyar Ol Nâzım' adlı kitaptan alıntı yapılan metinlerden takip edebilecek.

Moskova'daki son yıllar
Küratör Melih Güneş, sergiye ilişkin şu görüşleri dile getirdi: "Bu sergiyle olanaklar elverdiğince, Nâzım Hikmet'in Moskova'daki son yıllarının dünyasını, büyük ustanın hasret gittiği İstanbul'da, İstanbullularla buluşturmaya çalıştık. Nâzım Hikmet ve Vera'nın birlikte yaşadığı evde bulunan eşya ve belgelerin sergilenmesi, genel ilke olarak kabul edildi. Sergide Vera'nın kullandığı, Nâzım'ın etkisini taşıyan bazı giysiler ve eşyalar da yer alıyor. O eşyalar ki ak yakalı kara paltodaki 'kocaman sedef düğmeler' gibi Nâzım Hikmet'in sanatının da içine girmişti."

Çukurova'da çiçeği burnunda fuar

11/1/2008 · Kategori: Haber

Çukurova'da çiçeği burnunda fuar

Yazarlar ve yayınevleri bavullarını topluyor. Onlar Adana yolcusu. Bu yıl ilk kez düzenenlen Çukurova Kitap Fuarı 100 yayınevinin katılımıyla gerçekleşiyor

11/01/2008 (5 defa okundu)

Yirmi altı yıldır İstanbul'da düzenlenen Kitap Fuarı, Bursa ve İzmir'in ardından bu kez Çukurova bölgesindeki kitapseverlerle buluşmak üzere Adana'da gerçekleşiyor. TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Adana Büyükşehir Belediyesi, Altın Koza ve Çufaş Çukurova Fuarcılık A.Ş. katkılarıyla ilk kez düzenlenecek Çukurova Kitap Fuarı, 15-20 Ocak 2008 tarihleri arasında düzenleniyor. Yaklaşık 100 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek olan fuar kapsamında söyleşi, panel, şiir-dinletisi gibi 60 etkinlikte ve imza günlerinde 300 yazar okurla buluşacak. 6 gün sürecek olan Çukurova Kitap Fuarı TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde yapılacak.
Daha ilk yılında okurlardan sürprizi esirgemeyen fuar, Altın Koza Edebiyat Festivali adıyla önemli bir etkinliğe de ev sahipliği yapacak. Adana Büyükşehir Belediyesi, Altın Koza ve Adana Özgür Pencere Edebiyat ve Sanat Derneği ve TÜYAP'ın katkılarıyla düzenlenen edebiyat festivali kapsamında, yurt dışından Muhtar Shanov (Kazakistan), Elçin Efendiyev (Azerbaycan); Türkiye'den Hıfzı Topuz, Gökhan Cengizhan, Zeynep Aliye, Pınar Kür, Tarık Günersel, Zeki Tombak gibi pek çok değerli yazar ve şairin katılımıyla söyleşi ve paneller gerçekleştirilecek.

Etkinlik programı
15 Ocak Salı
KONFERANS SALONU I
14.15-15.15
Adana ve Yazarlık
Muzaffer İzgü
15.30-17.00
Medya Kitap'a Bakıyor
Yöneten: Doğan Hızlan
Konuşmacılar: Faruk Şüyün, Cem Erciyes, Filiz Aygündüz, Turhan Günay
17.15-18.30
Özgürlükçü, Çağdaş, Demokratik Anayasa. Nasıl?
İbrahim Gazioğlu, Ercan Karakaş, Deniz Kavukçuoğlu
16 Ocak Çarşamba
KONFERANS SALONU I
13.15-14.15
Yunus Emre ve Aşk
Faruk Dilaver
14.30-15.45
Tanrı-İnsan-Evren Birleşimi
Ömer Uluçay, Adil Ali Atalay
16.00-17.30
Türkiye'de Kadın Sorunundaki Gelişmeler
Server Tanilli
17.45-19.00
Şairlerden Şiirler
Süreyya Filiz, Mehmet Şükrü, Mithat Çelik,
Adil Okay, Sadık Yaşar, Hüseyin Ferhad, Mustafa Yıldız
KONFERANS SALONU II
13.00-14.15
Günümüz Romanı
Hasan Özkılıç, Hayri K. Yetik, Ömer Türkeş, Alper Akçam
14.30-15.45
Kadın ve Edebiyat
Pınar Kür, Zeynep Aliye
16.00-17.00
Şiirde Gelenek
Hilmi Yavuz
17.15-18.30
Türk Dünyasında Folklör ve Edebiyat
Muhtar Shanov (Kırgızistan), Metin Turan, Elçin Efendiyev (Azerbaycan)
17 Ocak Perşembe
KONFERANS SALONU I
12.00-13.00
Bir Saatte İngilizce'de Tüm Kitaplar
Murat Kurt
13.15-14.15
Bölücü Terör ve PKK
Bülent Orakoğlu
14.30-15.45
Şiirin Taşra Sıkıntısı
Ersun Çıplak, Cuma Duymaz, Ali Selçuk, Ahmet Çakmak, Mustafa Günay, Sabit Kemal Bayıldıran
16.00-17.00
Telkin ve Hipnoz ile Bilinçaltı Programlama
Adil Maviş
17.15-18.30
Büyük Osmanlı Projesi
Mustafa Armağan
KONFERANS SALONU II
12.00-13.15
Özürlü Çocuklarımız ve Edebiyat
Ayşe Çekiç Yamaç, Ahmet Ataş
13.30-14.30
Günümüz Şiiri
Mehmet Öztek
Osman Çakmakçı, Osman Konuk, Murat Üstübal
14.45-15.45
Çocuk Kitapları Seçilirken Dikkat Edilmesi Gerekenler"
Hatice Sofu, Emel Uçar
16.00-17.15
Günümüz Şiiri
Neşe Yaşin, Metin Kaygalak, Orhan Kahyaoğlu
17.30-18.45
Türk Öykücülüğünde Yeni Anlatım Olanakları ve Öykü Geleneğimize Yaklaşımlar
Remzi Karabulut, Zafer Doruk, Saba Kırer, Hasan Özkılıç
18 Ocak Cuma
KONFERANS SALONU I
13.15-14.15
Öykülerde Kış Mevsimi/ Gemici Dedem
Sevim Ak
14.30-15.30
Dilleri Uzun
Sevgi Özel
15.45-17.00
Futbolun Şiiri, Şarkısı, Edebiyatı
Bağış Erten, Feridun Düzağaç
17.15-18.15
Açıkla Bana Bu Işığı
Cezmi Ersöz
18.30-19.30
Belgesel Film Gösterimi. Adana-Paris
KONFERANS SALONU II
12.00-13.00
Öykü Bir Şenliktir
Mine Hoşcan Bilge, Ü. Gülsüm Bülbül, Berat Alanyalı, Reyhan Yıldırım, Hülya Soyşekerci
13.15-14.30
Uygarlık Tarihine Yolculuk Masalın Aslı
Sennur Sezer, Şebnem Sema Tuncel
14.45-15.45
Çukurova Şiir Kaynıyor ve Bir Ağıt
Müslim Çelik
16.00-17.15
Roman ve Öyküde Erotizm
Semra Topal, Bünyamin Hazar, Celal Gür
17.30-18.45
Çukurova, Kadın ve Şiir
Tarık Günersel, Halil İbrahim Özcan, Zeynep Aliye, Yusuf Alper, Ahmet Ada, Bülent Keçeli, Mithat Çelik, Tekin Gönenç, Veysel Çolak
19 OcakCumartesi
KONFERANS SALONU I
Nâzım Hikmet'in 106. Doğum Yılı Anısına
12.00-13.00
Belgesel Film Gösterimi. Nâzım Hikmet Belgeseli
13.30-14.15
Nâzım Hikmet Üzerine...
Can Dündar
14.30-15.30
Ortadoğu'nun Geleceği
Mustafa Balbay
15.45-16.45
Neo-liberalizm Çağında Marksist İktisatın Güncelliği
Nail Satlıgan
17.00-18.15
Bilim ve Çevre Politikaları
İbahim Ortaş, Haydar Şengül, Semih Hiçyılmaz
18.30-19.30
Klasik Kürt Şiiri
Selim Temo
KONFERANS SALONU II
11.15-11.45
Öykü Yazan Çocuklar Anlatıyor
İmran Altıokka, Kayahan Aksungur, Selen Göçer, Berfu Ekinci, Görkem Sevinçler, Seda Nur Sökmen, Ufuk Gökçek, Melodi Var Öngel, Tuğba Akçaoğlu
12.00-13.00
Bana Derler Küp Cadısı
Nur İçözü
13.15-14.15
Avrupa Birliği ve Amerikan Emperyalizmi
Yüksel Pazarkaya
14.30-15.30
İstanbullular Romanındaki Adana'lı Ayhan ve İstanbulluluk
Buket Uzuner
15.45-16.45
Tarih Her Sabah Yeniden Yazılır
Deniz Kavukçuoğlu
17.00-18.15
Adana Özelinde Edebiyattan Tiyatroya
Orhan Alkaya,
Üstün Akmen,
Ataol Behramoğlu,
Demirtaş Ceyhun.
18.30-19.45
Göç ve Edebiyat
Mehmet Karasu,
Tevfik Taş, Osman Şahin,
Sabit Kemal Bayıldıran,
Adnan Gümüş
KONFERANS SALONU III
12.00-13.00
Sanatta Yalın Yürek
Nihat Behram
13.15-14.15
Şiir, Dil ve Kültür
Şükrü Erbaş, Salih Bolat, Aydın Şimşek
14.30-15.30
Tarih ve Edebiyat İlişkisi
Hıfzı Topuz
15.45-16.45
Edebiyatımızda
Orhan Kemal
Işık Öğütücü, Bedri
Aydoğan, Mehmet Nuri Gültekin
17.00-18.00
Edebiyat ve Politika
Zeki Tombak, Gökhan Cengizhan
18.15-20.00
Çiçeği Burnunda Karikatürcüler Adana Buluşması
20 Ocak Pazar
KONFERANS SALONU I
12.00-13.00
Kent ve Edebiyat
Arife Kalender,
Salih Bolat Hüseyin Ferhad, Mustafa Apaydın
13.15-14.15
Metal Fırtına'dan
Derin İmparatorluk'a Türkiye'de
Vizyon
Orkun Uçar
14.30-15.30
Necati Cumalı'nın
Romanı ve Tiyatrosu Olarak 'Derya Gülü'
Orhan Alkaya,
Devrim Evin, Raif Hikmet Çam, Ragıp Ertuğrul,
Demet İyigün
15.45-16.45
Komik Şeyler Yazmak
Deniz Kavukçuoğlu
17.00-18.30
Milliyetçilik ve Medya
Adnan Gümüş,
Ender İmrek
KONFERANS SALONU II
12.00-13.00
Gençlerle Matematik
Sohbeti
Ali Nesin
13.15-14.15
Elde Var İnsan
Senai Demirci
14.30-15.45
Ortadoğu'da Yeni
Soğuk Savaş
Mehmet Bekaroğlu,
Nuray Mert, Cem Somel, Haluk Gerger
16.00-17.15
Şiir -Dinleti: Ali Ozanemre, Hüseyin Ferhad,
Hasan Hüseyin
Gündüzalp, Adnan Gül,
Bülent Gökgöl,
Cenk Battal
KONFERANS SALONU III
12.15-13.15
Yaratıcı Yazarlık
Aydın Şimşek
13.30-14.30
Gençlik Yazını
İpek Ongun
14.45-16.00
Edebiyatta Çukurova
Tahir Şilkan, Zafer Doruk,
A. İbrahim Alp,
Mustafa Emre
16.15-17.15
Dia Gösterisi- Söyleşi: Hizmet Anneleri
Şemsinur Özdemir

AKP'nin ikinci 'zam dalgası'

2/1/2008 · Kategori: Haber

Türkiye yeni yıla da temel ihtiyaç maddelerine yapılan büyük zamlarla girdi. Konutlarda ve sanayide kullanılan do-ğalgaza yapılan zam dünden itibaren yürürlüğe konuldu. Buna göre doğalgaz tedarikçisi BOTAŞ, konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatını yüzde 7,4, sanayide kullanılan doğalgaz fiyatını da yüzde 6,5 oranında artırdı. Elektriğe yapılacağı açıklanan ve geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulu onayından sonra Resmi Gazete'da yayımlanan zam da dünden itibaren işleme konuldu. Buna göre ise, konutta kullanılan elektriğe yüzde 15, sanayide kullanılan elektriğe de yüzde 10 zam geldi.

Yeni yılın ilk zamlarından biri de akaryakıta yapıldı. Dağıtım şirketleri, petrol ürünlerinde yapılan fiyat ayarlamaları gerekçesiyle 95 oktan kurşunsuz benzine yüzde 1,94 zam yaptılar. Yeni ayarlamayla Ankara ve İzmir'de 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 3,09 YTL'den 3,15 YTL'ye, İstanbul'da ise 3,10 YTL'den 3,16 YTL'ye yükseldi.

Petrol gerekçeli gaz zammı
SEÇİM süreci boyunca "seçim harcaması yapmıyoruz, mali disipline sıkı sıkıya bağlıyız" diyen hükümet, seçim harcamaları nedeniyle olduğu ortaya çıkan bozulan bütçe dengesini sağlamak için yürürlüğe koyduğu zam paketinin ikincisini de yürürlüğe koydu. Böylece seçimin faturasını yine halkın sırtına yükleyen AKP hükümetinin ikinci zam paketinden kış vakti yoksulların daha da belini bükecek elektrik ve doğalgaz zammı çıktı. Doğalgaza yapılan zammın ardından bir açıklama yayımlayan BOTAŞ, uluslararası ham petrol ve petrol ürünleri fiyatlarındaki artışlara bağlı olarak doğalgaz satış fiyada-rında düzenleme yapılmasının zorunlu hale geldiğini savundu. BOTAŞ Genel Müdürü Hüseyin Saltuk Düzyol imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, 1 Ocak 2008 tarihinden geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatının yüzde 7,4, sanayide kullanılan doğalgaz fiyatının da yüzde 6,5 oranında artırıldığı kaydedildi. Birgün Ekonomi

* * *
Ankaralılara toplu ulaşım şoku
BAŞKENTTE
toplu ulaşım ücretierine yapılan zam da dün yürürlüğe girdi. EGO otobüsleri, metro ve Ankaray'da tek binişlik kartiar 1.30 YTL'den 1.50 YTL'ye, çok binişli kardarda tek biniş 1 YTL'den 1.20 YTL'ye yükseldi. Tek binişlik indirimli (öğrenci) kardar 90 YKr'den 1.15 YTL'ye çıkarılırken, çok binişli indirimli kardarda tek biniş ı.ıo YTL oldu. Özel Halk Otobüsleri ve minibüsler ise kısa mesafede 1.5 YTL'den yolcu taşımaya başladı. Yeni tarifeyle, kısa mesafeli minibüs dolmuş fiyadarı 1.50 YTL, uzun mesafeli minibüs dolmuş fiyadarı da 1.80 YTL'ye çıktı. Birgün Ankara

* * *
Motorlu Taşıtlar Vergisi de zamlandı, ilk taksit ocakta
Yeni yılla birlikte Motorlu Taşıtlar Vergisi de yüzde 7.2 oranında zamlandı. Söz konusu verginin ilk taksidi 31 Ocak Perşembe günü mesai saati bitimine kadar ödenebilecek. Motorlu taşıt sahipleri, bu süre içinde, verginin ilk taksitini vergi tahsil etme yetkisi bulunan banka şubeleri ile motorlu taşıdar vergi dairelerine yatıracak. Yeni tarifeye göre, 1-3 yaş grubunda otomobili bulunanlar bu ay içinde ilk taksit olarak 175,5 YTL ile 6 bin 348,5 YTL arasında taşıt vergisi ödeyecek. Motor silindir hacmi 1.300 cni3'ün altındaki otomobillerde 175,5 YTL °lan vergi tutarı, motor hacmi 1.301 ile 1.600 cm3 arasındaki otomobillerde 280,5 YTL, 1.801 ile 2.000 arasındaki otomobillerde de 775 YTL olacak. Motor silindir hacmi 4 bin cm3'ün üzerindeki otomobiller için de 6 bin 348,5 YTL vergi verilecek. Motorlu Taşıtlar Vergisi'nde ikinci taksit 1 Temmuz ile 31 Temmuz tarihleri arasında ödenecek. Birgün Ankara

* * *
Çalışana enflasyon oranı kadar, elektriğe onun 5 katı zam
SEÇİM
propagandasını "4 yıl boyunca elektriğe zam yapmadık" söylemi üzerinden gerçekleştiren AKP, seçimlerden hemen sonra başlayan Enerji Zirveleri'nde masaya yatırdığı elektrik zammını IMF Heyeti'nin 7. Gözden Geçirme için geldiği dönemde açıkladı. 1 Ocak 2008'den itibaren geçerli olan konut abonelerine yüzde 15, sanayi abonelerine yüzde 10 zam büyük eleştirilere neden oldu.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Yönetim Kurulu, bu zammın AKP hükümetinin yurttaşlara yılbaşı "armağanı" olduğunu bildirirken, konutta açıklanan yüzde 15'lik zam oranının faturalara yüzde 17.4 olarak yansıyacağını vurguladı. Açıklamada, "Böylece seçim öncesinde elektriğe zam yapmamak için IMF'ye 'kamunu enerjiye yatırım yapmaması' sözü veren AKP hükümeti, dağıtım bölgelerinin özelleştirilmesi öncesinde elektriğe zam yaparak özel şirketierin talebini yerine getirmiş oldu" denildi.

EMO, ortalama bir ailenin asgari yaşam standardına göre aylık elektrik tüketiminin 230 kilovatsaat olduğu dikkate alındığında, mevcut durumda diğer bedeller, fon ve vergiler dahil olmak üzere aylık 39.10 YTL fatura ödenirken, elektrik tutarına yapılan zamla diğer bedeller, fon ve vergilerin de artmasıyla fatura 45.9 YTL'ye yükseleceğini zammın yüzde 17.4 olacağını açıkladı.

Muhalefet kanadından MHP'li milletvekili Hasan Çalış da, Maliye Bakanı Kemal Unakı-tan'ın cevaplaması istemiyle TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinde, "Yüzde 15 oranında konutlara yapılan elektrik zammı, 2007 enflasyon oranının kaç puan üzerindedir? Memur maaş zammında baz alınan enflasyon oranı niçin elektrik zammında baz alınmamıştır" diye sordu.

Tüketiciler yargıya gidiyor
HÜKÜMET,
sanayiciler ve halk arasında Türkiye'nin zaten en pahalı elektrik kullanan ülkelerden biri olduğu ve bu zamla temel ihtiyaç maddesi elektriğin daha da pahahlaştığı yönünde eleştirilirken, tüketici dernekleri de zammın yürürlüğe konduğu gün iptali için yargıya gideceklerini açıkladı. Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Başkanı Ali Çetin, zamlarla ilgili bir basın toplantısı düzenleyerek, doğalgaz ve elektrik zamları için yargıya başvuracaklarını açıkladı. Birgün Ekonomi

* * *
Kamuda lojman kiraları yüzde 5 arttı
Kamuya ait lojmanların kira bedelleri, 15 Ocak 2008'den geçerli olmak üzere yüzde 5 oranında artırıldı. Maliye Bakanlı-ğı'nın konuya ilişkin Milli Emlak Genel Teb-liği'ne göre, kira tutarı, kaloriferli konudarda metre kare başına 1,66 YTL, kalorifersiz konudarda 1,26 YTL, kerpiç, ahşap, bağdadi ve benzeri konudarda da 0,81 YTL oldu. Kira bedeline yapılacak ilaveleri de yeniden belirleyen Tebliğ uyarınca, kaloriferci, kapıcı ya da her ikisinin de kamu kurum ve kuruluşlarınca karşılandığı konutlarda, yine metre kare başına 0,16 YTL kapıcı parası alınacak. Elektrik ve su bedellerinin tespitinde kurumlarca yapılan gerçek giderler dikkate alınarak, elektrik sayacının ayrılmadığı konudardan metre kare başına 0,37 YTL, su sayacının ayrılmadığı konutlardan da yine metre kare başına 0,37 YTL tahsil edilecek. Elektrik ve su sayacının her ikisinin de ayrılmasının mümkün olmaması durumunda ise elektrik ve su parası 0,74 YTL olarak uygulanacak.

Tebliğe göre, yakıt maliyederindeki artışlar dikkate alınarak, Kamu Konudan Kanunu kapsamındaki kurum ve kuruluşların yurt içindeki kaloriferli konudarından, yakıtı kurum tarafından tedarik edilenlerde oturanlardan, her bir metre kare için 0,74 YTL yakıt bedeli tahsil edilecek. Ancak kurum ve kuruluşlar, yakıt maliyetine göre gerekli gördükleri takdirde, bu bedelin üzerinde de yakıt parası belirleyebilecek.

 

Birgün, 01/01/2008

Nobel Edebiyat Ödülü'nü İngiliz Yazar Doris Lessing Kazandı

14/10/2007 · Kategori: Haber

İşte Nobellik kadın ozan
12 Ekim 2007 Cuma 09:17
Geçen yıl Orhan Pamuk'un aldığı Nobel edebiyat ödülü bu yıl bir kadına gitti.
Bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü'nü ünlü İngiliz yazar Doris Lessing kazandı.

İsveç Bilim Akademisi, 87 yaşındaki Lessing'i "Parçalanmış bir uygarlığı şüphecilik, tutku ve hayalgücüyle ele alan, kadın hareketini destansı bir dille anlatan yazar" olarak nitelendi.

Akademi açıklamasında, Lessing'in, 1962 yılında yayımlanan "Altın Defter" romanının bir dönüm noktası olduğu ve gelişmekte olan kadın hareketinin bunu öncü bir çalışma olarak gördüğü, kadın-erkek ilişkilerine 20'nci yüzyıl bakışı hakkında bilgi verdiği belirtildi.

Akademi, insanlığı daha ilkel bir yaşama dönmeye zorlayan küresel afet öngörüsünün Doris Lessing için özel bir yaklaşım olduğunu hatırlattı.

Lessing, 2005 yılındaki Harold Pinter'den sonra Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ikinci İngiliz yazar oldu. Nobel'i, geçen yıl da Orhan Pamuk kazanmıştı.

2007 Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen yazarlar arasında Amerikalı Philip Roth, İsrailli Amos Oz, Japon Haruki Murakami, Fransız Jean-Marie Gustave Le Clezio, Adonis olarak bilinen Suriyeli şair Ali Ahmed Said Asbar'ın adı geçiyordu.

Doris Lessing: "Floş royal yaptım"

Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan İngiliz yazar Doris Lessing, bu ödülle birlikte "floş royal" yaptığını söyledi. Avrupa'daki tüm ödülleri kazandığını hatırlatan Lessing, "Hepsini kazanmaktan sevinçliyim, tümünü... Bu, floş royal" dedi.

Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan şimdiye dek en yaşlı yazar da olan Lessing, haber basına açıklanmadan önce durumdan haberdar değildi. Lessing, ödülü adı açıklandıktan yaklaşık 2 saat sonra öğrendi.

Lessing'in ajanı Jonathan Clowes, Nobel komitesinin açıklamasından hemen sonra basına Lessing'in henüz haberi duymadığını, dışarda alışveriş yaptığını, ancak bunun çok sevindirici ve hak edilmiş bir ödül olduğunu söyledi.

Kadın hareletinin ozanı...

22 Ekim 1919 yılında ailesinin yaşadığı İran'da dünyaya gelen Lessing, şu anda Zimbabwe olarak bilinen Güney Rodezya'da büyüdü.

Rodezya'da okula başlayan ve formel eğitimi 14 yaşında sona eren Lessing, santral memurluğu, hemşirelik, gazetecilik gibi çeşitli işler yaptı.

Beyaz bir kadın ile zenci uşağı arasındaki ilişkiyi anlatan "Türkü Söylüyor Otlar" adlı romanını 1950'de yayımlayan Lessing için, kadın hareketi açısından önem taşıyan 1962'deki "Altın Defter" adlı eseri ise dönüm noktası oldu.

Yazarın diğer önemli kitapları arasında "Terörist", "Siyah Madonna", "Beşinci Çocuk", "Cehenneme İniş", "Mara ile Dann" bulunuyor.

Kadın, ırkçılık, aile, toplum, çevre gibi birçok konuyu içeren roman, kısa öykü ve denemeleriyle İngiltere'nin savaş sonrası en önemli yazarlarından biri olan Lessing'in, Güney Afrika'ya yönelik eleştirileri nedeniyle uzun yıllar bu ülkeye girişi yasaklandı.

Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan kadınlar:

İngiliz yazar Doris Lessing, Nobel Edebiyat Ödülünün bu yılki sahibi olarak, bu ödüle ulaşan 11'inci kadın yazar oldu.

Doris Lessing'den önce Nobel Edebiyat Ödülü'nü alan kadın yazarlar, ülkeleri ve ödüllerin veriliş yılları şöyle:

Elfriede Jelinek, Avusturya, 2004
Wislawa Szymborska, Polonya, 1996
Toni Morrison, ABD, 1993
Nadine Gordimer, Güney Afrika, 1991
Nelly Sachs, İsveç, 1966 (ödülünü İsrailli Yosef Agnon ile paylaştı)
Gabriela Mistral, Şili, 1945
Pearl Buck, ABD, 1938
Sigrid Undset, Norveç, 1928
Grazia Deledda, İtalya, 1926
Selma Lagerlof, İsveç, 1909

Yazar Mehmet Uzun'u Yitirdik: - Vasiyeti: Şiddete Son-

12/10/2007 · Kategori: Haber

Vasiyeti: Şiddete son

Vasiyeti: Şiddete son
Mehmed Uzun, 13 Temmuz 2006'da Diyarbakır'a yerleşmişti. Ölümüyle Türk ve Kürt edebiyatçıları üzen Uzun'un cenazesi yarın törenle toprağa verilecek. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN
Arkadaşı ve doktoru, 'Mehmed ilk ayağa kalktığında, şiddetin durdurulmasını talep edecekti' dedi. Uzun, Radikal'e de, 'Kürtler şiddetten uzaklaşmalı, demokrasi ve AB süreci için çalışmalı' demişti

12/10/2007 (510 kişi okudu)

RADİKAL - DİYARBAKIR - Modern Kürt romanının kurucusu Mehmed Uzun, Diyarbakır'da öldü. Önce İsveç, sonra ABD'de mide kanseri tedavisi gören Uzun, 13 Temmuz 2006 günü "Beni Diyarbakır iyileştirir" diyerek Diyarbakır'a gelmişti. 54 yaşındaki Uzun, yarın Diyarbakır'da toprağa verilecek.
Siyasal nedenlerle Türkiye'yi terk ederek uzun süre İsveç'te yaşayan yazar Mehmed Uzun, ilerleyen hastalığı geç fark edilince bir süre burada tedavi görmüş, ancak İsveç'teki hastaneden "Yapılacak bir şey yok" diyerek evine yollanmıştı. Dostları ve okurlarının girişimiyle ABD'ye götürülen Uzun'a, burada da doktorlar müdahale etmemişti.

Hastane önünde denbej divanı
Uzun, Diyarbakır'a geldiğinde 12 kişiden oluşan genç bir doktor ekibi tarafından tedavi altına alındı. Diyarbakırlıların etrafında sevgi çemberi oluşturduğu Uzun için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tedavi gördüğü Veni Vidi Hastanesi'nin karşısında Dağkapı Meydanı'nda çadır kurdu, burada 'dengbêjler divanı' oluşturuldu.
Uzun, gerçekten de 93 gün sonunda toparlanarak taburcu oldu. Taburcu olduğunda düzenlediği basın toplantısında "Beni Diyarbakır halkı ayağa kaldırdı" diyen Uzun, Diyarbakır 'ın romanını yazma sözü de verdi. Olmadı.
Zaman zaman hastaneye giderek tedavilerini sürdüren Uzun'un kalbi, dün sabahın ilk ışıklarına kadar beş kez durdu. Uzun, solunum yetmezliği sonucu Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde saat 11.05 'te öldü.

'Çocukluk arkadaşımdı...'
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Adem Avcıkıran, 'çocukluk arkadaşı'nın son anlarını anlattı:
"Hastalığı yaygındı. Mide kanseri akciğerlerini de sarmıştı. Çok kötü bir durumdaydı. Arkadaşlarımız yoğun çabayla 15 ay yaşatmayı başardılar. Tüm halkımızın ve okurlarının başı sağ olsun. Gerçekten çok duygu yüklüyüm. Çocukluk arkadaşımdı, beraber büyüdük. Kendisi son günlerde yoğunlaşan şiddetin durmasını talep ediyordu. 'Ben biraz kendime geleyim, ayağa kalkayım herkese çağrı yaparak bu şiddetin bir an önce durmasını talep edeceğim' diyordu."
Uzun'un cenazesi morga kaldırılırken, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, DTP Grup Başkanvekili ve Diyarbakır Milletvekili Selehattin Demirtaş, DTP Diyarbakır Milletvekili Gülten Kışanak, Tabip Odası Başkanı Adem Avcıkıran, Baro Başkanı Sezgin Tanrıkulu, yazarlar, şairler ve sevenleri hastaneye akın etti. Baydemir, morg önünde "Kürt halkı çok değerli bir evladını yitirdi. Acımız büyük" dedi. Yazar Şehmus Diken de Uzun'un 30 yıllık arkadaşı olduğunu belirterek "Tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum. Özel olarak istediği barıştı. Son ana kadar barış ağzından eksik olmadı" diye konuştu.

Cenaze töreni yarın
DTP Grup Başkanvekili Demirtaş da Kürtler açısından acı saatler, acı günler yaşadıklarını vurguladı: "Edebiyat dünyasının değerli insanlarından, Kürt halkının değerli aydını ürünleriyle, yaşamıyla her birimize örnek olmuş ve yolumuzu aydınlatma konusunda bir yaşam adamış değerli bir yazarımızı kaybettik. Bazı şahsiyetler vardır ki yeri doldurulamaz. Mehmed Uzun da bunların başında geleniydi."
Uzun, evli ve iki çocuk babasıydı. Taziyelerin Büyükşehir Belediyesi'ne ait Ofis semtindeki Konukevi'nde kabul edileceği belirtildi. Cenazeyse bayramın ikinci günü yani yarın Mardinkapı Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Cenazenin birçok kentten gelen sevenlerini Diyarbakır'da buluşturması bekleniyor. (anka, aa, dha)



'Kürtler şiddeti öneren kimse ona kuşkuyla bakmalı, şiddet derin devleti güçlendiriyor'
Mehmed Uzun, Radikal'de yayımlanan son söyleşisinde 'Kürtlerin şiddete başvurmasını isteyenler var. Bunlar ne Kürtlerin ne de Türkiye'nin dostları' demişti

İSTANBUL - Mehmed Uzun, 16 Temmuz'da Radikal'e verdiği son röportajda şiddetin bitmesini istemişti. 'Neşe Düzel'in sorularını yanıtlayan Uzun, şiddetsiz bir geleceğe olan inancını vurguladı:
"Ben Mezopotamya'nın kutsal gücüne hep inandım. Bunu romanlarımda anlattım. Ölüm döşeğindeyken Diyarbakır'a gelişimin bir sebebi de buydu. Bu toprakların şiddetin, çatışmanın, geri kalmışlığın mekânı haline gelmesi beni çok üzüyor. Ben Mezopotamya'nın tekrar eski işlevine dönebileceğine inanıyorum. Ama tabii bunun için demokrasi gerekli. Ciddi reformlar ve uygar bir yaşam tarzı gerekli. Bu topraklar tarihte ilk uygarlıkların, bütün yaratıcı eylemlerin, düşüncelerin oluştuğu yerdir. Dillerin, dinlerin, kimliklerin, kültürlerin birlikte yaşadığı yerdir. Mezopotamya sabrın ve mucizelerin mekânıdır"
"Kürtlerin şiddete başvurmasını isteyenler var. Bunlar ne Kürtlerin ne de Türkiye'nin dostları" diyen Uzun, 'Kim bunlar sizce' sorusunuysa şöyle yanıtlamıştı: "Ülkedeki karanlık güçlerdir ve büyük ihtimalle Türkiye'yle sorunları olan ülkelerdir. Amerika ve Avrupa'yı kastetmiyorum. Türkiye'nin, Suriye, İran, Rusya türü ülkelerle fazlasıyla sorunları var. Zira Türkiye Kürt sorununu çözmüyor. Çözmediği sürece başkası bunu kullanır. Kürtler, kendisine şiddeti kim öneriyorsa ona kuşkuyla bakmalı. Şiddet, Türkiye'yi demokratikleşmeden uzaklaştırıyor, derin devleti, otoriter güçleri, milliyetçiliği güçlendiriyor."
İsveç'teki doktorlarının kendisine '10 günlük ömrün var' dediğini anlatan Uzun, söyleşide Diyarbakır'da gördüğü sevgi ortamından da söz etmişti: "Milyonlarca insan dualar okuyor, mevlitler okutuyordu. Otobüslerle topluca hastaneye geliyorlardı. Ben göremiyordum ama kaldığım hastanenin çevresi binlerce insanla devamlı doluydu. Hastanede çok iyi tedavi gördüm. Kısa zamanda toparlanmaya başladım. Diyarbakır'da huzur buldum." (Radikal)



Ölüm üzerine....
Yaşar Kemal ve Mehmed Uzun, şubatta 'Mehmed Uzun'un Anlatısı' başlıklı sempozyumda bir araya gelmişti. Uzun burada "Ölümsüz eserler yaratmak isteyenler, ölümü tamamen unutmak zorunda" demişti.
FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN


'Modern Kürt romanının kurucusu' Mehmed Uzun, ölümünden önce uluslararası bir sempozyuma konu oldu. Uzun, 17 Şubat 2007'de Bilgi Üniversitesi'nde 'Mehmed Uzun'un Anlatısı' adlı uluslararası sempozyumun kapanışında, "Ölümsüz eserler yaratmak isteyenler, ölümü tamamıyla unutmak zorundadırlar" demişti. Uzun, Ankara'da yapılan 'Türkiye Barışını Arıyor Konferansı'naysa sağlık durumu nedeniyle katılamamış, bir mektup göndermişti. Uzun, mektubunda, "Ölümsüz birey yoktur ama, bireyler tarafından yaratılan ölümsüz eserler ve bu eserlerin tümünden oluşan ölümsüz insanlar vardır. Barış sadece ölümsüz bir eser değil, insan aklının yarattığı en önemli erdemli iştir" demişti.



'Barış destekçisi bir ses sustu'
Yılmaz Erdoğan (Oyuncu-yönetmen): Çok sevdiğim bir dostumdu. Önemli bir yazardı. Çok çok üzgünüm.
Ahmet Ümit (Yazar): Çok da güçlü olmayan Kürt edebiyatı ve elbette ki Türk edebiyatı için büyük kayıp. Özellikle silahların patladığı, şiddettin arttığı bir ortamda Kürt halkının kültürünü geliştirmek için didinen bir ustaydı o. Mehmed Uzun'un açtığı, aydınlattığı yolda kanın durması, barışçıl bir çözüm bulunması en büyük dileğim. Onun yolu en doğru yoldu.
Muhsin Kızılkaya (Yazar): Sürgün hayatı, yaşanmamışlıklar, yasaklanmış bir dili ispatlama çabası... Tüm bunlar 54 yıla sığdı. 54 yaş, hayatını düzene soktuğu, belki rahata erdiği bir dönemdi. Bunların mürüvvetini göremedi.
Semih Gümüş (Eleştirmen): Edebiyata gönül verip yaşam boyu eğitimini gördüğü Türkçeyle de yazabilirdi romanlarını, ama o anadilinde yazmaya karar verdi. Kürtçenin bizim topraklarımızda da nitelikli bir edebiyat dili olabileceğini göstermek için verilen uğraşların öncüsüdür o. Öte yandan, Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü için son yıllarda gösterdiği çaba da unutulmaz.
Murat Uyurkulak (Yazar): Mehmed Uzun bu toprakların kadim halklarına gönderilmiş armağandı. Bu ülkede gerçek kardeşliğin daim olması için yazdı. Türkler ve Kürtler Mehmed Uzun'un daha çoook uzun yaşayacağını biliyor. Yaşasın Memed Uzun, yaşasın barış!
Necmiye Alpay (Eleştirmen): Mehmed Uzun ile Kürt sorunu öylesine iç içe geçmiş durumda ki, onun ölümünü son zamanların gelişmeleriyle birlikte düşünmekten kendimi alamıyorum. Çok açık olan nokta şu: Mehmed Uzun'la birlikte, hem edebiyatın yaratıcılarından birini, hem de barışın desteklerinden birini yitirdik.
Firat Cewerî (Yazar): Türkçe ve İsveççeyi iyi bildiği halde Kürtçe yazmakta direnen Mehmed Uzun, modern Kürt edebiyatını evrenselliğe taşıma yönünde epey ter dökmüştür. Hor görülen, yasaklanan, amansız bir baskı altında olan bir dilin yazarı, kardeşliğin ve barışın sesi olmaya devam etti.



54 yılda, dünyaya 20 ayrı dilden ulaştı
TU (Sen), Roman, 1985;
Mirina Kalekî Rind (Yaşlı Rind'in Ölümü), Roman, 1987; Siya Evînê (Yitik Bir Aşkın Gölgesinde), Roman, 1989; Rojek ji Rojên Evdalê Zeynikê (Abdal'ın Bir Günü), Roman, 1991; Destpêka Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyatına Giriş), İnceleme, 1992; Hêz û Bedewiya Pênûsê (Kalemin Gücü ve Görkemi), Denemeler, 1993; Mirina Egîdekî (Bir Yiğidin Destanı), Destan-Ağıt, 1993; Världen i Sverige (Tüm Dünya İsveç'te), Edebiyat Antolojisi, M. Grive ile Birlikte, 1995; Antolojiya Edebiyata Kurdî (Kürt Edebiyatı Antolojisi), Antoloji, iki cilt, 1995; Bîra Qederê (Kader Kuyusu), Roman, 1995; Nar Çiçekleri, Deneme, 1996; Ziman û Roman (Dil ve Roman), Söyleşiler, 1997; Bir Dil Yaratmak, Söyleşiler, 1997; Dengbêjlerim, Deneme, 1998; Ronî Mîna Evînê - Tarî Mîna Mirinê (Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık), Roman, 1998; Zincirlenmiş Zamanlar Zincirlenmiş Sözcükler, Deneme, 2002; Dicle'nin Sesi
I - Hawara Dîcleyê (Dicle'nin Yakarışı), Roman, 2002; Diclenin Sesi II - Dicle'nin Sürgünleri, Roman, 2003; Ruhun Gökkuşağı, Roman,2005; Küllerinden Doğan Dil ve Roman, Söyleşiler, 2005; Bir Romanın Hatıra Defteri, 2007. 20 dile çevrilen Uzun'un bütün eserleri İthaki Yayınları tarafından yayımlanıyor.

 

Sürgün değil artık kendi topraklarında yatıyor

Sürgün değil artık kendi topraklarında yatıyor
12/10/2007 (289 kişi okudu)

ABİDİN PARILTI (Arşivi)

İSTANBUL - Mehmed Uzun uzak düştüğü topraklarına, Diyarbakır'a 'ölmek için değil yaşamak için' gelmişti, geçen yıl. Çaresi tükenmiş bir hastalığın pençesinde kıvranırken gözleriyle topraklarına bakmayı, kalbiyle bu toprakların iflah olmaz talihsizliğini hissetmeyi istemişti. Binlerce insanın onu karşılaması, bir an olsun yalnız bırakmaması, yüzlerce gencin kuyruklarda kan vermek için beklemesi, başka hiçbir yazarın tadamayacağı bir duyguydu. Okuma-yazma bilmeyen bir köylünün ona 'Sen bizim sesimizsin' demesi hangi lügatte kaç anlam taşırdı içinde? Uzun, bu duygudan sonra yaşama bütün gücüyle sarıldı, Diyarbakır'ı kendine yeniden yurt edindi.
O Mezopotamya'nın talihiydi, yurttaşları biliyordu bunu. İşte tam da bu yüzden 'Sen bizim sesimizsin' diyorlardı... Mehmed Uzun dün öldü, sürgün değil artık, kendi topraklarında yatıyor.

Sürgün hayatı
Mehmed Uzun 1953 yılında Urfa'nın Siverek ilçesinde doğdu. Genç yaşında cezaeviyle tanıştı. Cezaevinden çıktıktan sonra 1977 yılında İsveç'e yerleşti ve o da sürgün yazarların yazgısını taşıdı... Uzun romanlarını Kürtçe, birçok denemesini ise Türkçe, Kürtçe ve İsveççe yazdı. Kitapları 20'den fazla dilde yayımlandı. 1980'li yılların sonlarından itibaren tanınmaya başlayan Uzun, son birkaç yıldır Türkiye'de de önemli bir okur kitlesine ulaştı. Çokdilli, çokkültürlü olan Uzun, sürgün yıllarında İsveç'te Kürtçe yazmanın uğraşısını verdi. O zamanlar Türkiye'de Kürtçe yasaklı bir dildi. Bunun için sık sık Kürt sözlü kültürünün en önemli öğeleri olan dengbêjleri dinledi. Unutulmuş kelimeleri bu sayede yeniden gün yüzüne çıkardı.
Uzun'un yazınsal serüvenine bakıldığında her defasında yeni arayışların içinde olduğu söylenebilir. Konularda ise belli temaların etrafında gezinir.
Uzun'un Türkiye'de Kürtçeden çevrilen ilk romanı 'Siya Evînê' (Yitik Bir Aşkın Gölgesinde) oldu. Yaşar Kemal'in Muhsin Kızılkaya'ya önerisiyle çevrilen bu roman Kürt entelektüellerin Cumhuriyet sonrasındaki sürgün acısını ve yurt özlemini ele alır. Bu roman Uzun'un Türkiye okuyucusuna açılımı da oldu. Romanda bir Kürt aydını olan Memduh Selim Bey'in yaşam öyküsünü anlatılır. 'Yitik Bir Aşkın Gölgesinde'yle organik bağı olan 'Kader Kuyusu' ise Kürtlerin en önemli aydınlarından olan Celadet Bedirhan'ın İstanbul'daki elit yaşamını, sürgün yıllarını, Şam'a yerleşmesini ve yine Memduh Selim'in yazgısını paylaşarak yoksulluk içinde ölmesi hakkındadır.

Kitaplarından dolayı yargılandı
Mehmed Uzun, 'Kader Kuyusu'ndan sonra 1940'lı yıllardaki Kürt aydınının yazgısına ara verip bir düş ülkede geçtiği söylenen savaşın içindeki bireyleri ve onların yaşam karşısındaki çelişkilerini ele aldığı 'Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık'ı yazdı. Roman Türkiye'de çok önemli bir okuyucu kitlesine ulaştı. Ancak bu romanla birlikte yazar mahkemelerle uğraşmak zorunda da kaldı. 2001 yılında hem bu romanı hem de Türkçe denemelerini içeren 'Nar Çiçekleri' adlı kitabından dolayı yargılandı. Daha sonra beraat etti.
Uzun, daha sonra yeniden 1940'lı yıllar ve öncesine döndü. Uzun'un bütün romanları boyunca arayışı 'Dicle'nin Sesi'nde tam olarak karşılığını buldu. 'Dicle'nin Sesi' üstbaşlığıyla yayımlanan bu roman iki ciltten oluşmaktadır. Roman dengbêj Biro'nun ölüm döşeğinde hikâyesini anlatmasıyla başlar. Romanın içeriği aslında Uzun'un bugüne kadar yazdığı bütün romanların içeriğini de kapsamaktadır. Sürgünler, savaş, yıkılan hayatlar, Kürtlerin makûs yazgısı, aydınların çaresizliği, çokkültürlülük ve birlikte yaşam güzelliği, kültürlerin bir arada var olması düşü, kelimeler ve dengbêjler.
Uzun, yaşamını yitirmeden önce yeni ve diğer romanlarından bütünüyle farklı bir konu üzerinde çalışıyordu. Kendi yaşamıyla paralellik kurduğu, 1892 yılında Berlin'de doğan dilbilimci ve edebiyat tarihçisi Auerbach'ın Nazi Almanya'sından kaçışını ve Türkiye'de yaşadığı yılları anlattığı 'Auerbach'ın Umudu' adlı romanı yazıyordu...
Uzun'un aldığı ödüllerse şöyle: Türkiye Yayıncılar Birliği'nin Düşünce ve İfade Özgürlüğü Ödülü, Berlin Kürt Enstitüsü'nün Edebiyat Ödülü, Torgny Segerstedt Özgürlük Kalemi Ödülünü (İskandinavya'nın en önemli ödüllerinden), İsveç Akademisi'nin Stina-Erik Lundeberg Ödülü, Irak Kürdistan Bölgesi Onur Ödülü, ve Diyarbakır Belediyeleri Onur Ödülü.

İZMİR DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ EYLÜL 2007 ETKİNLİK TAKVİMİ

7/9/2007 · Kategori: Haber

DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ
Kurs Programı için tıklayınız


Etkinlik

14 EYLÜL CUMA

 

20.00
Film Gösterimi

“Tosun’la Yosun’un Maceraları”
Oyuncular: Necdet Tosun – Muzaffer Yosun
Düzenleyen: Konak Belediyesi
Yer: Uğur Mumcu Anfi Tiyatro / Bahçelievler 

 

20.30

Tiyatro

“Zengin Mutfağı”

Genç-İz Tiyatro Topluluğu

Yazan : Vasıf ÖNGÖREN

Düzenleyen : İzmir Kültür ve Dayanışma Derneği, Konak Belediyesi

Yer:Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi

 

15 EYLÜL CUMARTESİ

 

* 20.30

Tiyatro

“Zengin Mutfağı”

Genç-İz Tiyatro Topluluğu

Yazan : Vasıf ÖNGÖREN

Düzenleyen :İzmir Kültür ve Dayanışma Derneği, Konak Belediyesi

Yer:Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi

 

 

6. İzmir Türkçe Günleri (2007) 20-28 Eylül 2007

 

“75. Dil Devrimi/ Dil Derneği 20 Yaşında”

Düzenleyenler:

Konak Belediyesi, Dil Derneği

Katkıda Bulunanlar:

İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü, Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü

 

22 EYLÜL CUMARTESİ

 

12.30     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Sergi Açılışı/ “Dil Sokağı”

                Düzenleme: Küçükyalı Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi

 

12.45     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Açış Konuşmaları

Konak Belediye Başkanı A. Muzaffer Tunçağ

Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel

Dil Derneği İzmir Temsilcisi Y. Bekir Yurdakul

 

13.15     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Mini Dinleti/ “Türküler”

               

 

13.35     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Görsel Sunum/ “75 Yılın Emekçilerinden…”

                Hazırlayan: Mavisel Yener

Sunanlar: Gürol Tonbul, Mavisel Yener

 

13.45     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Konferans/ “Yazın Dili Türkçe”

                Konuşmacı: Prof. Dr. Özdemir Nutku

 

14.30     Ara

 

 

14.50     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

                Etkinlik: Sahnede Radyo Tiyatrosu/ “Vefa Borcu”

                Yazan: Necmettin Tetik

Sunan: Akademi Ege Oyuncuları

 

15.20     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Söyleşi/ “Türkçe Düşünmek…”

Konuşmacılar: Ahmet Önel, Mehmet Sarsmaz, Prof. Dr. Semiramis Yağcıoğlu

Yöneten: Osman Bolulu

Genel Sunum: Aysel Arabacıoğlu

 

23 EYLÜL PAZAR

 

13.00     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Görsel Sunum/ “75 Yılın Emekçilerinden…”

                Hazırlayan: Mavisel Yener

Sunanlar: Gürol Tonbul, Mavisel Yener

 

13.15     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Mini Dinleti/ “Türküler”

               

 

13.30     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Açış Konuşması

Konuşmacı: Prof. Dr. Özdemir Nutku (Türkçeye Emek Ödülleri 2007, İzmir Özel Ödülü)

 

13.50     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Gençler Yazdı: Dil İşliği Bildirgesi “İşlikten Kâğıda”

Seslendiren: Dil İşliği katılımcısı gençler

Yönlendirenler: F. Duman, H. Yaşar, H. Atabaş, O. Bolulu, V. Çolak, Y. B. Yurdakul, Zeynep Uzunbay.

 

14.20     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Konuşma/ Sözcüklerin Anlam İlişkileri

Konuşmacılar: Özcan Yalım

 

15.00     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Söyleşi/ “Aramızdan Ayrılışının 50. Yılında Nurullah Ataç”

Konuşmacılar: Efdal Sevinçli, Turgay Gönenç

 

Genel Sunum: Aysel Arabacıoğlu

 

 

24 EYLÜL PAZARTESİ / OKUL ETKİNLİKLERİ

 

25 EYLÜL SALI / OKUL ETKİNLİKLERİ

 

25 EYLÜL SALI

 

10.00     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Konuşma/ “Bilişim Sözlerinin Aydınlanmasındaki Yeri”

Konuşmacı: Prof. Aydın Köksal

 

11.30     Ara

 

13.00     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Görsel Sunum/ “75 Yılın Emekçilerinden…”

                Hazırlayan: Mavisel Yener

Seslendirenler: Gürol Tonbul, Mavisel Yener

 

13.15     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Mini Dinleti/ “Türküler”

               

 

13.30     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Okuma Saati/ “Çocuk Yazınımızdan Bir Demet”

Katılanlar: Ayla Çınaroğlu, Aytül Akal, Fatih Erdoğan, Hidayet Karakuş, Hüseyin Yurttaş,

Mavisel Yener, Mehmet Atilla, Zehra Ünüvar

 

15.30     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Dil Oyunları/ “Burçlar”

Yazan: Mavisel Yener

Oynayanlar: Akademi Ege Oyuncuları

Genel Sunum: Hayri Oğuz

 

26 EYLÜL ÇARŞAMBA

 

13.00     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Görsel Sunum/ “75 Yılın Emekçilerinden…”

                Hazırlayan: Mavisel Yener

Seslendirenler: Gürol Tonbul, Mavisel Yener

 

13.30     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Söyleşi/ “75. Dil Bayramımız”

Konuşmacılar: Prof. Aydın Köksal, Macide Tanır, Oktay Akbal

Yöneten: Prof. Şerafettin Turan

 

14.45     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Dil Oyunları/ “Zamazingo”

Yazan: Aziz Nesin

                Oynayan: Akademi Ege Oyuncuları

 

15.00     Ara

               

15.20     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: Söyleşi/ “Türkülerle Çoğalan Türkçemiz”

                Konuşmacılar: Makbule Kaya, Hale Gür, Osman Kalay, Sabahattin Gülümser, Hakan Akmaz

Yöneten: Hidayet Karakuş

 

16.45     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

Etkinlik: “Sonuç Bildirgesi”

Seslendiren: Hülya Savaş

Genel Sunum: Gürol Tonbul

 

29 EYLÜL CUMARTESİ

 

14.00

Belgesel Film Gösterimi :  “Vatandaş Mustafa”

Yönetmen:   Remzi Kazmaz

Katılımcılar: Erdoğan Güler ( Kaçkar Derneği Yön.Kur.Üyesi)

                       Remzi Kazmaz ( Yönetmen)

                       Mustafa Orhon ( Vatandaş)

                       Mete Hacaloğlu ( Fındıklı Derelerini Koruma Platformu Sözcüsü)

                       Düzenleyen: Konak Belediyesi, Kaçkar Derneği

                       Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi

 

* Etkinliklerimiz ücretli olup ayrıntılı bilgi telefon numaralarından edinilebilir.

   Diğer Tüm etkinliklerimiz ücretsiz ve halka açıktır

« Önceki :: Sonraki »