59 Takipçi | 555 Takip
Kategorilerim

Fotoğraflar

Gezi

Nostalji

Yayınlar

İzlediklerim

Röportaj

Haber

Deneme

İnceleme

Anı

Söyleşi

Araştırma

Ödüller

Öykü

Diğer İçeriklerim (267)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (59)
16 05 2010

MELİH CEVDET ANDAY ŞİİR ÖDÜLÜ

MELİH CEVDET ANDAY ŞİİR ÖDÜLÜ     Şiirimizin büyük ustası Melih Cevdet Anday’ın anısına, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Ören Belediyesi’nin işbirliğiyle düzenlenen ödülün bu yıl beşincisi veriliyor.   Melih Cevdet Anday, 1985 yılından itibaren yaz aylarını eşiyle birlikte Milas-Ören’deki yazlığında geçirmiş, 1999 yılında anıtı, Ören Belediye Başkanı Kazım Turan tarafından Ören sahilinde, bugün onun adını taşıyan parka diktirilmişti.   Seçici kurulu  Doğan Hızlan, Ataol Behramoğlu, Sennur Sezer, Eray Canberk, Egemen Berköz, Refik Durbaş ve Enver Ercan’dan oluşan ödül, sahibine eylül ayında Ören’de düzenlenecek “V. Ören Melih Cevdet Anday Şiir Günleri ve Kültür Şenliği”nde sunulacak.   Plaket ve 3.000 YTL’den oluşan ödüle 1 Mayıs 2009-1 Haziran 2010 tarihleri arasında yayımlanmış kitaplar katılabiliyor. Son katılma tarihi ise 1 Temmuz 2010.  Katılmak ya da kitap önermek isteyen yayınevi, kurum ve kuruluşların 8 adet yapıtı, başvuru dilekçesiyle birlikte “TYS Edebiyat Müzesi, Aysel Tezer-Yıldız Sarayı, Dış Karakol binası, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş, İstanbul” adresine göndermeleri gerekiyor. Ayrıntılı bilgi için: 0538 452 86 42  ... Devamı

16 05 2010

Ümit Zeynep Kayabaş'ın İlk Kitabı: Kağıttan Evler

Ümit Zeynep Kayabaş’ın ilk şiir kitabı Kağıttan Evler, Ürün Yayınları’ndan çıktı. Deli Dumrul’un konuşmaları kitaba farklı bir tat katmış. Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümü ‘Köprü Ve Cemre’ Ve giriş Deli Dumrul un söyelmiyle yapılmış. ‘Tanrım sadakatimi adadım sana / bana sual sorulmaya / dantel gibi örüldükçe büyüyen aşkla / köprünün tam ortasında / dudağına – düşen -o ilk ısıda- kadına- rüyasında ’siyah ve aşk’ der Deli Dumrul.’  Ve kitabın ilk şiiri de ‘Siyah ve Ateş’tir.’ ‘ – çırpındıkça dibe battım / dünyanın tadı değişecek diye / en çok da kendimi  oyaladım’  dizeleri göze çarpıyor. Ve bu bölümde her şiirin başında Dumrul’dan bir söz yer alıyor.  İkinci bölüm: Eskiten Kent’te, yine Deli Dumrul’un söylemi yer almış. Dağların sırdaşı – sözü hikmet yumağı -aynanın kardeşi -er kişi – bu Deli Dumrul’dur. – bilesin ki – dinmeyecek gök gürültüsü- duvağı dumandan olan gelinlerin külü- savrulurken eskiten kente – hiç konuşmadan dinle. Bu bölümde şiirler kadına dair.  Üçüncü bölüm: Eksik Alfabe: Dumrul’dan söyleme yer verilmiş. ilk olarak. ‘rüyamdaki kadın / o yosma / benden büyük çocuk doğuruyor / hala bakire / bin yıldır küfrediyor dedeme / küfleniyor o teknede’ gibi oldukça çarpıcı ve cesur dizeler öne çıkıyor. ‘ey ateşi bana secde ettiren rabbim / ateşinde temizlenmedikçe sana gelmeyeceğim.’ Yine dikkatten kaçmayan dizeleri. Ve ilk bölümde yer alan ‘Ters’ şairin... Devamı

16 05 2010

Milli Eğitim Müdürlükleri

  Milli Eğitim Müdürlükleri   Adıyaman Besni, Çelikhan, Gerger, Gölbaşı, Kahta, Samsat, Sincik, Tut   Afyonkarahisar Başmakçı, Bayat, Bolvadin, Çay, Çobanlar, Dazkırı, Dinar, Emirdağ, Evciler, Hocalar, İhsaniye, İscehisar, Kızılören, Sandıklı, Sinanpaşa, Sultandağı, Şuhut   Ağrı Diyadin, Doğubeyazıt, Eleşkirt, Hamur, Patnos, Taşlıçay, Tutak   Aksaray Ağaçören, Eskil, Gülağaç, Güzelyurt, Ortaköy, Sarıyahşi   Amasya Göynücek, Gümüşhacıköy, Hamamözü, Merzifon, Suluova, Taşova   Ankara Akyurt, Altındağ, Ayaş, Bala, Beypazarı, Çamlıdere, Çankaya, Çubuk, Elmadağ, Etimesgut, Evren, Gölbaşı, Güdül, Haymana, Kalecik, Kazan, Keçiören, Kızılcahamam, Mamak, Nallıhan, Polatlı, Pursaklar, Sincan, Şereflikoçhisar, Yenimahalle   Antalya Akseki, Aksu, Alanya, Döşemealtı, Elmalı, Finike, Gazipaşa, Gündoğmuş, İbradı, Kale, Kaş, Kemer, Kepez, Konyaaltı, Korkuteli, Kumluca, Manavgat, Serik,   Ardahan Çıldır, Damal, Göle, Hanak, Posof   Artvin Ardanuç, Arhavi, Borçka, Hopa, Murgul, Şavşat, Yusufeli                                                                                                                   ... Devamı

14 05 2010

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872

Başlangıçtan Günümüze Türk Edebiyatında Roman Zamandizini (1872 1999) / Kronoloji Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1939)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini Taslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini -Taslak- 9 (2000- 2006) / Ali ŞAHİN 2004'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2005'TE ROMAN Ali ŞAHİN 2006'DA ROMAN Ali ŞAHİN 2007'DE ROMAN Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN ____________________________________________________________________ 1950 AKBAL, Oktay: Garipler Sokağı 1950 AZRAK, Kerime Nadir: Posta Güvercini 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Gönül Yolu 1950 BERKANT, Muazzez Tahsin: Sarmaşık Gülleri 1950 ÇALAPALA, Rakım: Köye Giden Gelin 1950 KARAY, Refik Halid: Bu Bizim Hayatımız 1950 KARAY, Refik Halid: Nilgün "Türk Prensesi Nilgün" 1950 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Karakoldaki Ayna 1950 ORHAN KEMAL: Avare Yıllar 1950 TÜLBENTÇİ, Feridun Fazıl: Osmanoğulları 1951 BAŞAR, Şüküfe Nihal: Çölde Sabah Oluyor 1951 HANÇERLİOĞLU, Orhan: Karanlık Dünya 1951 KOZANOĞLU, Abdullah Ziya: Dağlar Delisi 1951 SAFA, Peyami: Yalnızız 1952 AZRAK, Ke... Devamı

13 04 2010

Mahmut Makal'ın yaşam öyküsü: “Bizim Köy” belgeseli Levent K

Köy enstitülerini anlatan film Mahmut Makal'ın yaşam öyküsü: “Bizim Köy” belgeseli Levent Kültür Merkezi’nde… frameborder="0" height="60" id="wt" marginheight="0" marginwidth="0" name="wt" scrolling="no" src="http://www.emlakkulisi.com/ad/418x60.htm" width="416">> Köy Enstitülerinin 70. kuruluş yılında Mahmut Makal’ın yaşam öyküsünü izleyicilerimizle buluşturuyoruz. Beşiktaş Belediyesi’nin Belgesel Sinemacılar Birliği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile düzenlediği “Bir Belgesel, Bir Gazeteci, Çay ve Simit” günlerinin onuncusunda, yönetmenliğini Rabia Bige Berker’in yaptığı “Bizim Köy” adlı belgesel gösterilecek. Levent Kültür Merkezi’nde 14 Nisan 2010 Çarşamba günü saat 19:00’da gerçekleştirilecek geceye Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın yanı sıra, filmin yönetmenini temsilen Bahriye Kabadayı ve Osman Şahin katılacak. Sanata verdiği kapsamlı destek çerçevesinde belgesel film yapımcılığının gelişmesine de katkıda bulunan Beşiktaş Belediyesi’nin Belgesel Sinemacılar Birliği ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ile birlikte düzenlediği, “Bir Belgesel, Bir Gazeteci, Çay ve Simit” günlerinin onuncusu 14 Nisan 2010 Çarşamba günü saat 19.00’da yapılacak. Yönetmenliğini Rabia Bige Berker’in yaptığı “Bizim Köy” filminin gösterileceği etkinliğin söyleşi bölümüne, belgeselin yönetmenini temsilen Bahriye Kabadayı ve Osman Şahin katılacak. 17 Nisan 2010’da 70. kuruluş yıldönümü kutlanacak köy enstitülerinin önemini bir kez daha hatırlamak üzere sizleri köy enstitüsü mezunu Mahmut Makal’ın yaşam ö... Devamı

13 04 2010

Anayasa Değişiklik Paketi Ve Meclis Dışındaki Partiler

Anayasa Değişiklik Paketi ve Meclis Dışındaki Partiler AYDINLANMA - EMRE KONGAR ÖDP Anayasa Değişiklik Paketi İçin Ne Diyor Sevgili okurlarım, Meclis dışındaki partilerin anayasa değişiklik paketini nasıl değerlendirdiği hakkında medyada pek haber yok. Bu nedenle, bu sütunda ÖDP, TKP gibi Meclis dışındaki partilerin bu pakete nasıl baktıklarını, yerim elverdiği ölçüde, özet olarak vermeye çalışacağım. Bugün ÖDP. Cumartesi günü TKP. *** Genel Başkan Alper Taş imzalı bildirinin ana hatları şöyle: İHTİYACIMIZ EŞİTLİKÇİ ÖZGÜRLÜKÇÜ DEMOKRATİK YENİ BİR ANAYASADIR …Yeni anayasanın içeriği kadar hazırlanma yönteminin de demokratik olması son derece önemlidir… …%10 seçim barajı kaldırılmalı, barajsız bir seçimle bütün siyasi fikirlerin parlamentoda temsiline olanak verilmeli, bu parlamento kurucu bir meclis işlevi görmelidir… …AKP’nin 12 Eylül Anayasası’nın yarattığı kurumlarla bir sorunu yoktur. AKP’nin amacı bu kurumları ele geçirerek kendi tekelci iktidar yapısını kurmaktır. Örneğin; YÖK’ten şikâyet eden AKP, YÖK’ü ele geçirdikten sonra bu kurumun antidemokratik özü ile uğraşmamakta, antidemokratik uygulamalarının sürmesine imza atmaktadır. AKP, Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduktan sonra Cumhurbaşkanlığı’nın yetkilerinin fazlalığından söz etmez oldu. Tersine, yeni anayasa değişiklik paketi ile Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini daha da arttırmayı hedeflemektedir… …Gerçek bir yargı reformu için temel nokta yargının her düzeyde siyasal iktidara bağımlı olmaktan kurtarılmasıdır. AKP, bırakın yargının siyasal iktidara bağımlı olmaktan kurtarılmasını, kendi siyasi iktidarına bağımlı bir ya... Devamı

13 04 2010

Urfa 11 Nisan 1920-2010...

Urfa 11 Nisan 1920-2010...   Urfa halkı sola, sosyal demokrasiye oy verirdi. Şimdi dincilik ve etnisite seçim, tercih ve davranışlarda öncü rol oynuyor. Türk toplumundaki değişim doğaldır ki tüm ülkeye yansıyor. Çok uzun sürmez diyorum bu geriye gidiş. Tarihin doğal akışı ve yurtseverler buna izin vermeyecektir. Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR   Çok sayıda adı var Urfa’nın, Edessa, Riha, Ruha gibi. Ama en çok Edessa olarak biliniyor. Haçlıların da mekânı olmuş, Bizansın da Moğolların da. Fransızlar Suriye’ye katmak istemişler. Hıristiyanların ilk kez özgürce ibadet ettikleri yer Harran. Zengin bir tarih. Nihayet bir Osmanlı beldesi olan Urfa. Türklerin, Arapların, Ermenilerin, Yahudilerin yaşadığı bir kent. Peygamberler yaşamış orada, Eyüp, Şuayip peygamberler. En ünlüsü Hz. İbrahim (Abraham). Putları kıran İbrahim. Bir mağarada doğmuş. Saklamışlar onu. Nemrut şehrinin hâkimi zalim Nemrut yaşatmıyormuş erkek çocukları. Ama nihayet ele geçirilmiş ve ölüme mahkûm edilmiş. Takipçisi (sevgilisi) Zeliha ile birlikte mancınıklardan atılarak ateş üzerine düşecek ve yanarak ölecekler. İki büyük ateş yakılmasını emretmiş Nemrut. Urfalılar iki büyük ateş hazırlamaya mahkûm edilmiş. Günlerce, aylarca çalı çırpı, odun kömür, ağaç kütük ne varsa toplamışlar iki büyük ateş için. Öyle ki yemek pişirecek yakıt kalmamış onlara. Çaresiz çiğköfteyi icat etmişler. Dünyanın en lezzetli yiyeceğini. İbrahim ve Zeliha aynı anda mancınıklardan o büyük ateş yığınlarının üzerine atılmış. Orada Tanrı müdahale etmiş bu haksızlığa ve ateş suya, odunlar balıklara dönüşmüş. İşte heybetli ağaçlarla, camilerle gölgelenen o... Devamı

07 03 2010

Yargı Ve Anayasa Reformuna İlişkin Aldatmacalar / Prof. Dr. Fazı

Yargı Ve Anayasa Reformuna İlişkin Aldatmacalar / Prof. Dr. Fazıl SAĞLAM 2010-03-05 Yargı Reformuna İlişkin Aldatmacalar-I- Siyasal iktidarın kurguladığı yargı reformunun, AB beklentileriyle bir ilgisi yoktur. Ayrıca Türkiye’ye yönelik tavsiyelerin hiçbirinde kurula yasama organınca üye seçilmesine ilişkin bir beyan da yer almamaktadır. Çünkü Türkiye demokrasisinin uzlaşmaz yapısını yakından tanıyan herkes, yargı organının oluşumunda siyasal iktidarın rolünü arttırarak bağımsızlık ya da tarafsızlık sağlanamayacağını bilir. Prof. Dr. Fazıl SAĞLAM Eski Anayasa Mahkemesi Üyesi İktidar çevrelerinden dinlediğimiz yargı reformu söylemi şöyle özetlenebilir: “Yargı organının oluşumunda demokratik meşruiyetin aranması Avrupa standartlarının bir gereğidir. Bu nedenle AB organları bizden Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ve Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunda parlamentonun belirleyici olmasını istemektedir.” Bu söylem, kamuoyunu aldatmak için kurgulanmıştır: Demokratik meşruiyet 1) Önce iktidar çevrelerinin “demokratik meşruiyet” sözünden ne anladıklarını görelim: Yargı Reformu Strateji Taslağı’nın ilk metninde “Adalet Bakanı ile Müsteşarı”nın HSYK’nin bünyesinde yer alması, “Yargının demokratik meşruiyeti yönünde atılmış önemli bir adım” olarak açıklanmıştır. Oysa AB Komisyonu’nca görevlendirilen uzmanların Türk yargı düzeniyle ilgili İstişari Ziyaret Raporları’nda (İZR) bunun tam tersi önerilmektedir: Üçüncü İZR’nin “Tavsiyelerin Özeti” başlıklı bölümünün 4. maddesi aynen şöyledir: “Adalet Bakanı ve müsteşarını HSYK üyeliğinden çıkarmak için anayasanın 159. maddesinin de... Devamı

13 02 2010

2. ERGENEKON DAVASI: Balbay’dan Gazetecilik Dersi

2. ERGENEKON DAVASI Balbay’dan gazetecilik dersi HATİCE TUNCER İkinci Ergenekon davasında tutuklu yargılanan gazetemiz Ankara Temsilcisi ve yazarı Mustafa Balbay, “Biz burada kurbanlar olarak dışarıda asıl kahramanların nasıl çarpıştığını görmekteyiz” diye konuştu. Taraf gazetesine 4 bavul belge gönderildiğini, doğrulukları tartışılsa da bunun bir gazetecilik olduğunu söyleyen Balbay, “Başka hiçbir ülkede yaşamayı düşünmeyen, bu ülkede yaşayan bir gazeteci olarak olup biten her şeyi okurlarımla paylaşmayı sorumluluk biliyorum” dedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Silivri’de gördüğü davanın 39. duruşmasında heyet başkanlığını Hasan Hüseyin Özese üstlendi. Duruşmanın talepler bölümünde söz olan Balbay, gazetecilik görevi gereği tanıklıklarını okurlarıyla paylaştığına dikkat çekerek, “Balbay ne yapmış? Bildiklerini, duyduklarını kamuoyuna duyurmuş. İddianamede aleyhime sunulan belgelerin hiçbir hukuki değerinin olmadığını anlattık. Gazeteciliğimin gereğini yaptım” dedi. Notlarda darbe yok Balbay, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ile o dönemin Başbakan Müsteşarı Ömer Dinçer’in “Darbe planlarını biliyorduk” şeklinde açıklamalar yaptığına dikkat çekti. Kendisine ait olduğu iddia edilen notlara değinen Balbay “O notlarda bir cümle bile darbeden söz edilmiyor. İnsanların ne dediğine, görüşlerine ilişkin notlar” diye açıklamada bulundu. Balbay, Cumhuriyet gazetesinde 23 Mayıs 2003’te yayımlanan ve suçlanmasına neden olan “Genç Subaylar Tedirgin” haberine ilişkin olarak birçok meslektaşının “Eski MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, Balbay’a ‘Haber kaynağın 1. Ordu ise onlar planlarını çokta... Devamı

11 02 2010

MEMLEKET AYNI MEMLEKET / BEKİR KOÇAK

MEMLEKET AYNI MEMLEKET buğusu üstünde ekmek tazeliği zeytini marmara karası oturup yesek şurda minarenin ışıkları sönmeden inmeden hırsızlar meydana bekçiler bırakıp gitmiş uykularını dil tutuk el korkusu fısıltılar hesabımız tutmuyor ücretler asgari birkaç sokak köpeği birkaç serseri sigara içimi düş bulut kayması züğürtlük söylene söylene keyif kaçıran “iş ekmek hürriyet” sevgisi kelepçeli kadının başında herkes gol sevdasında gençlik sokaklar arbede birliğini bozmuş işçiler buz gibi sularda ten açlığın barikatında nefes yıl yılı kovalasa n’olacak sanki memleket aynı memleket Bekir Koçak Ekin Sanat Dergisi -Şubat 2010 Sayısı   ******************************************   S’imge Mektup sayısında seçilmiş 26 düzyazı ve 45 şiir yer alıyor. SORULAR Ne giydiğini yaz bana! Sıcak tutuyor mu? Uyuduğun yeri yaz bana! Yumuşak mı? Nasıl göründüğünü yaz bana! Yüzün aynı mı? Neyi özlediğini yaz bana! Kolumu mu? Nasıl olduğunu yaz bana! Rahat mı? Sana neler yaptıklarını yaz bana! Cesaretin yetti mi? Ne yaptığını yaz bana! iyi şeyler mi? Neler düşündüğünü yüz bana! Beni mi? Sorulardır sana bütün verebildiğim Ve gelen yanıtları kabullenmeliyim Yorgunsan, uzatamam sana elimi. Ya da açsan seni besleyemem sanki bu dünyada hiç yokmuşum Unutmuşum gibi seni. Bertolt BRECHT (Türkçesi: Turgay Fişekçi) YENİ MEKTUP ALDIM GÜL YÜZLÜ YÂRDAN Yeni mektup aldım gül yüzlü yârdan Gözletme yolları, gel deyi yazmış Sivrialan köyünden, bizim diyardan Dağlar mor menevşe gül deyi yazmış Beserek&rs... Devamı

11 02 2010

9.İzmir Öykü Günleri 12 Şubat'ta Başlıyor...

9.İzmir Öykü Günleri Başlıyor! 04.02.2010 9.İzmir Öykü Günleri 12 Şubat 2010 Cuma günü başlıyor. Programın onur konuğuysa Tarık Dursun K. 9.İzmir Öykü Günleri Programı: 12 ŞUBAT 2010 CUMA Açılış:12.30 Dünya Öykü Günü Bildirisi Protokol Konuşmaları Dr. Hakan Tartan (Konak Belediyesi Başkanı) Azra İnmeler (Ege Kültür Vakfı Başkanı) Gökhan Cengizhan (Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı) Film Gösterimi (Tarık Dursun K. Romanlarından Uyarlanmış Filmlerden Kolâj) Tarık Dursun K. Onur Ödülü Töreni 13.30 Söyleşi ve Okuma: Bir Öykü Bir Öykücü Tarık Dursun K. 14.00 I. Panel Dostları Tarık Dursun K.’yı Anlatıyor Remzi İnanç, Ayşem Kalyoncu, Halit Kakınç, Aydoğan Yavaşlı Kolaylaştırıcı: Namık Kuyumcu 15.00 ARA 15.30: II.Panel Tarık Dursun K.’nın Öykü Dünyası Feridun Andaç, İbrahim Oluklu, Özlem Fedai, Mehmet Atilla 16.30 Söyleşi ve Okuma: Üç Öykü Üç Öykücü Leyla Ruhan Okyay, Hürriyet Yaşar, Ayça Bilgin 17.30 III.Panel: Öyküde Bir Anlatım Olanağı Olarak Mekan Şükran Yücel, Mine Söğüt, Jale Sancak, Emel Kayın 13 ŞUBAT 2010 CUMARTESİ 12.00 I.Panel: Edebiyattan Sinemaya Tarık Dursun K. İle Yolculuk Sevda Ferdağ, Ahmet Mekin, Pervin Par, Eşref Kolçak, Serpil Çakmaklı 13.00 : Söyleşi ve Okuma: Üç Öykü Üç Öykücü Ethem Baran, Serap Gökalp, Mustafa Balel 14.00: II.Panel Öyküde Cesur Yıllar: 1950 Kuşağı Nursel Duruel, Ayşe Sarısayın, Doğan Hızlan 15.00 ARA 15.30: Söyleşi ve Okuma... Devamı

11 02 2010

İlhan Arsel'i Yitirdik

Yaşamını dogmalara karşı mücadeleye adayan bilim adamı ve ülkemizin yüz akı yazarımızı yitirdik Yılmayan aydın: İlhan Arsel MİYASE İLKNUR Türkiye, yaşamını dogmalara karşı mücadeleye ve özgür düşünceyi savunmaya adamış bir aydınını daha kaybetti. Yıllardır doğduğu topraklardan çok uzaklarda, sürgün hayatı yaşayan bilim adamı, yazar ve aydın İlhan Arsel, önceki gün Amerika’da yaşamını yitirdi. Bu coğrafyada aydın olmanın, sorgulamanın ve yerleşik değerlere aykırı düşünmenin bedelini kimi canıyla, kimi de kendini sürgüne mahkûm ederek ödemek zorunda kaldı. Ahmet Taner Kışlalı, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Hrant Dink, Musa Anter, Cavit Orhan Tütengil, Sabahattin Ali, Bedri Karafakioğlu, Bedrettin Cömert gibi aydınlarımız aykırı düşünmenin bedelini canıyla öderken Pertev Naili Boratav, Behice Boran, Niyazi Berkes, Nâzım Hikmet, Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya gibi İlhan Arsel de farklı olmanın bedelini yurduna hasret ölerek ödemek zorunda kaldı. Tehditler ve ölüm fetvaları Kalsaydı akıbeti mektuplar aracılığıyla dertleştiği dostu Turan Dursun’dan farklı olmayacaktı. Nitekim yazdığı kitaplar nedeniyle önce Almanya’da kendini halife ilan eden “Kara Ses” Cemalettin Kaplan, hakkında ölüm fetvası yayınlamış, ardından onu “Salman Rüşdü’nün Türkiye versiyonu” olarak tanımlayan ve İslam adına can almayı kendinde hak gören çevrelerin hedefi olmuştu. İslamcı sitelerde İlhan Arsel’le ilgili yazılanlara göz atıldığında “iyi ki uzaklarda yaşamayı seçmiş” dememek elde değil. Kuşkusuz İlhan Arsel, yazdıklarından ötürü bu türden saldırılara ve hakaretlere maruz kalacağını bilmez değildi. Bu tehditlere ve ölüm fetvalarına al... Devamı

01 01 2010

DTP'nin Kapatılma Gerekçesi Açıklandı

DTP'nin kapatılma gerekçesi açıklandı Radikal; 31/12/2009 09:40 Anayasa Mahkemesi'nin, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP), kapatılmasına ilişkin kararının gerekçesi resmi gazetede yayımlandı. Gerekçeli kararın yayımlandığı bugünden itibaren Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk'un milletvekillikleri düştü.     ANKARA (A.A) - 31.12.2009 - Anayasa Mahkemesi’nin, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasına ilişkin kararının gerekçesinde, "Bir siyasi partinin, siyasi faaliyet görüntüsü altında ülkenin tamamının asayiş ve güvenliğini olumsuz yönde etkileyen, tüm bireylerin temel hak ve hürriyetlerinden yararlanmalarını engelleyen veya ortadan kaldıran terör eylemlerini destekleyen, zemin hazırlayan ve meşrulaştırmaya çalışan söylem ve eylemlerde bulunması hiçbir  demokratik sistemde koruma göremez" denildi. Anayasa Mahkemesinin, gerekçeli kararı Resmi Gazetede yayımlandı. Gerekçeli kararın yayımlandığı bugünden itibaren Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düştü. Yüksek mahkemenin kararında, beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olan Türk ve Tuğluk dahil hakkında siyasi yasak getirilen 37 kişi bugünden başlayarak 5 yıl süreyle başka bir partinin kurucusu, üyesi, yönetici, deneticisi  olamayacak. Gerekçeli kararda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde yer alan partinin kuruluşundan sonraki, kapatmaya neden olacak eylemler için oluşturulan 141 maddelik liste ele alındı. İddianamede haklarında siyasi yasak istenen kişiler arasında Leyla Zana, Selim Sadak ve Hilmi Aydoğdu’nun da bulunduğu anımsatılan gerekçede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, DTP’ye yazı yazarak, yasa gereği partiye üye o... Devamı

17 05 2009

TOPRAĞI EMZİREN KİBELE

TOPRAĞI EMZİREN KİBELE   bir ağıdın yüreği bu yüzünde kaygı eski yontular bunca yıldız bunca rüzgar kavgadan çıkmış şiirler sonra ekin yüklü anadolu toprağı emziren kibele midas'ın kulaklarına bile esen yiğit rüzgarları biz taşıdık   zamanın hıncı düştü kar akı saçlarıma yaralı gençliği nasıl bıraktık sayfaları ağrılı tarihe bu oyunun içindeyiz içindeyiz ne acı   gökyüzünün kırılan kanadı sesimiz rüzgarın öfkesi maviler kandan uzak olsaydı susardı ağıtlar gülerdi deniz   düştü çocuk duvarlar yıkıldı ansızın savruldu sayfaları kitapların uçup gitti kuşlar eylüller oturdu yüreğime büyüdü sızın   Bekir KOÇAK, Gizemi Temmuzda Saklı, (s. 39) *************************************   BERTOLT BRECHT / SEÇİLMİŞ ŞİİRLER DÖRT AŞK ŞARKISI 1 Senden ayrılıp sonra Kavuşunca bu büyük güne Gördüm, görmeye başlayınca Herkesi neşe içinde. Ve o akşam vaktinden beri Bilirsin ya, hangisi Dudaklarım daha bir güzel Ve ayaklarım daha çevik şimdi. Daha yeşil ağaçlar, dallar ve çimen, Duyumsayınca böyle Ve su daha hoş serin Üstüme dökününce II Bana neşe verince sen Düşünüyorum da bazen: Şimdi ölebilirim diyorum işte Ve hep mutlu kalırım böylece Ta sonsuza dek. Sen yaşlanınca sonra Ve hatırlarsan eğer beni Görünürüm yine bugünkü gibi Ve bir sevgilin olur senin de Hâlâ gencecik biri. III Yedi gülü var dalın Altısını yel alır Biri kalır geriye O da bana adanır. Yedi kez çağ... Devamı

06 03 2009

"Kaçmasın Diye" Gazeteci Balbay'a Ergenekon'dan Tutuklam

Mustafa Balbay tutuklandıErgenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alınmak üzere adliyeye getirilen Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ile Neriman Aydın, sevk edildikleri mahkemece tutuklandı. Balbay'ın 'Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla' tutuklandığı ve Metris Cezaevi'ne gönderildiği bildirildi. AA/ANKAİstanbul- Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Savcılarının talimatı üzerine Ankara'dan İstanbul'a getirilen Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Neriman Aydın, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde Cumhuriyet savcılarına ifade verdi.Balbay ve Aydın, savcılıktaki sorgularının ardından tutuklanmaları istemiyle gönderildikleri mahkemece tutuklandı. Balbay, Anayasayı silahla değiştirmek suçlamasıyla tutuklandıErgenekon soruşturması çerçevesinde ek ifadesinden sonra nöbetçi mahkeme tarafından sorgusu yapılan Cumhuriyet gazetesi Ankara Temsilcisi ve Yazarı Mustafa Balbay, Türk Ceza Kanunu'nun 312. maddesi uyarınca "Anayasal düzeni silahla değiştirmeye teşebbüs" suçlamasıyla tutuklandı.TCK'nin "Anayasayı ihlâl" başlığını düzenleyen 312. maddesi şöyle:  Madde 312- (1) Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.(2) Bu suçun işlenmesi sırasında başka suçların işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı ilgili hükümlere göre cezaya hükmolunur. Balbay ile Aydın cezaevine gönderildiErgenekon soruşturması kapsamında ek ifadeleri alındıktan sonra mahkemece tutuklanan Mustafa Balbay ile Neriman Aydın cezaevine gönderildi.Beşiktaş'taki İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmasına karar verilen Balbay Metris Cezaevine, Aydın da Bakırköy Kadın ve &C... Devamı

26 02 2009

'AKP devlet gücünü açıkça kullanıyor'

'AKP devlet gücünü açıkça kullanıyor'Bahçeşehir Üniversitesi Anayasa Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süheyl Batum, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün grup toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır mitinginde Kürtçe konuşmasını gerekçe göstererek konuşmasının bir bölümünü Kürtçe yapması üzerine TRT'nin yayını kesmesinin 'çelişki' olduğunu söyledi. AKP'nin devlet gücünü açıkca kullandığına vurgu yapan Batum, Türk'ün TBMM'de Kürtçe konuşmasına ilişkin Anayasal konumunu değerlendirdi.Tolga Yenigün Cumhuriyet Haber Portalı- Milletvekillerinin belli bir grup konuşmasında, mutlaka Türkçe konuşmaları gerektiği yönünde bir düzenleme olmadığını belirten Bahçeşehir Üniversitesi Anayasa Hukuku Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Süheyl Batum, Anayasa'nın 83. maddesine atıfta bulunarak, "Türk'ün sözleri nedeniyle herhangi bir soruşturmaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Tabii bunu, Devletin bölünmez bütünlüğünü ortadan kaldırma amacı ile yaptığını açıkça ortaya koyacak biçimde, sıklıkla ve her konuda ve nedeni açıkça belli olan bir şekilde yapsa, ancak o zaman 'yasama dokunulmazlığı' dikkate alınmak kaydıyla, bir soruşturma yapılabilirdi” dedi. Cumhuriyet Haber Portalı’na konuşan Prof. Dr. Batum’un sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle: - DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'ün TBMM'de DTP Grup Toplantısı'nda Kürtçe konuşmasını bir hukukçu olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?SB: 1982 Anayasası'na göre, Devletin resmi dili Türkçedir. (madde3). Anayasa'nın14. maddesine göre, Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden hiç biri, Devletin ülkesi ve milletiyle b&... Devamı

15 02 2009

Kavga Şairleri Anıldı / Kadir İNCESU

Evrensel, 13/02/2009 Kavga şairleri anıldı Kadir İncesuENVER Gökçe, H. Hüseyin Korkmazgil ve Ahmed Arif, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezince (BMKM) düzenlenen “Kavga Şairlerimiz” adlı etkinlikle anıldı. 11 Şubat akşamı yapılan etkinliği BMKM Müdürü Cuma Bolat sundu.Rojin, Levent Tülek, Nalan Çelik, Güleser Yorulmaz ve İlyas Salman’ın şiirleri; Ali Ekber Eren ve Muzaffer Özdemir’in de türküleriyle katıldığı etkinlikte Mehmet Özer tarafından hazırlanan ve üç şairimizin de yaşamından çeşitli dönemleri yansıtan fotoğrafların yer aldığı bir slayt gösterisi de yapıldı.Gecede ilk olarak Öner Yağcı söz aldı. Yağcı, Nâzım Hikmet gibi bir şairin var olduğu toplumda, başka şairlerin de çıkabileceğini kanıtladıklarını belirterek “Üç ustamız da halkın alkışını alan şiirler yazmıştır” dedi. Ahmed Arif’in, 1940’lı yılların özgürlük arayan, zulme karşı koyan, direnmeyi savunan bir sevdanın şairi olduğunun altını çizen Yağcı şunları söyledi: “Bu sevda şairini biz 1968’de tanıyabilmiştik. Hasretinden Prangalar Eskittim’de yer alan 19 şiir çarpmıştı bizi. Nâzım okyanusuna yeni yeni dalan bizler, “Nâzım’ın şiirleri varken başka şiir olmaz” dercesine Nâzım’la kucaklaşırken bir Ahmed Arif fırtınasına tutulmuştuk sanki. ‘Terketmedi sevdan beni’ dizeleriyle başlayan bu şiir fırtınası, yaşadığımız günlere öylesine denk düşüyordu ki. Tabii o zaman anlamamıştık bu şiirlerin çoğunun 1940’lı yılların ürünü olduğunu. Sarmıştı bizi, kuşatmıştı, savuruyordu.Yalnızca bir kuşağın ozanı, bir kuşağın şiir ustası olarak kalmadı Ahmed Arif. ‘Ben halkımın mazlum ve gariban bir ozanıyım. Böyle olmak da yüce bir onurdur’ diyen ... Devamı

15 02 2009

8. İzmir Öykü Günleri'nden 2009

8. İZMİR ÖYKÜ GÜNLERİ İZDÜŞÜMLERİ                                                                              ALİ ŞAHİN 14 Şubat Dünyada ve ülkemizde bir yandan Sevgililer Günü olarak kutlanırken, bir yandan da yurdumuzun değişik yerlerinde çeştli etkinliklerle Öykü Günü olarak da kutlanıyor uzun süredir.Bu yıl İzmir’deki Öykü günlerinin 3 günlük izleğinin ana teması “Öyküden Tiyatroya” idi. Konak Belediyesi, Edebiyatçılar Derneği İzmir Temsilciliği, Ege Kültür Vakfı tarafından ortaklaşa düzenlenen, "8. İzmir Öykü Günleri", Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi'nde öyküseverleri buluşturdu. Etkinliğe, Konak Kaymakamı Ali Muhsin Nakiboğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, Kültür eski Bakanı Suat Çağlayan, Edebiyatçılar Derneği Genel Başkanı Gökhan Cengizhan, Ege Kültür Vakfı Başkanı Azra İnmeler, yazar, edebiyatçı, öykücü, sanatçı ve çok sayıda öğrenci katıldı.  Etkinliğin açış konuşmasını yapan Konak Belediye Başkanı Ali Muzaffer Tunçağ, Öykü Günleri’ne başlarken Orhan Duru’yu kaybetmenin üzüntüsünü yaşadıklarını dile getirdi. Öykü günlerinin sekizincisini düzenlemekten büyük bir mutluluk duyduğunu belirtti. Öykü günlerini düzenlerken, dernekler ile  işbi... Devamı

15 02 2009

8. İzmir Öykü Günlerinden İzdüşümleri

Dünya Öykü Günü Bildirisi'ni de hazırlayan 8. İzmir Öykü Günleri "Onur Konuğu" Osman ŞAHİN'in adına güzel bir site hazırlandığını da bu vesileyle yeni gördüm. Nette bu denli çok gezen biri olarak karşılaşmadığıma göre de mutlaka yeni hazırlandı diye düşündüm. Yapılış zamanınna ilişkin bir bilgi de gözüme çarpmadı. O yüzden paylaşmak istiyorum. http://osmansahin.com/  İçeriği de bu güne kadar yapılanlara baktığımızda alışılmadığı kadar zengin.. "YAZARIN DİLİ, COĞRAFYASI, MEKANI" sayfasına da güncellendiğine ilişkin bir açıklama konulmuş.  ANASAYFA ÖZGEÇMİŞ FOTOBİYOGRAFİ 2009 DÜNYA ÖYKÜ GÜNÜ BİLDİRİSİ KİTAPLAR/BOOKS ÖYKÜLER OSMAN ŞAHİN SİNEMASI BASINDAN EDEBİYAT VE SİNEMA NOTLARI DİCLEKÖYENSTİTÜSÜ SON YÖRÜK OSMAN ŞAHİN ÖYKÜLERİNDE TOROSLAR & YÖRÜKLER YÜRÜDÜĞÜM İZLER YAŞAR KEMAL bir ÇUKUROVADIR FILMOGRAPHY YAZILAR YAZARIN DİLİ, COĞRAFYASI, MEKANI ANADOLU SÖYLENCELERİ / BİLMECELERİ PRESS in English İLETİŞİM / CONTACT Osman Sahin'in adresi:  Dr. Zeki Zeren Sok. 15/32 Goztepe, Istanbul Ev / Fax: 216.363.5676               info@osmansahin.com       osman@osmansahin.com*** 8. İZMİR ÖYKÜ GÜNLERİ Etkinliklerine; yapıtlarıyla, yaşamlarıyla, edebiyat yapıtlarını sinema ve tiyatroya uygulamalarıyla, yapıtlarından örnekler seslendirenleri, ustalardan örnekler seslendirenleri, onların hakkında görüş ve düşüncelerini aktaranlarıyla; özellikle salonda adları çınlayan büyük ustalarıyla bizi üç gün öykü ile yatıp öykü ile kaldıran, yaşatan, yaşatılmasına adları ve yapıtlarıyla olanak veren yaşayan- yaşam... Devamı

03 01 2009

Mustafa Necati Anıldı

Mustafa Necati Anıldıİzmir’in yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Mustafa Necati, ölümünün 80. yılında bir sempozyumla anıldı.İzmir’in yetiştirdiği önemli değerlerden biri olan Mustafa Necati, ölümünün 80. yılında bir sempozyumla anıldı. Etkinlikte konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Ulusal bilinci artırmak için hep birlikte çalışmalıyız” çağrısı yaptı. Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği, İzmir Büyükşehir Belediyesi, Konak Belediyesi ile Balçova Belediyesi tarafından düzenlenen “Ölümünün 80.yılında Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi Sempozyumu”, Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sempozyuma İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, eski milletvekilleri Suat Çağlayan ve Mustafa Gazalcı, Yeni Kuşak Köy Enstitüler Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kemal Kocabaş, YÖK üyesi Prof. Dr. İsa Eşme ve Prof.Dr. Zeki Arıkan’ın yanısıra, eğitime gönül vermiş çok sayıda dinleyici katıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Quartet Grubu’nun verdiği mini konserle başlayan sempozyumun açılış konuşmasını yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, Milli Eğitim’in önemini dile getirerek, günümüzde ulusal bilincin çeşitli yollarla zayıfladığına dikkat çekti. Tek tip insan yaratılmaya çalışıldığını söyleyen Başkan Kocaoğlu, “Ulusal bilinci arttırmak için hep birlikte çalışmalıyız. Milleti millet yapan özelliklerin başında gelen ulusal bilinç azalırsa, bir çok konuda dejenerasyon başlar ve siz siz olmaktan çıkarsınız. Atatürkçü, laik Cumhuriyetten... Devamı

26 12 2008

"Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi " Sempozyumu

"Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi "PROGRAM TASLAĞI“Ölümünün 80. Yılında Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi”İnkılapçıların ölürken, kalanlardan ve yeni kuşaktan beklediği bir tek dileği vardır: Cansız bileklerinde sallanan vazife bayrağının kavranıp daha yüksekte dalgalanmasıdır. Necati, Aziz Necati; dileğin yerine getirilecektir." İsmet İNÖNÜSEMPOZYUM TASLAK PROGRAMTarih:2-3 Ocak 2009-İZMİRYer:Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür MerkeziDüzenleyen: Yeni Kuşak Köy Enstitüler DerneğiKatkı Koyan Kuruluşlar:İzmir Büyükşehir BelediyesiKonak BelediyesiBalçova Belediyesi2 Ocak 2009 CumaSaat Program -Oturum Adı- Konuşmacılar8.30-9.30 KAYIT 9.30-10.30Sempozyum Açılış ve Konuşmalar Saygı Duruşu-İstiklal MarşıMini KonserProf.Dr.Kemal KocabaşProf.Dr.Zeki ArıkanAziz KocaoğluMuzaffer TunçağMehmet Ali Çalkayaİsmail UğuralEren Gevgeli10.30-10.45 Çay-ARA10.45-12.30 1. OTURUMOturum BaşkanıMustafa Gazalcı Hasan Ali Yücel Oturumu“Mustafa Necati ve Cumhuriyet Eğitim Devrimi” Mehmet BaşaranProf.Dr. İsa EşmeDr.Engin TonguçProf.Dr.Cahit KavcarProf.Dr.Mahmut AdemYemek Arası12.30-13.30 13.30-15.30 2. OTURUMOturum Başkanı:Prof.Dr.İsa EŞME İsmail Hakkı Tonguç Oturumu“Eğitbilim penceresinden Mustafa Necati” Prof.Dr.Özcan DemirelProf.Dr.Mualla Bilgin AksuProf.Dr.Hüseyin BalProf.Dr.Ayfer KocabaşYard.Doç.Dr.Mehmet Bilir15.30-15.45Çay-ARA 15.45-17.45 3. OTURUM15.45-17.46 Oturum Başkanı:Prof.Dr.Zeki ARIKAN Vasıf Çınar Oturumu“Tarihçi penceresinden Mustafa Necati”Prof.Dr.Ergun AybarsDoç.Dr.Kemal ArıDoç.Dr.Tülay Alim BaranYard.Doç.Dr.Oktay GökdemirYard.Doç.Dr.Türkan Başyiğit17.45-18.00 Çay-ARA18.00-19.30 4. OturumOturum BaşkanıProf.Dr.Ayfer Kocabaş Saffet Arıkan Oturumu“Harf Devrim... Devamı

20 12 2008

ÇORUM'DA YAKLAŞIK 250 ARKADAŞIMIZ BULUŞTU

ÇORUM'DA YAKLAŞIK 250 ARKADAŞIMIZ BULUŞTUYaklaşık kırk yıl sonra ilk buluşma gerçekleşti. Okul'daki buluşmaya 250'nin üzerinde arkadaşmıız katıldı.  Mutluluk gözyaşları arasında anılar tazelendi.Topluca ve yürüyerek eski okul binamızın olduğu yere gidildi.Burada bizim yatakhane olarak kullandığımız bina İstiklal ilköğretim okulu olarak görev yapıyor.  Çorum İlköğretmen Okulunda okumuş bir babanın kızı olan İstiklal İlköğretim Okulu Müdürü, sevgili Şule Toksoy bizi karşıladı ve özel ilgi gösterdi. Geceye 165 arkadaşımız katıldı. Saat 19'da başlayan gece 23,30 dolayında bitti.Pazar günü ise Çorum Müzesini de kapsayan bir gezi yapıldı.İlk beş fotograf yenifoto 8 sayfasında açıldı. Diğer fotoğraflar ulaştıkça eklenecek Ayrıtılar, ve video görüntüleri kısa bir süre sonra yayınlanacak. http://www.corumio.com/h43.htmlRÜYA MIYDI, YOKSA GERÇEK Mİ?        Bilmiyorum; 8-9 Kasım Çorum Buluşması'nın daha önce yaşanmışlığı var mıdır? "-Evet, var. Falanca okul mezunları her yıl buluşuyor" diyeceksiniz ama bu öylesi bir buluşma değil ki. Çünkü okul kapanalı 33 yıl olduktan sonra ilk kez düzenleniyor.         Sanırım Ağustos'un son günleriydi Ayhan'la "Çorum Buluşması" kararını verdiğimizde. "Yapabilir miyiz?" diye düşünmedik bile. Yapardık, hem niye yapamayalım ki?        O günden sonra tatlı bir telaştı bizimkisi. "Ne yapabiliriz?, "Nereleri gezdirelim?, "Bizden ne bekleniyor?" ya da "Nasıl memnun edebiliriz?" soruları dönüp duruyordu kafamızda.         Aslında Çorumlu arkadaşlar olarak çok da stresli değildik. Çünkü biliyorduk ki gelecek arkadaşlarımız düğüne ge... Devamı

17 12 2008

Baykal’dan Başbakan’a Zor Sorular

Deniz Baykal, konuşmasına hazırlıklı gelmişti. Orhan Veli’den şiir okuyarak, konuşmasını grafikli anlatımlarla süsledi. FOTOĞRAF: GÜRSEL?ESER?/?AARadikal, 17/12/2008*‘Türkiye muz cumhuriyeti değil’ diyen Deniz Baykal, Meclis’te Başbakan’a sordu. Türk Telekom’da hissen mi var? Hazine’nin mi yoksa damadının mı yanındasın?Sorular devam etti: ‘Kuryelikle suçlanan RTÜK Başkanı görevde kalacak mı? Ceyhan için Çalık’a söz verdin mi?’ Baykal ayrıca ‘IMF’ye gerek kalmadan ümük sıktınız’ dedi  CHP lideri Baykal, hükümeti tablo ve şiirle vurdu: Sizi güzel havalar mahvettiANKARA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan ve hükümeti ekonomik krizin önemini anlayamamak ve gerekli önlemleri almamakla suçladı. Genel Kurul’da bütçe üzerine yaptığı konuşmayı ekonomik verilerin yer aldığı 10 tablo göstererek destekleyen Baykal, “Pembe tabloları anlatarak, astık, kestik diyerek ekonomiyi anlatmak mümkün değildir” dedi. Baykal, hükümetin ekonomik krizi iyi yönlendiremediğini ve tek başına bu krizden çıkarmayacağını savunarak, “Hükümet önümüzdeki günlerde IMF’yi, yani otomatik pilotu devreye sokacak” diye konuştu. Baykal, kürsüde konuşurken, Başbakan ve ekonomiden sorumlu bakanlar not alırken, Genel Kurul’da CHP’liler başta olmak üzere AKP Grubu da dikkatle dinledi. Baykal, konuşmasında Başbakan Erdoğan’dan şu sorulara yanıt istedi:TT karanlık bir satışTürk Telekom’u sonunda kim aldı?: Bu konu aydınlığa kavuşmamıştır. Telekom öyle bir satılmıştır ki, alanlar kârıyla taksit ödemesi yapmıştır. Tarlanın taşıyla tarlanın kuşunu vurmuşlardır. Telekom’u sonunda kim aldı? Belirsiz. Bu satış gerçek... Devamı

13 11 2008

Leyla Tavşanoğlu|Pazar Söyleşİlerİ

Leyla Tavşanoğlu|Pazar SöyleşİlerİLeyla Tavşanoğlu   - Pazar SöyleşileriHükümet yargıdan elini çeksinCindoruk, “Anayasa Mahkemesi’nin yeni laiklik tarifi geçerlidir ve değiştirilemez. Bu kararla Cumhuriyeti yönetecek siyasal partilerin laiklik konusunda yeni bir anayasa yorumu yapmalarına, yeni bir teklif getirmelerine imkân yoktur” diyor.Başbakan “Ben bu davanın savcısıyım” diyerek davanın tarafı olduğunu ortaya koymuştur. Unutmayalım ki savcılar Adalet Bakanı’nın emrindedir. Yani savcı bağımsız değildir. Bu davanın mahremiyeti kalmamıştır. Bu davadan ellerini çeksinler.Eski TBMM Başkanlarından 55 yıllık hukukçu Hüsamettin Cindoruk’la Anayasa Mahkemesi’nin türbana iptal ve AKP’yi laikliğe aykırı fiillerin odağı durumunda gören karar gerekçelerini, Ergenekon ve Deniz Feneri davalarını, AKP’nin yargıyı nasıl siyasallaştırma hedefi olduğunu konuşuyoruz. Cindoruk, AYM’nin karar gerekçelerini fevkalade doğru bulduğunu, bunların çok sağlam olduğunu söylüyor. Bundan sonra hiç kimsenin anayasayı türbana özgürlük için değiştirmeye yeltenemeyeceğinin altını çiziyor. Ergenekon için, “Böyle dava olmaz. Tutuklu sanıklar derhal tahliye edilmeli, dava hafifletilmelidir. Siyasetçiler bu davadan ellerini çeksinler” diyor. İleride AİHM’nin bu tür davalar nedeniyle Tük hukukunu fena halde yargılayacağına dikkat çekiyor. Deniz Feneri davasıyla ilgili olarak da, “Adalet Bakanı ‘Bana ne’ diyemez. O zaman görevini ihmal etmiş olur” diye konuşuyor. - Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) anayasa değişikliklerini esastan değil, ancak usulden bozabileceği gibi tartışmalar var. Bu görüş doğru mu? H.C. - Hatta AYM’nin yetki gaspı yaptığını söyleyenler var. Bu çok... Devamı

08 11 2008

‘Issız adam’, bir ‘Ada’ya düşünce...

‘Issız adam’, bir ‘Ada’ya düşünce... Başrollerini Cemal Hünel’le Melis Birkan’ın paylaştığı filmde ‘Çılgın kalabalıktan uzakta’ bir aşk anlatılıyor.YAZDIR | YOLLA07/11/2008UĞUR VARDAN (Arşivi) Şehirli bir 'züppe'nin saf bir ilişkide kendisiyle hesaplaşması anlatıldığı dokunaklı film kendi çapında Türk sinemasının 'Love story'si oluyorFİLMİN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINYAPIM NOTLARI İÇİN TIKLAYINGÖSTERİMDEKİ DİĞER FİLMLER İÇİN TIKLAYINFilm izlendikten sonra okunması önerimizle... Kitapçılar hayatın kırılma noktaları olabilir mi? Kuşkusuz herkes için değil ama, bazı filmlerin kahramanları için galiba öyle... Önce Antalya’da izleme şansı bulduğumuz ‘Süt’e ilişkin bir tüyo verelim; Semih Kaplanoğlu’nun üçlemesinin ikinci ayağında Yusuf, askerlik işlemleri için gittiği İzmir’de bir kitapçıda tanıştığı kıza sanki çok fena tutuluyor ama... (‘Ama’nın devamını film vizyona girdiğinde görürsünüz. Aslında yine yakında gösterime girecek olan ‘Sonbahar’ın iki ‘kayıp ruh’u da birbirlerine kitapçıda rastlıyorlar). Öte yandan Hugh Grant’la Julia Roberts’ın başrollerini paylaştığı ‘Nothing Hill’de de benzer bir durum vardı, öykünün kahramanları bir kitapçıda tanışıyorlardı (Hoş bu filmdeki aşkın erkek kanadı, zaten kitapevinin sahibiydi ya neyse). Gelelim meselenin ‘güncel’ ayağına; bugünden itibaren gösterime giren Çağan Irmak’ın son filmi ‘Issız Adam’ın iki ana karakteri Alper’le Ada’nın yollarının ilk kez kesiştiği mekân da bir kitapçı. Bu iki farklı hayat tarzının temsilcisini, Thomas Hardy’nin ‘Çılgın Kalabalıktan Uzakta’sı birleştiriyor. Film d... Devamı

30 10 2008

Tekin Sönmez’in Yaşar Kemal’le Uzun Bir Söyleşisi

Tekin Sönmez’in Yaşar Kemal’le Uzun Bir Söyleşisi29.5.1978 — Sanat çalışmalarına Çukurova yöresinde folklor derleme ve araştırmalarıyla başladığın biliniyor Yaşar Kemal. Bunun öncesi ve sonrasıyla ilgili bilgiler vermeni isteyeceğim ilkin.— Daha okur yazar olmadan işe şiirle başladım, Karacaoğlan gibi olma niyetiyle olacak. Sonra okula gittim, ilkokulda yaşlı halk şairleriyle çakıştığımı anımsıyorum. Daha Kadirlide bu günleri anımsayanlar var. Gene benim ilkokul arkadaşım Aşık Mecit vardı, ikimiz ilkokulun son sınıfındaydık. O çok güzel saz çalardı, bense berbat. Benim saz çalamamamın sebebi var, anam aşık olacağım da diyar diyar dolaşacağım diye saza, aşıklığa düşman olmuştu. Onun tek çocuğuydum ve gözünden ayırmıyordu beni. Okulda, düğünlerde bayramlarda beni hep Aşık Mecitle çakıştırırlardı. Aşık Mecitle Kadirlide bir kahvede bir gece sabaha kadar çakıştığımı şimdi iyice anımsıyorum.— Bu konuda biraz daha söyleşelim.— Kadirlideydim, beni bir eve çağırdılar. Elbistanlı Aşık Rahmi gelmiş, diye... Eve gittim, ev kalabalıktı. Ocağın yanında uzun boylu, kırçıl sakallı yakışıklı bir adam saz çalıyordu. Ben içeriye girince adam sazı, türküyü kesti. “İşte bu, bizim aşığımız da,” dediler beni eve getirenler. Aşık Rahmi ayağa kalkıp elimden tuttu, beni yanına oturttu, “hoş geldin aşığım, hoş geldin ustam,” dedi. Ben çok sıkılıyordum. On bir yaşında olacağım. Bunu anlamış Aşık Rahmi, beni okşar gibi sözler ediyordu. Bir de benim üstüme çok güzel bir türkü söyledi. Sonra sazını bana uzattı. “İstemem,” dedim. “Ben sazsız söylerim, anam saz çalmamı istemiyor,” dedim. Sonra geceyarısına kadar Aşık Rahmi ile atıştık. Benim sazımı da o çalıyordu. Geceyarısına doğru sa... Devamı

28 10 2008

Nail Çakırhan’ı Kaybettik

Nail Çakırhan’ı kaybettik11/10/2008 21:22 Arkadaşına gönder YazdırKime: E-posta adresiniz: Mesajınız: Uluslararası Ağa Han mimarlık ödülü sahibi mimar, şair ve edebiyatçı Nail Çakırhan (Nail V.) 98 yaşında hayata veda etti.soL (HABER MERKEZİ) Can Yücel’in, “yüksek mimardan geçilmeyen bu ülkede yüksek olmayan mimar bir tek Mimar Sinan var, diyordum. Bir ikincisi var yüksek olmayan bir mimar, Nail…” sözleriyle anlattığı ödüllü mimar, şair ve edebiyatçı Nail Çakırhan, Muğla Özel Yücelen Hastanesi’nde on altı gündür mücadele ettiği kolon kanserine yenik düştü. 98 yaşında hayata gözlerini yuman Çakırhan, şiirlerinde kullandığı Nail V. adıyla da tanınıyordu.Davalı şiirlerin mimarı Nail V.1910 yılında Muğla’nın Ula ilçesinde doğan Çakırhan, Konya Lisesi’nde okumaya başladığı yıllarda şiirle tanıştı. Henüz öğrenciliği sırasında yazdığı bazı şiirler nedeniyle gözaltına alındı, hakkında davalar açıldı ancak hepsinden beraat etti. Konya Lisesi’nde yazdığı davalı bir şiiri, “Resimli Ay” dergisinde çalışmakta olan Nazım Hikmet’in dikkatini çekti. Şiiri çok beğenen Nâzım, Hukuk Fakültesi öğrencilerinin çıkarmakta oldukları “Hareket” dergisinde yayınlattı. Bu defa İstanbul’da aynı şiir nedeniyle dava açıldı. Altı ay ceza aldı. Ancak, temyiz bu kararı resen bozarak beraat kararı verdi. Nâzım Hikmet’le bu olay dolayısıyla tanıştılar.1+1=BirÇakırhan bu yıllarda İstanbul’da hukuk ve tıp fakültelerinde kısa sürelerle okuduktan sonra ayrıldı ve Nâzım Hikmet’in önerisiyle basında çalışmaya başladı. Bir yandan Cumhuriyet gazetesinde düzeltmenlik yaparken, bir yandan da Edebiyat Fakültesi ... Devamı

19 10 2008

TAŞKÖPRÜ'DE BASIN

FOTOĞRAFLAR:Numan ÖZDEMİRveTAŞKÖPRÜ'NÜN SESİGazetesi)TAŞKÖPRÜ'DE BASINALİ ŞAHİN ______________________________________________TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete.Tek Sayı / 30 Ağustos 1950. İlk sayısından sonra çıkmamıştır. Sahibi ve Mesul Müdürü: Şem'i DALAY; Mücadele Matbaası. Kastamonu. İlçenin ilk gazetesi. Başlık altında: "Halkın Dili, Hakkın Dili" Çarşamba günleri çıkar siyasi gazete olduğu yazılıdır.28x41 ebadında, fiyatı 5 kuruş.TAŞKÖPRÜ: Haftalık gazete. (6 Mart 1959- 22 Nisan 1960) Sahibi ve Mesul Müdürü: Ergin TÜFEKÇİ; Doğrusöz Matbaası. Kastamonu. Çarşamba günleri çıkar. 28x41 ebadında, 4 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 5 kuruş.TAŞKÖPRÜ'DE UYANIŞ: (5 Mart 1969- 5 Mayıs 1969) Sahibi: TÖS (Türkiye Öğretmenler Sendikası) adına; A. Cahit ARIKAN, Yazı İşleri Müdürü: Zeynel YURTSEVEN. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Genç fikirli demek, gerçek fikirli demektir. K. ATATÜRK" yazısı bulunmaktadır. 41x57 ebadında, 6 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.GÖKIRMAK: Haftalık gazete. (13 Mart 1970- ../.. 1974).Sahibi: Mahmut ESKİ, Ziya SEZEN(Kısa bir süre sonra ayrılmıştır); Mesul Müdürü: Halit TERZİOĞLU. Yenises Matbaası. Kastamonu. Başlık altında: "Haftalık Siyasi ve kültürel gazete" yazısı bulunmaktadır. 35x50 ebadında, 5 sütunlu, 2 sayfa, fiyatı 25 kuruş.TAŞKÖPRÜ'NÜN SESİ: 15 Günlük gazete. (1 Ağustos 1975- ../../ 1988) Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Numan ÖZDEMİR. Yeni Kastamonu Matbaası. Kastamonu. Başlığın altında: "Siyasi ve Kültürel gazete. 15 günde bir Cuma günleri çıkar" yazılıdır. 308. sayıdan itibaren gazete el değiştirmiş, Numan ÖZDEMİR, gazeteyi Eczacı Metin BAKIRCI'ya devretmiştir. İlçenin en uzun ömürlü g... Devamı

19 10 2008

Kedilerin Farkı... Orhan Erinç - Geçmişten Geleceğe

Orhan Erinç   - Geçmişten GeleceğeKedilerin Farkı... Pazartesi günü çıkan “Sansür Yok Ama Mantığı da Yok mu?” başlıklı yazıda, sansürü kapsamlı biçimde tanımlayan bir belgeyi aktarmış, günümüzle benzerliğini irdelemeyi de okurlarımıza bırakmıştım.Bir arkadaşım “benzerlik” olmadığını söyledi. Gerekçesi de gayet tutarlıydı:“O dönemde sansür vardı. Yasaklanan haberler ve sözcükler kapsamında olanlar sansür görevlileri tarafından çıkarıldığı için sorun yaşanmıyordu. Olsa olsa gazetenin ya da yazarının sabıkasına bir çentik daha atılıyordu.Şimdi öyle mi? İhbarcılar kol geziyor. Siyasetçiler de suçlama fırsatını yakalamanın öfkeli mutluluğuyla demediklerini bırakmıyorlar. Hedef gösteriyorlar ve genelde de başarılı oluyorlar. Hafiyelik bile modernleşip telekulak oldu.” “Haklısın” demenin dışında, itiraf edeyim ki yanıt bulamadım.***Bugün de Orhan Veli Kanık’ı (1914 - 14 Kasım 1950) misafir ediyorum. Kedi muhabbetine katkısı da cabası...Önce “Kuyruklu Şiir”:“Uyuşamayız, yollarımız ayrı;Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi;Senin yiyeceğin kalaylı kapta;Benimki aslan ağzında;Sen aşk rüyaları görürsün, ben kemik.Ama seninki de kolay değil kardeşim;Kolay değil hani;Böyle kuyruk sallamak Tanrı’nın günü.”Sonra da ölümünden 10 ay önce Yaprak dergisinde yayımlanan “Cevap” şiiri.“Açlıktan bahsediyorsun;Demek ki sen komünistsin.Demek bütün binaları yakan sensin.İstanbul’dakileri senAnkara’dakileri sen...Sen ne domuzsun, sen!”Yine benden bu kadar. Gazetelere bakıp günümüzle karşılaştırarak irdelemek sizlere düşüyor.***Terör ve teröristlerle mücadele etmek, Türkiye&rsq... Devamı

30 09 2008

50’lerin siyasi düellosu: İspat hakkı

 50’lerin siyasi düellosu: İspat hakkı AVNİ ÖZGÜRELYORUM / 28/09/2008Geçtiğimiz hafta Türkiye TV ekranları önünde bir tartışmaya kilitlendi: Kılıçdaroğlu- Fırat tartışması... Dengir Mir Mehmet Fırat’ın muhatap olduğu yolsuzluk, kaçakçılık, nüfuz suistimali gibi ağır suçlamaların ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkmasına basının ‘düello’ denilmesi elbette sebepsiz değil; zira siyasi tarihimizde böylesi bir tartışmanın örneği yok... Geçmişte olanlar yazılı basında süren demeç savaşı ya da Turgut Özal’la Necdet Calp’in televizyonda Boğaz Köprüsü gelirlerine dayalı pay senedi satışı yapılıp yapılamayacağı örneğinde olduğu gibi hizmet tartışmalarıydı.Siyasi tarihimizde bana göre en sert ve sonuçları bakımından da önemli olan tartışma konusu İspat Hakkı meselesiydi. 1950’de ve 1954’te ardı ardına iki seçim kazanmış olan Demokrat Parti ve Başbakan Adnan Menderes’in siyasi hayatında dönüm noktası olan ‘ispat hakkı’ ekonomik daralma sebebiyle hükümetin kurduğu ‘Döviz Tahsis Komisyonu’nun çalışmalarından kaynaklandı.Yolsuzluk suçlaması yasaktıDemokrat Parti’yi bölünmeye sürükleyen gelişmelerin temelinde eski Ceza Kanunu’nun 481. maddesi yatıyordu. Buna göre gazeteler bir kimseyi yolsuzluk, hırsızlık v.s. sebeplerle suçlama hakkına sahip değillerdi. Bu iddialarını kanıtlayacak belgelere sahip olsalar bile bunların yayımlanması mümkün değildi. Tek parti döneminde toplumda infial doğurması muhtemel skandalların önünü kesmek amacıyla çıkarılan yasanın istisnası devlet memurlarıydı. Memur ve müstahdemler hakkında bir suçlama söz konusu olduğunda iddianın ispatı, delillerin ibrazı ... Devamı