59 Takipçi | 555 Takip
Kategorilerim

Fotoğraflar

Gezi

Nostalji

Yayınlar

İzlediklerim

Röportaj

Haber

Deneme

İnceleme

Anı

Söyleşi

Araştırma

Ödüller

Öykü

Diğer İçeriklerim (267)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (59)
08 03 2008

Unutulmuşların Esat Adil'i

Unutulmuşların Esat Adil'i Emin Karaca, batık gemilerdeki hayatları bulmak için deniz dibinde dalan dalgıçlara benziyor. Karaca, yeni kazı çalışmasını bu kez bir sosyalistin unutulmuş yaşamı üzerine kurmuş: Esat Adil 07/03/2008 (10 defa okundu) MAHMUT TEMİZYÜREK (Arşivi) Türkiye, unutmayı dertlerine çözüm edinen insanları ülkesi. O yüzden hiçbir hayalde, hiçbir çabada süreklilik oluşmuyor. Her kuşak tarihi kendisiyle başlatıyor. Öncesini olmamış sayan kükreyişlerle yazıyorlar güncelerini. Bazı hatırlatıcılar, kimi vefabilirler olmasa kimse bilmeyecek geçmiş nasıl bir dünya, bilmezden geçireceğiz kısacık ömrümüzü. Emin Karaca, hatırlatıcılardan biri. Yakın tarihimizin unutulması özellikle istenmiş olayları (Ağrı İsyanı), özgürlük yüzü göremedikleri için ömrünü yeraltında geçirmiş komünist ve sosyalistlerin bilinmeyen yaşamları, günümüz karanlığının şeffaf görünümlü plazalarda nasıl oluşturulduğunu, ülkeye nasıl bir 'kömürperde' tasarlandığını ve daha birçok unutulması istenen yaşantıyı açığa çıkardı, sayısı yirmi bire varan kitaplarıyla. Karaca, batık gemilerdeki hayatları bulmak için deniz dibinde dalan, ölü bedenleri kemirgenlerden, nesneleri yosunlardan ayıklayıp öykülerini çıkaran dalgıçlara benziyor. Dr. Hikmet Kıvılcımlı'dan Nâzım Hikmet'e, 150'liklerden Esat Adil'e nice tarihsel kahramanın sintine diplerinde kalmış hayatlarını aydınlattı derin dalışlarıyla. Sosyalizmin çetin yolları Karaca'nın araştırmaları bir kez daha gösterdi ki, ne 'yer altı dünyadan başka bir yıldızda'dır, ne de geçmiş denen zaman bölümü ölü bir bilgi yığınından ibarettir. Yaşayanların üzerine bir kâbus gibi çöker geçmiş zaman. Geçmişi anlamadıkça, tarihi yinelemekten, kendimizi 'tekrarın tekrarı'ndan (Mehmet H. Doğan) kurtaramayacağız. Karaca, yeni kazı çalışmasını bu kez bir sosyalistin unutulmuş yaşamı üzerine kurmuş: Esat Adil Müstecaplıoğlu'nın hayatı, mücadelesi, eserleri, 414 sayfalık bir emeğin konusu. Esat ... Devamı

15 01 2008

Sosyal Güvenliğin Tarihi

Sosyal güvenliğin tarihi Başlarken... "Ateş gibi; fakirlik insanı güzelleştirir ve asileştirir. Fakat sefalet hoyratlaştırır, ruhen sefil eder. İnsan da insanı öldürür. İnsanlık şerefi ancak muayyen bir refah içinde mümkündür. Çalışmaya imkan verecek bir refah." Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Huzur adlı eserinden bu pasajı nakletmemin nedeni; elbette çalışma edimini fetişize etmek değil, pasajın çoğu iktisadi ve siyasi metinden daha açık bir biçimde vicdani ve ahlaki olarak sosyal güvenlik olgusunun gerekliliğine işaret ettiğine kani olmamdır. Fikrim odur ki; temel insani ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde bir refahtan ve gelir seviyesinden yoksun olanların, ruhları yoksulluk ve yoksunlukla terbiye edilenlerin; hem insanlıklarını hem de isyan potansiyellerini kaybetmeleri kuvvetle muhtemeldir. Bu yüzden sermaye uşağı AKP eliyle takdim edilen sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası yasa tasarısının kanunlaşmasının engellenmesi sol ve toplumsal muhalefet açısından büyük önem arz etmektedir. Zira, bu yasa tasarısının kanunlaşması halinde solun emekçi sınıflarla kuracağı örgütsel ve politik ilişkinin değişen niteliği, emekçi sınıfların siyasal mücadeleye katılımını daha da zorlaştıracaktır. Sosyal güvenlik reformu geleneksel refah devletine ve mutabakat rejimine has nihai kalıntıları da tasfiye edecek; böylelikle, neo-liberalizm hayatın her alanına sirayet ederek, felsefi,iktisadi ve dahi sosyolojik planda radikal değişimlere kapı aralayacaktır. IMF ve DB tarafından hazırlanan metinlerde sosyal güvenlik sisteminin 2 aşamada reforme edilmesi öngörülmektedir. 8 Eylül 1999'da resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4447 sayılı kanun reformun 1. aşamasını teşkil etmektedir. Bu kapsamda emeklilik yaşı kademeli olarak yükseltilmiş, işsizlik sigortası uygulamasına geçilmiştir. Daha önce 3 kez ertelenen, sabık cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından veto edilen, Anayasa mahkemesi tarafından kimi maddeleri iptal edilen sosyal güvenlik ve genel sağlı... Devamı

14 01 2008

"KIRLANGIÇ YILDIZI" VE LEYLA ŞAHİN / İNCELEME / ALİ ŞAHİN

"KIRLANGIÇ YILDIZI" VE LEYLA ŞAHİN / İNCELEMEALİ ŞAHİN _______________________________________________ -Nazan Melal Türkmen'e-"sonunda bir güzel insan savaşa savaşa düşürdü güzel tenini toprağa 'ölüm adın kalleş olsun'! ("Enver Gökçe" adlı şiir, Kırlangıç Yıldızı, Leylâ Şahin, s.62) "..her biri ayrı bir ses ve renk olan; ve barış,kardeşlik, eşitlik hürriyet;ve bu yüksek değerler için direnişi gündeme getiren..." (L. Şahin) 40 Kuşağı toplumcu şairlerinden Enver Gökçe için yazılmış yukarıdaki dörtlüğün de yer aldığı Kırlangıç Yıldızı'nı ben de 2001 yılı nisanında bir rastlantı ile ele geçirmiş ve okumuştum: "Can Arkadaşım Melal'e, şiirin, dostluğun sonsuzluğunda... 89, 4 Kasım" diye imzalanmış kitabı geri almadan İstanbul'a dönen sahibi unutunca bende kalmış kitap. Kitaplıkta gözüme çarpınca alıp yeniden okudum sindire sindire...10.12.1954 Şavşat doğumlu şairimize yolun yarısında Enver Gökçe Şiir ödülü ikinciliği kazandırmış, yapıtı oluşturan dosya. Bu da şiiri değişik şekilde yeniden irdelememi sağladı, adına düzenlenen ödüle değer görülen yapıt, o çizgiye ne denli bağlı, daha doğrusu şairin kendi deyişiyle O "yüksek değerlere" yaklaşımı da irdelememe yol açtı ve hak ediyor dedim kendi kendime. İlk kitap için oldukça geç kalınmış diye düşündürüyor insanı, ancak Kitabın kapağında hazır olan 3 kitabından daha söz edilmesi, ödüllerin değerini bir kez daha gündeme getiriyor bence; hiç değilse bu tür çalışmaların kitaplaşmasına vesile oluşturuyor, o bile az şey değil bence...Çıkacağı duyurulan "Ateşte Parmak Uçları", "Mayıs Şarkıları", "Lirika" adlı yapıtlar aradan geçen 15 yılı aşkın süre içinde ya çıkamamış ya da değişik adlarla çıkmış olacak: Çünkü . "Kırlangıç Yıldızı" (1989) adlı yapıtın yayınından sonra "Mayıs Şarkıları"(1989) ve "Acı Toplayan İpekli Çardak Kuşu" (2000) yayınlanmış diğer iki yapıt ortada yok bilebildiğim kadarıyla. Şair Arif Damar, Leyla Şahin'in Kırlangıç Yıldızı'nın ilk kitabı olmakla birlikte, i... Devamı

13 01 2008

İRAN DEVRİMİ KENDİ SAY'LARINA NE YAPTI?

İRAN DEVRİMİ KENDİ SAY'LARINA NE YAPTI? Yazı Boyutu : Fazıl Say’ın ortaya attığı iddiaları magazinleştirip üzerini kapattık. "Milli Eğitim Bakanlığı, müzik derslerine önem vermiyor mu?" sorusunu hiç tartışmadık bile. Ve her zaman yaptığımız gibi asıl konuyla yüzleşmedik; bizim dinimiz musikiye karşı mı? Müzik haram mı? Ya da hangi müzik türü günah? İran’da, İslam Devrimi olduğunda bu soruların yanıtları bulunana kadar sanatçılar çok acı çekti. Yanıtlar bulunduğunda da bu acılar sona ermedi! İşte İranlı "Fazıl Say"ların yaşadıkları. AKİRA Kurosava adını duydunuz mu? Dünyaca ünlü Japon yönetmen ve senaryo yazarı. 1954 yılı yapımı "Yedi Samuray" filmi dünya sinema klasikleri arasındadır. Anımsarsınız belki; yoksul köylüler her yıl hasat zamanı köylerini basan haydutlardan bıkmıştır. Köyün güvenliği için yaşlı bir samuray ile anlaşırlar. Ancak haydutlara karşı bir samuray ne yapabilir ki? Yaşlı Samuray Kambai, ülkenin çeşitli yerlerine dağılmış eski samuray arkadaşlarının peşine düşer. Onları tek tek bulup ikna eder. Sonunda yedi samuray, haydutlara büyük bir ders verir. Ve film mutlu sonla biter. İran’ın gelmiş geçmiş en büyük Klasik Batı Müzik üstadı; besteci, maestro Ali Aleander Rahbari’yi, ben Samuray Kambai’ye benzetirim. 1948 Tahran doğumlu Rahbari, daha dokuz yaşında beste yapmaya başladı. Viyana’ya gönderildi. Tahran Müzik Konservatuvarı’na yönetici olarak atandı. Şef olarak kariyerinin başlangıcında, İran’ı terk etmek zorunda kalan ilk sanatçılarından biri oldu. Çalışmalarını ülkesinden uzakta sürdürmek zorunda kaldı. Herbert von Karajan’ın dikkatini çekti; Berlin Filarmoni Orkestrası’nı yönetti. 1985 yılında, Çek Filarmoni Orkestrası’nın daimi konuk şefi oldu. 1996’da Virtuosi di Praga’nın müzik direktörlüğüne getirildi. Ve gelelim; İranlı Rahbari’nin "Samuray Kambai" olmasının öyküsüne... 1997’de Amerika, Avusturya, Belçika, Fransa, Almanya, Hollanda, İs... Devamı

13 01 2008

Edebiyatımızda Dergiler

19′uncu Yüzyıl’dan 1980′lere kadar Türkiye’de yayınlanan edebiyat dergileri, yayınlanma ve kapanış tarihleriyle yayıncılarının adları: 19′UNCU YÜZYIL: SERVET-İ FÜNUN 27 Mart 1891-25 Mayıs 1944 2461 sayı MÜTAREKE YILLARI: EDEBİYAT-I UMUMİYE MECMUASI 1916 4 Kasım-1919 8 Mart 110 sayı, Celal Nuri İleriNEDİM 1918ŞAİR 1919BÜYÜK MECMUA 1919DERGAH 16 Nisan 1921′den başlayarak 15 günde bir 42 sayı CUMHURİYET SONRASI GÜNEŞ 1927 15 günlük 17 sayı Orhan Seyfi OrhonMEŞALE 1928 8 sayı Kenan Hulusi Koray 1930-1940 AĞAÇ 1936 17 sayı Necip Fazıl KısakürekANAYURT 1933 8 sayı Faruk Nafiz ÇamlıbelARAMAK 1939 Nisan-1940 Eylül 16 sayı Cahit TanyolATSIZ MECMUA 1931 15 Mayıs-1932 25 Eylül 17 sayı Hüseyin Nihal AtsızAYDABİR 1935-1937 Orhan Seyfi OrhonÇIĞIR 1933-1948 193 sayı H. Oğuz BekataKÜLTÜR HAFTASI 1936 15 Ocak-30 Haziran Peyami SafaORHUN 1933 Kasım-1934 Temmuz 9 sayı Hüseyin Nihal AtsızEDEBİYAT GAZETESİ 1932 haftalık 9 sayı Orhan Seyfi OrhonFİKİR HAREKETLERİ 1933-1940 364 sayı Hüseyin Cahit YalçınGÖRÜŞ 1930-1932 4 sayı Ahmet Kutsi TecerKALEM 1938-1939 13 sayı Mustafa Nihat ÖzönVARLIK 1933′ten itibaren Yaşar Nabi NayırÜLKÜ 1933-1949 Ankara Halkevi DergisiYÜCEL 1935 Ağustos-1956 163 sayı Orhan BurlanYENİ ADAM 1934 1 Ocak-1978 Mayıs İsmail Hakkı BaltacıoğluGÜNDÜZ 1936-1938 24 sayı Ali Kamil Akyüz 1940-1950 ADIMLAR Behice BoranANT 1945 15 Mart-1945 Ağustos 10 sayı Hakkı BilgeçAİLE 1947 Nisan-1952 Kasım 22 sayı Vedat Nedim TörBÜYÜK DOĞU 1943 17 Eylül sonrası sürekli ve aralıklı olarak Necip Fazıl KısakürekÇINARALTI 1941-1944 146 sayı Orhan Seyfi OrhonDEĞİRMEN 1941 Ekim-1944 Nisan 12 sayı Cavit Orhan TütengilEDEBİYAT DÜNYASI 1948 15 Ocak-15 Şubat 1950 26 sayı Sabahattin HüsnüFİKİRLER 1947 Temmuz-1950 Haziran 36 sayı Vedide Baha ParsKOVAN 1943-1946 34 sayı İzmir Besim AkımsarMEYDAN 1948 15 Mayıs 1 sayı Mehmed KemalSANAT VE EDEBİYAT GAZETESİ 1947 50 sayı Ankara Selahattin BatuŞADIRVAN 1949 Nisan-Kasım 35 sayı Behçet kemal ÇağlarYAPRAK 1949... Devamı

13 01 2008

Urla'da 7. Necati Cumalı Buluşması Etkinliklerinden 2

Video- Cumalı Buluşması 5. Bölüm (2. gün, Panel, Söyleşi, Erden Kıral, Zoraki İspanyol-tiyatro-) 2. Gün etkinlikleriyle ilgili Urla Belediyesi 'nin haberi Video- Cumalı Buluşması 4. Bölüm (2. gün, Kahvehane gösterileri - Aydın Cumalı)   Video - Cumalı Buluşması 3. Bölüm (Resim Sergisi, Susuz Yaz -tiyatro- HÇKM) Cumalı Buluşması 2. gün - Urla Belediyesi 'nin haberi için tıklayınız       Video - Cumalı Buluşması 2. Bölüm (Panel, Urit Salonu Urla) (Panelistlerin konuşmaları elektronik ortamda kayıtlı ise, çalışmalarını sitemizde yayınlamak üzere kendilerinden rica ediyoruz. n info@urlaonline.com Bu e-posta adresi spam korumalıdır. Lütfen JavaScriptleri etkinleştirin. ) Video - Cumalı Buluşması 1. Bölüm (Açılış, N.Cumalı Kültür Sanat Evi)   Türk edebiyat dünyasının önemli isimlerinden biri olan Necati Cumalı aramızdan ayrılışının 7. yılında Urla’da anıldı. Urla Belediyesi ve Necati Cumalı Derneği tarafından 7 yıldır Urla’da düzenlenen “Cumalı Buluşması” etkinliği 10–12 Ocak 2008 tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Necati Cumalı Anı ve Kültür Evi’nde başlayan etkinliklere Urlalıların yanı sıra İzmirli şair ve yazarlar da katıldı. Çocukluğunda Necati Cumalı’nın tütün zamanı adlı eserini radyodan dinleyerek tütün kırdıklarını anlatan Urla Belediye Başkan Vekili Bülent Nart, “Bizler, Cumalı’nın eserlerini radyodan dinleyerek büyüdük. O, eserleri 22 dile çevrilmiş uluslar arası bir santaçıdır. Ne mutludur ki bize, Urlamızı dünyaya ile kucaklaştırmıştır. Bizler de kültür evi haline getirdiğimiz yazarın evinde O’nu gelecek nesille kucaklaştırıyoruz. Bu evde Cumalı dostlarını ağırlamaktan sonsuz mutluluk duyuyorum” dedi. PEN Temsilcisi Hayri Yitik, Urla’nın tarihi dokusunun, doğal güzelliklerinin sanatçıları buraya çektiğini söyleyerek “Urla’yı Seferis’le, Cumalı ile, Urla’ya yerleşmiş... Devamı

12 01 2008

Urla'da 7. Necati Cumalı Buluşması Etkinliklerinden

12 01 2008  Urla Belediyesi tarafından gerçekleştirilen “VII. Cumalı Buluşması” etkinliklerle devam ediyor. İkinci gün etkinlikleri Urla’daki çeşitli kahvehanelerde Klazomenai oyuncuları tarafından Cumalı’nın öykülerinin okunmasıyla başladı. Kahvehanelerde öyküleri okuyan oyuncular dinleyenlerden olumlu tepkiler aldılar.Öğleden sonra programı panellerle devam etti. “Kuşaklar Arası Necati Cumalı” konulu ilk panelde yazarlar İsmail Mert Başat ve Hayri Yetik konuşma yaparken “Necati Cumalı Oyunları ve Oyun Yazarlığı” konulu panelde tiyatro sanatçıları Özdemir Nutku, Hülya Nutku ve Önder Alkım konuşma yaptılar. Her yıl yitirilen bir yazarın da anıldığı etkinlikler çerçevesinde bu yıl Muzaffer Buyrukçu anıldı. “Yitirdiğimiz Yazarlar; Muzaffer Buyrukçu” konulu panelde Hasan Özkılıç, Tacim Çiçek ve Selçuk Tunalı Muzaffer Buyrukçu’yu andılar. Panellerin ardından Türk Sineması’nın önemli yönetmenlerinden Erden Kral ile söyleşi yapıldı. Erden Kral, soru-cevap şeklinde yapılan söyleşide gelen sorulara büyük içtenlikle cevap verdi. Eski ve yeni sinema ve sinemacıları da karşılaştıran Kral, Türk Sineması’nın son dönemde yapılan filmlerle bir yere geleceğine inanmadığını söyledi. Klazomenai oyuncuları müthişti Urla’da 2007 yılının son aylarında kurulan Klazomenai Oyuncuları tiyatro grubunun Cumalı etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirdikleri tiyatro gösterileri büyük beğeni topladı. 3 gün süren etkinlikler çerçevesinde çeşitli gösteriler sunan tiyatro grubu 11 Ocak Cuma akşamı Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde Necati Cumalı’nın “Zorla İspanyol” adlı oyununu sahnelediler. Raşit Öztürk yönetimindeki Klazomenai oyuncuları Hüseyin Kaplan, Gülçin Araç, Gökay Yavaş, Çağnur Şarman, Selnur Şarman, Tolga Ketenoğlu, Emrah Tatlıcıoğlu, ve Esra Ok izleyenlerden büyük alkış aldılar.       Türk edebiyat dünyasının önemli isimlerinden b... Devamı

11 01 2008

Eşyaları yurdunda

Eşyaları yurdunda Nâzım Hikmet ve eşi Vera Tulyakova'nın Moskova'dan getirilen özel eşyaları Yapı Kredi'deki sergiyle ilk kez görücüye çıkacak. Nazım Hikmet ve eşi Vera Tulyakova'ya ait özel eşyalar 19 Ocak-22 Mart tarihleri arasında Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde sergilenecek. Moskova'dan getirilen eşyalar arasında Nazım Hikmet'in pijamasından daktilosuna kadar birçok özel eşya yer alacak 11/01/2008 (2372 kişi okudu) AA - İSTANBUL - Şair Nâzım Hikmet'in, eşi Vera Tulyakova ile yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'daki evinden getirilen özel eşyaları, ilk kez şairin sevenlerine ve edebiyat meraklılarına sunulacak. Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Salonu'nun ev sahipliği yapacağı 'Şehrime Ulaşamadan Bitirirken Yolumu/Nâzım ve Vera Moskova'dan İstanbul'a' başlıklı sergi, 19 Ocak-22 Mart tarihleri arasında açık kalacak. Nâzım Hikmet'in ve eşinin yaşam alanını yeniden canlandıracak sergiyi, Sadık Karamustafa tasarladı, küratörlüğünü de Melih Güneş yapıyor. Sergide, Nâzım Hikmet'in eşi Vera Tulyakova ile paylaştığı ve yaşamının son yıllarını geçirdiği Moskova'nın 2. Pesçannaya Sokağı'ndaki evinden getirilen pek çok özel eşyası yer alacak. Nâzım Hikmet ile Vera Tulyakova'nın bilinen bazı fotoğraflarına da yansıyan kıyafetlerinden örnekleri de içeren ve Nâzım Hikmet'in Moskova'daki dünyasını, ilk kez sergilenen özel eşyalarıyla İstanbul'a taşıyan sergi, şairin yaşadığı mekana dair ilginç ayrıntıları izleyicilerle buluşturacak. Pijamadan hesap cüzdanına Vera Tulyakova'ya ait bazı kişisel eşyaların da yer alacağı sergi, Nâzım Hikmet'in sabahlığından pijamasına, yeleklerinden takım elbiselerine, cüzdanından telefon defterine, oyuncaklarından plaklarına, çoğu ilk kez sergilenen fotoğraflarından evlilik cüzdanına, üzerinde özel notları da bulunan 1963 yılı masa takviminden mektuplarına, daktilosundan kalem kutusuna, el yazmalarından bavuluna, imzalı ki... Devamı

11 01 2008

Çukurova'da çiçeği burnunda fuar

Çukurova'da çiçeği burnunda fuar Yazarlar ve yayınevleri bavullarını topluyor. Onlar Adana yolcusu. Bu yıl ilk kez düzenenlen Çukurova Kitap Fuarı 100 yayınevinin katılımıyla gerçekleşiyor 11/01/2008 (5 defa okundu) Yirmi altı yıldır İstanbul'da düzenlenen Kitap Fuarı, Bursa ve İzmir'in ardından bu kez Çukurova bölgesindeki kitapseverlerle buluşmak üzere Adana'da gerçekleşiyor. TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından Adana Büyükşehir Belediyesi, Altın Koza ve Çufaş Çukurova Fuarcılık A.Ş. katkılarıyla ilk kez düzenlenecek Çukurova Kitap Fuarı, 15-20 Ocak 2008 tarihleri arasında düzenleniyor. Yaklaşık 100 yayınevi ve sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenecek olan fuar kapsamında söyleşi, panel, şiir-dinletisi gibi 60 etkinlikte ve imza günlerinde 300 yazar okurla buluşacak. 6 gün sürecek olan Çukurova Kitap Fuarı TÜYAP Adana Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde yapılacak. Daha ilk yılında okurlardan sürprizi esirgemeyen fuar, Altın Koza Edebiyat Festivali adıyla önemli bir etkinliğe de ev sahipliği yapacak. Adana Büyükşehir Belediyesi, Altın Koza ve Adana Özgür Pencere Edebiyat ve Sanat Derneği ve TÜYAP'ın katkılarıyla düzenlenen edebiyat festivali kapsamında, yurt dışından Muhtar Shanov (Kazakistan), Elçin Efendiyev (Azerbaycan); Türkiye'den Hıfzı Topuz, Gökhan Cengizhan, Zeynep Aliye, Pınar Kür, Tarık Günersel, Zeki Tombak gibi pek çok değerli yazar ve şairin katılımıyla söyleşi ve paneller gerçekleştirilecek. Etkinlik programı 15 Ocak Salı KONFERANS SALONU I 14.15-15.15 Adana ve Yazarlık Muzaffer İzgü 15.30-17.00 Medya Kitap'a Bakıyor Yöneten: Doğan Hızlan Konuşmacılar: Faruk Şüyün, Cem Erciyes, Filiz Aygündüz, Turhan Günay 17.15-18.30 Özgürlükçü, Çağdaş, Demokratik Anayasa. Nasıl? İbrahim Gazioğlu, Ercan Karakaş, Deniz Kavukçuoğlu 16 Ocak Çarşamba KONFERANS SALONU I 13.15-14.15 Yunus Emre ve Aşk Faruk Dilaver 14.30-15.45 Tanrı-İnsan-Evren Birleşimi Ömer Uluçay, Adil Ali Atalay 16.00... Devamı

04 01 2008

Necati Cumalı’nın Anısına Düzenlenen “7. Cumalı Bulu

Necati Cumalı’nın anısına düzenlenen “7. Cumalı Buluşması” , ünlü yazarın uzun yıllar yaşadığı Urla’da 10-12 Ocak 2008 arası Urla’da yapılacak. Etkinlik 10 Ocak Perşembe günü saat 10.00'da "Necati Cumalı Anı Evin"nde Urla Belediye Başkan Vekili Bülent Nart ve Urla Kaymakamı Halil Serdar Cevheroğlu'nun konuşmasıyla başlayacak.   Etkinlik kapsamında Raşit Öztürk’ün şiir kolaj sergisi ile Sema Akgül ve 6 Urlalı ressamın resim sergileri Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde açılacak. Saat 13.30’da Muzaffer Buyrukçunun anılmasının ardından, saat 14.30’da “Necati Cumalı ve Kırk Kuşağı Şiiri” başlıklı panel URİT SES Salonu’nda gerçekleştirilecek. Saat 20.00’de de Bademler Köyü Kültür ve Sanat Derneği Tiyatro Topluluğu’nun hazırladığı “Susuz Yaz” adlı oyun, Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde sahnelenecek.   11 Ocak Cuma “Erden Kral Söyleşisi” saat 13.30’da, “Kuşaklar Arasında Necati Cumalı” başlıklı panel saat 14.30’da, “Yitirdiğimiz Yazarlar” başlıklı panel saat 16.30’da URİT SES Salonu’nda yapılacak. “Çeviri ve Araştırma Kütüphanesi Tanıtım Söyleşisi” saat 18.00, Klazomenai Oyuncuları’nın “Zorla İspanyol” adlı oyunu saat 18.30’da Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde izleyici ile buluşacak.   12 Ocak Cumartesi saat 10.30’da “1. Cumalı Briç Turnuvası” ve Urla gezisi başlayacak. Klazomenai Oyuncuları’nın sat 13.00’te "Necati Cumalı Anı Evi”ndeki oyunlarının ardından, saat 14.30’da Hakan Çeken Kültür Merkezi’nde “Necati Cumalı Şiirinde Urla” başlıklı panel yapılacak. Etkinlikler saat 20.00’de verilecek yemek ve ödül töreniyle sona erecek. URLA   Hazırlayan : Tuğrul Asi Balkar     YAŞAMI         YAPITLARI Kızılçullu Yolu (1943)Ha... Devamı

03 01 2008

2008’de tarihi kırılma olacak

CHP Lideri Baykal, 2007'deki siyasi ve ekonomi kırılmaların etkisinin yeni yılda hissedileceğini, anayasa değişikliğinin ise 2008'e damgasını vuracağını söyledi Tercüman’a 2008’de Türkiye’yi nelerin beklediğini açıklayan Baykal’a göre yargı siyasetin egemenliği altına girecekCHP Lideri Deniz Baykal, 2008 yılının Cumhuriyet tarihi için bir kırılma noktası olacağını söyledi. 2008 yılına ilişkin öngörülerini Tercüman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ufuk Büyükçelebi ve Ankara Temsilcisi Metin Özkan ile paylaşan Baykal, Anayasa değişikliğinin önümüzdeki yıla damgasını vuracağını belirtti. 2007 yılında yaşanan siyasi ve ekonomik kırılmaların etkisinin 2008 yılında hissedileceğini savunan Baykal, Anayasa değişikliğini devletin temel taşlarını yerinden oynatacak bir girişim olarak değerlendirdi. Baykal, Türkiye ekonomisi ile ilgili de çarpıcı tespitlerde bulundu. Türkiye'nin yeni bir kur ve sanayileşme politikasına ihtiyaç duyduğunu söyleyen Baykal, büyüme rakamlarındaki düşüş ile enflasyondaki artışa dikkat çekti. İşte Baykal'ın Tercüman'a özel açıklamaları... Sayın Baykal, yeni bir yıla giriyoruz... 2008 yılında Türkiye'yi neler bekliyor?2008 yılının en temel konusu Anayasa değişikliği olacak. 2007 Cumhurbaşkanlığı seçim yılı oldu. Bu konunun etrafında çalkantılar yaşandı, dengeler sarsıldı. 2008'de de bu çalkantının devam edeceği anlaşılıyor. Önümüzdeki yıl 2007'deki oluşumun yeni aşamalarına tanık olacağız. 2007'deki yeni oluşumun özellikle yargı ve üniversitelere yansımaları olacak. 2008'de yaşanacak bu yeni sürecin başlangıcı ise Anayasa değişikliği ile olacak. Anayasa ile Cumhuriyetimizin istikrar dengesinin ve temel noktasının değiştireceği beklentileri var. Anayasa değişikliği çalışmaları, Türkiye'nin ortak karakterini sarsmaya yönelik bir girişim olacak. Yargı siyasetin egemenliği altına girecek Anayasa'nın değiştirilmesi ne gibi tahribatlar yaratır?Yargı ve siyaset ilişkisi ... Devamı

02 01 2008

AKP'nin ikinci 'zam dalgası'

Türkiye yeni yıla da temel ihtiyaç maddelerine yapılan büyük zamlarla girdi. Konutlarda ve sanayide kullanılan do-ğalgaza yapılan zam dünden itibaren yürürlüğe konuldu. Buna göre doğalgaz tedarikçisi BOTAŞ, konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatını yüzde 7,4, sanayide kullanılan doğalgaz fiyatını da yüzde 6,5 oranında artırdı. Elektriğe yapılacağı açıklanan ve geçtiğimiz günlerde Bakanlar Kurulu onayından sonra Resmi Gazete'da yayımlanan zam da dünden itibaren işleme konuldu. Buna göre ise, konutta kullanılan elektriğe yüzde 15, sanayide kullanılan elektriğe de yüzde 10 zam geldi. Yeni yılın ilk zamlarından biri de akaryakıta yapıldı. Dağıtım şirketleri, petrol ürünlerinde yapılan fiyat ayarlamaları gerekçesiyle 95 oktan kurşunsuz benzine yüzde 1,94 zam yaptılar. Yeni ayarlamayla Ankara ve İzmir'de 95 oktan kurşunsuz benzinin litre fiyatı 3,09 YTL'den 3,15 YTL'ye, İstanbul'da ise 3,10 YTL'den 3,16 YTL'ye yükseldi. Petrol gerekçeli gaz zammıSEÇİM süreci boyunca "seçim harcaması yapmıyoruz, mali disipline sıkı sıkıya bağlıyız" diyen hükümet, seçim harcamaları nedeniyle olduğu ortaya çıkan bozulan bütçe dengesini sağlamak için yürürlüğe koyduğu zam paketinin ikincisini de yürürlüğe koydu. Böylece seçimin faturasını yine halkın sırtına yükleyen AKP hükümetinin ikinci zam paketinden kış vakti yoksulların daha da belini bükecek elektrik ve doğalgaz zammı çıktı. Doğalgaza yapılan zammın ardından bir açıklama yayımlayan BOTAŞ, uluslararası ham petrol ve petrol ürünleri fiyatlarındaki artışlara bağlı olarak doğalgaz satış fiyada-rında düzenleme yapılmasının zorunlu hale geldiğini savundu. BOTAŞ Genel Müdürü Hüseyin Saltuk Düzyol imzasıyla yapılan yazılı açıklamada, 1 Ocak 2008 tarihinden geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan doğalgaz fiyatının yüzde 7,4, sanayide kullanılan doğalgaz fiyatının da yüzde 6,5 oranında artırıldığı kaydedildi. Birgün Ekonomi * * *Ankaralılara toplu ulaşım şokuBAŞKENTTE toplu ulaşım ücretierine yapılan zam da dün ... Devamı

17 12 2007

Otçu geldi hanıııım! / Öncel ÖZİÇER

16.12.2007 Otçu geldi hanıııım! Ot delisi değilim ama önüme konduğu zaman da birkaç tanesi hariç keyifle yerim.Bana sıcak rakı hissi veren arapsaçını bir türlü sevemedim mesela..İstifnoyu da.. Yumurtalı hardal otunu da.. Acı geliyor çünkü bana, damak tadımla barıştıramadım bir türlü bu iki otu..Ama turp otu, cibes, şevketi bostan, radikayı pek severim.Özellikle balık mönüsünün yanına bu otları pek yakıştırırım.Serin serin, ekşi ekşi pek bir mistir, misss!Malumunuz, bu ara ot severlerin bayram günleri..Çünkü öyle ot dediğin yılın 12 ayı dağda bayırda bitmiyor.Yılın belli dönemi, ki bugünler o dönem oluyor, arzı endam ediyorlar dünyamıza..Bugün nasıl olur bilmiyorum ama geçen hafta pazara uğradığımda, körpecik cibeslerden gözümü ayıramamıştım.Aralarında yatıp yuvarlanasım geldi, o kadar güzel görünüyorlardı.Hemen bir torbayıa doldurup eve koştum.Yalnız bende her sene şöyle bir sorun oluyor; bu otları nasıl ayıklayıp pişirmem gerektiğini her yıl unutuyorum.İlla ki bir hatırlatma gerekiyor.Genelde de annemi veya ablamı arıyorum.Hele ablam Yücel tam bir ot uzmanıdır. O yukarıda saydığım acı otları falan sabah kahvaltıda bile yer, o derece otçudur.Benim de en iyi başvuru kaynağımdır.Ama bir akıl hocam daha var ki, onunla yalnızca kitabı vasıtasıyla tanışıyoruz.İsmi Tijen İnaltong.Başka kitapları da var yemek kültürü üzerine, ama bu konuda 'Bir Ot Masalı' isimli kitabı, benim çok işime yarıyor.Her sene bu mevsim şöyle bir karıştırıyorum sayfalarını..Yine öyle oldu. Bilenler bir kez daha bilgilerini tazelesin, henüz ot dünyasının cümbüşünü keşfetmemiş olanlara da ön bilgi olsun..İşte size İnaltong'tan kısa bir özet:*"Bir kere her ot yenmez. Egeli kadınlara 'siz hangi otları yersiniz?' diye sorduğunuzda size 'keçinin yediği her otu yeriz' derler.Doğrudur da. Keçiler hayvanların en akıllılarındandır ve ağızlarının tadına çok düşkündürler.En lezzetli otları ilk onlar keşfeder ve yerler.Öyleyse bir keçinin peşine takılıp ot toplamanızda sakınc... Devamı

13 12 2007

Tarihçi Kemal Karpat, AKP yönetimini uyardı: Yüzde 47'yle ge

Tarihçi Kemal Karpat, AKP yönetimini uyardı: Yüzde 47'yle gelen yüzde 7'yle gider FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN'AK Parti halkın gerçek manada ne düşündüğünü anlamaya çalışmıyor. AK Parti'de 'Ben oldum' tavrı var. Yasak kaldırılırsa türbanlı sayısı düşer' 08/10/2007 (7803 kişi okudu) NEŞE DÜZEL (E-mektup | Arşivi) NEDEN? Kemal Karpat Dünya nano teknolojiyi, gen bilimini, iletişim devrimlerini konuşuyor. Biz ise türban ve laiklik konularına takıldık kaldık. Sanki kendimizi dünyadan koparıyoruz. Tartıştığımız konular bizi gelişen dünyadan giderek ayırıyor. Peki bu şeriat, din ve laiklik tartışmalarının kökeni nereden geliyor? Nasıl bir devlet yapısına sahip olduk Osmanlı'dan bu yana biz? Şeriatla yönetilen Osmanlı nasıl bir devletti? Osmanlı'da halk nasıl yaşardı? Cumhuriyet'in hiç bitmeyen laiklik sorunu nasıl ve neden başladı? Halifeliği kaldırmadan laik bir Cumhuriyet kurulabilir miydi? Madem laiklik tartışmasından vazgeçmiyoruz, o zaman bu konuyu bari derinliğine ele alıp köklerine kadar inelim. Yaşayan en önemli tarihçilerimizden biri olan Kemal Karpat'la bütün bu konuları konuştuk. Kemal Karpat'tan şeriat, din ve laiklik tartışmalarına yeni boyutlar katacak çok ilginç cevaplar aldık. Türkiye'de laiklik ve din tartışmaları bitmiyor. Cumhuriyet döneminde laiklik endişesinin olmadığı bir zaman oldu mu? Yoksa hep böyle bir sorun var mıydı? Laiklik endişesinin yaşanmadığı bir zaman olmadı. Çünkü, laiklik tartışmasını tetikleyen ana olay saltanatın ve halifeliğin ortadan kaldırılması oldu. Cumhuriyet, bunların kaldırılmasıyla kurulunca, sanki bu müesseselerin temsil ettiği dine karşıymış gibi bir manzara ortaya çıktı. Cumhuriyet din karşıtı gibi algılandı. Sadece dinci kesimler değil, Kazım Karabekir, Rauf Orbay gibi Milli Mücadele'ye katılmış modernist kimseler de halifeliğin birden kaldırılmasını, bu sert yaklaşımı hoş karşılamadı. Niye? Bakın... Bizim bugün de tartıştığımız esas mesele, aslında k... Devamı

13 12 2007

Uyanmak istemediğimiz bir rüya: Oğuz Atay

KAPAK Oğuz AtayVe gün başlar. Uyanmak istemediğimiz rüyadan hayatla edebiyatı, yaşamsal gerçeklikle kurgusal gerçekliği örtüştürürken dönüştürmek isteyen Oğuz Atay seslenir: 'Ulan sahtekârlar, ulan yarımyamalaklar, ulan hepimiz!' 14/12/2007 (4 defa okundu) NALAN BARBAROSOĞLU (Arşivi) Uyanmak istemediğimiz bir rüya: Oğuz Atay "İyi. Yaz bakalım: Gerçek, başkalarının bize uygulamaya çalıştığı tatsız bir ölçüdür." "Birimi var mı Hikmet Amca?" "Birimi insandır." Bir rüya ki, doğumla ölüm arasındaki ömrümüzün muhteşemliği ve zavallılığı eşitleniyor; kaygılarımızın gerçekliği ve sahteliği de... Açlığın maddi sefaletiyle zenginliğin manevi sefaletini yan yana koyabiliyoruz. Burada ve şimdi doğmuş olmanın sevinci de, öfkesi de aynı kaynaktan besleniyor içine uzandığımız rüyada. Ayaklarımızı çıkarıp girdiğimiz gecekonduda yatağımıza yatmadan önce sırtımızı da çıkarıp görüyoruz bu rüyayı... Sonra, gecekonduya "geceoldu", "gecegeldi gibi bir şey" diyoruz. Bu yüzden de kavgalarımız uzlaşmalara, uzlaşmalarımız kavgalara dönüşebiliyor her an; uzlaştığımız yerin kavgamızın can damarı olduğunu görüyoruz çünkü; ya da tam tersi. Sevgi-nefret sarkacında topluyoruz enerjimizi... Karşıtların amansız gelgitinde uyanık ve dinamik duyumsuyoruz kendimizi içinde soluk alıp verdiğimiz rüyada. Ataletten cesaret kazanabiliyoruz; durgunluktan fırtına yaratabiliyoruz bir başka deyişle... En çaresiz anımızda bir şövalye çıkarabiliriz örneğin derinliklerimizden; ve saldırabiliriz yeldeğirmenlerine... (Bu güç içimizde var; iliklerimize kadar hissediyoruz.) Gördüğümüz rüyada dinamitleyebiliriz kötülüklerin kökünü ve "Nihayet insanlık da öldü!" başlığını taşıyan bir haber metni yazarken şefkatle sarabiliriz insanlığın yaralarını. "Bütün dünya saatleri birleş"miş, "aynı zamanı göster"mektedir bu rüyada ve "bir sonuca varmadan dağılan binlerce konuşmanın acısı"nı taşısak da "herkese yetecek kadar" çok olan "utanç"larımızın ağırlığını duymayız. Rahatsız eden geçmişimizin, k... Devamı

13 12 2007

Bir Behice Boran vardı...

Bir Behice Boran vardı... Behice Boran 1979 yılının 1 Mayıs'ında işçilerle 'bayram'ı kutluyor'Behice Boran' kitabı, 1950'lerin Genç Oyuncular kuşağından 1968'lilere ve 1978'lilere kadar bütün Türkiye sosyalistlerini ilgilendiriyor; sosyalizm tarihinin içindeki kişilerle, olaylarla ve tartışmalarla ilgili pek çok yeni bilgi veriyor 14/12/2007 (1 defa okundu) PROF. DR. OYA KÖYMEN (Arşivi) Nihayet Türkiye'nin ilk kadın Marksist kuramcısı, ilk kadın sosyalist akademisyeni ve ilk kadın siyasi parti başkanı Behice Boran'ın yaşamöyküsü araştırmasını Gökhan Atılgan, Prof. Dr. Cem Eroğul'un danışmanlığında yaptı; eser SBF'de doktora tezi olarak kabul edildi ve yayımlandı. Behice Boran-Öğretim Üyesi, Siyasetçi, Kuramcı. Bine yakın orijinal kaynağa ve özel röportajlara dayanan bu eserde, Behice Boran ekseninde, Türkiye siyasi ve sosyalist hareketinin tarihi ile dünya sosyalizm tarihi, mükemmel biçimde, halka halka birbirinin içine geçen analitik bir bütünsellikle dokunmuş. Behice Boran 'ilk kadın' Marksist kuramcı, sosyolog ve Türkiye İşçi Partisi'nin başkanı olmasının yanı sıra eş, anne ve yaşlı aile büyüklerinin bakımını şahsen üstlenmiş bir güzel insandı. Eşinin ve oğlunun, onun bu vericiliğini ve çabalarını ne kadar takdir ettiğini elbette bilemeyiz. Ama bildiğim bir şey varsa o da, Behice Boran yaşarken, hatta ölümünden sonra da, sosyalist hareketin onun değerinin tam farkında olmadığıdır. 'İlk kadın' vurgusunu, Türkiye'deki cinsiyetçi ayrımcılığın ve baskıcılığın, gündelik ya da sıradan faşizm gibi, ne kadar görünmez olduğunu, kadınları ve başarılarını görünmez kıldığını bir kez daha hatırlayalım diye yaptım. Üniversiteden atılış... Gökhan Atılgan'ın bilimsel olduğu kadar iyi bir roman tadında okunan kitabı, Behice Boran'ın ABD'de sosyoloji doktorasını aldıktan sonra 1939'da Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Sosyoloji Bölümü'ne doçent ol... Devamı

01 12 2007

AKP’nin Alevileri Yedekleme Planı ve Hızır Paşalar!

01/12/2007 EMEK DÜNYASI İhsan Çaralan-caralan@evrensel.net AKP’nin Alevileri yedekleme planı ve Hızır Paşalar!AKP, seçim öncesinde başlattığı “Alevileri kazanma” girişimlerini derinleştirerek sürdürüyor. Listesinden kimi Alevileri de milletvekili yapan AKP, şimdi onları da kullanarak, Alevilere yönelik olarak yeni bir kampanya başlatmış bulunuyor. Aslında AKP’nin Alevileri kazanmak için girişimleri yeni değil. 2002 seçiminden sonra da; “Alevileri ıslah ederek İslam’a kazandırmak” için girişimler yapmış; Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bu konuda yeni bir “Alevilik tarifi” yaparak, Diyanet’te temsil edilmesi için çalıştıklarını söyleyerek bu konudaki girişimlerinin boyutlarını açıklamıştı. Ama, araya başka şeyler girip, Alevi cemaatinden de tepkiler gelince, işi “uyutmaya” almışlardı. Şimdi, 4-5 yıl önceki girişim, Alevi kökenli AKP’li milletvekilleri aracılığı ile yenilenmek isteniyor. Çünkü böylece Erdoğan ve AKP, “reformu” Alevi vekiller aracılığı ile başlatarak, Alevi kitlesinin politik olmayan ve olup bitenin arkasındaki amacı fark etmeyen kesimlerini kazanacağını hesaplıyorlar. HIZIR PAŞALARIN ÖNCÜLÜĞÜNDE BİR SALDIRI Bu hesabın en azından başlangıç olarak çok yanlış bir hesap olmadığı da anlaşılıyor. Çünkü, Aleviler içinde kimi “uyanık” kesimlerin daha şimdiden, bu girişimin mutlaka siyasi-ekonomik bir getirisinin olacağını görerek, bundan faydalanmak için harekete geçtikleri gözleniyor. Seçimden sonraki Erdoğan’ın yeni gözdeleri içinde bir Alevi kökenli milletvekili de var: Reha Çamuroğlu! Çağdaş Hızır Paşa rolünü de Çamuroğlu’nun üslendiği anlaşılıyor. Ancak AKP’nin son hamlesi aslında kökleri çok daha “derine” inecek bir hamle olarak görünüyor. Çünkü Çamuroğlu aracılığı ile dile getirilen “Alevileri ıslah etme” planına göre, “Alevilik İslam’ın içinde görülen bir inanç olarak yeniden tanımlanıp Diyan... Devamı

30 11 2007

DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ

DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİKurs Programı için tıklayınız Kültür Merkezi İletişim Bilgileri Adres : İnönü Caddesi No:2/1   Bayramyeri - İzmir    Telefon  0-232-262 45 90  Faks  0-232-262 99 84  E-posta  kultursanat@konak.bel.tr     30 KASIM CUMA   Saat: 20.30 Tiyatro “Adam Adamdır” Yazan: Bertolt BRECHT Çeviri: Yılmaz ONAY Yöneten: Günay TOPRAK Müzik: Hakan BİNTEPE Sahne Tasarımı: Günay TOPRAK Karikatür Tasarımı: Remziye ALTINTAŞ- Filiz DİNÇ Dramaturgi: Hakan BİNTEPE- Günay TOPRAK Kareografi: Füsun ÖZDİNÇER Reji Asistanı: Gizem ŞAHİN Oyuncular: Uria SHELLEY-Hakan BİNTEPE Jesse MAHONEY- Çağrı ERGÖNENÇ Polliy BAKER- Barış AKIN, Galy GAY- Suat İNAL  Galy GAY’ın Karısı- Gizem ŞAHİN Bahar ÖZTOP, Begbick- Bahar ÖZTOP ve Gizem ŞAHİN Jeraiah JİP- Abdullah UYSAL Düzenleyen: Makine Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Kentin Oyuncuları Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   1 ARALIK CUMARTESİ   Saat:20.30 Konser “Güz Konseri” Kaçkar Kültür ve Dayanışma Derneği THM Korosu Şef: Gazi Erdener KAYA Düzenleyen: Kaçkar Kültür ve Dayanışma Derneği Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   3 ARALIK PAZARTESİ   Saat:20.00 Dostluk Ve Dayanışma Gecesi “Roman Ateşi Eğlencesi” Düzenleyen: Roman Kültürü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   4 ARALIK SALI   Saat: 20.00 Tiyatro “Ödenmeyecek Ödemiyoruz” Düzenleyen: Eğitimsen 5 No’lu Şube Yer: Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi   5 ARALIK ÇARŞAMBA   (*)Saat:10.00–11.00-13.30-14.30 Çocuk Tiyatrosu “Bay Vitamin Mikroplara Karşı” Yazan-Yöneten: Erçin SICAKKAN Dekor: Yasemin AVCI Dans-Müzik: Yonca GİNYOL Koordinatör... Devamı

19 11 2007

Ne yazık ki bir kez daha haklı çıktım

Ne yazık ki bir kez daha haklı çıktım Sina Akşin  Bir  süredir diyordum ki, 1950'den bu yana Türkiye'nin “tunç yasası” ülkemizdeki çok-partili dizgede (sistemde) şeyhlerin ve ağaların (Yani onların desteklediklerinin) mutlaka seçimleri kazanmalarıdır. Buna karşın,   Cumhuriyet Mitinglerinin olağanüstü başarısı ve coşkusu karşısında ben bile biraz umuda kapılmıştım. Yazın sıcağında eşimle birlikte gidip gelme yaklaşık 1500 kilometre yol teperek tatil yerin­den Ankara'ya oy vermeye geldik. 0 iyimserlikle CHP'nin iktidar olması halinde “eski tas, eski hamam” olmasın diye onun denetlenmesi,  zorlanması gerektiğini yazdım. 0 hava içinde karşıdevrim bile onca gücüne karşın karşı-mitingler düzenlemeye cesaret edemedi, ama Batı emperyalizmi ile   birlikte diş gıcırdatarak rövanşın 22 Temmuz’da alınacağını duyurdular.  Heyhat! Haklı çıktılar... Ama bu arada unutmayalım ki, AKP'ye  oy veren kullar kuru kalabalıktır, Cumhuriyet Mitinglerine katılan yurttaşlarının “tırnağı olamazlar.” Türkiye’nin temel çelişkisi, Atatürk Devrimi ve Karşıdevrim arasındaki çelişkidir. Gerisi ikincildir. Atatürk Devrimi şıklık olsun,  hoşluk olsun diye yapılmadı. Batı’nın Sevr ile ilk kez açıkladığı "Sizi Rumeli'den attık, şimdi de Anadolu'dan atıyoruz" diye vurguladığı hedefinin hiçbir zaman gerçekleşmemesi için, Türk insanı Anadolu ve Doğu Trakya'da kalabilsin diye yapıldı. Oysa 1950'den bu yana karşıdevrimin hep iktidar olması yeni bir Sevr tehlikesini canlandırdı. Devrimin yarattığı, pırlanta gibi hızla gelişmekte olan bir Türkiye yerine, tarımı, hayvancılığı çökertilmiş, eğitim ve kültürü sabote edilerek (Halkevleri ve Halkodalarının, Köy Enstitülerinin kapatılması) tahrip edilmiş, bilim ve üniversite hayatı güdük bıraktırılmış,   hümanistleri, sanatçıları horlanmış, kazanç uğruna kıyıları,  ormanları,  kentleri,   t... Devamı

19 11 2007

Ayetullah Fethullah!..

Ayetullah Fethullah!.. O. Doğu SİLÂHÇIOĞLU Cumhuriyet Gazetesi, Olaylar ve Görüşler, 10 Mayıs 2006. Siyasal İslam ve Bölücü /Ayrılıkçı hareketten kaynaklanan bir büyük tehdit altında bulunan Türkiye'de, özgürlükçü (liberal) sağın ve halkçı (demokratik) solun kendi içlerinde bütünleşerek bir işbirliğine ya da birlikteliğe gitme arayışlarının yoğun hale geldiği; bu yolda umutların yeşerdiği bir dönemde; Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ''Cumhuriyet Düşmanı'' bir kişi hakkında aldığı beraat kararı, Türkiye Cumhuriyeti'nin geleceğinden kaygı duyan tüm yurttaşları endişeye sevk etmiştir!.. Mahkemelerine, yargıçlarına güvenen, yargı kararlarına büyük saygı gösteren Türk toplumu, bu kararın hukuksal gerekçelere uygun olduğundan kuşku duymasa da; yurttaşların birçoğu, bu kararla doğacak sonuçların ne gibi gelişmelere yol açacağını düşünmeye başlamıştır... Bir erken seçimin gündemde olduğu Türkiye'de, bu kararla bağlantılı olarak ortaya çıkacak gelişmelerin tüm siyasal dengeleri altüst etmesi olasılığı belirmiştir... Sürdürülen çabalar Geleceği göremedikleri için 2002 seçimlerinde kendi içlerinde bütünleşmeyi ve iki kanat arasında birlikteliği sağlayamayan ''özgürlükçü sağ'' ve ''halkçı sol'' için ortaya çıkan bu gelişme karşısında artık tek çıkar yol kalmıştır: ''Ulusal Bütünleşme İçin Birliktelik!..'' Türkiye'de ''sağ'' ın bütünleşme koşullarının giderek arttığı bir ortamda, ''sol'' un da bütünleşmeye gitmesi kaçınılmaz görünmektedir. Ne var ki, her iki kanadın birliktelik olasılığı, Türkiye'yi yörüngede tutmak isteyen bir küresel gücü önlem almaya yönlendirmiştir. Çünkü ulusal bütünleşmeyi gerçekleştirebilecek bir ''Özgürlükçü Sağ/Halkçı Sol Koalisyonu'' , ABD'nin ''Ilımlı İslam'' ve ''Büyük Ortadoğu'' planlarını bozacaktır. Böyle bir koalisyonun oluşturulma aşaması öncesinde atılacak tek ... Devamı

19 11 2007

PENCERE, İLHAN SELÇUK, 18 Ekim 2007

PENCERE, İLHAN SELÇUK, 18 Ekim 2007 Batı'nın Gündeminde Sevr Var... Kimse kimseyi aldatmaya kalkmasın; Batı, Türkiye'nin gözüne kaşına âşık değil; tersine bir "durum vaziyeti" var... Batı, Türkiye'nin Kemalizmine düşman... Lord Curzon Lozan'da İsmet Paşa 'ya ne demişti?.. Curzon'un İnönü'ye dediğini açarak yazıyorum: - Şimdi benden aldıklarının hepsini yarın sana ödeteceğim... Batı'nın bugün yaptıklarına ve söylediklerine bakarsanız, ödemenin vakti saati geldi gibi... * Sevr'de Türkiye, daha başka deyişle Anadolu, Batı'nın sultası altında paylaşılıyordu... Kimler arasında?.. * Yunanlılar - Rumlar.. * Ermeniler.. * Kürtler.. * Türklere de Anadolu'nun kıraç bölgelerinden bir pay veriliyordu.. Bugün durum ne?.. Sevr güncelleşti... * "Osmanlı İmparatorluğu'nun Çöküş Belgeleri" adlı kitap ( Seha L. Meray - Osman Olcay ) Sevr'in ne kapsamlı ve ayrıntılı bir antlaşma olduğunu gözler önüne sergileyen bir belgedir... Şu günlerde yeniden okunması gerekir... Sevr'in oyuncuları, bugün de, Türkiye'yi Batı'nın desteğiyle kuşatmışlardır.. Yunanlılar ve Rumlar Kıbrıs ve Ege'de.. Ermeniler kuzeydoğuda.. Kürtler güneydoğudadır.. Arkalarında, Amerika ve İngiltere vaziyet almışlardır.. Sevr 10 Ağustos 1920 tarihlidir; antlaşmayı açıp okuduğunuz zaman dünkü aktörlerle bugünkülerin bir olduklarını açık seçik görürsünüz... * Yunanlı - Rum Kıbrıs'a tümüyle el koymak, Ege'yi bir Yunan gölüne çevirmek istiyorlar.. * Kuzey Irak'taki Kürtler Diyarbakır'ı başkent sayan bir konuşlanmaya doğru terör aracını kullanıyorlar.. * Ermeniler 1915 olayları üzerine kurdukları tezlerini tüm Batı'ya benimsetmiş gibidirler; soykırım savının ardından tazminat ve Kuzeydoğu Anadolu'da toprak talepleri gündeme girecektir.. Amerika bu ortak siyasetin strateji ve taktiklerine uygun biçimde Türkiye'nin tepesine binmiştir.. Sevr hortlatılıyor... * B... Devamı

31 10 2007

Erdal İnönü Yaşamını Yitirdi

Bugün hayatını kaybeden 2'nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün oğlu, eski Başbakan Yardımcılarından Prof. Dr. Erdal İnönü, bilimadamı kimliğinin yanı sıra aktif siyasette, sadeliği, olaylara bilimsel ve esprili yaklaşımıyla farklılık yarattı.Prof. Dr. Erdal İnönü, 6 Haziran 1926 tarihinde Ankara'da dünyaya geldi. Türkiye'nin 2'nci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile Mevhibe İnönü'nün oğlu olan Erdal İnönü'nün çocukluğu, dönemin siyasi gelişmeleriyle iç içe geçti. İlk, orta ve lise öğrenimini Ankara'da yapan Erdal İnönü, 1947'de Fen Fakültesi'nden fizik lisansı diploması aldıktan sonra ABD'ye gitti. California Teknoloji Enstitüsü'nde doktora derecesini tamamlayan Erdal İnönü, "teorik fizik" alanında araştırmalar yaptı ve Türkiye'ye döndükten sonra Ankara Üniversitesi'nde asistan olarak göreve başladı. Askerlik görevinin ardından doçent olan Erdal İnönü, 1957-1960 arasında yeniden ABD'ye giderek çeşitli üniversite ve araştırma enstitülerinde çalıştı.1964-1974 yılları arasında Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde (ODTÜ) "fizik profesörü" olarak görev alan Erdal İnönü, üniversitede bölüm başkanlığı, dekanlık ve rektörlük görevlerinde bulundu. Erdal İnönü, 1974'te Boğaziçi Üniversitesi'ne geçti ve burada fizik profesörlüğünün yanı sıra Temel Bilimler Fakültesi Dekanlığı görevini üstlendi. TÜBİTAK'ın kuruluşuna katkıda bulunan Erdal İnönü, bir süre Temel Araştırmalar Enstitüsü'nde "kurucu müdürlük" görevini sürdürdü. Prof. Dr. Erdal İnönü, NATO Fen Komitesi'nin yanı sıra UNESCO Yürütme Kurulu'nda da görev aldı. Siyaset dünyasına adım 12 Eylül 1980 harekatının ardından, 1983 yılında yeni partilerin kurulmaya başlamasıyla Erdal İnönü de aktif siyasete girdi.  Sosyal Demokrasi Partisi'nin (SODEP) kurucu genel başkanı olan Erdal İnönü, SODEP ile Halkçı Parti'nin birleşmesiyle kurulan Sosyal Demokrat Halkçı Parti'nin (SHP) ilk olağanüstü kurultayı... Devamı

14 10 2007

Nobel Edebiyat Ödülü'nü İngiliz Yazar Doris Lessing Kazandı

İşte Nobellik kadın ozan 12 Ekim 2007 Cuma 09:17 Geçen yıl Orhan Pamuk'un aldığı Nobel edebiyat ödülü bu yıl bir kadına gitti. Bu yılın Nobel Edebiyat Ödülü'nü ünlü İngiliz yazar Doris Lessing kazandı. İsveç Bilim Akademisi, 87 yaşındaki Lessing'i "Parçalanmış bir uygarlığı şüphecilik, tutku ve hayalgücüyle ele alan, kadın hareketini destansı bir dille anlatan yazar" olarak nitelendi. Akademi açıklamasında, Lessing'in, 1962 yılında yayımlanan "Altın Defter" romanının bir dönüm noktası olduğu ve gelişmekte olan kadın hareketinin bunu öncü bir çalışma olarak gördüğü, kadın-erkek ilişkilerine 20'nci yüzyıl bakışı hakkında bilgi verdiği belirtildi. Akademi, insanlığı daha ilkel bir yaşama dönmeye zorlayan küresel afet öngörüsünün Doris Lessing için özel bir yaklaşım olduğunu hatırlattı. Lessing, 2005 yılındaki Harold Pinter'den sonra Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanan ikinci İngiliz yazar oldu. Nobel'i, geçen yıl da Orhan Pamuk kazanmıştı. 2007 Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilen yazarlar arasında Amerikalı Philip Roth, İsrailli Amos Oz, Japon Haruki Murakami, Fransız Jean-Marie Gustave Le Clezio, Adonis olarak bilinen Suriyeli şair Ali Ahmed Said Asbar'ın adı geçiyordu. Doris Lessing: "Floş royal yaptım" Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan İngiliz yazar Doris Lessing, bu ödülle birlikte "floş royal" yaptığını söyledi. Avrupa'daki tüm ödülleri kazandığını hatırlatan Lessing, "Hepsini kazanmaktan sevinçliyim, tümünü... Bu, floş royal" dedi. Nobel Edebiyat Ödülünü kazanan şimdiye dek en yaşlı yazar da olan Lessing, haber basına açıklanmadan önce durumdan haberdar değildi. Lessing, ödülü adı açıklandıktan yaklaşık 2 saat sonra öğrendi. Lessing'in ajanı Jonathan Clowes, Nobel komitesinin açıklamasından hemen sonra basına Lessing'in henüz haberi duymadığını, dışarda alışveriş yaptığını, ancak bunun çok sevindirici ve hak edilmiş bir ödül olduğunu söyledi. Kadın hareletinin ozanı... 22 Ekim 1919 yılında ailesinin yaşa... Devamı

12 10 2007

Yazar Mehmet Uzun'u Yitirdik: - Vasiyeti: Şiddete Son-

Vasiyeti: Şiddete son Mehmed Uzun, 13 Temmuz 2006'da Diyarbakır'a yerleşmişti. Ölümüyle Türk ve Kürt edebiyatçıları üzen Uzun'un cenazesi yarın törenle toprağa verilecek. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜNArkadaşı ve doktoru, 'Mehmed ilk ayağa kalktığında, şiddetin durdurulmasını talep edecekti' dedi. Uzun, Radikal'e de, 'Kürtler şiddetten uzaklaşmalı, demokrasi ve AB süreci için çalışmalı' demişti 12/10/2007 (510 kişi okudu) RADİKAL - DİYARBAKIR - Modern Kürt romanının kurucusu Mehmed Uzun, Diyarbakır'da öldü. Önce İsveç, sonra ABD'de mide kanseri tedavisi gören Uzun, 13 Temmuz 2006 günü "Beni Diyarbakır iyileştirir" diyerek Diyarbakır'a gelmişti. 54 yaşındaki Uzun, yarın Diyarbakır'da toprağa verilecek. Siyasal nedenlerle Türkiye'yi terk ederek uzun süre İsveç'te yaşayan yazar Mehmed Uzun, ilerleyen hastalığı geç fark edilince bir süre burada tedavi görmüş, ancak İsveç'teki hastaneden "Yapılacak bir şey yok" diyerek evine yollanmıştı. Dostları ve okurlarının girişimiyle ABD'ye götürülen Uzun'a, burada da doktorlar müdahale etmemişti. Hastane önünde denbej divanı Uzun, Diyarbakır'a geldiğinde 12 kişiden oluşan genç bir doktor ekibi tarafından tedavi altına alındı. Diyarbakırlıların etrafında sevgi çemberi oluşturduğu Uzun için Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tedavi gördüğü Veni Vidi Hastanesi'nin karşısında Dağkapı Meydanı'nda çadır kurdu, burada 'dengbêjler divanı' oluşturuldu. Uzun, gerçekten de 93 gün sonunda toparlanarak taburcu oldu. Taburcu olduğunda düzenlediği basın toplantısında "Beni Diyarbakır halkı ayağa kaldırdı" diyen Uzun, Diyarbakır 'ın romanını yazma sözü de verdi. Olmadı. Zaman zaman hastaneye giderek tedavilerini sürdüren Uzun'un kalbi, dün sabahın ilk ışıklarına kadar beş kez durdu. Uzun, solunum yetmezliği sonucu Dicle Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde saat 11.05 'te öldü. 'Çocukluk arkadaşımdı...' Diyarbakır ... Devamı

08 10 2007

İşçilerin aydınların buluştuğu parti: TİP

İşçilerin aydınların buluştuğu parti: TİP Hzırlayan: Uğur Cankoçak - Cumhuriyet Gazetesi - Yazı Dizisi 13, 14, 15, 16 Şubat 2004   SUNUŞ Siyasal tarihimizin önemli olaylarının başında, hiç şüphesiz, Türkiye İşçi Partisi gelir. TİP, alışılagelmiş partilerden farklıdır. Farkı ve önemi daha kuruluş aşamasında başlar. Partiyi 12 sendikacı kurmuştur. Kurucular arasında başka kimse yoktur. Partiyi niçin kurdunuz sorusuna, 12 sendikacı toplu olarak da, ayrı ayrı da hep aynı yanıtı vremişlerdir: ''İşçilerin de partisi olsun dedik, çünkü bütün partiler patronların.'' Kuruluştan bir yıl sonra sendikacılar partinin kapısını sosyalist aydınlara açarlarken genel başkanlığa da Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar 'ı getirirler. Böylece Türkiye'de ilk kez işçi aydın buluşması hem de işçilerin çağrısıyla gerçekleşir. 1964'te yapılan birinci kongre ile TİP'in programı ve tüzüğü yeniden yazılır ve parti sosyalist parti hüviyetini kazanır. Ama alışılagelmiş sosyalist partilerden farklıdır. Karakter farklıdır, bağımsızlık anlayışı farklıdır, asıl önemlisi de örgütlenme modeliyle farklıdır. TİP'in bu özgün yapısı elbette politik çalışmalarına da yansımış ve o nedenle de emekçi halktan büyük ilgi görmüştür. Ancak, aynı ilgiyi düşmanları da duyduğu için TİP sürekli saldırıya uğramıştır. Kaba saldırılar ve basit entrikalar kolayca göğüslenmiş, ama TİP'in bağımsızlıkçı yanını kendileri için tehlikeli gören iki ayrı kutup, ABD ve Sovyetler Birliği'nin ince hesapları sonucu partideki aydınlar birbirine düşman kesilmiş, parti ikiye bölünmüş, sonra da egemenler tarafından kapatılmıştır. TİP, 10 yıllık yaşamı boyunca parlamento içinde ve dışında hep yalnızca emekçi halkın yararını gözetmiş, ülkenin bağımsızlığına sahip çıkmıştır. TİP'in kuruluşunun 43. yılında, özellikle gençlere, yakın tarihimizin bu önemli olayını partinin yetkili kurullarında, genel sekreterlik, milletvekilliği, grup başkanvekilliği görevlerinde bulunmuş Tarı... Devamı

08 10 2007

Mehmet Ali Aybar ve Fikri Sönmez'in anısına: Öyle Bir Elbis

Mehmet Ali Aybar ve Fikri Sönmez'in anısına: Öyle Bir Elbise Diktiler ki Tarihe... (15.07.2005)        Yazar Kıvanç Koçak   Türkiye solunun “sahici deneyimlerinden” ikisi, Türkiye İşçi Partisi ve Fatsa. Salt konuşma halinden çıkıp, pratikte de kendini var ettiği, “gösterdiği” bu iki deneyimin de; gerek gelişmeleri, gerekse işleyişleri açısından memleket sol tarihine düşülmüş büyük birer not oldukları aşikâr. 10-11 Temmuz vesilesiyle bu her iki notun da, “görünen yüzlerini” -o dönemde verilen mücadelelerin içinde olan herkesi de selamlamayı unutmadan- anmak benim için bir tür “boyun borcu”... *** Adını ilk ne zaman duydum, hatırlamıyorum. Yazdığı üç ciltlik TİP Tarihi’ni ucuz bir fiyata alırken hakkında ne kadar bilgi sahibiydim onu da. Ama kendisinden coşkuyla bahsettiğim ilk an, Neden Sosyalizm? kitabının nasıl da etkileyici olduğunu bir arkadaşıma anlatırkendi.   Birçok satırının altını çizdiğim, kenarlarına kendimce notlar aldığım kitap beni çok etkilemişti. 1928-1935 arasında atletizm milli takımında yer almış, 4x100’de 1931 Balkan Şampiyonu olmuş takımın üyesi, hukukçu, akademisyen, gazeteci, siyasetçi adam, hayatını yeni kaybetmişti ve ben kim olduğu konusunda az çok bilgi sahibiydim. “Güler yüzlü sosyalizm”, “Türkiye’ye özgü sosyalizm” kavramları bir yanlarıyla kafamı karıştırıyor olsalar da, bir yanlarıyla da sorduğum birçok soruya fazlasıyla cevap sağlıyorlardı. Mehmet Ali Aybar’ı, fotoğraflarındaki kendinden emin, güven veren duruşunu, ilk TİP’i pek çok sevmiştim... *** Adını ilk ne zaman duydum, hatırlamıyorum. “Türkiye’ye özgü sosyalizm” derken, Fatsa deneyimi hakkında yeterince bilgi sahibi miydim, onu da. Ama kendisini daha yakından tanıma isteği duyduğum zaman, “nokta operasyonu”nun ne anlama geldiğini öğrendiğim zamandı. Yerel se... Devamı

05 10 2007

“NEREYE GİTTİMSE MEMLEKETİMİ YANIMDA TAŞIDIM” / KADİ

“NEREYE GİTTİMSE MEMLEKETİMİ YANIMDA TAŞIDIM”                                                                                                 KADİR İNCESU Burhan Günel’in ilk romanı Ökse’nin yayımlanışının üzerinden tam 35 yıl geçmiş. Bu süre içersinde başta roman olmak üzere öykü, deneme ve şiir türlerinde 36 yapıta imza atmış. Edebiyatla dolu dolu geçen 35 yıl içinde pek çok da ödül almış: 1979- Kültür Bakanlığı Çocuk Öyküleri Başarı Ödülü, 1981 - Türk Dil Kurumu Ödülü, 1981 ve 1982 - Mehmet Ali Yalçın Roman Ödülü, 1983 - Nevzat Üstün Öykü Birinci Başarı Ödülü, 1994 - Ömer Seyfettin Öykü Ödülü, 1997 ve 2005 Yunus Nadi Roman Ödülü, 2000 - Yunus Nadi Öykü Ödülü, 2005 - Truva Kültür Sanat Ödülleri /Yılın Edebiyatçısı Ödülü.   Burhan Günel’in Sonsuz Aşkım Hatay adlı yeni kitabı, Heyamola Yayınları tarafından yayımlandı. Doğduğu ve çocukluğunun bir bölümünün geçtiği toprakları anlattığı yeni kitabıyla ilgili olarak söyleştik, Burhan Günel’le...       “Sonsuz Aşkım Hatay”ın diğer Hatay kitaplarınızdan farkı nedir? Yanıt: Çalıştığım ilk belgesel kitap olma özelliğinin yanı sıra “yaşantı” sözcüğüyle kapakta da belirtildiği gibi, özgeçmişimden ve bugünkü yaşamımdan izler, kesitler de taşıyor. Yani hem Hatay’ın hem de kendi yaşamımın bir bölümünün belgeseli diyebilirim.   Kitabınızı oluştururken nelere dikkat ettiniz? Yanıt: Belgesel kitaplarda sıkça karşılaştığım sıkıcı anlatımdan, tekdüzelikten,... Devamı

23 09 2007

Konak Belediyesi ve Dil Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği

21/09/2007 Türkçe Günleri başladı Konak Belediyesi ve Dil Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği İzmir Türkçe Günleri’nin bu yıl altıncısı başlıyor.Konak Belediyesi ve Dil Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği İzmir Türkçe Günleri’nin bu yıl altıncısı başlıyor. Dil Devrimi’nin 75, Dil Derneği’nin ise 20. kuruluş yıl dönümünün kutlanacağı bu yılki etkinliklere birçok ilden yazar, şair, dil bilimci ve öğretim üyesi katılacak. Görsel sunum, müzik dinletileri ve tiyatro oyunları ile zenginleşecek olan 6. İzmir Türkçe Günleri, salonların da dışına taşarak ilköğretim okulları ve liselerde yapılacak etkinliklerle öğrencilerle buluşturulacak. 20-28 Eylül tarihleri arasında gün boyu etkinliklerle dolu dolu geçecek olan etkinliklerde bu yıl ana tema “Aşkım, işim, düşüm Türkçe” ve “Yazın dili Türkçe” olarak belirlendi. ‘Dil yozlaşıyor’ Küçükyalı Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Konak Belediye Başkanı Muzaffer Tunçağ, her geçen gün yıpratılmaya, yozlaştırılmaya çalışılmasına karşın Türkçenin öneminin vurgulanacağını söyledi. Tunçağ, kendi diline sahip çıkamayan bir ulusun bağımsızlığının uzun soluklu olamayacağını dile getirdi. 12 Eylül’den sonra Türk Dil Kurumu’nun kapatıldığını ve bunun hedefinin dilin zenginleşmesinin önüne geçmek olduğunu hatırlatan Tunçağ, 1932’den itibaren 75 yıldır tüm engellemelere karşın bir avuç dil savaşçısının bilimsel, sanatsal çalışma ve çabalarıyla dil için kavga sürdürdüğünü kaydetti. Dil Derneği İzmir Temsilcisi Bekir Yurdakul ise 6. İzmir Türkçe Günleri etkinlikleri kapsamında sekiz okulda sekiz oturum düzenleneceğini, oturumlara on altı yazarın katılacağını ve bu yazarların kitaplarından 8 bin adedinin okullarda dağıtılacağını söyledi. Yurdakul, Türkiye Emek Ödülü’nün bu yıl Prof. Dr. Aydın Köksal ve Şerafettin Turan’a, Yazın Dalı’nda Oktay Akbal’a, İzmir Özel Ödülü’... Devamı

07 09 2007

İZMİR DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİ EYLÜL 2007 ETKİNLİK

DR. SELAHATTİN AKÇİÇEK KÜLTÜR MERKEZİKurs Programı için tıklayınız Etkinlik 14 EYLÜL CUMA   20.00Film Gösterimi “Tosun’la Yosun’un Maceraları”Oyuncular: Necdet Tosun – Muzaffer Yosun Düzenleyen: Konak BelediyesiYer: Uğur Mumcu Anfi Tiyatro / Bahçelievler    20.30 Tiyatro “Zengin Mutfağı” Genç-İz Tiyatro Topluluğu Yazan : Vasıf ÖNGÖREN Düzenleyen : İzmir Kültür ve Dayanışma Derneği, Konak Belediyesi Yer:Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi   15 EYLÜL CUMARTESİ   * 20.30 Tiyatro “Zengin Mutfağı” Genç-İz Tiyatro Topluluğu Yazan : Vasıf ÖNGÖREN Düzenleyen :İzmir Kültür ve Dayanışma Derneği, Konak Belediyesi Yer:Konak Belediyesi Dr.Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi     6. İzmir Türkçe Günleri (2007) 20-28 Eylül 2007   “75. Dil Devrimi/ Dil Derneği 20 Yaşında” Düzenleyenler: Konak Belediyesi, Dil Derneği Katkıda Bulunanlar: İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü, Konak İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü   22 EYLÜL CUMARTESİ   12.30     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi Etkinlik: Sergi Açılışı/ “Dil Sokağı”                 Düzenleme: Küçükyalı Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi   12.45     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi Etkinlik: Açış Konuşmaları Konak Belediye Başkanı A. Muzaffer Tunçağ Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel Dil Derneği İzmir Temsilcisi Y. Bekir Yurdakul   13.15     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiçek Eşrefpaşa Kültür Merkezi Etkinlik: Mini Dinleti/ “Türküler”                   13.35     Yer: Konak Belediyesi Dr. Selahattin Akçiç... Devamı