03 04 2015

Çorum Ve İlköğretmen Okulu Yıllarından Anılar

Günaydınla Günaydın

Yıl 1967. Aylardan Eylül. Kayıt yaptırdık, okullar açıldı. Mehmet Gündüz’ün tek dersi mi vardı, okulu gezmeye mi gelmişti anımsamıyorum şu anda. Eski binanın önünde  Mehmet Saim Sayan, ve ben dahil yeni başlayan birkaç hemşeri bir arada sohbet ederken aniden “Günaydın!..” dediler, ceketleri ilikleyip iki yana açılarak selam durdular, kıvrak, çıtkırıldım biri geçti, o da başı ile selam verdi. Öğretmenleri olduğunu anladık ama sormadık konuyu bölmemek için. O zamanlar büyük sınıflara hemşeri de olsa temkinli yaklaşıyorduk.

Öğretmenin takma adı “Günaydın” mış deyip geçtim.

 

Ayvayı Yedik… Aaaa… Günaydın Dedik

Akşam okul çıkışı ile yemek arası öğrenciler serbest olur, isteyen istediği gibi ister okulda ister dışarıda dolaşabilirdi. Okuldan çıktık, saat kulesinin olduğu alana kadar bir uzanalım dedik. İnerken caddenin sağında bir manavda sarı sarı ayvalar ilişti gözümüze 3 arkadaş birer ayva aldık ama her biri iki yumruğumuz gibi. Kessek bıçak yok; okula götürsek beklemeye tahammül…

Ayvaları ısıra ısıra yiyerek yola revan olduk, bir yandan da bir ısırık aldıktan sonra elimizde gizlemeye çalışıyoruz, köyden inmişler şehre, şunlara bak demesin görenler diye..

Tam kulenin dibine geldik. Durakta kırmızı bir belediye otobüsü. Otobüsler alçaktı o zamanlar. İçerde oturan biri, kaldırımda yürüyen bizimle tam burun buruna geliyordu. Bizimki de öyle oldu, tam ayvayı ağzıma aldım, bir parça koparacağım ki “Günaydın”la burun buruna geldik. Bizi de gördü, mahcup kıpkırmızı bir yüz ifadesi içinde oradan sıvıştık hemen. Belki tanımadıysa diye. Ertesi gün dersteyiz. Dersimiz matematik. Bizim Günaydın kapıdan Günaydın dedi girdi. Ayağa kalkıp Sağ ol, dedik. Masaya oturur oturmaz Hüseyin Erikli, Ali Şahin, Seyfi Yılmaz… Dedi. Tahtaya çıktık. Sınıfın önünde cebir- geometrinin ilk konusu ayva yeme ve adabı üzerine bir yığın nasihat oldu. Özür diledik. Oturduk yerimize.

Biz daha Günaydın’ı takma adı sandığımız Günaydın Çetiner, bizden önce öğrenmişti bizim ad ve soyadlarımızı. Taşköprülüler okula renk katmışlar eskiden beri.. Bu yüzden o da takarmış özellikle Taşköprülülere (1). Hocamız, bizi de daha toyken göz hapsine alıyordu aklınca.

Onun ilkelerine göre öğrenci kravat takacak, dışarıda şapkası başında olacak, ceketinin önündeki tüm düğmeler ilikli asker gibi gezecek..

Gel zaman git zaman derken dersler ilerledi. Cebir ve Geometri yazılısı geldi çattı. Matematiğim fena değildi. Pekiyi almasam da zayıf da almıyordum. Yazılıları okurken kaç beklediğimizi de sorardı. Ben alçakgönüllülük olsun diye altı dedim. 4 dedi. Öteki derste de aynı şey olunca, dedim bu hoca bize taktı, ağzımızla kuş tutsak fayda yok. Ondan sonra sınavlarda kâğıda soruları yazar, biraz bekler boş kâğıdı verirdim. Neden yazmadın diye bile sormazdı. Sürtüşme 2 yıl öyle devam etti gitti. Onun dersinde gıcıklık olsun diye başka derslerde takılı olan kravatı çıkarır sıranın gözüne koyardım. Her defasında uyarırdı ama bir günden bir güne de disiplin kuruluna vermedi. Her yıl Cebir ve Geometriden bütünlemeye kalır; yazın hatmeder en az 7 alırdım bütünleme sınavlarında. Yoğun çalışma nedeni sınıfta kalma korkusu ile karışık tarlada çalışmadan kaçma mazeretiydi.

Bir gece iki etüt arası, mevsim kış olacak ki paltoları omzumuza attık. Meydana iniyoruz, karşımızda Günaydın bey… Hemen hazır ola geçtik ama toparlanmak zamanı olmadı. “Ne bu vaziyet, koyun tüccarları gibi..” diye başlayan uzunca bir fırçadan geçirdi bizi, biraz kem küm mazeret uydurmaya çalıştık ama nafile.. Koyun tüccarı dediğine göre demek ki şapkayı yana yıkıp ayakkabıların topuğuna basmamışız. Hoş şapkayı da pek takmazdık kravat gibi ya.. Kravatı da zaten tüm eğitim ve öğretmenlik yaşamım boyunca sevemedim. Gömleklerimin yakaları da bir araya gelmezdi hiç. İki yakamız da hiçbir araya gelmedi ya zaten.

(…)

________________________________

(1) Şu anda anımsayabildiğim Çorum İlköğretmen Okulu Mezunu Taşköprülüler: Ahmet Genç, Ahmet UĞUR, Ali ŞAHİN, Ali TEKEOĞLU, Atilla Karanlık, Bayram Şimşek, Erdoğan Purtul, Hamdi Bilgin, Hamdi Nural, Hüseyin ALAY, Hüseyin Erikli, İsmail ÖZDEMİR, İsmail TUNCEL, Mehmet GÜNDÜZ, Mehmet Saim SAYAN, Muammer Kurnaz, Nurettin Yılmaz, Recep Görgülü, Remzi Tülü, Satılmış AKGÜN, Seyfi Yılmaz, Şaban ÇOBAN, Şahin AKSEVEN, Uğur Göksu, Ülkü AKAR, Yılmaz Kesici…

36
0
0
Yorum Yaz