21 07 2015

MUSTAFA POLAT İLE İZMİR'DE.. / ALİ ŞAHİN

Bugün bir eski tanıdıkla görüşmek için sözleştik. 30 yıl sonra ilk göreceğiz birbirimizi. Ben İzmir'i pek tanımıyorum. Konakta saatin önünde ya da Merkez Hasan Sağlam öğretmen evinde buluşabiliriz sana da uygunsa diyorum emekli Ziraat Yüksek Mühendisi dosta. Taşköprü İlçe Tarım müdürlüğü görevinden ayrılıp Ankara'ya oradan Aydın'a oradan da İzmir'e geçeli 30 yıl olmuş. Saat Kulesi uygun bana çünkü Karşıyaka'dan geleceğim, diyor. Öğretmen dostudur ama Karşıyaka öğretmen evindekilere anlatamamış tam. Bakın ben Ziraat Mühendisiyim; mesleklerimiz birbirine yakın, deyince: "Allah Allah! Bu nasıl iş!.." dercesine şaşkınlıkla yüzüme baktılar, diyor. Ben açıklama getirdim: "Bakın siz bebeleri, biz de babaları eğitiyoruz. Eski yazı ile ikisi da aynı, çift "be" ile yazılıyor, dedimse de yumuşatamadım. Yanımda bir arkadaş olmadıkça pek uğramıyorum oraya diyor karşılaştığımızda. Biraz yürüyoruz hoşbeş ederek. Taşköprü'yü soruyor, Taşköprülüleri soruyor. Birçok kişiyi hatırlıyor, kaldığı iki yılda görüp tanıdığı. Çetmeli İzzet'ten Hasan Yılmaz'a Bayram Ünal'dan Zeynel Yurtseven'e.. Nuri Keskinden Hüseyin Erikli'ye.. 1943 Elazığ Karakoçan doğumlu Mustafa Polat. Yükseköğrenimin AÜ Ziraat fakültesinde tamamlamış 1971 yılında. Hem çalışıp hem okuduğundan ara vermiş eğitimine bir süre Lise sonrasında. 1967 – 1971 yıllarının Ankara ortamı, öğrencilikten konuşuyoruz. O fırtınalı yıllar, diyorum; evet, diyor. 12 Martı da Ankara'da yaşamış. Sonra 80'i anlatıyorum ona Kastamonu'da Taşköprü'de yaşananları.. Ben iyi ki o yıllarda orada değilmişim, çok çektirirlerdi bana da. Bir... Devamı

04 04 2015

Çorum Ve İlköğretmen Okulu Yıllarından Anılar 2

      — Bir okur olarak edebiyata karşı ilginiz nasıl doğdu?       — Çocukluğumda - çocukluk dersem, daha çok ortaokul çağında - ben içe kapalı bir insandım, hala da öyleyimdir ya biraz... Okul arkadaşlarım, bizim evin önünde oyun oynar, ben elimde kitap evin ikinci kat penceresinden onları izlerdim. Onlar çizgi roman okurlardı: O dönem Tommiksler, Teksaslar bilmem neler moda tabii. Beni hiç sarmadı onlar. İlkokulda pek kitapla karşılaşmadım. Sanırım çevre ve ilkokul öğretmenim Hasan Yumuşak'ın konu ile ilgisizliğindendi bu. Sonra ilçede ortaokula başladım. Türkçe öğretmenimiz okul müdürü Mehmet Sürer'di. Bu konuda o da sanki okul müdürlüğünden arta kalan zamanlarda Türkçe derslerine de girer gibiydi, yasak savma kabilinden. Hatta dersleriyle ilgili bir anekdot da anlatılırdı o zamanlar. Daha sonra Sağlık Bakanlığında oldukça üst düzeylerde görev yapan Hayati Ünal, bir kompozisyon dersinde noktalama işaretlerini yerli yerinde kullanamadığından olacak yazısının sonuna satır satır noktalama işaretlerini doldurmuş, altına da yazmış: "Herkes yerine marş, marş!.." Sonra genç bir Türkçe Öğretmeni geldi: Nihat Önem. Her derste hangi yazarın hangi parçasını işleyecekse o yazarın bir kitabıyla, mümkünse o metnin içinde yer aldığı kitapla girerdi derse. Bu durum ilgimizi çekerdi, kitap inceleme ödevleri verirdi: Benim kitapla karşılaşmam bu yüzden oldu. İlk kez Ömer Seyfettin'in "Mahcupluk İmtihanı" adlı öyküler kitabından, aynı adlı öyküyü incelemiş ve bu vesileyle o kitabı da okumuş, hatta babamdan, "roman okuyana kadar dersine çalış..." diye hatırı sayılır bir zılgıt da yemiş, o... Devamı