59 Takipçi | 555 Takip
Kategorilerim

Fotoğraflar

Gezi

Nostalji

Yayınlar

İzlediklerim

Röportaj

Haber

Deneme

İnceleme

Anı

Söyleşi

Araştırma

Ödüller

Öykü

Diğer İçeriklerim (267)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (59)
12 09 2008

Dullar ve Reçeller

Dullar ve ReçellerKenan Biberci'nin yeni hikâye kitabı Dullar ve Reçeller (Kanat Kitap, Mayıs 2008), aynı adlı hikâye ile başlıyor. 'Bir kilo çilek, bir kilo şeker, bire bir' diye anlatıyor kadınlar birbirlerine reçel tariflerini. Onların tariflerini dinlerken dünyalarına giriyoruz. Diyaloglara kulak misafiri olmak zorunda kalan delikanlının aracılığıyla kıt kanaat geçinen, bu yoksul kadınların dünyasına...Metin Celal Cumhuriyet / Kitap- İkinci hikâye 'Eşya Tabiatı Gereği Eskiyor'da dürüst ve kuralcı işadamı Sadullah Bey'in bir bayram günü yaşadıkları, yetiştirdiği elemanların ziyaretine gelmesi evdeki eskimiş mobilyadan yola çıkılarak anlatılıyor. Sadullah Bey'in günümüz ticari ilişkilerine hiç uymayan dürüstlüğü gibi evdeki mobilyalar da bugünün modasına uymuyor. Üçüncü hikâye 'Kapalı Aralık' haylaz bir öğrencinin bir ders boyu sınıfta yaşadıklarını, gözlemlediklerini aktarıyor. 'Nosyon, Formasyon, Uydurmasyon' ise yeni bir iş arayan fabrika çalışanı ile parktaki heykeline bakan heykeltıraşın söyleşileri ekseninde gelişiyor. Kitabın ana teması olan yoksulluk, yoksulların hayatına içeriden bakış da bu hikâye ile iyice belirginleşiyor. Dullar ve Reçeller, yoksulluk ana temasını taşısa da sadece bu temayı işleyen bir kitap değil. Ana eksenden kopan hikâyeler de var. Sanırım belli bir dönemde yazılan hikâyelerin bir araya getirilmesinden oluşturulmuş kitap. Sadece yoksulluk temasını işleyen hikâyelerden oluşsaymış sanırım etkisi daha güçlü olurmuş. Kenan Biberci, günlük hayatın küçük ayrıntılarını iyi gözlemliyor. Yalın anlatımını bu ayrıntılar renklendiriyor, derinlik kazandırıyor. Büyük şehirlerde tutunmaya çalışan, hayatta kalmaya uğraşan yoksul insanların hayatlarını a... Devamı

12 09 2008

"12 Eylül, hükümeti elimden aldı"

"12 Eylül, hükümeti elimden aldı"12 Eylül'ün yıldönümde, DYP'li partilileri evinde ağırlayan Süleyman Demirel "Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki sorunlarını artık darbeyle çözmeyecektir." dedi. Konuşmasının devamında, Türkiye Cumhuriyet'inin değişmez ilkelerine atıfta bulunan Demirel, gündemdeki polemiklere girmekten kaçındığını "Ben daha çok günceli aşan şeyler söylemek isterim." diyerek belirtti.AA Ankara- Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, ''Büyük Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti devletinin hiç kimse altını oyamaz, onun kurduğu düzeni çökertemez, hiç kimse laik, demokratik, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin birliğini, dirliğini bozamaz'' dedi."Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki sorunlarını artık darbeyle çözmeyecektir, sorunlarını tartışarak çözecektir'' diye konuştu.DYP Genel Başkanı Çetin Özaçıkgöz, 12 Eylül askeri müdahalesinin yıl dönümü nedeniyle beraberinde bazı partililerle Demirel'i, Güniz Sokak'taki evinde ziyaret etti.Demirel, kabulde yaptığı konuşmada, darbelerin genellikle hükümetlerin değiştirilmesini öngördüğünü ancak Türkiye'deki darbelerin sadece hükümetleri değil Meclisin, siyasi partilerin, Anayasa'nın değiştirilmesiyle neticelendiğini ifade etti.''Halkın seçtiği Meclisi kapatırsanız, bir süre sonra müsaade etseniz dahi o Meclis gücünün büyük kısmını yitirmiştir'' diyen Demirel, ''Darbeler güncel birtakım sorunların çözülmesine yardımcı olsaydı, ondan sonraki süreç içinde yeniden darbeyle karşılaşılmazdı. Demek ki o sorunların çözülmesi mümkün olmamıştır. Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki sorun... Devamı

11 06 2008

"ŞERİAT DEVLETİNE GİDİŞİN AÇIK KANITLARI VAR"

"ŞERİAT DEVLETİNE GİDİŞİN AÇIK KANITLARI VAR" İŞTE YARGITAY BAŞSAVCISI YALÇINKAYA'NIN ZEHİR ZEMBEREK MÜTALAASI31.05.2008 02:55   Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, AKP’nin kapatma davası hakkındaki mütalaasını Anayasa Mahkemesi’ne verdi. Başsavcı mütalaasında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, laikliğe aykırı eylemlerin odağı durumuna geldiğinin tespiti ile eylemlerinin ağırlığı da gözetilerek temelli kapatılmasına, davalı partinin genel başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başlamak üzere iddianamede isimleri sayılanlara beş yıl süreyle siyasi yasak getirilmesi istedi. Başsavcılığın mütaalasında, AKP’nin ön savunmasında, iddianamenin “delil niteliği olmayan siyasi ve subjektif olgular ve değerlendirmeler esas alınarak, korku ve vehimlerden hareketle geleceğe yönelik spekülatif öngörülere yer verilmek suretiyle düzenlendiği”nin savunulduğuna işaret edildi. Mütalaa’nın “Davalı Partinin Eylemlerinin ve Ön Savunmasının İrdelenmesi” başlıklı bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin köhnemiş idari ve siyasi yapısı ile çağının gerisinde kalan, başında dinin en yüksek temsilcisi ‘halife’ sıfatını taşıyan, teokratik Osmanlı İmparatorluğu’nun küllerinden doğduğu, bağımsızlığını canı ve kanıyla kazanarak, gasp edilen egemenliğini sultanın elinden aldığı belirtilerek şöyle denildi: “Ulus egemenlik yetkisini ilahi bir güçten değil, bizzat kendisinden alır. Ulus egemenliğinin ilahi bir kaynağı yoktur ve bu nedenledir ki laiklik, cumhuriyetin temel karakteristiğidir. Kurtuluş Savaşı yıllarında Ulus'un kurtuluş mücadelesini sekteye uğratan isyanların elebaşları, kışkırtıcıları, tertipçileri, bu din taciri molla, şıh, şeyh ve derviş takımıdır. Bin yıllık Türk yurdu Anadolu’yu işgale kalk... Devamı

08 06 2008

*Ali ŞAHİN (alsah)

*Ali ŞAHİN (alsah)Kastamonu- Taşköprü___________________Yazıhamit Köyü (02.02.1952); Yazıhamit Köyü İlkokulu (1964); Taşköprü Ortaokulu (1967); Çorum Öğretmen Okulu (1970); Ankara GEE Türkçe Bölümü (1975- 1978); Eskişehir AÜAÖF' nde TDE Lisans tamamlama (1992); Tosya Gökçeöz Köyü (1970-1974); Taşköprü Kızılcaören Köyü İlkokul Öğretmenliği (1974-1980) ve Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi TDE Öğretmenliği ve Müdür Yardımcılığı (1980-1998); İl Milli Eğitim Müdürlüğü Şube Müdürlüğü (1998); Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (1998-2003) ve Tokat- Pazar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (2003- 2004) Emeklilik (17.02.2004- ?). Halen Taşköprü ilçe merkezinde ikamet etmekteyim. _____________İletişim İçin / E-Postalarım: _____________asahin37@gmail.comasahin37@hotmail.comasahin37@msn.comasahin37@mynet.com ismim@sitemynet.com Bana ulaşmak için yukarıdaki e-mail adresini kullanın ______________________________________________Türkiye'nin Batı Karadeniz Bölgesinde bir il; Kastamonu ve ilçeleri: Abana, Ağlı, Araç, Azdavay, Bozkurt, Cide, Çatalzeytin, Daday, Devrekani, Doğanyurt, Hanönü, İhsangazi, İnebolu, Küre, Pınarbaşı, Seydiler, Şenpazar, Taşköprü, Tosya ile ilgili siteler... _____________________________________________Bu sayfada zaman zaman ziyaret edip beğendiğimiz yöremizle ilgili Web sitelerinin linkleri bulunmaktadır. Sitenize kolayca ulaşmayı sağlayacak linkin bu sayfada yer almasını istiyorsanız lütfen bize bildirin.Esintiler______________________________________________ KASTAMONU/ TAŞKÖPRÜ VE KASTAMONULULAR/ TAŞKÖPRÜLÜLERİN RESMİ/ ÖZEL SİTELERİ/ WEB ADRESLARİ - LİNKLERİ _________::: ALİ ŞAHİN (alsah) SİTE, BLOK VE WEB SAYFALARI ::: "Biri Mutlaka Sizin İçin..."___________________________________________ AZBUZ DersimizEdebiyat (Azbuz) / Kasım '06 KaralamaDefteri / Şubat '07 Taşköprü'nünSesi (Azbuz) / Şubat '07 YeniDoğanGüneTürkü BENİMBLOG AlsahAylık Kültür Sanat Edebiyat Ve Eğitim Dergisi / Nisan '06 ÇocukVeEd... Devamı

07 06 2008

Hasret, Pranga bir de Ankara!Ahmed Arif, elbette Diyarbekir'

Hasret, Pranga bir de Ankara! Ahmed Arif, elbette Diyarbekir'dir. Epeyce de Ankara'dır. Salıverdim mi kendimi, "çok kalmadı Kızılay civarlarında bir yerlerde mutlaka Ahmed Abi ile karşılaşırım" diye düşünürüm. BİA Haber Merkezi - Diyarbakır 07 Haziran 2008, Cumartesi Şeyhmus DİKEN İşte sanki dağ yeliVe işte sanki meltem…Kimse toz konduramazKesip attığımız tırnağa bile* Kim ne der, ne düşünür, bil(e)mem! Ahmed Arif, elbette Diyarbekir'dir. Çünkü doğup büyüdüğü şehri, mısra haysiyetine sığınarak, mısra haysiyetine güvenerek, ancak bu denli yazabilen ve o yazdıktan sonra, birçoğuna "Arif'ten sonra şiir yazmak, haram olsun" dedirten şairdir Ahmed Arif. Ama yine, kim ne derse desin benim için Ahmed Arif epeyce de Ankara'dır. Ne zaman yolum Ankara'ya düşse, bir nedenle ayaklarım beni Ankara'ya sürüklese, Ahmed Arif aklıma düşer. Diyarbekir'in yanına Ankara'yı Ahmed Arif'le birlikte mutlaka koyarım/ koymak isterim. Yani ezcümle Ankara, Ahmed Arif çağrışımı yaratır bende. Bir de, eski Zafer Çarşısı! Hani kitapların ve kitapçıların olanca güzelliğiyle boy verdiği 70'li yılların Zafer Çarşısı! Elinde turuncu renk filesi... Şöyle Bulvardan Kızılay'a doğru, hele bir de Arif'in dediği gibi "çakırkeyf" isem tamamdır. Salıverdim mi kendimi, "çok kalmadı Kızılay civarlarında bir yerlerde mutlaka Ahmed Abi ile karşılaşırım" diye düşünürüm. Ankara'daki öğrencilik günlerimden kalma bir ansımadır bu! İşte, elinde turuncu renk filesi, yürüyor Ahmed Abi. Bir selam verip, hatır sorup, bulvarda güne başlamanın vakti saatidir derim Ankara'da olanda… 68'liler ve Ahmed Arif 68, sadece kulağa hoş gelen matematiksel bir sayı değil elbette! Aynı zamanda dönemsel bir altüst oluşa da göndermedir altmış sekiz. 68'i sadece 1968 senesinden önce ve sonrasında, bir çağ yangınına eşdeğer olabilecek kıvılcımın, ateşleyici yılı gibi de görmemek gerek. Bana göre 68 elbette ağırlıklı olarak algıda z... Devamı

07 06 2008

Köşe Yazılarında "Türban Kararı"Anayasa Mahkemesinin "türban" se

Köşe Yazılarında "Türban Kararı" Anayasa Mahkemesinin "türban" serbestisi getiren değişikliği iptal etmesini savunan üç köşe yazarı da Hürriyet'te. Star, Taraf, Yeni Şafak, Milliyet ve Sabah yazarları kararı eleştiriyor. BİA Haber Merkezi - İstanbul 06 Haziran 2008, Cuma Erhan ÜSTÜNDAĞ Anayasa Mahkemesi, dün akşamüstü verdiği kararla hükümetin üniversitelerde "türbanın serbest kalması" için yaptığı Anayasa değişikliğini iptal etti.  Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) de desteğini alarak şubatta değişikliği Meclise getirmişti. 411 milletvekili değişiklik lehinde oy kullanmıştı. Bunun üzerine Cumhuriyet halk Partisi (CHP) değişikliği Anayasa Mahkemesi'ne götürdü. Mahkemenin -henüz gerekçeli kararını açıklamadığı- değişikliği ikiye karşı dokuz oyla iptal etme ve yürürlüğünü durdurma kararı bugünkü gazetelerde birçok köşe yazarının gündemindeydi.  Mahkemenin kararını destekleyenler AKP'nin toplumsal uzlaşı aramadan böyle bir adım atarak gerginlik yarattığını, mahkemenin kararını öngöremediğini savunuyor. Karşı çıkanlarsa esas olarak mahkemenin yetkisini aştığını, Meclis iradesine el koyduğunu, bundan sonra anayasa değişikliği yapmanın mümkün olmadığını düşünüyor. Kararı, AKP hakkındaki kapatma davasının parti aleyhine sonuçlanacağı yolunda gösterge sayanlar da var.   Gazetelerden derlediğimiz görüşler şöyle:  Mahkemenin kararını destekleyenler Oktay Ekşi, Hürriyet, "Olacağı bu idi": Konunun teknik tartışmasını sonraya bırakmak üzere söyleyelim ki, Anayasa Mahkemesi, kanımızca çok isabetli bir karar alarak, "ister doğrudan ister dolaylı yoldan olsun, Anayasal rejimin temel ilkeleriyle oynanmasına izin vermeyeceğini" bir kera daha ilan etti. Ertuğrul Özkök, Hürriyet, "Önce öfke sonra itidal": Hürriyet'in "411 el kaosa kalktı" manşetine itiraz eden arkadaşlara sesleniyorum. Şimdi anladınız mı o eller neye kalkmış? (...)AKP; Cumhuriyet’in temel değerleriyle bi... Devamı

04 06 2008

AİHM: İşten çıkarılmalar din ve vicdan özgürlüğünü ihlal etmiyor

Türban okuldan içeri giremedi 03 / 06 / 08 Okula başörtüsüyle gelen iki öğretmenin adil yargılanmadığına hükmeden AİHM kararı aynı davada türban konusunda alınan kararı da ortaya çıktardı: İşten çıkarılmalar din ve vicdan özgürlüğünü ihlal etmiyor   ANKARA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye aleyhine  aldığı bir "adil yargılama ihlali" kararı, mahkemenin 3 Nisan 2007'de Türkiye lehine yeni bir türban kararı aldığını ortaya çıkardı. Türbanla derse girdikleri için 2001 yılında görevden alınan ve Türkiye'deki idari yargı süreci aleyhlerine sonuçlanan İmam Hatip lisesi öğretmenleri Fatma Karaduman ve Sevil Tandoğan'ın başvurusunu "din ve vicdan özgürlüğü hakkı"nın ihlali yönünden reddeden AİHM, Danıştay Başsavcılığı'nın tebliğnameyi davacıya ulaştırmadığı gerekçesiyle ise Türkiye'yi "adil yargılama hakkı" bakımından haksız buldu. Mahkeme, davacıların tazminat talebini ise reddetti. Fatma Karaduman ve Sevil Tandoğan adlı iki imam hatip lisesi öğretmeni türbanla derslere girdikleri için 14 Şubat 2001'de Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından görevden alınmış, Danıştay'da açtıkları davalar aleyhlerine sonuçlanınca da konuyu AİHM'e taşımışlardı.   Adil yargılama hakkı ihlal edildi AİHM, Karaduman ve Tandoğan'ın davasını sonuçlandırırken Türkiye'nin "adil yargılama" hakkını ihlal ettiğine hükmetti. Ancak davacıların tazminat talebi taleplerini geri çevirdi. AİHM'in ihlal kararının "Başsavcı tebliğnamesinin davacıya ulaştırılmaması" nedeniyle çıktığı belirtilirken, Türk yargısının bu eksiği nedeniyle çok sayıda davada benzer kararlar çıktığı öğrenildi. Dışişleri Bakanlığı'nın bu konudaki uyarısının ardından Yargıtay ve Danıştay'ın son dönemlerde tebliğname konusunda daha dikkatli davrandığı, bu düzelme nedeniyle de AİHM'in tazminata hükmetmediği vurgulandı.   Din ve vicdan özgürlüğü ihlali yok AİHM'in dün açıklanan kararındaki "dava sür... Devamı

04 06 2008

Anadolu hâlâ Nâzım'ı bekliyor

Anadolu hâlâ Nâzım'ı bekliyor Nâzım Hikmet'in mezarı başındaki törende gazeteci Nebil Özgentürk bir konuşma yaptı. YAZDIR | YOLLA 03/06/2008 Nâzım Hikmet 45 yıl önce bugün öldü. Vasiyeti Anadolu'da köy mezarlığına gömülmekti, gerçekleşmedi   NÂZIM HİKMET FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ   İSTANBUL - Dünyaca tanınan şairimiz Nâzım Hikmet Ran bundan tam 45 yıl önce bugün 3 Haziran 1963 sabahı gazetesini almak için dışarı çıktığında kalp krizi geçirdi, yaşamını yitirdi. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı geldi. Moskova'da Novo-Deviçye Mezarlığı'na gömüldü. Mezarlıktaki anma töreninde duygusal anlar yaşandı. Törene Rus-Türk Araştırmalar Merkezinin düzenlediği törene gazeteci Nebil Özgentürk, sanatçı Zeliha Berksoy ve Türk-Rus İşadamları Derneği (RTİB) Başkanı Ali İhsan Akıskalıoğlu ile Moskova’da yaşayan Türk vatandaşları katıldı. Berksoy’un Nazım’ın mezarı başında bir şiir okumasının ardından, Özgentürk ve Akıskalıoğlu, birer konuşma yaptı. Türkiye’den anma törenine gelen iki genç, Anadolu’dan getirdikleri toprağı Nazım’ın mezarına serptiler ve toprağı yine Türkiye’den getirdikleri bir şişe suyla suladı.   Vasiyeti Anadolu'da bir mezarlığa gömülmekti Nâzım Hikmet Türkiye'de birçok davadan yargılandı. 1938 yılında orduyu ayaklanmaya kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle 28 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırıldı. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yılı aşkın kaldı. 1950 yılında bir af yasasıyla salıverildi. Ancak sürekli izlendiği ve çürüğe ayrıldığı halde 48 yaşında yeniden askerlik yapmaya çağrılması ve öldürüleceği yolundaki duyumlar üzerine yurtdışına kaçtı. 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından Türk vatandaşlığından çıkarılmasına karar verildi. Yıllarca memleket hasreti çekti. Vasiyetini şu şiirle mısralara döktü: Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü, kurtuluştan önce... Devamı

30 05 2008

Toplumcu Gerçekçilik Ve Sabahattin Ali

Toplumcu Gerçekçilik Ve Sabahattin Ali ANKARA ÜNİVERSİTESİEĞİTİM BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜYARATICI DRAMA TEZSİZ YÜKSEK LİSANSTOPLUMCU GERÇEKÇİLİK VE SABAHATTİN ALİSANAT AKIMLARI VE KURAMLARI PROJE DANIŞMANI: Doç. Dr. Ayşe Çakır İlhanMüjdat AtamanAnkara 2003 ÖNSÖZSabahattin Ali, yazın dünyamızın ilk yenilikçi yazarlarından birisi. Yazın yaşamımızda çağdaşlığın, yeniliğin, öncülerinden ve koruyucularından biri. Yazın belleği onu toplumsal gerçeklere cesurca dokunan kalemi ile tanıyor. Sabahattin Ali’nin ilk olarak Kürk mantolu Madonna isimli romanını okudum. Ve etkisi altına girdim. Bana göre bu kitap tüm zamanların en hüzünlü aşk öyküsü ve çok başarılı bir psikolojik anlatıdır. Yenilmiş, silik, içine kapanmış bir insan kişiliği üstüne yapılmış çözümlemeler, o kişinin ardındaki çok zengin bir duygu ve düşünce dünyasının betimlenmesi. Ve ardından Sabahattin Ali’nin diğer eserlerine yöneldim. Beni çeken belki de dildeki akıcılıktı. Günümüzde bile rahat okunan kıvrak bir dile sahip Ali’nin yaratımları.Sol düşüncelere sahip, muhalif bir insan Sabahattin Ali. Kuşkusuz tüm yazdıkları bu duruşun etrafında oluşmuş. Ancak yazılarında çıplak ideolojik bir tonlama gözükmez. Dinlediğim şarkılarda, şiirin yazarı olarak tanımaya çalıştığım Sabahattin Ali’nin, Sezen Aksu’nun seslendirdiği “Çocuklar Gibi” şiiri beni derinden etkilemişti. Ama salt şiiri bilmek yetmiyordu. Sabahattin Ali’yi okudukça ve yaşam öyküsüne eğildikçe şiir anlam kazanıyordu, Ali’nin öğrencisi Melahat Muhtar için yazdığı bu şiir:(...) Başını göğsüme sakla sevgilim,Güzel saçlarında dolaşsın elim,Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim,Sevişen yaramaz çocuklar gibi.Bu projede “Toplumcu Gerçekçiliği”, Türkiye’de toplumcu gerçekliği, Sabahattin Ali’nin çocukluğunu, gençliğini, öğretmenliğini, aşklarını, mahpus günlerini, kaçış ve ölümünü, diğer toplumcu yazarlardan etkilenişlerini ve bu bağlamda Ali’nin yazımını incelemeye çalıştım. TOPLUMSA... Devamı

10 05 2008

BİZE GELEN KİTAP VE DERGİLER

BİZE GELEN KİTAPLAR VE DERGİLER     ŞEHİR; Aylık Kültür ve Edebiyat Dergisi. Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni: İbrahim TIĞ. Yıl: 4, Sayı: 34,Mayıs 2008. Bölge Haber Gazetesinin Paralı Kültür Ekidir.Ederi: 3 YTL.Yazışma Adresi:Bölge Haber Gazetesi 67800 Devrek – Zonguldak.Tel- Fax: 03725568362. E-Posta: ibrahintig@gmail.com  Yıllık Sürdürüm ücreti: 30 YTL. Posta Çeki No: 1487201 OYHAN HASAN BILDIRKI: ÇANAKKALE DESTAN DESTAN   “Çanakkale Destan Destan”,  “Ömürlerinin on beşinci baharında Çanakkale’de toprağa düşüp, Türkiye’yi vatan yapanlara…” adanmış bir kitap. Kitabın yazarı Oyhan Hasan BILDIRKİ, kitabın basılmasını sağlayan seçkin insanı da unutmuyor ve 3. sayfaya şu notu düşüyor: “Aydın olma bilincini yüreğinde taşıyan, “aydınlatma” amacıyla yola düşen, aydınlattıkça aydınlaşmanın örneklerini veren Aydınlı ender seçkinimiz, Çanakkale sevdalısı M. Kemal YILMAZ'a teşekkürlerimle.” Bu ayrıntı, önemli. “Değer bilenin, değerlendirilmesi.” Birçok kişi ya da kurumlarca dikkate alınması gereken bir tutum. Sözün özü, bir kitabın hikâyesi. Ekler[[1]] bölümünde, bu durum ele alınıp işlenmiş. “Çanakkale Destan Destan”[[2]], bir nehir roman. Kitap kendi aralarında özel adlar almış 12 bölümden meydana geliyor. Her bölüm kendi arasında bağımsız bir hikâye olarak da düşünülebilir. İlk hikâye Osman oğullarının Birinci Dünya Savaşı’na girişinin duyulmasıyla başlıyor, öteki bölümlerde tamamen Çanakkale Savaşları anlatıldıktan sonra, söz Kurtuluş Savaşı’na getirilerek 12’nci hikâyede bitiriliyor. “Çanakkale Destan Destan”, gerçekten bir destan. Türk’ün Çanakkale’de yaptıklarının, yaşadıklarının ya da başkalarına yaşattıklarının romanı. Yazarın anlatım dili, Dede Korkut’u çağrıştırıyor. Sıkılmadan okuyacağınız şiir tadında bir anlatım yakanızı bırakmıyor. Oyhan Hasan BILDIRKİ şu ilginç sözleriyle ki... Devamı

13 04 2008

Türkiye'de Müslümanlar baskı altında mı?

Türkiye'de Müslümanlar baskı altında mı? Türkiye Cumhuriyeti karşıtlığı Amerikan üniversitelerinde adeta moda. Herkes vur abalıya. O kadar ki ögrencilerin büyük bir kısmı Türkiye Cumhuriyeti'nin aleyhinde konuşmaları gerektiğine, yoksa hocalarından iyi not alamayacağına inanıyor. Haksız da değiller 12/04/2008 (1048 kişi okudu) İLHAN BAŞGÖZ (Arşivi) Seçimlerden sonra işler ne güzel başlamıştı. Güzel gideceğine inanıyorduk... AK Parti büyük bir çoğunlukla Meclis'e girmişti. Başbakan yeni ve demokratik bir anayasa hazırlığı sözü veriyordu. Bütun vatandaşları kucaklayacak uzlaşmacı bir anayasa. Türkiye ümitli, ferah, rahat bir nefes alıyordu. Ben de ümitlenmiştim. Sonra, akıl almaz bir şey oldu. Kimin aklına esti, güzel güzel yol almaya hazırlanan idare gemisini götürdü, türban kayasına tosladı. Bu kesinlikle bir komplo. Bence yurtdışından kurulan bir tuzak. Tıpkı türban konusunu Türk toplumunun başına bela edenlerin Avrupa devletleri olması gibi. Şimdi de Türkiye'nin başına öyle bir çorap ördüler ki, daha kötüsü olamazdı. Avrupa Birliği'ni unuttuk, Anayasayı unuttuk, uzlaşmayı unuttuk. 301'inci maddeyi unuttuk. İki aydır türbanla yatıp türbanla kalkıyoruz. Bu anayasa tartışmaları arasında beni en çok korkutan Sayın Cumhurbaşkanı'nın başı açıkların endişelerini ortadan kaldıracak düzenlemeler istemesi oldu. Demek 80 yıldır başı açık gezen kadınlarımızın başı gerçekten tehlikede ki, bu tehlike kanunla önlemek isteniyor. Bu şuna benziyor: Her zaman mısır ekmeği yiyen bir Karadenizli vatandaşlara diyorsun ki, senin mısır ekmeği yemek hakkını kanunla koruyacağım... Nereden nereye gelmişiz? Bu türban çıkmazını diyelim Başbakan görmedi. AK Parti'nin aksakallıları arasından bir akıllı çıkıp da yahu memleketi nereye götürüyoruz diye sormadı da mı? Densizliğin bu kadarı Tanrı vergisi olamaz, yaman eğitim ister. Kısır çekişme Üç haftadır Amerika'dayım. İki aydır türbana takılıp kalan memleketimdeki kısır çekişmenin dışında, ... Devamı

11 04 2008

HOCALAR İLÇESİ OKUYOR

HOCALAR İLÇESİ OKUYOR       İçinde bulunduğumuz çağda nitelikli yaşamın en önemli gereklerinden olan okumanın, toplumun tüm kesimlerine aşılanarak; üreten, düşünen, paylaşan ve sorgulayan bireylerin yetişmesine, toplumun   topyekûn nitelikli olabilmesine ve kalkınmasına siz de katkı sağlayın.   Bunun için lütfen Kitap Toplama Kampanyamıza destek verin.                 İLÇE YÜRÜTME KOMİSYONU   Kampanya Merkezi     : Hocalar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü   Adres                            : İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü   Hocalar / AFYONKARAHİSAR Tel                                : 0 272 5512256                                         0 505 5153232 Faks                              : 0 272 5512256 ... Devamı

10 04 2008

"Gerçek Gündem Gazetesi" : Yazarlar

Yazarlar BARIŞ YARKADAŞ Kulağınız varsa duyun, gözünüz varsa görün! DEMLİK HAYRİ Örnek ülke... RÜŞDÜ PAŞA Öğleden sonra seni mutlu edebilirim SİBEL KALAYCI Ve sonuç? ORHUN SERBEY Uçuruma düşmeden… GÜRSEL TEKİN Medya 4. kuvvet olmaktan çıktı NEŞE DOSTER En iyi bellek arşivdir... Dr. ERCAN KESAL Behçet Abi’siz Türkiye EROL ŞENGÜL Şanlı Fenerbahçe ANKARA GÜNDEMİ TSK iç bütünlük fotoğrafını netleştirdi İSTANBUL GÜNDEMİ Ata Özer hala cevap veremedi! DİPLOMASİ GÜNDEMİ Bu memlekette her şey olur! CEM KERPİÇÇİLER Kurumsallaşmanın yolu fakstan geçmez! NURHAN YÖNEZER Küreselleşme, öngörü ve sentez! NESRİN ANAHTAR Cengiz Han /Mongol VİCDAN YÜCEL Eh işte yaşıyoruz... EDİZ ZEYREK Uzlaşın ENİS BERBEROĞLU Asıl tehlikelisi 11 Eylül öncesi İSMET GÜLSEÇKİN Esir şehirde bir konak MUSTAFA TAN Vahdettin kahraman ise Sevr nedir? CENGİZ SEMERCİOĞLU Birileri Atatürk süveteri yapmalı VEHBİ ERGİN Son Günlerin Göze Çarpanları CAN DÜNDAR Erdoğan balkondan düşerken... GÜRBÜZ ÇAPAN Yüzde Kırk Yedi Eşittir Üç Yüz SIRRI Y. CEBECİ PKK okullarda... AHMET HAKAN Organize’de iki saat BEKİR COŞKUN Yine oynuyor... LEVENT SEYHAN Dijital müzik MURAT YETKİN AB işimize nasıl karışıyor? YILMAZ ÖZDİL Aman ha! HİKMET ÇETİNKAYA Fetoş'un Yeğeni... MEHMET SOYSAL Başkaldıramayanlar HAYDAR AKSOY Aslolan Umuttur, Aslolan Yaşama Sevincidir.. ORAL ÇALIŞLAR Akdeniz Üniversitesi'ndeki Eli Silahlı 'Genç' ÖZGÜR ÖZKAN Kirlenmek Güzeldir FÜSUN ATBİNEK Marsala KUBİLAY ÇELİK Bankruptcy YALÇIN BAYER Barroso demokrasinin ’Ali Okulu’na gitmeli MUSTAFA DOLU Zülfikarlı suç makinesi ve onun safındaki gençler!.. AYDIN İLERİ “Bir Hışmınan Geldi Geçti…” OKTAN ERDİKMEN 'Ama'lı cümlelerin virgülden önceki kısmı yalandır AYŞEGÜL NURCAN Hey özgürlük! ... Devamı

10 04 2008

"İlk Kurşun Gazetesi": Konular ve Tüm Yazarlar

Konular AHMET EROĞLU ALTEMUR KILIÇ ARSLAN BULUT ATAOL BEHRAMOĞLU BEHİÇ KILIÇ BEKİR COŞKUN CÜNEYT ARCAYÜREK DR.M.GALİP BAYSAN DUYURULAR ERGİN YILDIZOĞLU EROL MANİSALI FİKRET BİLA Genel GÜLER KÖMÜRCÜ GÜNGÖR URAS HASAN ÜNAL HULKİ CEVİZOĞLU HÜSEYİN MÜMTAZ İLHAN SELÇUK KURTUL ALTUĞ LALE ŞIVGIN M.ALİ KIŞLALI MELİH AŞIK METİN ÖZKAN MÜMTAZ SOYSAL MUSTAFA BALBAY NECATİ DOĞRU OKTAY EKŞİ ORHAN BİRGİT ORHAN ERİNÇ ÖZCAN YENİÇERİ ÖZDEMİR İNCE ÖZER OZANKAYA ÖZTİN AKGÜÇ RAUF DENKTAŞ RIZA ZELYUT SAVAŞ SÜZAL SEBAHATTİN İSMAİL SERVER TANİLLİ SÜHEYL BATUM TAYFUN ÖZKAYA TAYLAN SORGUN UMUR TALU YALÇIN BAYER YİĞİT BULUT YILMAZ ÖZDİL Arşivler Nisan 2008 Mart 2008 Şubat 2008 Ocak 2008 ... Devamı

10 04 2008

‘CÜNEYT ARCAYÜREK’ konusundaki yazılar

‘CÜNEYT ARCAYÜREK’ konusundaki yazılar Davul RTE’nin Boynunda Tokmak AB Elinde - Cüneyt Arcayürek Nisan 10, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK Muhalefetten, karşı duran gazetelerden, yargıdan esirgedikleri saygıyı AB’den esirgemiyorlar. Kimler mi? Böyyük medya! AKP ve hükümeti! Günlerdir Avrupa Birliği’nin irili ufaklı yetkililerinin kapatma davasıyla ilgili açıklamaları izleniyor. Üstelik bu açıklamaları kimi gazeteler sağduyu çağrısı diye, kimileri -içeriğine bakarak- tehdit diye yansıtıyor. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) AKP Cephesinde Yeni Bir Şey Yok - Cüneyt Arcayürek Nisan 09, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK AKP’nin günlerdir beklenen “yol haritası” nihayet açıklandı. Partinin derin hukukçularından Genel Başkan Yardımcısı DMM Fırat ‘ın varılan sonucu açıklayan sözleri, kimi medyada “AKP MKYK’den ’sağduyu’ çıktı” diye yorumlandı, manşetlere geçti. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Ya Siyaset Dışı Kafalar - Cüneyt Arcayürek Nisan 08, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK Ne söylersen söyle. Bir kulağından girip öteki kulağından çıkan bir iktidar ile demokratik yollardan sorunlara çare bulmak olanaksız. Ayağına kızgın demir değmiş gibi, o il senin bu il benim gezen ve her gittiği yerde muhalefete yüklenerek aklanmaya çalışan iktidar başının söylemlerinden nasıl oluyor da görsel medya çözüm yolunda mesajlar verdiği sonucunu çıkarıyor, anlamak da olanaksız. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Türkiye’yi Kim Yönetiyor? - Cüneyt Arcayürek Nisan 06, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK AB’nin içimizdeki kuyrukları sustu. Kuyruklara baskın çıkanlar AB’nin iki iri başı. Olli Rehn ile milli enişte Joost Lagendijk . Anayasamıza, yasalara ve siyaset dünyamıza yeni bir düzen getirmeye çalışıyorlar. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Ne Olur Ne Olmaz… - Cüneyt Arcayürek Nisan 05, 2008 - CÜNEYT ARCAYÜREK Uzlaşma sağlamak, gerginl... Devamı

10 04 2008

‘SERVER TANİLLİ’ konusundaki yazılar

‘SERVER TANİLLİ’ konusundaki yazılar Ortak Hayatımızdan Haberler… - Server Tanilli Nisan 04, 2008 - SERVER TANİLLİ İlhan Selçuk, salıverildikten sonra ilk yazısında, yaşanan olaylara bakıp hayatı yorumluyordu. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) AKP’ye Dava Açıldı… - Server Tanilli Mart 21, 2008 - SERVER TANİLLİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, “Laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiği” gerekçesiyle, AKP’nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesi’nde dava açtı. Bekleniyordu. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Sadun Hoca’nın Ardından… - Server Tanilli Mart 14, 2008 - SERVER TANİLLİ Sadun Aren ‘in ölümüne hazır değildik. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Bursa’da Kitap Fuarı’ndan… - Server Tanilli Mart 07, 2008 - SERVER TANİLLİ Türkiye’ye pazar uçağıyla geldiğim için, TÜYAP Bursa Kitap Fuarı’nın açılışında bulunamadım. Pazartesi Bursa’ya vardığımda, herkesten aynı haberi aldım. 1 Mart’ta Bursa’ya yakışır bir fuar açılışı yaşanmış. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Martın Başlarında Bursa’da… - Server Tanilli Şubat 29, 2008 - SERVER TANİLLİ Mart’ta Bursa’da olacağız.Her yıl mart başları, “TÜYAP’ın Bursa Kitap Fuarı” haftasıdır. Bu yıl da 1 Mart’ta açılıyor. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Bir Yaşam, Bir Ölüm… - Server Tanilli Şubat 22, 2008 - SERVER TANİLLİ Yaşamla ölüm iç içedir. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (1) Turan Dursun’u Anarken… - Server Tanilli Şubat 15, 2008 - SERVER TANİLLİ 9 Şubat’ta, laiklikte korkunç bir gedik açan anayasa değişikliğini ve yankılarını ertesi gün gazetelerde okuyup, ülkeyi bekleyen çalkantıların kaygılarıyla dolu olarak, Almanya’ya doğru yola çıktık. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (... Devamı

10 04 2008

‘ATAOL BEHRAMOĞLU’ konusundaki yazılar

‘ATAOL BEHRAMOĞLU’ konusundaki yazılar Cumhuriyet Kendini Savunuyor -Ataol Behramoğlu Nisan 05, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU 29 Ekim 1923′te Ankara’daki Millet Meclisi’nin ilan ettiği Türkiye Cumhuriyeti’nin gerisinde yaklaşık yüz yıllık bir düşünce birikimi; sayısı on binler ve yüz binlerle ölçülebilecek dergi, broşür, kitap sayfası; hapisler, sürgünler,suikastlar, savaşlar, yıkımlar, toplumsal kargaşalar, sayısız kişisel acı ve özveri ve hepsinin sonucunda da olağanüstü zorluktaki koşulların alt edilmesiyle kazanılmış bir Kurtuluş Savaşı vardır. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Bunlarla Uzlaşılmaz-Ataol Behramoğlu Mart 29, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU Bazen yazı öncesinde masaya oturmamak için ayak sürürsünüz.Canınız yazmak istemiyordur, konu bulamamışsınızdır, vb. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Aydınlanma Savaşımını Durduramazsınız -ATAOL BEHRAMOĞLU Mart 24, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU Bu satırları yine, Dünya Şiir Günü kutlamalarının bir şölene dönüştüğü İzmir’den yazıyorum.Latin Amerika’nın çeşitli ülkelerinden gelen şairler sözcüğün tam anlamıyla büyülenmiş gibiler. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Operasyon Sonrasında Sorular -Ataol Behramoğlu Mart 08, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU Kuzey Irak’taki PKK kamplarına beklenmedik ve gösterişli biçimde başlayan askeri operasyonun yine beklenmedik bir anda fakat bu kez sessiz sedasız sona ermesi toplumda bir şok yarattı.Şok açıldıkça bazı sorular ve sorunlar da açıklık kazanmaya başlıyor. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) “Ulusal Ant”ın Çözülüşü…-Ataol Behramoğlu Mart 01, 2008 - ATAOL BEHRAMOĞLU 12 Ocak 1920′de Osmanlı Devleti’nin son Milletvekilleri Meclisi (Meclis-i Mebusan) İstanbul’da toplanıyor.”Son” olmasının nedeni, bu açılıştan az sonra 16 Mart 1920′de İstanbul’un işgali, bazı Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (1) Bir Yaz... Devamı

10 04 2008

‘MUSTAFA BALBAY’ konusundaki yazılar

‘MUSTAFA BALBAY’ konusundaki yazılar Akaydın’a Gözdağı mı? - Mustafa Balbay Nisan 10, 2008 - MUSTAFA BALBAY Pazar günü Akdeniz Üniversitesi yurtlarında meydana gelen olaylar hükümet hariç, herkesi ürküttü! Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Efendi olayların ardından şu yorumda bulundu: “Üniversite rektörü de biraz kendi işine baksın!” Cemil Efendi, yargı, asker ve akademisyenlerin telefonlarının dinlendiği ve medya arenasına sürüldüğü günlerde de şöyle buyurmuştu: Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) ABD Se’NATO’su! - Mustafa Balbay Nisan 08, 2008 - MUSTAFA BALBAY Geçen hafta Romanya’nın başkenti Bükreş’te yapılan NATO zirvesi, son yılların en stratejik zirvelerinden biriydi. Bir dizi yeni adım bekleniyordu, yarım oldu! Zirvenin başlangıcından sonuna yapılan açıklamalar, Soğuk Savaş döneminin ürünü olan NATO’nun 21. yüzyıla henüz uyarlanamadığını gösteriyordu. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) AB: Yargı Darbesi Var… AKP: AB’ye Sarılacağız! - Mustafa Balbay Nisan 07, 2008 - MUSTAFA BALBAY Geçen hafta başında gözler Anayasa Mahkemesi’ndeydi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’ nın AKP’nin kapatılmasına ilişkin iddianamesi resmen “dava” olarak mahkemenin gündemine girdi. Bu hafta da gözler AKP’de… Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Devlete Küfret… Sadakaya Şükret! - Mustafa Balbay Nisan 06, 2008 - MUSTAFA BALBAY Başlık ekonomiden siyasete, toplumsal yaşamdan devlet kurumlarına kadar geldiğimiz noktanın bir başka özetidir… Bugünü hafta içinde öne çıkan ekonomik gelişmelere ayıralım… Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) AKP ‘AB’a Altından Sopa Gösteriyor! - Mustafa Balbay Nisan 05, 2008 - MUSTAFA BALBAY AKP-AB sürecinde gelinen noktaya ne demeli? Dön baba dönelim, AB’ye girelim! 3 Kasım 2002 seçimleri sonrasında AKP, Türki... Devamı

10 04 2008

‘İLHAN SELÇUK’ konusundaki yazılar

‘İLHAN SELÇUK’ konusundaki yazılar Daha… - İlhan Selçuk Nisan 01, 2008 - İLHAN SELÇUK Salıverildikten sonra yayımlanan ilk yazımda, uzak bir iklimden bir alıntı yapmıştım…Neydi o?.. Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Pencere - İlhan Selçuk Nisan 01, 2008 - İLHAN SELÇUK Daha… Salıverildikten sonra yayımlanan ilk yazımda, uzak bir iklimden bir alıntı yapmıştım… Neydi o?.. Hastene yatağında anımsayabildiğim kadarıyla yazıyorum: Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) AKP-FETO Medyası Kafayı Yemiş… -İlhan Selçuk Mart 29, 2008 - İLHAN SELÇUK Laik Türkiye Cumhuriyeti ne durumda diye merak ediyorsanız, bir tek köşe yazısının başlığı bile sorunun yanıtını vermeye yeterlidir…Oray Eğin ‘in dünkü Akşam’da yayımlanan köşe yazısının başlığı: Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) RTE Görevini Yerine Getirmeli… - İlhan Selçuk Mart 27, 2008 - İLHAN SELÇUK Salıverildikten sonra yayımlanan ilk yazımda, yalnız “biz” den değil, ara sıra “ben” den de söz açacağımı haber vermiştim… Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Nalları Diksem Çok Sevinecekler… - İlhan Selçuk Mart 26, 2008 - İLHAN SELÇUK Mizah dehamızın ve Türkçemizin en güzel deyimlerinden biridir ‘nalları dikmek…’ Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) Biz mi, - İlhan Selçuk Mart 25, 2008 - İLHAN SELÇUK Tümceyi sanırım Marquez’ in bir romanında okumuştum…Nasıldı?..“Huanito o gün öğleden sonra yaşayacağı olayı, yıllar sonra idam mangasının karşısında kurşuna dizilirken anımsayacaktı … “Kim bilir, belki böyle bir tümce yoktur da ben uydurmuşumdur veya değiştirmişimdir; bilemiyorum… Devamını oku » Bu Yazıyı Paylaşın Yorumlar (0) RTE, XIV’üncü Louis mi?.. - İlhan Selçuk Mart 21, 2008 - İLHAN SELÇUK Geçenlerde (14.03.2008) bu köşede “Sonra Oturup Ağlamasınlar” başlığı altında bi... Devamı

10 04 2008

Provokasyona kim göz yumuyor? / Fikri Sağlar

Fikri Sağlar   fikrisaglar@birgun.net Provokasyona kim göz yumuyor? 09/04/08 Akdeniz Üniversitesi’nde karşıt görüşlü gençlerin kavgasında hedef gözeterek ateş eden bir kişinin resmi gazetelerde boy boy yayınlandı. Resminin yayınlanmasının yanı sıra kimliği de belirlendi.Bu kişi; Ülkü ocaklı, MHP üyesi Ömer Ulusoy!..Ulusoy’un MHP ile ilgisi lafta değil!.Eski ve yeni Antalya İl Başkanları Nizamettin Sağır ve Mustafa Akar ile birlikte dolaşırken çekilen resimleri var. Adeta MHP’nin kadrolu elemanı görünümünde! MHP binasından çıkmıyor. Yapılan eylemlerde hazır bulunuyor.Ayrıca, birlikte olduğu İl Başkanlarına saygıda kusur etmiyor…Tek kusuru(!) uyuşturucu da dahil olmak üzere bir çok suçtan sabıkalı olması!•••Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Akaydın aynı zamanda Üniversiteler Arası Yüksek Kurul Başkanı.Çağdaş üniversitelere sahip çıkıyor, ‘Türban kanunu’, YÖK Başkanı’nın düşünce ve davranışlarına karşı çıkanların da sözcülüğünü yapıyor...Laik Cumhuriyet’e,sosyal hukuk devletine sıkı sıkıya bağlı olduğunu tüm Türkiye biliyor!..•••Başbakan ve AKP’nin gerdiği Türkiye’de beklenen kargaşa başladı.Oyun, her zaman olduğu gibi önce üniversite gençlerini çatıştırarak başlatıldı.Ancak, “kör gözüm parmağına” der gibi, birilerine mesaj vermek adına bu kez ilk olarak, Akdeniz Üniversitesi karıştırılıyor!..Görülen o ki; başarılı olunursa diğerlerine doğru kargaşa yayılacak…•••Nüfusunun çoğunluğu Türkmen olan Antalya, son zamanlarda aldığı göçle yoğun bir Kürt nüfusa sahip oldu. Bu kentte, tarikatlar çok etkili. Türk-Kürt çatışmasında milliyetçilik hat safhada!.Milliyetçilik dinle birleşince, Antalya yerel yönetimleri AKP’nin eline geçti.Çağdaş bir yaşamı isteyenlerin, bu yaşama uzak duran yönetimlerle ciddi çelişkisi yaşanıyor!..Turizm geliri Antalya da kalmıyor. Bu nedenle turizm kar... Devamı

10 04 2008

Devletin ‘Dinsizleştirilmesi’ ve AKP / İbrahim Kaboğ

İbrahim Kaboğlu   ikaboglu@marmara.edu.tr Devletin ‘dinsizleştirilmesi’ ve AKP 09/04/08 “Türkiye Devleti’nin dini, Din-i İslamdır.” kaydı, Cumhuriyet’in Osmanlı’dan aldığı miras. Bu bakımdan Osmanlı ile Cumhuriyet arasında en azından anayasal düzlemde, kırılmadan çok süreklilik var. Bu kayıt, Anayasa’dan 10 Nisan 1928’de çıkarıldı ve devlet dinsizleştirildi; böylece, esas kırılma ortaya çıktı. 1937’de Anayasa’ya bunun güvencesi kondu: laiklik.Ne var ki, Devlet yönetiminin dinsel referanslardan arındırılması yönünde anayasal yükseliş dönemi, doğrusal çizgide devam etmedi. Her ne kadar 1982 Anayasası, 1961 Anayasası’nın yaptığı gibi, lâikliği “Cumhuriyet’in nitelikleri” arasına yerleştirdi ise de, dine açılma yönünde maddeler de kondu (Diyanet İşleri Başkanlığı, zorunlu din dersi, vs.). Anayasal gerileyiş olarak nitelenebilecek bu eğilim bile, islamcı partileri, anayasal rejimle çatışmaya girmekten alıkoyamadı. Çünkü daha fazlasını istediler; anayasayı bir “sözlük” sanıp, lâikliğin yeniden tanımlanmasını talep ettiler. İşi, islami başörtüyü Anayasaya sokmaya kadar vardırdıkları anda, kendilerine, “bu kadarı da fazla!” dendi.Bu bir Cumhuriyet-demokrasi çatışması mı, yoksa lâiklik-din çatışması mı?Önce şu saptama yapılmalı: Cumhuriyet yönetimi, Osmanlı’nın Tanzimat’la başlayan lâikleşme mirasını reddetmedi; fakat çok partili dönem yöneticileri, Cumhuriyet’in lâiklik kazanımını sorgulama yarışını 14 Mart 2008’e dek sürdürdü... Lâiklik ekseninde tanık olunan çatışma, Cumhuriyet’in kendisinden mi, yoksa “demokrasi eksiği”nden mi kaynaklanıyor?•••Eğer biz bu kavramları sadece devlet yönetimi katında ele alır, ama toplumsal düzlemde geçerli değerler testinden geçiremez isek, çatışmacı kısırdöngüden kurtulamayız. Üç kavram belirleyici: yurttaşlık, eşitlik... Devamı

10 04 2008

'Birisini kurtarmak bizim görevimiz mi?'

 'Birisini kurtarmak bizim görevimiz mi?' Baykal: “İktidar Türkiye’yi buraya getirmiş ama bana diyorsunuz ki ’Çıkış yolunu sen söyle’CHP Genel Başkanı Baykal “İktidar Türkiye’yi buraya getirmiş ama bana diyorsunuz ki ’Çıkış yolunu sen söyle’. Şimdi de faturayı bize mi çıkaracaksınız” dedi. CHP lideri Deniz Baykal, CNN Türk’te katıldığı “Tarafsız Bölge” programında Vatan Ankara Temsilcisi Bilal Çetin, Hürriyet Ankara Temsilcisi Enis Berberoğlu, Cumhuriyet Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay ve Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in sorularını yanıtladı.KRİZ İÇİN CHP ADIM ATMALI MI: Bu, iyi niyetli temennileri içeren bir yaklaşımdır. Böyle bir krizi çözmek için laiklik kaygılarını askıya almak isteğidir. Bir krizin içinde olduğumuz doğrudur. Ama bu kriz iddianame ile ortaya çıkmış değildir. Türkiye uzun süredir bu krizin içinden geçmektedir. Bunun adı iddianame krizi değildir. Türkiye’nin lakilikle ilgili altyapısının değiştirilmeye çalışmanın sonucu bu kriz ortaya çıkmıştır. AB, demokrasi için laikliği feda edebilirsiniz diyor. Türkiye’nin rejimi çok tehlikeli bir biçimde sürükleniyor. DAVA LAİKLİKLE İLGİLİ: Laik cumhuriyet kararı referandumla alınmadı. Laikliği yangında ilk atılacak bir malzeme gibi saymaya başladık. Din sadece ibadethanelere sığdırılamaz, din sosyal yaşamın içine girecektir deniliyor... Cumhurbaşkanı dindarlığına göre belirlenecektir. Bunlar işlemiyor mu Türkiye’de? Kapatma davası lakilik ilkesiyle ilgilidir. Bu artık, lakilik ilkesinin yaptırımı olan bir ilke olarak devam edip edemeyeceği tartışmasıdır. Türkiye dünyada istisnayı bir deneyimi sürdüren bir ülke durumunda. Menderes, Özal, Demirel’in lakilikle ilgili bir sorunu yoktu. Şimdi bunu yeniden yorumlayalım diyorlar. Süreç, Türkiye’nin bu deneyiminin başarısızlıkla sonuçlanmasına doğru gidiyor. Batı’da, artık kilise devlet ilişkisi ç... Devamı

08 04 2008

Fethullah Gülen Davası İddianamesi...

Fethullah Gülen Davası İddianamesi... F İ H R İ S T Sanığın kimliği suç ve deliller I- Nurculuğun tarihi gelişimi II- Nurculuk hakkında Ceza Genel Kurulu Kararı III- Fethullah GÜLEN Grubu  IV- Fethullah GÜLEN hakkında Askeri Yargıtay 3 ncü Dairesi’nin Kararı V- Bir Nur talebesinin anlattıklarıyla Fethullahçılık VI- Kitaplarına göre Fethullahçılık  1)- Cihad   2)- Tebliğ  3)- Strateji ve Taktik  4)- Fethullah GÜLEN Said-i Nursi’nin devamıdır  5)- Örgütlenmede genel perspektif  6)- Fethullah GÜLEN’in inkılapçılığı  7)- Işık evleri, tekke, zaviye ve medreseler  8)- Hizmet erleri Şakirtler  9)- Dava Adamı, dava sistem 10)- Atatürk ve Laik Cumhuriyet 11)- Gelir Kaynakları  12)- Arapça Eğitim  VII- Fethullah GÜLEN’in konuşmalarını İçeren Video Kasetleri    1)- 9 numaralı ATV’de yayınlanan kaset    2)- 10 numaralı NTV’de yayınlanan kaset    3)- 8 numaralı kaset    4)- 4 numaralı kaset    5)- 3 numaralı kaset  VIII- Orta Asya Türk Cumhuriyetlerindeki Okullar  IX- Maltepe Askeri Lisesine sızma çalışmaları  X- Fethullah GÜLEN'in onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın      18-19 Temmuz tarihinde Abant’ta tertiplemiş olduğu toplantı.  XI- Değerlendirme ve Hukuki Durum.  XII- Netice ve Talep.    ... Devamı

08 04 2008

Liderlerin ruhani destekçisi

Liderlerin ruhani destekçisi... Devamı

06 04 2008

Özrü kabahatinden büyük

Özrü kabahatinden büyük 05.04.2008 | Atilla Birkiye   ******** f_showLinks (li) { try { f_display(li); } catch (e) { } } Bilinen bir fıkra ve "mesel"dir ama, yeri gelmişken bir kez daha anlatalım: Padişah bir gün, bir nedenle vezirine öfkelenmiş, kellesini alacak, kafaya takmış ve demiş ki: "Bana üç gün içinde, öyle bir "şey" söyle ki ‘özrün kabahatinden büyük' olsun yoksa kelleni alırım!" Vezir üç gün kıvranmış ama bir türlü ne diyeceğini bulamıyormuş. Nasıl kabahatten büyük bir özür olabilirmiş. Zaten kabahatini de pek bilmiyormuş! Üçüncü gün sonunda, padişah, vezirinin biraz sonra kellesini alacak olmanın verdiği keyifle önde yürürken, vezir birden arkadan padişahın poposuna el atmış. Padişah hınç, öfke ve şiddetle dönmüş, vezir de: "Padişahım, hanım sultan zannettim de" demiş!   Yine bir kitaba dava Demokratik, laik ve hukuk devleti "söylemi" başbakanın da, hükümetin de, muhalefetin de dilinde. Geçmişten bugüne. Böyle olmadığını, bir türlü böyle olamadığımızı da görüyoruz. Kuşkusuz bu başka bir melese ama yazımızın konusu gereği, bir kez daha anımsatalım istedik. Bir ay kadar önce yine bir kitaba, yayıncısı ve çevirmenine dava açılmıştı. Bir vatandaşımız "duygusal olarak mağdur" olduğundan şikâyetçi olmuş ve bilimkişisi Richard Dawkins'ın yazdığı "Tanrı Yanılgısı" (Kuzey yay.) adlı kitabı Türkçe'ye çevirip basan yayınevi sahibi Erol Karaaslan'a TCK 216/1-3 ve 54. Madde gereğince dava açılmıştı. Yani "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama" suçunun işlendiği iddia ediliyordu. Geçenlerde Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmadan beraat kararı çıktı. Mahkeme hükmü şöyle: "Sanığın tercümesini yaptığı kitapta Tanrı'nın varlığına ve birliği yönünde ve düşüncelere yer verildiği, bu konuda ayrıntılı tartışmaların bilirkişi raporunda suçlama olarak belirtilen hususların İslam ile ilgili olmadığı, bozulmuş Tevrat olarak bilinen Eski Ahit olarak kitap ve uygulamasındaki Tanrı anlayış... Devamı

03 04 2008

Baykal Kapıyı Araladı / Murat YETKİN

Baykal kapıyı araladı Murat Yetkin CHP lideri Baykal, siyasi krizi aşmak için Başbakan Erdoğan'ın güven uyandıran, sözde kalmayan bir adım atması halinde, üzerine düşeni yapacağını söyledi. Baykal'a göre AKP, MHP'nin tuzağına düştü Radikal'e konuşan Baykal'dan AKP'ye: Yeni bir başlangıç lazım 03/04/2008 (2311 kişi okudu) CHP lideri Deniz Baykal, yaşanan krizin aşılması için Başbakan Tayyip Erdoğan'ın güven uyandıran, sözde kalmayan bir adım atması halinde, kendisinin de üzerine düşeni yapacağını söyledi. Bu karşılıklı adımların ne olduğunu konuşmak için henüz erken olduğunu söyleyen Baykal, "Daha yapılan hataların kabul edilmesi noktasına gelinmedi. Kolay iş değil. Bu sorunu Erdoğan yönetimindeki AKP ortaya çıkardı. Bu sorunu aşmak lazım. Yeni bir başlangıç lazım" diye konuştu. CHP lideri Baykal'ın Radikal'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle: "Türkiye'nin bugün yaşadığı sıkıntının altında AKP-CHP sürtüşmesi yatmıyor. Yatsa, parti yetkililerimiz bir araya gelir sıkıntıyı aşarlardı. Sorun, AKP'nin Anayasa ile probleminin olması. Siyasetin subapları yaratılan fiili durumla tıkanınca yargı devreye girdi. Yargıyı rahat bırakmak lazım. Sorun, yargının engellenmesiyle çözülmez." 'Siyasetin supapları tıkanınca' "Krizin aşılması için AKP açısından yapılacak iki şey olduğu görülüyor. Birincisi, AKP anlayışına göre Anayasa değiştirilir. Bu yapılabilir, ama bu krizi rahatlatmaz, bana göre derinleştirir. İkincisi, AKP Anayasa ile ilişkisini gözden geçirir. Bakın hâlâ kimse çıkıp laikliğe karşı odak değiliz bile demiyor. Başbakan daha dünkü (önceki günkü) konuşmasında 'Konuşup da ek iddianameye delil vermeyin' diyor. Burada sorun siyasetle yargının karşı karşıya getirilmesindedir." "Siyasetin sübapları birkaç yerde tıkandı. Vatandaşın yüzde 47 oy desteğini anlayışla kullanamadın. Kendi gündemini dayattın. Cumhurbaşkanlığı seçiminde niye AKP'nin üç kurucusundan birini aday gösteriyorsun? Siyas... Devamı

01 04 2008

Mehmet Akif'ten Şiir Okumak Yetmez / Rıza ZELYUT

Üzerinize sağlık, üşütmüşüm...Hastalık günlerini hep okuyarak değerlendiririm. Yorulsam da...Son zamanlarda siyasetçilerimiz ikide bir Mehmet Akif Ersoy'dan şiir okuyorlar.Özellikle AKP'liler için Mehmet Akif sanki bir ideolojik kaynak...Başbakan ikide bir kürsüden haykırıyor: 'Yumuşak başlı isem kim dedi uysal koyunum!'Gerisini getirmiyor; o gerisini de ben aktarayım: 'Kesilir belki fakat çekmeye gelmez başım!'Mehmet Akif, gerçekten öyleydi.İdiealleri uğruna başını verebilecek bir insandı.Ve Osmanlı yönetiminin rezil halini gördükçe kahroluyordu.Müslümanların elindeki Balkanların hızla koparılıp alınması, camilerin yıkılıp oralarda çan seslerinin yükselmesini hiç mi hiç kabul edemiyordu. 1913 yılında derin bir umutsuzluk içinde haykırıyordu: 'Küfrün o sefil elleri ayatını sildi/Binlerce cevami yılıp hake serildi'Ve 'Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlahi!' diye tanrı'ya isyanını dile getiriyordu.Peki, Mehmet Akif bugün Irak'ta bombalanan camileri görseydi; burada işlenen cinayetlerden haberi olsaydı; bunları yapan Amerikan askerlerinin ardından; 'İşlerini bitirip ülkelerine salimen dönmeleri için arkalarından dua ediyorum.' der miydi demez miydi?Bugün Amerikan askerlerinin ardından dua eden Başbakan Erdoğan'ın Mehmet Akif'ten şiir okumaya hakkı var mıdır yok mudur?BATIYA YALVARANLARA KARŞIYDIAKP'liler bugün Avrupa Birliği'nin en gözde taraftarları haline geldiler. Bunların en iyi dostları da Avrupalılar oldular. Osmanlı Devleti'nin son zamanlarını çok yakından gözleyen Mehmet Akif, devlet-i aliyyeyi Batı'ya yalvararak kurtarmanın mümkün olmadığını biliyordu. O zamanki çaresizliği şöyle anlatıyor:'Şimale (kuzeye) doğru gidersin soğuk bir istikbal/Cenuba niyyet edersin açık bir istiskal (aşağılama)/Aman Grey (İngiliz Başbakanı) bize senden olur olursa meded/ Kuzum Puankare (Fransa Başbakanı) bittik, inayet et kerem et!/ Dedikçe sen, dediler karşıdan:İnayet ola (Allah versin)/ Dile... Devamı

01 03 2008

İZMİR DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ NİSAN'08 ETKİNLİ

DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİKurs Programı için tıklayınız Kültür Merkezi İletişim Bilgileri Adres : İnönü Caddesi No:2/1   Bayramyeri - İzmir    Telefon  0-232-262 45 90  Faks  0-232-262 99 84  E-posta  kultursanat@konak.bel.tr     1 NİSAN SALI   Saat :20.30 THM Konseri Şef:Serkan ÇELİK Düzenleyen: İzmir Dr.E.Hayri ÜSTÜNDAĞ Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesi Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   2 NİSAN ÇARŞAMBA   Saat:09.00-16.00 Konferans “ICD-10” Düzenleyen:İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Eğitim Şubesi Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   3 NİSAN PERŞEMBE   (*)Saat:14.00 Çocuk Tiyatrosu “Yağ Yağ Yağmur” Yönetmen: Suayip ÜNSAL Düzenleyen: Konak Belediyesi, İzmir Devlet Tiyatrosu Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi Bilgi İçin: İzmir Devlet Tiyatrosu – 489 01 58   *****   Saat:20.00 Tiyatro “Ödipüs” Düzenleyen:Tiyatro Artı Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   4 NİSAN CUMA   Saat:10.00 Söyleşi-44.Kütüphane Haftası Etkinlikleri “Varoşlarda Rönesans” Konuşmacılar: A.Muzaffer TUNÇAĞ (Konak Belediye Başkanı) Recai ŞEYHOĞLU(Şair-Yazar) Düzenleyen:Konak Belediyesi Yer:Reşat Nuri Güntekin Çocuk Kitaplığı   KOCA SİNAN HAFTASI ETKİNLİKLERİ   07 Nisan 2008; 18.30 Sergi Açılışı (Benal Nevzat 7.Kat Fuayesi) (Pazartesi)   (Sinan Konulu: Fotoğraf, Resim, Heykel, Gravür v.b. plastik sanat eserleri ve Sinan ile ilgili yayınlanmış kitaplar)   19.00 Açılış (Toplantı Salonunda)   * Açılış Konuşması ; Muzaffer TUNCAĞ- Konak Belediye Başkanı(İnş.Yük.Müh.)   * Koca Sinan Hayatından Çizgiler – Uğur BELGER (İnş.Yük.Müh.) ... Devamı

08 03 2008

Birlikte ve çıplak yürümek

Birlikte ve çıplak yürümek Kadınların ortaklığı bir tür negatif ortaklık; her sınıftan, ırktan, etnik kimlikten, cinsel yönelişten kadın, patriyarka ve onu devralıp kendine zekice uyarlayan kapitalizm tarafından eziliyor 07/03/2008 (11 defa okundu) HANDE ÖĞÜT (E-mektup | Arşivi) Judith Butler, öznelerin dışlama yoluyla kurulduğunu öne sürerken, cinsiyet ayrımından ya da tecavüz olaylarından davacı olabilmek için davacının bazı özelliklere sahip olması gerektiğine değinir: "Kim, 'kim'lik özelliği taşımaktadır? İktidarsızlaştırmanın hangi sistematik yapıları yüzünden belli mağdur gruplar, hukuk mahkemelerinde etkin bir biçimde 'ben' diyememektedir?" Butler'ın sorusu o denli manidar ki, yirmi yıl sonra Mor İğne Kampanyası'nın yeniden başlamasının nedeni işte tam da bu: Davacının bazı özelliklere sahip olamayışı... Töre cinayetlerinde katledilen kadınlar, yıl boyu gövdelenen cinsiyetçilik, taciz ve homofobi, önlenemez çocuk pornografisi, haksız tahrik indirimi gibi rutinden sayılan vukuatlarla geçen bir yıl yerini yeni yıla yine kadına şiddetle devretti. Taksim'deki taciz olaylarını medya mutat cinsiyet körü bakışıyla gerekçelendirirken kadın düşmanları hepi topu 57 YTL vererek ellerini tenleri bir kez daha örselemek için cilalamıştı bile... Butler'ın sorunsallaştırdığı, 'ben' diyemeyen mağdur grubunu, erkeğin simgesel alanında kendisi için hiçbir sabit gösterilenin mevcut kılınmadığı kadınlar oluşturdu oldu bitti. Kadın olmak ilk şartını takiben, belli bir saatten sonra sokakta görünmek, içki içmek, 'kocası' olmayan bir adamla gezip tozmak ve 'yabancı' olmak tacizi haklılaştıran unsurlar. "Bedenimiz bizimdir" şiarından yolan çıkan feministlerin tüm çabalarına rağmen, evinde uğradığı cinsel tacizi bilinçaltına iteklemek zorunda bırakılan ve fetişistik eril fantezilere güle-oynaya biat eden binlerce kadın, erkeklerin saldırganca hedeflerinin kolaylaştırıcısı ne yazık ki. Yine de bugün gelinen nok... Devamı

08 03 2008

Nedim Gürsel'in yeni romanı 'Allah'ın Kızları'

Nedim Gürsel'in yeni romanı 'Allah'ın Kızları', Müslümanlığa ve çocukluğa dair bir kitap. Gürsel, 'Kutsalın alanına giren, kutsalı sorgulayan ama incitmeyen bir metin bu' dediği kitabında İslam tarihinden dinsel hikâyeler eşliğinde Türkiye'deki birkaç kuşağın inançla ilişkisini ele alıyor 07/03/2008 (16 defa okundu) SEMA ASLAN (E-mektup | Arşivi) 'Kutsalı sorgulayan bir roman bu' "Agnostiğim ben. Çocukken inançlıydım, sonra Tanrıtanımazdım... Şimdiyse şüpheliyim. İnsanın aşkın bir güce ihtiyacı var. Bu güçten vazgeçmeye çalıştığınızda ters tepiyor. Bakın, 21. yüzyıla, din ile haşır neşir olarak girdi insanlık..." Yukarıdaki sözlerin sahibi, Nedim Gürsel... Gürsel, İslam öncesi Arap toplumunun üç ilahesi Lat, Uzza ve Manat'a 'adadığı' yeni romanı Allah'ın Kızları'nda, İslam peygamberi Muhammed'in biyografisini anlatıcı yazar kişinin biyografisiyle sarmalayarak son dönemin en ilginç romanlarından birine imza atıyor. 1950'lerin Manisa'sında oldukça dindar büyükanne ile dedenin himayesinde yaşayan inançlı bir çocuğun, merakla ve de korkuyla dinlediği hikâyeler ve anekdotlar, bu çocuğun büyüyüp 'yazar kişiye' evrilen kalemiyle aktarılıyor okura. Yazar kişi, çocukluğunun inançlı dünyasını terk etmiştir; küçük çocuğun inançlı dünyasına bazen mesafe gözeterek bazen de mizahla yaklaşır. Allah'ın Kızları, İslam öncesi Arap toplumunun putperest ortamında, İbrahim'in, oğlu İsmail'i Tanrı'ya kurban etmeye hazırlandığı sahneyle başlıyor ve 1950'lerde Manisa'da yaşayan Ekmekçi İbrahim'in, belki de Tanrı korkusu taşımayan oğlu İsmail'i kurban edeceği sahneyle bitiyor. Ama başlangıç noktasıyla bitiş noktası arasında koca koca tarihler yazılıyor: Bugüne göndermeleri, yansımaları ve politik çağrışımlarıyla İslam tarihi ve anlatıcının kişisel tarihi. Çok sesli bir roman Allah'ın Kızları. Anlattığı konunun merak uyandıracağı kesin; fakat Nedim Gürsel, sadece hikâyeler... Devamı