21 07 2007

Oy kullanacağınız yeri internetten öğrenin

Oy kullanacağınız yeri internetten öğrenin 22 Temmuz’da seçmenler, nerede ve hangi sandıkta oy kullanabileceklerini Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sitesi www.ysk.gov.tr’den öğrenebilecekler. NTV-MSNBC Güncelleme: 18:43 TSİ 11 Mayıs 2007 Cuma İSTANBUL - Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sitesindeki hazırlıklar tamamlandığında seçmenler siteye girerek nerede oy kullanılabileceği bilgisine ulaşabilecek.   Yüksek Seçim Kurulu’nun resmi sitesi www.ysk.gov.tr’ye girilerek ‘nerede oy kullanacağım’ bölümü tıklandığında; T.C kimlik no ile sorgulama Seçmen no ile sorgulama Kimlik no ile bilgileri sorgulamabaşlıklarına ilgili bilgiler girilerek, hangi sandıkta ve nerede oy kullanılabileceği öğrenilebilecek. Şu anda yalnızca seçmen numarası ve ikametgah bilgilerine ulaşılabiliyor. Hazırlıklar tamamlandığında siteye girerek nerede oy kullanılabileceği öğrenilebilecek.Oy atacağınız yeri öğrenmek için tıklayınYSK’nın resmi sitesini incelemek için tıklayın... Devamı

21 07 2007

Sandığa Gidin / Rıza Zelyut

Sandığa Gidin / Rıza Zelyut Kategori: Makale Rıza ZelyutSandığa gidin Sevgili okurlarım!..Her şey yalan bugün doğru...Bugünü çok iyi değerlendirin.Bakın: Hırsızlar koşa koşa sandığa gidiyor.Terörist tayfası bütün gücüyle sandığa yükleniyor.Ali Dibolar, sandığı ablukaya almışlar.İstiyorlar ki bu yolsuzluk düzeni devam etsin...Sömürgen-vurguncu sermaye sahipleri de sandığı asla bırakmıyor.Dünyanın en tatlı faiziyle kolaydan para kazanıyorlar ya...Hazinemizi istedikleri gibi tırtıklıyorlar ya...Bu yüzden borsayı hep zıplatıyorlar ya...Ekonomi iyi deyip sizi kandıracaklar ya...Kendi çocukları emeklemeye başlamadan dolar milyoneri oluyor ya...Bütün yamuklar sandığa gidiyor.Ya siz neredesiniz?Yoksa, 'Benim bir oyumdan ne çıkar ki...' mi diyorsunuz?Sizin o bir oyunuz var ya...Çok önemlidir; unutmayın...Unutmayın: Bir oy dünyaya bedeldir.Bir oy, iktidarı tayin eder.Siz gitmezseniz de öbürleri gidiyor.Gidip, yamuklar iktidarı belirliyor.Sizin de şikayet etmeye hakkınız kalmıyor.Haydin, sandığa gidelim.Sandığı haramilerden kurtaralım...OYUNUZ KURŞUN OLMASINHem yazıyorum hem de gazetelere bakıyorum2 askerimiz daha şehit olmuş.O anaları düşünüyorum:Aslan gibi çocuklarının başında yakalarını yırtıyorlar.Feryatları yeri göğü dolduruyor.Ama kim duyar onları...Tayyip Erdoğan'ın fotoğrafları dev gibi panolarda.Her yeri işgal etmiş...'Yola devam!' diyor...Yeni çocuklarımızın ölmesi için...Yola devam.Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın sözlerini yeniden duyuyorum: Terörü önlemek için Kuzey Irak'a girmeliyiz. Girersek başarılı oluruz.Ama dev panolardan millete bakıp 'Yola devam!' diyen kişi, karşı çıkıyor.'Ben girmem, oradakilere dokunmam!' diyor anlayacağınız.Ama oradakiler bizim çocuklarımıza dokunuyorlar.Her gün birini, ikisini havaya uçuruyorlar.Bu yüzden: Oyum, benim evladımdır.Onun canını cellada teslim etmem.Oyum kurşuna dönmesin.Gelip beni vurmasın.ZAM GELECEKAKP yeniden iktidar olursa, vatandaş yandı yanacak.Bunlar ... Devamı

20 07 2007

CUMOK ÇAĞRISI

CUMOK ÇAĞRISI22 TEMMUZ 2007 PAZAR SAAT: 09.00... BU ÜLKENİN AYDINLIK İNSANLARI,SON 4 GÜN KALDI...                        BU ÜLKENİN AYDINLIK GENÇLERİ,   BU ÜLKENİN İŞÇİLERİ,     BİLİMSEL EĞİTİM YAPABİLMEK,MESLEK EDİNMEK, İŞBULABİLMEK, GELECEK VE YUVA KURABİLMEK İÇİN,  BU PAZAR GÜNÜTÜRKİYE’Yİ BÖLÜNMEYE, İRTİCAYA, İMF KÖLELİĞİNE,İŞSİZLİĞE,EKONOMİK ÇÖKÜNTÜYE MAHKUM EDEN AKP’Yİ SANDIĞA GÖMMEK GEREKLİ. KENTTE, KÖYDE, YAZLIKTA, MAHALLEDE,  OKULDA, ÜNİVERSİTEDE, SPORDA, YOLDA, SOKAKTA KAHVEDE, ARKADAŞLARINIZDAN, YAKINLARINIZDAN HERKESTEN OY İSTEYİN VE  BAŞARIN GELECEK SİZİNDİR. SEN YAPMAZSAN ÇOK EKSİĞİZ!..     AKP VE TARİKAT SADAKASI DEĞİL,  İŞ GÜVENCESİ VE SAĞLIK - EĞİTİM - EMEKLİLİK HAKKINA SAHİP BİR SOSYAL GÜVENLİK; İĞDİŞ EDİLMEMİŞ BİR TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ HAKKI; SENDİKAL ÖZGÜRLÜK ;      DOĞACAK ÇOCUKLARINIZIN SAĞLIKLI BESLENMESİ, UYGARCA BÜYÜMESİ, BİLİMSEL EĞİTİMİ İÇİN, BU PAZAR GÜNÜ AKP’Yİ SANDIĞA GÖMMEK GEREKLİ. KENTTE, KÖYDE,   MAHALLEDE, ÇARŞIDA, PAZARDA,  YOLDA, SOKAKTA KAHVEDE, ARKADAŞLARINIZDAN, YAKINLARINIZDAN, AKRABALARINIZDAN  HERKESTEN OY İSTEYİN VE  BAŞARIN SEN YAPMAZSAN ÇOK EKSİĞİZ!..                   BU ÜLKENİN ÇİLEKEŞ  SANATKAR VE ESNAFLARI,   BU ÜLKENİN AYDINLIK KADINLARI,     AKP SADAKASI DEĞİL, İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK;  İŞSİZLİĞİ YENMİŞ VE İNSANLARI ESNAFTAN GÜNLÜK ALIŞVERİŞ YAPABİLEN  YABANCI SÜPERMARKETLERE KÖLE OLMAMIŞ  BİR TÜRKİYE İSTİYORSANIZ;      DOĞACAK ÇOCUKLARINIZIN  SAĞLIKLI BESLENMESİ, UYGARCA BÜYÜMESİ, BİLİMSEL EĞİTİMİ  VE GELECEĞİ İÇİN; BU PAZAR GÜNÜ AKP’Yİ SANDIĞA GÖMMEK GEREKLİ. KENTTE, KÖYDE, ... Devamı

16 07 2007

AKP’nin Kültürü 3- 4- 5 / Erkan ARAZ

EVRENSEL; 13/07/2007 ____________________ AKP’nin kültürü 3 Erkan Araz Kültürün yerine ticareti koyuyorlar Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı Eyüp Muhcu AKP’nin kültür merkezlerini de tehdit eden kentsel dönüşüm politikalarını değerlendirdi. Gelişmeleri küresel kapitalizmle ilişkilendiren Muhcu, AB kültür başkenti uygulaması için de “O kentin tarihiyle, değerleriyle, toplumsal belleği ile bağdaşmayan kimi rant projeleri yapılıyor” yorumunu yaptı. AKM ve Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılarak, ‘Kongre ve Kültür Vadisi’ adıyla yeni yerlerin yapılmak istenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Öncelikle bu projeler masum değiller. Kentsel dönüşüm, küresel kapitalizmin dünyayı, neoliberizmin öngörüleri doğrultusunda değiştirme projesidir. Küresel merkezler ve bu küresel merkezlere bağlı alt merkezler ve buna göre bütün küresel kentlerin ve ülkelerin yeniden yapılandırılması söz konusudur. Böyle baktığımızda kimi ülkelere ve küresel kentlere yeni roller belirlendiğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye’ye BOP kapsamında yeni roller verilirken, İstanbul gibi küresel bir kente hizmet kenti fonksiyonu ve bölgesel kent rolü verilmek istenmektedir. Bu genellikte konuları anlar ve ele alırsak o zaman yapılmak istenenin ne olduğunu daha iyi anlayabiliriz. İşte bölgesel rol ve hizmet fonksiyonu verilen İstanbul’un planlanması İstanbul Metropoliten Plan Bürosu aracılığıyla bugün gerçekleştiriliyor. O zaman şunu açıkça söylemek gerekiyor. Neoliberal, yağmacı, emperyal projelere bağlı olarak Türkiye ve İstanbul yeniden planlanmaktadır. Bugün İstanbul Metropoliten Plan Bürosu’nun yaptığı 1/100 bin İstanbul İli Çevre Düzeni Planı ise bunun hayata geçirilmesinin bir belgesidir. Bu belge hazırlanırken Türkiye’nin, İstanbul’un özgün koşulları, kent stoku, kentleşme potansiyelleri, tarihsel ve kentsel değerleri, toplumsal ihtiyaçlar ve kentin çağdaş bilimsel ve insan odaklı bir şekilde geliştirilmesi hedefle... Devamı

14 07 2007

BLOGLARIM / ALİ ŞAHİN

BLOGLARIM / ALİ ŞAHİN Kategori: Haber * A. Şahin'in Bloknotu   * Alsah / Blog Yazıları Seçkisi * Taşköprü'den Bakış * Taşköprü'den Esintiler * Güldeste/ En Güzel Atatürk Şiirleri/ Seçki * Yeni Edebiyat (Blogcu)* Şiirler & Şairler * Kastamonu Net (Blogcu)* Yedinci Sanat * Öyküler & Öykücüler * Rıfat Ilgaz Arşivi * A. Şahin'in Not Defteri* Çocuk ve Edebiyatı   * Roman Yazıları ... Devamı

27 06 2007

Baykal: Başbakan, Abdüllatif Şener’i Kıskanıyor

Baykal: Başbakan Şener’i kıskanıyor CHP lideri Deniz Baykal, Erdoğan'ın CHP hakkındaki konuşmasına tepki gösterdiCHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçim sürecini tıkayanın CHP olduğunu belirterek, “Baykal AKP’yi yönetmeye kalkıp isim verdi. İsim vermesi partide tepki yarattı. İsim vermese onu da ziyaret ederdik” sözlerine tepki gösterdi. “Erdoğan, Şener’i kıskanıyor” diyen Baykal, İzmir’e giderken VATAN’a özel açıklamalarda bulundu. Baykal’ın açıklamaları şöyle: SİNDİREMEDİ: Son dakikaya kadar Tayyip Erdoğan’ın gözleri kendisi dışında kimseyi görmedi. Bizim iyi niyetli önerilerimizden sevinç duyacağına, kendi adaylığını engelleyecek bir tuzak zannetti. Partisinden bir ismin muhalefet tarafından cumhurbaşkanlığı için önerilmesini kıskançlıkla değil, sevinçle karşılayabilmeliydi. Cumhurbaşkanlığını kendi arkadaşlığından bile kıskanan biri, ne partisine ne de ülkeye hizmet edebilir. Bir AKP’linin cumhurbaşkanlığını biz içimize sindiriyoruz, Tayyip Erdoğan sindiremiyor. Böyle şey olur mu? Cumhurbaşkanlığı seçimi başından sonuna kadar Tayyip Erdoğan için fiyaskodur.KOMPLEKS YAPTI: Başbakan Erdoğan, yardımcısı Abdüllatif Şener’i kıskanıyor. O önerdi, bu önerdi diye kompleks yaparak değil, uyum ve uzlaşma sağlayarak cumhurbaşkanı seçilebilmeliydi. Eğer biz ‘bir AKP’li cumhurbaşkanı olabilir’ demişsek, ona düşen bunu değerlendirmekti. Onun derdi Anayasaya uygun bir cumhurbaşkanı seçmek değil, kendini ya da bir benzerini Türkiye’ye dayatmaktı, beceremedi.İNANMIYORUM: Son günlerde yayınlanan anketlere inanmıyorum, hepsi boş. Gerçek anketi 22 Temmuz’da göreceğiz. LAİK HÜKÜMETE İHTİYAÇ VAR: Bu iktidar 4 yıl daha devam ederse, çok tehlikeli değişmeler olur. Bakın dün (önceki gün) Başbakan, Cumhurbaşkanı’nın bulunduğu yerde olmamak için ayrı bir organizasyon yaptı. Şu hale bir bakın. Türkiye’nin laik bi... Devamı

24 06 2007

AKP'nin Seçim Beyannamesi / 24 Haziran 2007

İşte AKP'nin seçim beyannamesi 24 Haziran 2007 ANKA Son günlerde tırmanan terör olaylarına karşı muhalefet partileri seçim beyannamelerini terör çözümü üzerinde kurarken, AKP’nin seçim beyannamesinde terörün çözümüne yönelik vaad yer almazken, YÖK ve dokunulmazlıklara ilişkin de hiçbir başlığa rastlanmadı. Sağlıktan eğitime, enerjiden kırsal kalkınmaya, Tarım ve hayvancılıktan sosyal danışmaya, dış politikadan AB’ye kadar bir dizi alanda vaadlerde bulunan AKP, Türkiye’de en çok tartışılan ve çözüm üretilmeyen üç ana konuyu görmezden geldi. TERÖR’DE ÇÖZÜM YOK Son günlerde tırmanan ve neredeyse Güneydoğu’dan her gün gelen şehit haberleriyle gerilen Türkiye ve terörü kökünden kazımak için kıyasıya mücadele eden muhalefet partileri bu konudaki çözüm önerileriyle neredeyse seçim bildirilerinin en önemli başlığı haline getirdiler. AKP, seçim beyannamesinde terörün çözümü ile igili vaadlerini iki cümleyle geçiştirdi. Özellikle Irak’ın güvenliğinden bahsedilen seçim beyannamesinde, “terör tehdidine karşı da her türlü tedbir er etkin bir şekilde alınacak” denildi. AKP’nin seçim bildirgesinde terörün çözümüne ilişkin kesin ifadeler yer almazken, sadece Milli Güvenlik Kurulu’na her türlü meşru olanakların verileceği vurgulandı. YÖK’E DE ÇÖZÜM YOK Bu arada Yüksek Öğrenim Kurumları (YÖK) ile ilgili AKP iktidarının TBMM'de yasalaştırdığı ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından iade edilen YÖK yasası Meclis raflarında bekliyor. AKP'nin sürekli eleştiri oklarını yönelttiği YÖK konusuna seçim bildirgesinde yer vermezken, Eğitim bölümünde 57 ve 58. hükümetlerin üniversitelerle ilgili icraatlarını ve yeniliklerini anlattı. DOKUNULMAZLIK YOK Meclis’te AKP tarafından hazırlanan,”Siyasi Etik Komisyonu” nun kurulmasına ilişkin yasa teklifi de AKP’nin seçim beyannamesinde yer aldı. Ancak, çok tartışılmasına rağmen milletvekili dokunulmazlık... Devamı

21 06 2007

CHP'nin Vaatlerinde Bir Tek Cennet Eksik

CHP'nin vaatlerinde bir tek cennet eksik Baykal, dün parti kurmaylarını arkasına alarak CHP'nin Seçim Bildirgesi'ni açıkladı. Bildirgenin kapağındaki 'Şimdi CHP Zamanı' ifadesi son anda baskı durdurularak 'CHP'nin Pusulası' olarak değiştirildi. FOTOĞRAF: ADEM ALTANCHP bildirgesi umut dolu: Emeklilik prim günü 9 binden 7 bine inecek. Nüfus cüzdanı, yeşil kart yerine geçecek. Her çocuğa iyi eğitim, her üniversiteliye yurt Radikal, 21/06/2007 ZİHNİ ERDEM (Arşivi)ANKARA - CHP lideri Deniz Baykal, partisinin seçim bildirgesini açıklarken 18.5 milyar YTL'lik bir kaynakla gerçekleştirilecek iddialı vaatlerde bulundu. Baykal'a göre, haftada yaklaşık 1 milyar dolar faiz ödeyen Türkiye, bu ek kaynağı yaratma potansiyeline sahip. Baykal'ın, "Allah bizi mahcup etmesin. Gemi yola çıktı, pusula önümüzde vira bismillah yolumuz açık olsun. Bu program ideolojik, sağ-sol çağrışımı yapan değil, restorasyon, rehabilitasyon programıdır. Niyetimiz halisane, hedefimiz milli, kadromuz niteliklidir" diyerek okuduğu seçim bildirgesinde şu vaatler var: Teröre son vereceğiz, ülkemizin bütünlüğüne sahip çıkacağız. Sokaklar kapkaççıya teslim edilmeyecek. Türkiye huzurun ülkesi olacak. Toplum destekli güvenlik sistemi ve şeffaf semt karakolları ile güvenli kentler yaratacağız. Muhtarlık sistemini halka en yakın hizmet birimine dönüştüreceğiz. Çağdaş laik, demokratik cumhuriyetimizi her koşulda koruyacağız. Dış ilişkilerimizde Türkiye'nin haklarını çıkarları ve onurunu koruyacağız. Temel hak ve özgürlükleri koruyacağız. Yargı bağımsızlığı ve yargıç güvencesi hukuk devletinin önkoşuludur. Hedef dürüst yönetim ve yolsuzlukla sürekli mücadele. Siyasi ahlak yasası çıkarılacak. Devlet sırtından usulsüz zenginleşmenin kapılarını kapatıp yapanlardan hesap soracağız. Orta vadeli kalkınma stratejisiyle kriz riskini aşıp sürdürülebilir büyüme sağlayacağız. Güçlü ve ileri teknolojiye dayalı dışa açık bir sanay... Devamı

21 06 2007

MHP'den 'Başbakan'ın Gafları' Klibi

MHP'den 'Başbakan'ın gafları' klibi       MHP, Recep Tayyip Erdoğan’ın gaf olarak nitelenen bazı sözlerini “A’dan Z’ye RTE" isimli bir klipte topladı.      MHP’nin seçim nedeniyle hazırlattığı klip, iktidara "basiretsiz ve korkak" yakıştırmasıyla başlıyor.      AKP hükümeti döneminde Türk halkının onurun kırıldığı iddia edilen klipte, bu dönemde terörün Türkiye’ye kafa tuttuğu belirtildi.      Hükümetin AB’nin tüm söylediklerini sorgulamadan yerine getirdiği öne sürülen klipte, hükümetin "AB türküsü söylediği" kaydedildi.      Klipte, AKP hükümeti döneminde dış borcun 179 milyar dolar arttığı, Telekom ve Tüpraş gibi önemli kurumların satıldığı, asgari üçretin sadece 32 lira artırıldığı belirtilerek, AKP’nin iktidarını türbana borçlu olduğu, ancak Anayasa’yı bile değiştirecek güce sahip olmalarına karşın konuyla ilgili hiçbir adım atmadıkları ifade edildi. Klipte, bununla da kalmayıp, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün eşi Hayrünnisa Gül’ün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ndeki türban davasını geri çektiği, Erdoğan’ın ise yine türbanla ilgili olarak “geneli kucaklayalım" dediği kaydedildi.      Klipte de yer alan, Başbakan, TBBM Başkanı Bülent Arınç ve bazı Bakanların “gaf" olarak nitelenen sözleri şöyle:      “-Erdoğan: ‘Lan terbiyesizlik yapma, hadi ananı da al git’, ‘toprak satılıyorsa alıp götürmüyorlar ya’, ‘Sayın Öcalan düşüncelerinin değil, şuanda, almış olduğu kellelerin hesabını veriyor’, ‘askerlik yan gelip yatma yeri değildir’ -Arınç: ‘Başörtüsü bizim namus borcumuzdur’, -Mehmet Ali Şahin: ‘Başörtüsü yüzde 1.5’in sorunudur toplumu ilgilendirmez’, -Sami Güçlü: ‘Gözünüzü toprak doyursun’, ... Devamı

18 06 2007

Güzel İzmir'de Çirkin Ve Tehlikeli Bir Manzara

Günlerden 18 Haziran Pazartesi. Öğleden sonra 95'in kahvesinden çıkıp şöyle ara caddelerden gezerek Konak'a ineyim dedim. Yollar daracık Halil Rıfat Paşa Caddesinde.İki araç karşılaştığında zaten biri kenara çekilip öbürüne yol vermek durumunda kalıyor.  O da ne.. Bir eski yapı. Ki çöktü çökecek. Belediye iki başa iki tabelea koymuş. "Bu bina Her An Yıkılacak Derecede tehlikelidir.Yaklaşmamanız önemle rica olunur.- Konak Belediyesi" Eee, nerden geçeceğiz. Hadi levhayı okuduk diyelim. Bina çoktüğünde yolun öte geçesindeki yolcunun da üstüne gelir.  Üstüne üstlük bir de İlköğretim Okulu var 100-150 metre ilerisinde. Adı da Sarıkamış İlköğretim Okulu... 2. Bir Sarıkamış Olayından Tanrı esirgesin... Güzel İzmir'e hiç yakışmayan bir manzara. Bir de tedbirsizliğin adını TEDBİR koymuşuz biz. İki levha ile sorunu çözmüşüz. Oh ne ala memleket.  Bir de bir sözümüz vardır bizim. "Görünür görünmez kaza!.. Kaza geliyorum demez!.." Aman beyler: Bu ayan beyan görünüyor ve de GELDİM.. diyor, geliyorum değil. Ne yapılacaksa bu saatte yapılmalı ve halletmeli bu işi. Bu tür haberlerden birini daha 2 ay kadar önce okuduk gazetelerde. Bereket olay gece yarısı gerçekleştiğinden can kaybı olmadan atlatıldı. “Karataş'taki eski bina nihayet çöktü  İzmir'in Karataş semtinde 4 yıldan beri kullanılmayan eski bir bina çöktü. Binanın yanındaki boş arsada park halinde duran araçlardan birinin üzerine çöken duvar, otomobilde maddi hasara neden olurken, ölen ya da yaralanan olmadı. Olay, önceki gece saat 24.00 sıralarında meydana geldi. 4 yıl önce evin sahibi tarafından boşaltılan metruk bina, gürültülü b... Devamı

17 06 2007

Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği’nin Özgür İnsan Ö

'Temelimiz sağlam ama...’ Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği’nin Özgür İnsan Ödülü’nü alan Yaşar Kemal, “Temeli sağlam bir ülkeyiz, ama o temel çürümeye başladı. Sanat yapamadığın zaman millet olarak kalamazsın!” dedi 16 Haziran 2007 Cumartesi Miraç Zeynep Özkartal Osmaniye’de kurulan Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği’nin üç yıldır verdiği Özgür İnsan Ödülü, bu yıl Yaşar Kemal’in oldu.Abdurrahman Keskiner, Prof. Dr. Afşar Timuçin, Ataol Behramoğlu, Kaya Güvenç, Prof. Dr. Yalçın Yüreğir, Dr. Muazzez İlmiye Çığ ve Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’ndan oluşan ödül jürisi, kendisi de Osmaniyeli olan Yaşar Kemal’i, çağı ile çatışan, toplumu ileri götürmeye çabalayan aydın kişiliğinin yanı sıra, Türkçeyi zengin sözcüklerle kullanması nedeniyle bu ödüle layık gördü. Yapı Kredi Sermet Çifter Salonu’nda dün yapılan ödül töreni, halk müziği sanatçıları Hüseyin ve Hayal’in sunduğu dinletiyle başladı. Ardından kürsüye gelen Anadolu Halk Bilimleri ve Kültür Derneği Başkanı İbrahim Çenet, derneğin Özgür İnsan Ödülü’nü özgürleşme çabasını tüm yaşamı boyunca sürdürmüş olanlara verdiğini söyledi. Çenet konuşmasının ardından, Yaşar Kemal’e ödülünü vermek üzere Muazzez İlmiye Çığ’ı kürsüye davet etti. 5 bin yıl önce Mezopotamya’da özgürlüğün simgesi olan Gılgamış’ın heykelciğini Yaşar Kemal’e sunan Çığ, onun isminin de 5 bin yıl yaşamasını diledi. Teşekkür konuşmasına büyüdüğü coğrafyanın edebiyatındaki etkilerini anlatarak başlayan Kemal, ana kültürüne değer vermeyen kişinin başarılı olamayacağını ifade etti ve Arif Dino’nun ona yıllar önce söylediği şu sözleri aktardı:“Çukurova’yı bırakma. Kalırsan Dadaloğlu olursun, gidersen hiçbir şey olamazsın.”Ancak hapishane dönemi ve yaşam koşulları nedeniyle mecburen İstanbul’a geldiğini anlatan Kemal, günümüzde Türk kültürünün tehlikede olduğunu ve Anadolu Halk Bilimleri ... Devamı

17 06 2007

Jüri Üyesi Olma Yaşım Gelmiş... / Latife Tekin

Latife Tekin   latifetekin@birgun.net Jüri üyesi olma yaşım gelmiş... Birgün, 16/06/07 Yıllar önce, bir gazete, ('Kelebek' olarak kalmış aklımda) fabrika güzeli seçiyor... İşçi kızlar arasında bir güzellik yarışıdır başlamış, birinciye kürk verilecek, yarışmanın birincisi Tefken'den çıkıyor, Levent bölgesinden, fabrikalar güzeli seçilen işçi kız, "Kürkün parasını verin bana" diyor, doğru ya işte, kürk giysem çamur olur fabrika yollarında.... Yayın politikalarını, kasaba meydanlarında köy delilerini yarıştıran bir toplum olduğumuz gerçeğinden hareketle oluşturmuş televizyon kanallarımız var, dönüşümse, dönüşüm size!.. Gençliğimde roman, öykü yarışmalarının jüri üyelerine tüt olurdum, edebiyat yarışı mı olurmuş!.. Roman ne diye yazılır ki, 'Her şey başka türlü olabilirdi, hayat başka türlü yaşanabilirdi, hâlâ başka türlü yaşanabilir demek için, romancının maksadı böyle bir ümidi diri tutmak değilse eğer!... Ümidi diri tutmanın yarışması mı olurmuş! Ben hariç, birlikte ünlendi- ğimiz üç yazarın üçü de yarışmalarda ödüller almışlar, kitapları öylelikle basılmıştı, ama ben, Sevgili Arsız Ölüm'ü, kitap olarak elime almadan, yarışmaya filan göndermeye korkmuştum, 'Ya dördüncü, beşinci olursam diye... Bitmiştim o zaman, hava kapanırdı yüzüme... Bütün o duygular içimde saklı duruyor ve... Saymaya utanacağım kadar çok, öykü, roman yarışmasının jüri üyesi olarak görev almış bulunuyorum, olmuşum ben jüri üyesi... Hiç yarışmak istemedim hayatımda... Yarışmak, güreşmek, dövüşmek, sürtüşmek, kapışmak, şmak, şmek, şmak!.. Ş harfiyle çoğullaştırıl-mış eylemsi durumlarda bulunmak istemedim hiç. Ş harfi alfabemizin öfke yüklü, gergin, şiddet yansıtan harfidir, 'Şişşşt...Şırrak! Şamar, Şaplak, Şap oturup kalırsın yerinde... Şiddet sözcüğü de Ş harfiyle başlar zaten, oldum olası, insanın çıkardığı şu Ş sesinden, Ş sesinin resmi olan Ş harfinden şüphelenir ürkerim, hepimizin karnında yuvalanmış, öteki... Devamı

16 06 2007

Karaoğlan Ak Güvercin Olup Uçtu Gitti...

Karaoğlan ak güvercin olup uçtu gitti... E- Kolay; 13.11.2006   Demli çay... Bir yaprak kağıt... Bir kurşun kalem... Bir şiir kitabı... Mavi gömlek... Kasket... Ve ak güvercinler... Zarif bir üslup... Nezaket...Berrak ve duru bir Türkçe...Eş’e bağlılık... Ve romantizm...O bir Kıbrıs fatihiydi.Sosyal demokratların babasıydı.Umudumuzdu....Halkçıydı... Hakçıydı... Mavi gömlekli, kasketli, alçak gönüllü, laik düzen için her şeyini ortaya koyanTürkiye’nin Karaoğlan’ıydı...52 yılını verdiği siyaset hayatındaadı hiçbir dedikoduya, hiçbir sû-istimal olayına karışmadı.Sahip olduğu “Parti Genel Başkanlığı”,“Başbakanlık” gibi çok önemli mevkilerini kendisi, ailesi ve yakınlarının çıkarları için asla kullanmadı.Ölümlü dünyada mal hırsına hiç kapılmadı.   O sadece halkına faydalı olmak adına hırslıydı.Ama hiçbir zaman kişisel maddi hırs içine düşmedi.İnandığı şeyler için savaş vermekten yılmadı.Ülkesinin geleceği için ak umutlar besliyordu.Ak güvercinler partisinin simgesi olmuştu.Mitinglerde meydanları dolduran yüz binler,mavi göğe ak güvercinleri salıyorlardı.Kuşlar bana çocukluğumdan beri inanılmaz bir özgürlük duygusu verir.Gruplar halinde sıcak diyarlara göç eden kuş sürülerini seyretmeye doyamam.Birbirlerini bırakmadan, terk etmeden,sürüden ayrılmadan, lider kuşun arkasındanuyum içinde uçarlar...Onlara çocukluğumdan beri imrenirim.Hatta kıskanırım.İçimi hep kuş olup uçmak arzusu doldurur.Özgürlüğe kanat çırpmak,uyum içinde uçmakharika olmalı diye düşünürüm...   Ak güvercinler, Ecevit’in dünya görüşünü, siyasini çizgisini, özgürlükçü demokrasiden yana oluşunune güzel anlatıyordu.İlk düğünümün yapıldığı Boğaz’ın ve İstanbul’unen güzel oteli “Tarabya Oteli”nde ve aynı gün ki Altın Plaklarımı aldığım ödül törenimeboyumdan yüksek, kocaman bir çiçek yollamıştı Başbakan Ecevit.Kıbrıs çıkarması sırasında, ilk kocamla birlikte, Akdeniz’deki Avrupa ülkelerini kapsaya... Devamı

16 06 2007

Türk İnternet Kullanıcısı Profili

Türk İnternet kullanıcısı profiliekolay.net/haber/Haber; 15.06.2007Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer, İnternet kullanıcılarının profilinin genel Türkiye profilinden çok farklı olduğunu, bu durumda İnternet'ten yapılan kamuoyu araştırmalarının Türkiye'yi temsil gücü üzerinde düşünmek gerektiğini söyledi.   Türkiye'de İnternet ve bilişim teknolojilerinin kullanımına ilişkin tutum ve davranışlar ile Türk insanının sosyo-kültürel değerleri arasındaki bağı ele alan ve ekolay.net ile Bilişim Sanayicileri Derneği (TÜBİSAD) desteğiyle yürütülen 'İnternet ve Bilişim Teknolojileri: Davranışlar, Tutumlar ve Değerler' araştırmanın sonuçları toplantı ile kamuoyuna duyuruldu. Solcular İnternet'teProf. Yılmaz Esmer, İnternet kullanıcıları arasında siyasal ideoloji olarak 'sol' görüşün hakim olduğunu açıkladı. Siyasal görüşleri sol, orta ve sağ olarak üçe ayıran araştırmada solcuların İnternete hakim olduğu ortaya çıktı. Sağ görüşlü insanların ise İnternet'i en az tercih eden ideolojik grup olduğu ortaya çıktı. Sol: Yüzde 53 Orta: Yüzde 43 Sağ: Yüzde 26   CHP'liler AKP'lileri solladıTürkiye'nin iki büyük partisine sempati duyanlar arasındaki araştırmada ise CHP'liler, AKP'lileri solladı. CHP sempatizanları İnternet'te sohbet ve e-mail kullanmayı ağırlıklı olarak tercih ederken tanışma konusunda AKP'lilerle aynı seviyede bulunuyor.İnternet kullanımıProf. Yılmaz Esmer, evinde bilgisayar bulunanların yüzde 26 olduğunu ancak hepsinin İnternet bağlantısı bulunmadığını belirterek, yüzde 51'lik kesimin hanesinde İnternet kullanan en az bir kişi bulunmasının ve 15 yaş üzeri her 10 öğrenciden 9'unun bir kez de olsa İnternet'e girmiş olmasının olumlu bir gelişme olduğunu söyledi. Üniversite mezunlarının yüzde 17'sinin ise hayatında hiç İnternet'e girmediğini ifade eden Esmer, bu kişilerin büyük kısmının ileri yaşlarda bulunduğuna dikkat çekti. Esmer, İnternet kul... Devamı

13 06 2007

CHP PROĞRAM VE TÜZÜĞÜ

TARİHÇE   Cumhuriyet Halk Partisi, Atatürk tarafından 9 Eylül 1923’de kuruldu. Kurtuluş Savaşını örgütleyen ve yürüten "Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyetinin" devamıdır. Başlangıçta "Halk Fırkası" adını alan Parti, 1924 yılında "Cumhuriyet Halk Fırkası", 1935 yılında da "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu. 1927 yılında "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", "Laiklik" CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsendi. CHP’nin tarihi Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihiyle özdeştir. CHP kurucusu ve ilk Genel Başkanı Atatürk’ün önderliğinde bağımsızlığını kazandı, Cumhuriyeti kurdu, saltanatı kaldırdı, hilafete son verdi ve Ulusal Birliği sağladı. Hukuk, eğitim ve toplumsal alanda gerçekleştirdiği reformlarla çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'ni biçimlendirdi. 1935 yılında daha önceki dört ilkeye "Devletçilik" ve "Devrimcilik" ilkeleri eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı. Partinin amblemi olan 6 ok bu ilkeleri simgeler. CHP, ulusal sanayinin ve ekonominin geliştirilmesine öncülük etti. II. Dünya Savaşı sonrasında tek parti konumunun tüm olanaklarına karşın, çok partili rejime geçiş sağlayarak öncü misyonunu sürdürdü. Bu dönemde parlamenter demokratik rejimin kurumsallaşmasına dönük değişimleri gerçekleştirme ve temel hak ve özgürlükleri geliştirme mücadelesi verdi 1960’lı yılların ortalarında CHP sola açılarak kendisini "ortanın solu" olarak tanımladı. 1970’li yıllarda ideolojisini "demokratik sol" kavramıyla tanımlayan CHP, önerdiği sosyal reformlarla "düzen değişikliği"ni hedefledi. Bu süreçte CHP, "devlet partisinden" "halkın partisine", düzen partisinden" "değişimin partisine" dönüştü. Sosyalist enternasyonale katılan CHP, tarihsel geleneğini ve temellerini temsil eden ilkelerin yanı sıra sosyal demokrasinin evrensel ilkelerini de benimsedi. Bu temel ilkelerin ışığında "özgürlük, eşitlik, dayanışma, emeğin üstünlüğü, gelişmenin bütünlüğü ve etkinliği ile demokratikleşme" ilkeleri de CHP programın... Devamı

11 06 2007

ADD MUĞLA ŞUBESİ'NDEN BASIN AÇIKLAMASI

BASIN AÇIKLAMASI               Biz aşağıda imzaları bulunan siyasi parti, oda, sendika ve sivil toplum örgütleri olarak Atatürkçü Düşünce Derneği Muğla Şubesi’nin çağrılısı olarak toplandık.             Ülkemizin ağır sorunlar yaşadığı, ekonomisinin kırılgan, siyasetin dağınıklık içinde olduğunun bilincindeyiz.             Bütün bu ağır sorunları Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi canımızla ödeme iradesine sahip Türk Toplumunun Muğla’daki örgütlü gücünü temsil ediyoruz.             Terör sorunu bu ağır sorunların başında gelmekte, her gün şehit cenazelerini görmek yüreğimizi yakmaktadır. Türk Ulusu Kurtuluş Savaşı yıllarında Mustafa Kemal ATATÜRK’ün laik, bağımsız Türkiye’sinde ayırımsız, kaderde, kıvançta, tasada bir olarak yaşamıştır. Irk ve mezhebe dayalı düşmanlıkların, insanlığın karşılaştığı en çirkin oyun olduğunun da bilincindedir.             Dıştan destekli Türk- Kürt kavgası yaratarak, kentlere taşıma çabaları bu nedenle sonuç vermemiştir.             Bu gün buradan ABD’ye, Türkiye’yi tanımakta güçlük çeken AB yöneticilerine, terörü önlemeyi beceremeyen iktidara sesleniyoruz.             İnanıyoruz ki, bu oynanan insanlık dışı, çirkin oyun, yakında bitecek, maskeler düşecektir. Ama terörün insanlığa verdiği can ve mal kaybı sorumlularının hanesine yazılacaktır.   ABD’ye sesleniyoruz   Sayın BUSH;             Tarih sizi affetmediği gibi, inandığınız tanrı da affetmeyecektir. Çünki siz Ortadoğu halklarının yaşamlarına kastediyorsunuz. Irak’ı üçe bö... Devamı

10 06 2007

Başörtüsü ve Toplumsal Cinsiyet

Başörtüsü ve toplumsal cinsiyet İktidarın kadınlarını eleştirmeliyiz. Yeni iktidarın yardakçısı oldular. Toplumsal haksızlıklara, etnik, dinsel ayırımcılığın ölümlerine bile sessiz kaldılar. Bu kadınlar ezilirken ezmeyi de öğrendiler. Ama, toplumsal cinsiyet yükü ortak kaderimiz! RADİKAL 2 ; 10/06/2007 TENNUR KOYUNCUOĞLU (Arşivi) Kadınlara özgü sorunlara erkeklerin sahip çıkması, işin arkasına bakmayı, kuşkuyu öne çıkarıyor. Örneğin 'başörtüsü' konusu. Ülkemiz kadınlarının yarısı başörtüsü takıyor, yarısının kafası açık. Hangisi özgürlük getiriyor derken, tümünün nasıl etkilendiği açık seçik görülüyor. Ne yazık ki, bu durum kadınların tümünün ikinci cins olarak algılanmasına yetiyor, artıyor bile! Böl yönet kuralı tıkır tıkır işliyor. Kadınların bir bölümü, inancım gereği derken, bir diğeri yaşam hakkım diye direniyor. On yıllardır bu sıcak gündem hiç soluk vermiyor. Bahriye Üçok, Konca Kuriş bu uğurda can verenler. Son olay, 2007 Mayıs ayının son günü gazetelere kapak olay son damla gibi: 'İstanbul Bağcılar Lisesi'nde okuyan öğrenciler topluca başını örtmek istemiş'miş! Nerede kaldı, kadınların bir kesiminin başörtüsü ile daha özgür olduğu, görünür olarak sokağa çıkabildiği evde yaşanan baskının azaldığı söylemleri. Yoksa bir başkalarının dediği gibi türbanı ortaya koyarak Cumhuriyet'e karşı politik bir karşı duruş tehlikesi mi sürüp giden? Sakın, din ve aile ile toplumsal cinsiyet düzenini sürdürme, olmasın! En serin duruş erkeklerde. Kadınlarını kendi iktidar mahallelerinin kadın kolları gibi çalıştırırken, kendi iktidarlarını pekiştiriyor, kadınları kullanıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan, kendi eşinin ve kızlarının bireysel tercihine saygıdan söz ediyor. Oysa başörtüsünün kökeni ibadet ya da gelenek kaygısıyla toplumsaldır. Ardında bir baş eğiş, çaresizlik vardır, bireyin seçimi ise göstermeliktir. Abdullah Gül, Dışişleri Bakanı olarak rahatsız olmadığı eşinin baş bağlama şeklinin, cumhurbaşkanı olursa daha modernleşeceğini söylüy... Devamı

08 06 2007

Kentleştikçe dinsel kimlik zayıflıyor

Kentleştikçe dinsel kimlik zayıflıyorKentleşme olgusu ile karşılaşan Alevilik önemli kırılmalara sahne oluyor. Kentleşme ile birlikte Aleviliği din kimliği içinde algılama eğilimi yerini kültür ve yaşam biçimi algısına bırakıyor. İlkokul mezunu olanların yüzde 73'ü Aleviliği "Gerçek İslam" ya da "İslamın bir yorumu" olarak algılıyor. Bu oran lise mezunlarında yüzde 32'ye, üniversite mezunlarında yüzde 27.7'ye düşüyor. Üniversite mezunlarının yüzde 68.1'i, lise mezunlarının ise yüzde 68'i Aleviliği İslamiyet ile ilişkilendirmiyor, doğrudan bir kültür ve yaşam biçimi olarak görüyor. Kentleşen Alevilik - 1 Sosyolog Kamil Fırat'ın araştırması Yayına hazırlayan: Belma AkçuraSUNUŞKente göç olgusu, Alevilerin siyasal, kültürel ve dinsel kimliklerinde önemli değişimlere yol açıyor. Sosyolog Kamil Fırat'ın "Kent Aleviliği" konulu çalışması, bu değişimin kırılma noktalarını son derece çarpıcı bulgularla gözler önüne seriyor. Kentleşmenin Alevilik ve Alevilere etkileri üzerinde yürütülen alan çalışması, 2003 ve 2004 yıllarında Ankara'da Dikmen ve Mamak'ta toplam 208 denekle yürütüldü. ODTÜ Araştırma Fonu tarafından desteklenen araştırmaya katılan deneklerin çoğunluğunu Çorum, Yozgat, Sivas'tan göç eden Alevi vatandaşlarımız oluşturdu. Araştırma şu sorulara yanıt aradı: Kentleşme, Alevilerin geleneksel yaşam biçimlerini ne ölçüde etkiliyor? Yitirilen geleneksel özelliklerin yerlerini hangi yeni özellikler dolduruyor? Kırsal alanlarda yetişmiş Aleviler, şimdi Aleviliği nasıl bir dinsel kimlik olarak görüyorlar? Siyasal, düşünsel, ekonomik ve kültürel etkiler dinsel kimliği değiştiriyor mu? Kentli Aleviler, Dede - Talip ilişkilerini, Musahipliği, Cem törenlerini, oruç tutma ve kurban kesme gibi kavramları şimdi nasıl değerlendiriyorlar? Kentli Aleviler devletin din politikasını nasıl yorumluyorlar? Kentli Alevi, siyasal kimliğini hangi dinsel, etnik ve ideolojik temeller üstünde kuruyor? Alevilik inanç ve öğretisin... Devamı

08 06 2007

Tüm Yazılar, İncelemeler, Notlar / Ali ŞAHİN

TÜRK EDEBİYATI İÇİN BİR TAKVİM ÇALIŞMASI TASLAĞI / ALİ ŞAHİN RIFAT ILGAZ 2006 KASTAMONU SEMPOZYUMU / YAZILAR-YANKILAR... RIFAT ILGAZ 2006 KASTAMONU SEMPOZYUMU / YAZILAR-YANKILAR... >>> ESİNTİLER / 2006 YAZILARIM ESİNTİLER / 2006 YAZILARIM >>> ORHAN PAMUK, NOBEL MOBEL ÜSTÜNE / ALİ ŞAHİN YAZILAR Biraz "Esin"... Biraz da "Ti"   "ŞİİR YAZMA"NIN GÜÇLÜĞÜ ÜZERİNE BİR DENEME / Ali ŞAHİN SUAT DERVİŞ'İ ANARKEN / Ali ŞAHİN SABAH OLUR GÜNEŞ DOĞAR / ANI / ALİ ŞAHİN ÖYKÜ VE ROMANIMIZDA İKİ ÖNEMLİ YAZAR VE İKİ ÖNEMLİ ÖDÜL / ALİ ŞAHİN RIFAT ILGAZ SICAKLIĞI... / İZLENİMLER / BARIŞ CANOĞUL "KIRLANGIÇ YILDIZI" VE LEYLA ŞAHİN / İNCELEME / ALİ ŞAHİN GÜNLÜKTEN YAPRAKLAR / ANI / ALİ ŞAHİN "GURBET YAVRUM"DAN "KANAL BOYU"NA AYSEL ÖZAKIN/ DEĞİNİLER / Ali ŞAHİNGEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TAŞKÖPRÜ'DE YEREL BASIN / ALİ ŞAHİN EMEKLİNİN HASTANE GÜNLÜĞÜ / GÜNLÜK / ALİ ŞAHİN DEĞİNMELER 5 / ALİ ŞAHİN DEĞİNMELER 4 / ALİ ŞAHİN DEĞİNMELER 3 / ALİ ŞAHİN DEĞİNMELER 2 / ALİ ŞAHİN DEĞİNMELER 1 (KANDEMİR KONDUK OLMASAK DA "ONA BUNA DOKUNDUK...") / ALİ ŞAHİN BENDEKİ RIFAT ILGAZ / ANI / ALİ ŞAHİN BATI KARADENİZ SAHİLLERİNDEN FESTVAL İZLENİMLERİ / GEZİ - İZLENİM / Ali ŞAHİN 10. CİDE RIFAT ILGAZ SARIYAZMA KÜLTÜR VE SANAT FESTİVALİ'NDEN İZLENİMLER / Ali ŞAHİN CUMOK KASTAMONU KONFERANSI İZLENİMLERİ / ALİ ŞAHİN   DOSYALAR Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 1 (1872- 1929)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 2 (1930- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 4 (1950- 1959) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 3 (1940- 1949)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 5 (1960- 1969)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini 6 (1970- 1979) / ALi ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı ZamandiziniTaslağı 7 (1980- 1989)/ Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk Romanı Zamandizini-Taslak- 8 (1990- 1999) / Ali ŞAHİN Başlangıcından Bugüne Türk ... Devamı

07 06 2007

Biraz da Gülelim mi, Ağlayalım mı?

Evrensel'den 07/06/2007 Mmühendislerilerin Makus Talihi 1 - Ne mühendisisin? - Gıda mühendisiyim. - Ya şu yoğurt mayalanmış mı bir baksana... *** - Sen makine mühendisiydin değil mi? - Evet - Bizim çamaşır makinesi bozuldu, bir ara gelip baksana... *** - Sen inşaat mühendisiydin değil mi? - Evet? - Baksana bu bina yıkılır mı? - Nereden bileyim ben. Bir sürü testi var bu işin. Öyle karpuza vurur gibi anlaşılmaz ki bu iş. - Ne biçim mühendissin be sen? *** - Mesleğin ne evladım? - Kimya mühendisiyim amca. - Sabun, şampuan felan... - Yok amca öyle değil, daha bi zor! *** - Ne mühendisiydin abi sen? - Bilgisayar mühendisiyim. - Ya benim şu eski sevgilinin hotmailine nasıl girerim? *** - Abi sen ne mühendisisin? - Bilgisayar... - Abi toplama mı daha ucuz hazır mı?   05/06/2007 AKP emekçiyi bölüp yoksullaştırıyor Gökhan DurmuşAKP Hükümeti, işçiler ile memurları karşı karşıya getirerek emekçileri düşük zamma mahkum ediyor AKP Hükümeti, kamu toplusözleşme ve toplugörüşmelerde izlediği bölücü politikalarla emekçileri karşı karşıya getiriyor. Memurlara “İşçiler bunu kabul etti”, işçilere “Memurlara bunu verdik” diyen hükümet, böylece IMF’nin belirlediği ücret politikalarını gerçekleştiriyor. Uzlaştırma kurulu gibi devlet kurumlarının ve sendikaların reel kayıplara, açlık ve yoksulluk sınırına ilişkin açıklamalarına ise “Türkiye’nin gerçeklerini bilmiyorlar” yanıtını veriyor. Hükümetin bu politikasına tepki gösteren işçi ve memur temsilcileri, emekçilerin, haklarını ancak birlikte hareket ederek kazanabileceğini ifade ettiler. Bilimsel değil pazarcı zihniyeti Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, memurla işçinin kıyaslanmasının doğru olmadığını dile getirdi. AKP Hükümeti’nin bunu bir politika haline getirdiğini belirten Öztaşkın, “İşçiye memuru memura işçiyi örnek gösteriyor. Bunu aşmak için işçiler ve memurlar bu görüşmeleri birlikte yürütmeliler. Biz ayrı yürümeye devam ettiğimiz sürece AKP’nin... Devamı

07 06 2007

Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi – Giriş 3 / Memet Fuat

Orhan Veli'nin 1949'da yayımlanan Karşı adlı kitabı, Oktay Rifat'ın 1952 ile 1954'de yayımlanan Aşağı Yukarı, Karga ile Tilki adlı kitapları, Melih Cevdet Anday'ın 1952'de yayımlanan Telgrafhane'si, 1956'da yayımlanan Yanyana’sı, başlangıçta karşı çıktıkları bir anlayışın ürünleriydi denebilir. Şeyh Bedreddin Destanının "Yağmur Çiseliyor" bölümünde Nâzım Hikmet'in ulaştığı söyleyişle Garip akımının çok sayıdaki izleyicilerinin, 1950'lerin ilk yarısında ulaştıkları ortak söyleyiş arasında bir benzerlik olduğu da açıkça görülüyordu. Birçok bakımdan birbirine uzak iki şiir anlayışı kuramsal zorlamaları aşıp Türkçenin şiirsel akışına kapılınca aralarındaki uzaklık iyice azalmıştı. "Yaprak" dergisinin çıkışını izleyen dönemde, 1950'lerin başında, toplum sorunlarına değinen sanat büyük bir hızla yaygınlaştı. Bambaşka bir anlayışın yürütücüsü olan Fazıl Hüsnü Dağlarca bile. Toprak Ana'yı (1950), Aç Yazı'yı (1951), Sivaslı Karıncalı (1951) yayımlayarak toplum sorunlarına değinen şiire özgün örnekler verdi. Garip akımıyla gelen şairler on yıl içinde bütünüyle değişmiş, başlangıçtaki görünümlerinden iyice uzaklaşmışlardı. 1940'larda, onlarla birlikte, şaşırtıcılığa, alışılmışın dışında şeyler yazmaya önem veren şairler arasında, sol eğilimli sanatçılar (Arif Dino, Orhon Murat Arıburnu) bulunduğu gibi. Doğu kültürlerine, çeşitli dinlere yaslanarak, biçimsel açıdan yepyeni bir şiiri, yarı aydınlarca bilinmeyen dünyalardan derlenmiş bilgiler, alıntılarla şaşırtıcı kılan, geçmişe dönük bir sanatçı da (Asaf Halet Çelebi) vardı. Eski şiire karşı coşkulu bir başkaldırı ortamında birleşen bu şairler, 1950'lerde artık ayrı ayrı değerlendirilmeleri gereken bağımsız kişiler haline gelmişlerdi; özellikleri, ayrılıkları iyice belirmişti. Garip'çileri izleyenler arasında, toplum sorunlarına yönelirken, bir süre benzer şeyler yazanlar olduysa da, gittikçe birbirlerinden koparak uzaklaştılar, herkes kendi şiir dünyası... Devamı

05 06 2007

AKP'NİN ÇOK TEHLİKELİ SEÇİM STRATEJİSİ / EMRE KONGAR

AKP'NİN ÇOK TEHLİKELİ SEÇİM STRATEJİSİ Başbakan Recep Tayip Erdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin Cumhurbaşkanlığı seçimi hakkında verdiği karar için "Çok açık konuşuyorum. Bu yargı için talihsizliktir, yüz karasıdır. Çünkü açık, net, her şey ortada. (...) Açık net ortada olduğu halde, zorlamayla, altını çiziyorum, dayatmayla bu karar verilmiştir" dedi. Demokratik rejimin güvencesi olan Anayasa Mahkemesi hakkındaki bu ağır ve suçlayıcı sözler, gündeme bomba gibi düştü. * * * Pek çok yazar, bu üslubu ve bu sözleri, Başbakan'ın "Gergin olduğu", "Sinirlerinin bozulduğu" şeklinde yorumladı. Ben bu yorumların doğru teşhis olduğu kanısında değilim. Başbakan'ın bu üslubunun arkasında çok daha temel, çok daha derin bir yaklaşımın, bir stratejinin yattığını düşünüyorum. * * * AKP'nin ideolojisinin kaynaklandığı "Siyasal İslamın" bir ülkedeki yayılma ve iktidara gelme stratejisi "Mazlum edebiyatına" dayanır: Bu stratejiye göre, mevcut düzen, mevcut rejim, mevcut yöneticiler, "Zalimdir", "Müslümanlara zulüm etmektedirler". Onlara göre "Bu zulüm, ancak siyasal İslamın iktidara gelmesi ve laik düzeni dönüştürmesi ile önlenebilir" Bu strateji demokratik bir ülkede uygulanıyorsa, ona ayrıca sözde demokratik bir boyut da eklenir: Onlara göre, "Zulmü yapan laik düzen, laik rejim, laik yöneticiler ceberruttur. Bu yüzden bu düzenin değişmesini istemek, siyasal İslamın en doğal demokratik hakkıdır." Böylece "Laiklik mi, demokrasi mi?" "Cumhuriyet mi, demokrasi mi?" gibi yanlış sorularla ve saçma sapan tartışma konularıyla, birlikte bulunmaları doğal olan kavramların içleri boşaltılır. Laiklik ve demokrasi gibi, birbiriyle uyumlu olan olgular, Siyasal İslam adına, birbirine zıt ve hatta düşman kavramlar olarak topluma sunulur. * * * Gerek dinlerin yayılma dönemlerinde, gerek mezheplerin ortaya çıkışlarında ve iktidarı ele geçirme aşamalarında, gerekse ırkçı ve milliyetçi akımların doğması ve gelişmesi sırasında "zulüm" kavramı çok öneml... Devamı

04 06 2007

Sonradan olmanın Müslümanlığına derman yetmez / Rıza Zelyut

Rıza ZelyutKim milliyetçi? Türk milliyetçisi; bu milletin bir ferdi olduğunu kabul eden, bu milleti ile övünen, o millet için fedakarlığa hazır olan kişidir.Bunun için bir milliyetçi, öncelikle Türk'ün kim olduğunu bilmek zorundadır.Ülkemizde Türk deyince, genelde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan insanlar anlaşılıyor. Biraz dünyayı tanıyanlar; bu kitleye, Kuzey Kıbrıs ile Asya'daki 5 cumhuriyeti de katıyorlar.Her milliyetçinin, dayanak noktası, milletinin tarihidir. Bizim milliyetçiler, tarih deyince genellikle Osmanlı Devleti'ne sarılırlar. Osman ailesinin kurduğu bu devlet; Türk olarak doğmasına karşılık Arap olarak ölmüştür. Özetle; Osmanlı Devleti; Türk kimliğinden uzaklaşmaya başlayınca çöküşe geçmiş; Avrupa emperyalizmi tarafından da 1919 koşullarında çökertilmiştir.EN BÜYÜK MİLLETDünya tarihini iyi bilenler de bu gerçeği istemeden kabul ediyorlar. İnsanlık tarihi içinde, Türk milleti kadar geniş bir coğrafyaya egemen olmuş, bu egemenliğini binlerce yıl sürdürmüş başka bir millet yoktur. Mançurya'dan tutunuz da Fransa'nın ortalarına kadar Avrasya kıtasına egemen olmuş tek millet Türklerdir. Bilinmelidir ki Türklerin ata yurtlarından birisi de İtil (Volga) ile Ural Dağları boylarıdır. Rus tarihçiler, MÖ 3000'li yıllarda buralarda Türklerin atalarının yaşadıklarını ortaya koymuşlardır. Bugün bile bu bölgelerde yüzlerce Türk kabilesi yaşamaktadır. Bizim okullarda gördüğümüz tarih; aslında Türk tarihini küçülten basit, eksik bir tarihtir. Bu milletin yönetimi altına Asya'nın doğusundan Avrupa'nın ortalarına kadar yüzlerce büyük kabile girmiştir. Bugün, Türk ile eşit gösterilmek istenilen 'Kürt, Çerkez, Laz, Arnavut' vb... öğeler, bu yüzlerce kabile içindeki küçük öğelerden birileridir. Düşünün ki Batı Türkleri'nin kolu olan Oğuzlar'ın 24 boyundan birisi olan Kınıklar Büyük Selçuklu Devleti'ni, Kayılar; Osmanlı Devleti'ni yaratmıştır.Türk tarihini sadece batı Türkleri'nin tarihi olarak... Devamı

03 06 2007

Politikada Türban Tezgâhı... / İlhan Selçuk

PENCERE İlhan Selçuk Politikada Türban Tezgâhı... Kimi sözcükler çarpıcıdır; insanı irkiltir... Sözgelimi iki sözcük: Sahtecilik.. Düzenbazlık.. Al birini vur ötekine!.. Ne var ki bugün Türkiye'de, Müslüman geçinen dinciler, halkımızı aldatma yarışında kutsal ...   Politikada Türban Tezgâhı... Kimi sözcükler çarpıcıdır; insanı irkiltir... Sözgelimi iki sözcük: Sahtecilik.. Düzenbazlık.. Al birini vur ötekine!.. Ne var ki bugün Türkiye'de, Müslüman geçinen dinciler, halkımızı aldatma yarışında kutsal İslamı tepe tepe kullanarak düzenbazlık yapıyorlar... Bir türban lafı ortalıkta dolaşıyor... Oysa Kuran-ı Kerim'de ne türban var.. Ne çarşaf.. Ne başörtüsü.. Kuran-ı Kerim'de ne var?.. Kuran, Tevrat ve İncil'den farklı olarak bir hukuk kitabı içeriğini de taşır... Kuran-ı Kerim ailede ve mirasta kadının yerini saptar... Herkesin bildiği gibi kadının mirastaki payı erkeğinkinin yarısıdır... Erkek karısına kızıp derse ki: - Boş ol!.. Kadın bohçasını koltuğunun altına sıkıştırıp hiçbir 'hak talep etmeden' evi terk etmek zorundadır... Oysa 1926'da Avrupa (İsviçre) hukukundan aktarılan Medeni Kanun (Yurttaşlar Yasası) bu konularda ne diyor?.. Medeni Kanun'un ikinci kitabının başlığı: Aile Hukuku!.. Üçüncü kitabının başlığı: Miras!.. Her iki kitapta da Kuran-ı Kerim'in buyrukları değiştiriliyor.. Kadın yararına yasal hükümler, 1923 Cumhuriyet devriminden sonra 1926'da yürürlüğe girdi... Gerçek şu ki bu hükümler İslam şeriatına düpedüz aykırıdır... Ancak hiçbir dinci Türkiye'de yaşayan Müslüman kadınlara bu gerçekleri söyleyemez... Peki dinci ne yapar?.. Türbanı savunur... Çünkü türban yalnız kadının başını değil, yukarda vurgulanan tüm gerçekleri de örter. Taife-i nisayı erkekten aşağıda ikinci sınıf insan sayanların bugün ülkede yurttaşların oylarıyla iktidara geçebilmesi, demokrasiyi değil gelişmişlik düzeyimizi gösteren tarihsel bir olgudur. Kuran-ı Kerim'de kadınların türban, başörtüsü, sıkmabaş, ç... Devamı

02 06 2007

Nazım Hikmet Anıldı

Birgün, 03/06/2007 Ülkeyi satanlar vatansever, o vatan haini    Büyük dünya şairi Nâzım Hikmet Ran,'ölümünün 44'üncü yılında Türkiye ve dünyada olduğu gibi Moskova'daki mezarı başında düzenlenen törenle de anıldı. Nâzım Hikmet'in aralarında Rusya eski Devlet Başkanı Boris Yeltsin'in de bulunduğu ünlüler mezarlığı olarak bilinen Novodevi-çi'deki anma törenine, Mavi Gözlü Dev filminde şairi canlandıran sanatçı Yetkin Dikinciler, Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi, Rus-Türk İşadamları Birliği Başkanı Ali İhsan Akıskalıoğlu, Rus-Türk Araştırmaları Merkezi Başkanı Hakan Aksay ile çok sayıda Türkiyeli ve Rusyalı yurttaşlar katıldı. Anma törenine olan katılımın önceki yıllara kıyasla çok daha kalabalık olduğu dikkati çekti. Büyük şairin kabrine karanfiller bırakıldıktan sonra konuşmalar yapıldı ve şiirler okundu. Nâzım'ın küçük hayranlarından Serra Se-zer'in şairin Rusça ve Türkçe birer şiirini okumasını ziyaretçiler uzun süre alkışladı. ONA OLAN İHTİYAÇ HER GÜN ARTIYOR Sanatçı Dikinciler de törende yaptığı konuşmada, Nâzım'a duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığını belirterek, "Nasıl ki her doğan bebeğin süte ihtiyacı varsa Nâzım'a olan ihtiyaç da aynısı. Her geçen gün azalmadan artmakta" dedi. Nâzım Hikmet'in arkadaşlarından Rusyalı Raisa Vasilevna da Nâzım ve eşinin mezarını sulayarak çiçek bıraktıktan sonra, şairle ilgili anılarını anlattı. Öte yandan Gebze Emek Gençliği tarafından Emek Partisi Gebze İlçe Örgütü'nde düzenlenen, "Nâzım Hikmet'i anma ve anlama" etkinliği ile anıldı. Gebze Emek Gençliği üyesi Mehmet İlhan Karagöz, şairin 25 Temmuz 19 51 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığından çıkartıldığını hatırlatıp, "Ülkeyi parsel, parsel satanlar, emperyalizme teslim olan işbirlikçiler, halkı yoksulluğa ve işsizliğe mahkûm edenler bu ülkenin vatandaşı iken Nâzım Hikmet'in vatandaşlıktan çıkartılması manidardır" dedi. NÂZIM, E... Devamı

02 06 2007

Komünist misin, Alevi misin?

Necdet Saraç   necdetsarac@birgun.net Komünist misin, Alevi misin? 01/06/07 Gazetede "kızımı artık başka okula göndereceğim" başlığıyla yayınlanan haberin yanındaki fotoğraftaki kişinin yüzü tanınmasın diye kapatılmış, ismi bilinmesin diye de ismi ve soyismi yerine "İ.K." yazılmış. Yüzü kapatılan ve ismi yazılamayan kişi, ne yüz kızartıcı bir şuç işlemiş, ne de bir sanık. Üstelik yüzünün kapatılmasının, isminin yazılmamasının nedeni basın ahlak yasasından da kaynaklanmıyor. Resimdeki kişi 18 yaşından büyük. O bir baba. Kendisinin, ailesinin, çocuğunun taciz edilmesinden, dövülmesinden belki de öldürülmesinden korktuğu için yüzünü saklıyor. Babayı bu kadar korkutan ve gizlenmesine neden olan olay Türkiye'nin en önemli şehrinde İstanbul'da ve 2007 yılında gerçekleşiyor. Bağcılar Lisesi'nde 2. sınıfta okuyan 16 yaşındaki kızlarında son 6 ayda fikirlerinde, davranışlarında ve kıyafetlerinde ani değişikleri fark eden aile bunu araştırmaya başlıyor. Aile yaptığı araştırmada çocuklarının "sıkı bir din eğitimine" tabi tutulduğunu ortaya çıkarıyor: Kızları yalnızca dini kitaplar okumaya başlıyor, kapanmak istiyor. Babasına "baba sen niye namaz kılmıyorsun?" diye sormakla kalmıyor, annesine de "kapanmalısın, yoksa cehennemde yanarsın" demeye başlıyor... Bu hızlı değişimin de devlete ait bir lisede verilen "eğitimle" gerçekleştiğinin ortaya çıkması ise uzun sürmüyor. Okulda çocuklarının eski din öğretmeninin etkisinde kalarak, öğrenim gördüğü lisenin bodrum katında mescide dönüştürülen bir odada arkadaşlarıyla toplu olarak namaz kıldığını ortaya çıkarıyor ve bunu cep kamerasıyla görüntülüyor... Konu basına yansıyınca laik bir sistemle idare edildiği iddia edilen devletin İl Eğitim Müdürü Eğitim Bakanlığı da siyasal İslamın eline geçtiği için rahat ve çok pişkin: "Ne var yani, bir odaya toplu olarak gitmişler ve ibadet yapmışlar. Bu ülkede din ve vicdan özgürlüğü var" diyor. Her alanı hızla ele geçiren siyasal ... Devamı

02 06 2007

Abdüllatif Şener, Bazen Terk Ederek Hizmet Edilir / 2 Haziran 20

Bazen terk ederek hizmet edilir Türkiye Büyük Millet Meclisi 22. Dönem Milletvekili ABDÜLLATİF ŞENER SİVAS YILDIZELİ - 1954, Bedirhan, Ayferat - Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi, Gazi Üniversitesi Doktora - Fransızca - Maliye Doçent Dr., Öğretim Üyesi - Gazi Üniversitesi Bolu İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı, Hacettepe Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi - AK Parti Kurucu Üyesi - XIX, XX, XXI inci Dönem Sivas Milletvekili - Maliye Eski Bakanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı - Evli, 4 Çocuk. İmzası Bulunan Kanun Teklifleri Sahibi Olduğu Soru Önergeleri                                           Hürriyet, 2 Haziran 2007 Ahmet HAKAN  Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, 22 Temmuz’da aday olmayacağını açıkladı. "Neden olmuyorsunuz" sorumu ise şöyle yanıtladı: "Doğruya ulaşmanın, insanlığa ulaşmanın yolu her zaman elde etmekten geçmez. Elde ettiklerini çoğaltmaktan da geçmez. Aksine elde ettiklerini terk etmekten geçer."BAŞBAKAN Yardımcısı Abdüllatif Şener ile konuşuyoruz. İlk sorum şu oldu:"Sahiden aday olmayacak mısınız?"Yanıt verdi: "Evet, olmayacağım."Sonra bir kez daha vurgulu şekilde tekrar etti:"22 Temmuz’da yapılacak seçimde aday olmayacağım."Bu vurgulu açıklamanın ardından aklıma gelen soruları sordum.Ancak Şener, temkinliydi.Kararının kısır çekişmelere kurban gitmesinden endişe ediyordu.Bu nedenle önce, "Ben dört yıldır ne yapıyorum?" başlıklı 4 maddelik bir "ilkeler dizisi" ortaya koydu:"Toplumun tüm kesimlerini kucaklama, kurumlar arası uyum, cumhuriyetin değerlerini ortak değerler kabul etme ve dürüstlük..."Yine sordum:"Peki ne oldu? Bu ilkeleri hayata geçirmenizin önünde ne engel vardı? Neden aday olmuyorsunuz?"Şener’in yanıtı ş... Devamı

01 06 2007

Derdimiz Nedir?

Derdimiz Nedir?Ülkemiz olağanüstü günler yaşıyor; siyasal yaşamdaki karmaşa ya da kargaşa toplumda her türlü tedirginliği besliyor. Türkiye, başkentinde bile "dış kaynaklı terörü" yaşarken AKP iktidarının "rejim sorunu" nu seçim sürecinde alelacele gündeme getirmesi ne anlam taşıyor? * Rejim sorunu deyince ilk akla gelen, demokrasinin 'olmazsa olmaz' koşulu laiklik oluyor; siyasal iktidar bu alanda 'takıyyeci' lakabını üstlenmiştir, dincilik şaibesini sırtında taşıyor. Ancak bu şaibeyi koyulaştıran somut adımlarından birini giderayak atmış, anayasayı altüst edecek başkanlık rejimine dönük girişimini seçimlere giden ülkenin gündemine sokmuştur. AKP iktidarının amacı nedir? * Bilindiği gibi Avrupa'da demokrasi genelde parlamenter rejimlerle özdeşleşmiştir. Fransa'daki 'yarı başkanlık' düzeni de parlamentarizmi dışlamıyor. Kuzey ve Güney Amerika'da ise başkanlık rejimleri geçerlidir. Başkan bu rejimde hem devletin, hem hükümetin başıdır. Halk tarafından seçilir. AKP'nin bu kapsamdaki amacı ne olursa olsun, devletin temel düzeninde yapılacak büyük bir değişikliği, kim vurduya getirmek ister gibi erken seçim telaşının içine katmak, Türkiye'de yaşanan olağanüstü karmaşa ve kargaşaya bir gaile daha eklemek demektir. * AKP iktidarının baştaki üçlüsü diye anılan Erdoğan-Arınç-Gül ekibinin kafalarında kimi kavramların aydınlık ya da net olmadığı görülüyor. Siyasal bilimlerde 'hâkimiyet' , yeni Türkçesiyle 'egemenlik' ile 'siyasal iktidar' kavramları birbirinden ayrılır. Egemenlik, demokratik anlamda ulusundur. Bu bizim Cumhuriyet tarihimizde 'Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir' özdeyişiyle benimsenmiştir. İktidara geçerek hükümet kuranlar, siyasal iktidarı ancak kullanırlar; onun sahibi değil, zilyedidirler. Egemenlikle siyasal iktidar arasında eşitlik yoktur, üst-ast ilişkisi vardır. AKP yöneticileri ise kendilerini bir yanılgıya kaptırmış görünüyorlar; iktidara geçtikleri için ulusa ... Devamı

01 06 2007

Orhan Kemal Anıldı

01/06/2007 Orhan Kemal anılıyor Ölümünün 37’inci yıldönümünde usta yazar Orhan Kemal yakınları, dostları ve edebiyatçılar tarafından anılıyor. Ölümünün 37’inci yıldönümünde usta yazar Orhan Kemal yakınları, dostları ve edebiyatçılar tarafından anılıyor. Orhan Kemal kütüphanesinde bugün yapılacak etkinlikte, yazarın anısına düzenlenen roman yarışmasının ödülü de verilecek. Orhan Kemal Kültür Merkezi, gerçekçi edebiyatımızın büyük ustası Orhan Kemal’i anma ve Orhan Kemal Roman Armağanı ödül töreni düzenliyor. Bugün 10.30’da başlayacak anma toplantısında Metin Balay şiir ve öyküler okuyacak, Melek Akıllı hoşgeldiniz konuşması yapacak. Orhan Kemal’ın oğlu Işık Öğütçü’nün “Ölümünün 37. Yılında Orhan Kemal” başlıklı sunumunun ardından, çeşitli yazarlar usta hakkında konuşmalar yapacak. Sennur Sezer “Orhan Kemal Romanında Cemile Karakteri”, İnci Aral “Edebiyatımızda Orhan Kemal”, Prof. Dr. Türkel Minibaş “Orhan Kemal Romanında Değişim”, Öner Cıravoğlu “Romanımızda Hıfzı Topuz”, Doğan Hızlan “Türk Edebiyatında Orhan Kemal-Hıfzı Topuz” başlıkları altında konuşacak. Konuşmaların ardından yapılacak ödül törenine, Hıfzı Topuz’a Orhan Kemal Roman Armağanı verilecek. Topuz, ödülü Sabahattin Ali’nin yaşamını anlattığı “Başın Öne Eğilmesin” adlı romanıyla kazanmıştı. Tören, İstanbul Beyazıt’ta bulunan Orhan Kemal Kütüphanesi Konferans Salonu’nda izlenebilir. (KÜLTÜR SERVİSİ) Bilgi için telefon: (212) 518 10 47   Orhan Kemal Anıldı Toplumcu gerçekçi yazının en önemli isimlerinden biri olan Orhan Kemal ölümünün 37. yılında anıldı. Adına verilen roman armağını bu sene, Sabahattin Ali'yi anlatan romanıyla Hıfzı Topuz'un oldu. Etkinlikte Kemal'in edebiyatı konuşuldu. BİA Haber Merkezi 01/06/2007     BİA (İstanbul) - Orhan Kemal Kültür Merkezi, adını aldığı yazarı 37. ölüm yıldönümünde anmak ü... Devamı