11 08 2015

Suçumuz Öğrencinin Okula Devamını Sağlamakmış

MİLLİ EĞİTİM BAKANINA AÇIK MEKTUP Okulumuz 1. sınıfına 168 numara ile kayıtlı Yıldız Çeltikçi (YÇ) okulun açılışından beri okula devam etmemektedir. Bizler tüm devam-takip işlemlerini tamamlayıp gerekli evrakları 29.10.1973 tarihinde Tosya İlköğretim Müdürlüğüne teslim ettik. Bilindiği gibi 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu’nun 58. Maddesi “Sulh Ceza Mahkemeleri’nde bu kanuna uyularak açılan kamu davaları en geç 31 gün içinde hükme bağlanır” der. Buna rağmen 20.12.1973 tarihine değin ne öğrenci okula devam etmiş ne de bizim işlem sonucundan bir haberimiz olmuştur. Durumu 20.11.1973 tarih ve 580/50 Sayılı bir yazı ile Tosya Kaymakamlığı yolu ile İlköğretim Müdürlüğünden sorduk. İlköğretim Müdürlüğünün 17.01.1974 tarih 580/114 sayılı yazısında; “Durum Cumhuriyet Savcılığına 06.11.1973 tarih ve 580/1702 sayılı yazımızla bildirilmiştir. Adı geçen hakkında bugüne kadar bir karar gelmemiştir” deniliyor. Bununla da yetinmeyip 02.02. 1974 tarihinde Fevzipaşa İlkokulunda yapılan toplantıda 2 İlköğretim Müfettişi huzurunda konuyu gündeme getirip; “öğrencinin devamı için hangi makamın ilgileneceğini” sorduk. Aldığımız cevap: “Siz gerekli işlemleri yapıp durumu İlköğretime bildirmişsiniz. Sizin göreviniz orda biter.” oldu. Biz ayrıca Şubat başında doldurulan 1 No’lu Müdür Raporu’nda da durumu belirttik. Aradan geçen 4 buçuk ayda hiçbir sonuç alınamadı. Öğrenci de halen okula devam etmemektedir. Bununla ilgilenecek bir yetkili makam bulamadık. Ne gibi etkenler bu işi sürüncemede bırakıyor ya da bıraktırabiliyor? Bizler durumun aydınlığa kavuşmasını ve kanunun uygulanmasını ya da öğretmenin devam-ta... Devamı

04 04 2015

Çorum Ve İlköğretmen Okulu Yıllarından Anılar

Günaydınla Günaydın Yıl 1967. Aylardan Eylül. Kayıt yaptırdık, okullar açıldı. Mehmet Gündüz’ün tek dersi mi vardı, okulu gezmeye mi gelmişti anımsamıyorum şu anda. Eski binanın önünde  Mehmet Saim Sayan, ve ben dahil yeni başlayan birkaç hemşeri bir arada sohbet ederken aniden “Günaydın!..” dediler, ceketleri ilikleyip iki yana açılarak selam durdular, kıvrak, çıtkırıldım biri geçti, o da başı ile selam verdi. Öğretmenleri olduğunu anladık ama sormadık konuyu bölmemek için. O zamanlar büyük sınıflara hemşeri de olsa temkinli yaklaşıyorduk. Öğretmenin takma adı “Günaydın” mış deyip geçtim.   Ayvayı Yedik… Aaaa… Günaydın Dedik Akşam okul çıkışı ile yemek arası öğrenciler serbest olur, isteyen istediği gibi ister okulda ister dışarıda dolaşabilirdi. Okuldan çıktık, saat kulesinin olduğu alana kadar bir uzanalım dedik. İnerken caddenin sağında bir manavda sarı sarı ayvalar ilişti gözümüze 3 arkadaş birer ayva aldık ama her biri iki yumruğumuz gibi. Kessek bıçak yok; okula götürsek beklemeye tahammül… Ayvaları ısıra ısıra yiyerek yola revan olduk, bir yandan da bir ısırık aldıktan sonra elimizde gizlemeye çalışıyoruz, köyden inmişler şehre, şunlara bak demesin görenler diye.. Tam kulenin dibine geldik. Durakta kırmızı bir belediye otobüsü. Otobüsler alçaktı o zamanlar. İçerde oturan biri, kaldırımda yürüyen bizimle tam burun buruna geliyordu. Bizimki de öyle oldu, tam ayvayı ağzıma aldım, bir parça koparacağım ki “Günaydın”la burun buruna geldik. Bizi de gördü, mahcup kıpkırmızı bir yüz ifadesi içinde oradan sıvıştık hemen. Belki tanımadıysa diye. Ertesi gün dersteyiz. Dersimiz matematik.... Devamı