01 06 2007

A. Ömer Türkeş'in Radikal Kitap'taki 2007 Yazıları

1- İstanbul'un 'kara'sı zifir karası (25/05/2007)Fabio de Propris, 1997-2000 yılları arasında İstanbul'da yaşamış bir İtalyan. İstanbul'da geçirdiği zamanın üzerindeki etkisini ilk romanı Kara İstanbul'a dolaysızca yansıtmış.2- Gerçek acımasızdır (18/05/2007)İlk kitabı 1960 yılında yayımlanan Leyla Erbil, aradan geçen neredeyse elli yıl süresince az sayıda ürün vermesine rağmen, pek çok eleştirmen ve okuyucu için edebiyatımızın en önemli yazarlarından birisidir.3- Vahşi kentler, yırtıcı hayatlar (11/05/2007)Yirminci yüzyıl Amerikan edebiyatının London, Hemigway, Fitzgerald, Faulkner, Steinbeck, Caldwell, hatta Passos gibi klasikleri Türkçeye defalarca çevrildiler.4- Cinayet sanatı! (04/05/2007)Thomas De Quincey'in polisiye edebiyatın kült kitaplarından Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Cinayet adlı denemesi uzun bir aradan sonra yeniden yayımlandı.5- Yazmak ve yeniden yazmak (27/04/2007)Fotoğraf sanatçısı, çevirmen, yazar Münir Göle, Uzak Bir Gölge (2000) ve Sarı Zarf'tan (2001) sonra ara verdiği romancılığını Fısıltılar'la sürdürüyor.6- Kıyıda ve kenarda (13/04/2007)Doğan Yarıcı'nın ilk romanı Kıyıda, köyünden kaçıp İstanbul'a sığınan bir gencin yeni bir hayat arayışını anlatıyor. Aslında 'arayış' da 'anlatıyor' da lafın gelişi.7- Klasik de var ilk kitap da (30/03/2007)2007 yerli polisiyeler açısından sönük geçiyor. Yılın ilk üç ayında bu türe dahil edebileceğimiz sadece yedi roman yayımlandı. Neyse ki çeviri dünyası izlemeye güç ve zaman yettirmeyecek kadar hareketli. İçlerinden üç tanesini seçtim. Bir de yerli polisiye var...8- Yıldızların aşkı (23/03/2007)Edebiyatla ilgisi 1950'li yıllarda başlasa da, ilk romanını yazmak için neredeyse yarım asır beklemişti Yiğit Okur. Hulki Bey ve Arkadaşları (2000) yayımlandığında 65 yaşındaydı.9- En zoru Çingene olmak (16/03/2007)"Bu bir Çingene'nin öyküsü; ömrü boyunca kendi kimliğinden göçmeye çalışmış bir Çingene'nin..." cümlesiyle başlayan Ağlayan Dağ ... Devamı

01 06 2007

BÜYÜKANIT'TAN ERDOĞAN'A SINIR ÖTESİ YANITI:

BÜYÜKANIT'TAN ERDOĞAN'A SINIR ÖTESİ YANITI: Yazılı talimat şart Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, 'Operasyon için siyasi otoritenin askere direktif verip hedefleri belirlemesi gerekir. PKK ile mi boğuşacağız, Barzani ile de bir şeyler yapacak mıyız? Yazılı talimat verilmesi lazım' dedi Barkın Şık Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, sınır ötesi operasyon konusunda yaşanan tartışmalara noktayı koydu. Siyasi otoritenin, askere direktif verip hedefleri belirlemesi gerektiğini vurgulayan Büyükanıt, "İçeri girip sadece PKK ile mi boğuşacağız yoksa Barzani ile de bir şeyler yapacak mıyız? Bir de ortada ABD var. Bunu bilemeyiz. Bana yazılı talimat verilmesi lazım" dedi.Büyükanıt, dün Harp Akademileri Komutanlığı'nda yapılan "Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler" sempozyumunda soruları yanıtladı. Büyükanıt, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Askerden bir talep gelirse gereği yapılır" yönündeki sözlerinin anımsatılması üzerine şunları söyledi: 'Askere direktif verilir' "Her askeri harekâtın politik hedefleri vardır. Amacı önemlidir ve bu amaç politik amaçtır. Politik amaca askeri vasıtalarla ulaşılır. Askere politik direktif verilir. Asker oturur, o hedefin nasıl elde edileceğini, ne kadar kuvvetle elde edeceğini hesaplar ve ondan sonra siyasi kademeye giderek, 'Ben bunu böyle düşünüyorum' der. Sonra karar alınır. Planlama usulü budur. Şimdi ihtiyaç belirtiyorum ama yazılı bir talep neden? Ne yapacağım ben? Askerden ne bekleniyor?" 'Barzani ile bir şeyler' Büyükanıt, "Hükümetin askerden ne beklediğini bilmiyorsunuz o zaman" sorusuna şu yanıtı verdi: "Bunu saptayacak olan politik makamlardır, siyasettir. Mesela içeri girip sadece PKK ile mi boğuşacağız yoksa Barzani ile de bir şeyler yapacak mıyız? Bir de ABD var ortada. Bunu bilemeyiz ki... Bunu belirleyecek olan politikadır. Buna siyasi otorite karar verir. Bundan sonra da yasal prosedürler buna uygun olarak yerine getirilir. Bana yazılı... Devamı

01 06 2007

37. Ölüm Yıldönümünde Orhan Kemal Anılıyor

Evrensel; 01/06/2007 Orhan Kemal anılıyor Ölümünün 37’inci yıldönümünde usta yazar Orhan Kemal yakınları, dostları ve edebiyatçılar tarafından anılıyor. Ölümünün 37’inci yıldönümünde usta yazar Orhan Kemal yakınları, dostları ve edebiyatçılar tarafından anılıyor. Orhan Kemal kütüphanesinde bugün yapılacak etkinlikte, yazarın anısına düzenlenen roman yarışmasının ödülü de verilecek. Orhan Kemal Kültür Merkezi, gerçekçi edebiyatımızın büyük ustası Orhan Kemal’i anma ve Orhan Kemal Roman Armağanı ödül töreni düzenliyor. Bugün 10.30’da başlayacak anma toplantısında Metin Balay şiir ve öyküler okuyacak, Melek Akıllı hoşgeldiniz konuşması yapacak. Orhan Kemal’ın oğlu Işık Öğütçü’nün “Ölümünün 37. Yılında Orhan Kemal” başlıklı sunumunun ardından, çeşitli yazarlar usta hakkında konuşmalar yapacak. Sennur Sezer “Orhan Kemal Romanında Cemile Karakteri”, İnci Aral “Edebiyatımızda Orhan Kemal”, Prof. Dr. Türkel Minibaş “Orhan Kemal Romanında Değişim”, Öner Cıravoğlu “Romanımızda Hıfzı Topuz”, Doğan Hızlan “Türk Edebiyatında Orhan Kemal-Hıfzı Topuz” başlıkları altında konuşacak. Konuşmaların ardından yapılacak ödül törenine, Hıfzı Topuz’a Orhan Kemal Roman Armağanı verilecek. Topuz, ödülü Sabahattin Ali’nin yaşamını anlattığı “Başın Öne Eğilmesin” adlı romanıyla kazanmıştı. Tören, İstanbul Beyazıt’ta bulunan Orhan Kemal Kütüphanesi Konferans Salonu’nda izlenebilir. (KÜLTÜR SERVİSİ) Bilgi için telefon: (212) 518 10 47 ... Devamı

01 06 2007

Direnen Kadının Öyküsü: Kadın Öyküleri Ödülleri Sahiplerine Veri

Evrensel, 31/05/2007 Kadın öyküleri ödülleri sahiplerine verildi Petrol-İş Kadın Dergisi tarafından düzenlenen ‘Petrol-İş Kadın Öyküleri Yarışması’nın ödülleri sahiplerine verildi. Birincilik Ödülü “Fadime Hanımın Işığı” adlı öykü ile Serap Gökalp’e verildi. Taksim Hill Otel’de düzenlenen törene Petrol-İş Yönetim Kurulu üyeleri, sendika temsilcileri, yazarlar, öğretim üyeleri ve kadın kurumları temsilcileri katıldı. Petrol-İş Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın yaptığı açılış konuşmasında, kadınların yaşam deneyimlerinden imbikle süzülüp gelen her öykünün kendileri için anlamlı ve değerli olduğunu söyledi. Türkiye’de yaşayan insanların büyük bir bölümünü emekçilerin oluşturduğunu ama şiirlerin, hikayelerin, romanların, evrensel insani durumlar ve acılar üzerinden yalnızca belli insanların yaşantılarını anlattığını dile getiren Öztaşkın şöyle konuştu: “Toplum içinde görünmeyenler, sanat ve edebiyat içinde de görünmezliklerini sürdürüyorlar. Petrol-İş Sendikası olarak bu görünmezlikten en fazla nasibini alan çalışan kadınların, anlatılmaya değer hikayeleri olduğunu düşünüyoruz. Gerçekliğin bu bölümü üzerindeki örtüyü kaldırmak, onların öykülerinin gün yüzüne çıkmasını sağlamak istedik.” Öztaşkın konuşmasını, yarışmaya öykülerini gönderen kadınlara ve jüri üyeleri Sennur Sezer, Berat Günçıkan, Jaklin Çelik, Handan Koç, Latife Tekin, Saliha Paker ve Yaşar Seyman’a teşekkür ederek bitirdi. Öztaşkın’ın konuşmasının ardından öykü yarışmasının jüri üyelerinden Jaklin Çelik, yarışmada dereceye giren öykülerden pasajlar okudu. Daha sonra ise ödül kazananlara ödülleri verildi. Birincilik Ödülü “Fadime Hanımın Işığı” adlı öyküyle Serap Gökalp’a, İkincilik Ödülü “Variyola”adlı öyküyle Kadriye Bakşi’ye, Üçüncülük Ödülü ise “Kendi Tabutunu Taşıyanlar” adlı öykü ile Hamide Gönen’e verildi. Yarışmada, “Melamin Tabaklar” adlı öyküsü ile Nazmiye Demiro... Devamı

31 05 2007

Koltuk mu Değiştirdi? / Yiğit Bulut

Koltuk mu değiştirdi? Yiğit Bulut Radikal, 31/05/2007 Başlığa sığmadığı için cümleyi yeniden yazacağım; birkaç ay önce yaptığımız TV programında aşağıdaki mesajları veren Baykal'a ne oldu da 'birden piyasa ekonomisi devam edecek, her şey aynı kalacak' mesajları vermeye başladı? Acaba ucu görünen veya göründüğü iddia edilen koltuk mu Baykal'ı bu kadar değiştirdi? Sevgili dostlar, 2006'nın 10. ayından itibaren Deniz Baykal ile iki TV programı yaptık ve kendisi sizlerle yazılı olarak da paylaştığım aşağıdaki mesajları bu programlar sırasında net olarak verdi. Bu noktada detayları sizlere aktarmak ve sonrasında bir soru ile analizini sizlere bırakmak istiyorum. İşte o gün kaleme aldığım mesajlar; - Baykal, terör konusunda son derece hassas ve herhangi bir açılım yapılması için terör örgütünün yok edilene kadar mücadelenin devam etmesinin gerektiğini düşünüyor. Siyasi açılım ve özellikle AB-ABD kaynaklı 'politik' zemine çekme çalışmalarının terör örgütünü siyasallaştırma çabaları olduğunu ve bu sürecin Türkiye'yi 'iki milletli' bir federal yapıya kadar zorlayabileceğini öngörüyor. Bu noktada çok önemli bir kaygısı var; böyle bir hava yaratılması bir kesimi aşırı ümitlendirip, içeride de sert bir milliyetçi tepki doğuracağı için; Türkiye'yi 'Yugoslavyalaşma' sürecine itebilir... - AB ve ABD'nin isteklerinin hükümetin sağlam bir duruş gösterememesi sonucu 'aşırı' noktalara kaydığını ve Cumhuriyet tarihinde ilk defa gözümüzün önünde 'varlığımızın tartışılır bir hal' aldığını vurguluyor. - CHP'nin stratejisini ve ana politikasını 'ulusal bilincin' yeniden inşa edilmesi ve ayağa kaldırılması olarak tanımlıyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran tezin altı parçasından birinin de 'ulusalcılık' olduğunun net olarak altını çiziyor ve etnik kökeni ne olursa olsun, bu topraklara sahip çıkma, burada bağımsız ve insan gibi yaşama niyetinde olan herkesin; doğru tanımlanmış bir 'ulusalcı... Devamı

31 05 2007

Sol hâlâ 'göz oymakla' meşgul

Sol hâlâ 'göz oymakla' meşgul Yavuz DONAT, Sabah, Sol hâlâ 'göz oymakla' meşgul ( 20 Mayıs 2007 Pazar )   Temel ile İdris idama mahkûm olmuşlar. Son arzuları sorulmuş. Temel demiş ki "anamı görmek istiyorum." İdris'in son arzusuna gelince: Temel anasını görmesin. "Hikâye" Türk soluna ithaf olunur. CHP ile DSP uzlaştı ya... Bu oluşumun dışındaki kimileri şimdi "solda yeni moda" başlattılar: "Bağımsız ortak aday çıkaralım." Masa başında "böyle projeler" üretmek kolay. Ama bağımsız olarak sandıktan çıkabilmek öyle her babayiğidin harcı değil. Rahmetli Ali Rıza Septioğlu bir keresinde partisine kızmış "Elazığ'dan bağımsız aday olmuştu." Kazandı.Zira "şeyhlik, şıhlık" vardı, "tüm Palu arkasındaydı." 2002'de Mustafa Zeydan Hakkâri'den bağımsız geldi. Arkasında "koca aşiret" vardı.Safter Gaydalı Bitlis'ten bağımsız geldi. "Dedesi şeyh... Dedesinin dedesi şeyh." Kolay mı bağımsız olarak seçim kazanmak.Bunu en iyi Mehmet Ağar bilir. Ağar gibi "yıllarca çalışan" veya Mesut Yılmaz gibi "yıllarca Başbakanlık yapan" biri, engelleri aşıp, bağımsız olarak seçilebilir. Ki bunlar istisnadır. Tabii bir de "etnik rüzgâr" var. Demokratik Toplum Partisi'nin arkasında duracağı "bağımsız adaylar", bazı illerde sandıktan rahatça çıkabilirler. Bunu "sağır sultan bile" biliyor. Ama Deniz beye küsen, ötekine darılan gidecek ve "bağımsız sol ortak aday" olacak. Ve sonuç alacak.Duyun ama inanmayın. "Hikâyenin" patent hakkı, sol siyasetin bilinen isimlerinden, eski bakan Mehmet Moğultay'a ait. Padişah Ali ile Osman'ı barıştırmaya karar vermiş.Önce Osman'ı çağırmış: - Ali ile barış... Sana 2 kese altın vereceğim, Ali'ye 1... Sana 2 tarla vereceğim, Ali'ye 1... Sana 2 ev, Ali'ye 1... Yeter ki barış. Osman "padişahım" demiş: - Barışırım ama, 1 şartım var. - Nedir? - Ali'nin 1 gözünü kör et. - Ederim ama senin de 2 gözünü birden kör ederim. - Olur padişahım... Yeter ki Ali'nin 1 gözü çıksın..... Devamı

31 05 2007

TAYYİP BEY’İN YANINDAKİ SOLCULAR...

TAYYİP BEY’İN YANINDAKİ SOLCULAR... Sevgili Nur Suna Memecan Tayyip Bey’in hemen solunda yanıbaşında durmuş...Sağ yanıbaşında da Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan Ayşenur Bahçekapılı var Tayyip Bey’in...Solcu ve çağdaş bilinen iki kadının yanlarında CHP’nin 35 yıllık tüfeği Ertuğrul Günay, Ecevit’in prensi sevgili Haluk Özdalga, eski CHP’liler, eski DYP’liler var...Tayyip Bey’in soldan ve sağdan, çağdaş kadın ve erkek imajları etrafına topladığı için mutlu ve umutlu olduğu anlaşılıyor...Maalesef ona ve çok sevdiğim iki dostumun da aralarında bulunduğu yanındakilere kötü bir haberim var...Çok geç kaldılar AKP’yi her eğilimin barınabildiği meşru bir merkez partisi olarak gösterebilmek için...Tayyip Bey’e ve yanındakilere kesinlikle söyleyebilirim ki, “Bu resimleri, bu kitleler bu saatten sonra onların istediği gibi okumaz... Verilmek istenen mesaj bu noktadan sonra bu beyinlere kaydedilemez... Tayyip Bey, bir zamanların Turgut Özal’ı muamelesini artık görmez...” Tayyip Bey ve arkadaşları, kitle algılamalarında AKP’nin meşruiyet zaafiyeti taşıdığının farkına vardı ve alelacele soldan, sağdan çağdaş kadın, erkek profilleriyle makyaja yöneldi... Oysa bilmeliler ki, Tayyip Bey, Cumhurbaşkanı adayı olarak Abdullah Bey’i gösterdiği gün, grubu tarafından alkışlandığı sırada, AKP imajında kitle algılamalarına göre meşruiyet zaafı başladı...Cumhuriyet ve Bayrak mitingleri, Genelkurmay bildirisi, üniversite hocalarının çıkışları, Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın Tayyip Bey’e suç duyurusunda bulunacağını söylemesiyle iktidadarın psikolojik tahribatı artmaktadır... ***İnsanların kafasında ve algılamasında AKP hızla merkezden ve meşru zeminden, marjinalliğe ve uçlara kayıyor... Verilen resimler nafiledir ve algılama artık böyledir...AKP ilk iktidara yürürken bu resimler verilmeliydi ki, “Bak bu tanıdık da oradan giriyor... Demek herkesin partisi olacaklar...̶... Devamı

30 05 2007

27 MAYIS 1960: İKİNCİ CUMHURİYETİN KÜLTÜ...

27 MAYIS 1960: İKİNCİ CUMHURİYETİN KÜLTÜ...    Süngünün anımsattıkları FEZA KURKÇÜOĞLU fezakurkcuoglu@birgun.net Bugün 27 Mayıs... 47 yıl önce Demokrat Parti iktidarına karşı askerlerin yönetime el koydukları gün... 27 Mayıs 1960, bazılarına göre; Ak Devrim', 'İkinci Cumhuriyet', 'İhtilal'... Bazılarına göre de 'Darbe', 'Cunta'... O günü nasıl adlandırırsanız, adlandırın bir gerçeklik var ki değişmiyor: Belki de bir darbeyi bayram olarak kutlayan tek ülke olduğumuz... Bu yazıda, 27 Mayıs i960 ile başlayan süreç demokrasiye geçene kadar ve elbette daha sonra da yakın tarihimizin mutlaka incelenmesi gereken yıllarına damgasını vuran 27 Mayıs nesnelerinden, bir kültten söz edeceğiz. 27 Mayıs'tan hemen sonra başlayan 'kutlama gösterileri' uzun süre devam edecekti. 'Diktatörler' olarak adlandırılan Demokrat Parti yöneticileri tutuklanmış ve Yassıada'da yargılanmaktaydı. Ülkenin dört bir yanında özellikle gençlerin, Menderes iktidarına karşı düzenlediği mitingler yapılmakta, baskı döneminin adeta 'intikamı' alınmaya çalışılıyordu. İşte o mitinglerden biri... Ankara'da 21 Haziran 1960'da düzenlenen miting gençliğin sevinicini yansıtan 'yaratıcı' dövizlerle süslenmişti: 'Son 10 Yılın Filmleri', 'Hürriyet Zaferi - Başrolde: Türk Halkı', Hürriyet Film, 'Kalpazanın Sonu - Başrolde: Hassan Tatari, Darp Film', Tokyo Canavarı -Başrolde: Fil Hamdi, Barbara Film', 'Ben Bir Katildim - Başrolde: Berbat, Mason Film'... Sadece mitingler değildi elbette renkli olan... O yıl çok sayıda 27 Mayıs üzerine Türkçe ve çeşitli yabancı dillerde çok sayıda kitap, broşür, plak, pul, fotoğraf albümü yayınlandı. Hisse senedinden sigaraya kadar birçok '27 Mayıs' nesnesi üretildi... Marşlar, türküler... peş peşe geldi. 'Halk aşığı' Şemsi Yastıman'ın geliri hazineye bırakılan 'Halk Dilinden 27 Mayıs Destanı' kitapçığı b... Devamı

30 05 2007

Aile Hekimliği

10/05/2007 Aile Hekimliği 1 Hazırlayan: Ozan SürücüAile Hekimliği ne getirip ne götürüyor? Sağlıkta Dönüşüm Projesi’nin GSS ile birlikte önemli ayaklarından birini oluşturan Aile Hekimliği uygulaması, Düzce’de 1,5 yaşına girdi. Büyük tartışmalara yol açan projeye Düzce’nin ardından, 10 il daha eklendi ve hazırlıklar tüm hızı ile sürüyor. Son eklenen 11 il ile birlikte aile hekimliği uygulamasının 22 ilde toplam 16 milyon nüfusa ulaştırılması hedefleniyor. Sağlık Bakanlığı yetkilileri Aile Hekimliği sisteminin uygulanmaya başlaması ile birlikte her şeyin çok güzel olacağını, hastane kapılarındaki kuyrukların biteceğini, halkın daha iyi hizmet alacağını ve birinci basamak sağlık hizmetinin tamamen ücretsiz olacağını iddia ederken, Türk Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütleri ve sendikalar ise bunun tam tersinin olacağını söylüyor. Sistemde şimdiye kadar pilot il ilan edilen ve hazırlıklarına başlanan kentlerin içerisinde en çok dikkat çekeni İzmir. Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan İzmir 3,5 milyonluk nüfusu ile şimdiye kadar pilot il seçilen en kalabalık kent. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü ise hummalı bir çalışma içerisinde. Hazırlıklar kapsamında Aile Sağlığı Merkezi’ne dönüştürülecek 93 sağlık ocağı tadilattan geçirildi, binlerce afiş ve broşür dağıtıldı. ‘Aile fotoğrafınızda hekiminize de yer açın’ ve ‘İzmir Aile hekimliğine kavuşuyor’ sloganları ile yola çıkan İl Sağlık Müdürlüğü uygulama ile ilgili hayli iddialı. Sistem uygulamaya geçmeden sağlık müdürlüğünün ilk icraatı 47 olan aile sağlığı merkezlerinin sayısını 36’ya düşürmek oldu. Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Üyesi ve Pratisyen Hekimlik Derneği Genel Sekreteri Erkan Kapaklı; “DB ve IMF’nin programını hiç kimse bize ‘Ben birinci basamakta hizmet örgütlüyorum’ diye yutturmaya çalışmasın’ diyerek yetkililerin açıklamalarına tepki gösterirken, aile hekimliğiyle ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı: Aile Hek... Devamı

28 05 2007

Tanju Tosun: CHP-DSP-GP Birliği Tek Başına İktidar Olur / Neşe D

CHP-DSP-GP birliği tek başına iktidar olur FOTOĞRAF: EMRE BİNİCİ Gündoğdu mitingi sonrasındaki ilk İzmir araştırması, AKP'ye karşı tek başına iktidar seçeneğinin CHP-DSP-Genç Parti ittifakı olduğunu gösteriyor. Oyları yüzde 30'u aşıyor Seçmen ekonomiye bakıyor. 'Rejim, laiklik' demeye yatkın İzmir'de bile seçmen ilk sırada işsizlik diyorsa, Türkiye bu seçimde işsizlik der. İşsizliği çözemeyen AKP'nin oyu düşebilir Şartlar kökten değişmezse, bu seçimde oylar çok kımıldamayacak. Mevcut durum sürecek. Seçmen fazla oy değiştirmeyecek AKP yüzde 30-35'te, CHP-DSP de yüzde 20'lerde kalacak 28/05/2007 (4764 kişi okudu) NEŞE DÜZEL (E-mektup | Arşivi) NEDEN? Tanju Tosun Bugüne dek yapılan bütün araştırmalar, solun, İzmir'de aldığı oyların yarısını Türkiye genelinde aldığını göstermiş. Yani sol İzmir'de yüzde 40 oy alıyorsa, Türkiye genelinde yüzde 20 oy alıyor. Bu istatistiki bilgiden yola çıkılarak, solun durumunu ve Cumhuriyet tarihinin en büyük mitingi olan Gündoğdu mitinginin İzmir'deki ve Türkiye'deki oyları nasıl etkilediğini anlayabilmek için bir kamuoyu araştırması yapıldı. Üniversite öğretim görevlisi bilim adamlarınca yapılan bu araştırma, Gündoğdu mitinginden sonra İzmir'de gerçekleştirilen ilk araştırmaydı. Merkezde ve kırsalda İzmir genelini temsilen 3 bin 50 denekle görüşüldü . Ortaya çıkan oy tablosu ve bazı sosyolojik gerçekler, Türkiye geneli hakkında da önemli ipuçları verdi. Araştırmayı yapan Ege Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Doç. Tanju Tosun, İzmir araştırmasına göre seçmenin nelere baktığını, partiler arasındaki oy kaymalarını, ittifakların oylara etkisini anlattı. Niye seçim araştırması yapmak için İzmir'i seçtiniz? Birkaç nedenle İzmir seçimler açısından çok önemli. Bir, İzmir Türkiye'de sosyal demokrasinin hali pür melali hakkında önemli ipuçları veriyor. Biz de bu araştırmayla merkez solun durumuna baktık. İki, bazı analizciler, İzmir'deki Gündoğdu... Devamı

28 05 2007

60.CANNES FİLM FESTİVALİ BİTTİ

60.CANNES FİLM FESTİVALİ BİTTİ Fatih Akın'a 'En İyi Senaryo' ödülü Yaşamın Kıyısında, Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın'a 'En İyi Senaryo' ödülünü getirirken, bu yıl Altın Palmiye'yi Romanyalı Mungiu kazandı DIŞ HABERLER SERVİSİ 60. Cannes Film Festivali'nde, Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın'ın, "Yaşamın Kıyısında" isimli filmi 22 film arasından "En İyi Senaryo" ödülünü kazandı. Büyük ödül olan "Altın Palmiye"yi de Romanyalı yönetmen Cristian Mungiu'nin, kürtajın yasak olduğu komünizmin son yıllarında Romanya'da hamile kalan bir kızın endişe dolu hikâyesini anlattığı "4 Months, 3 Weeks and 2 Days" (4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün) adlı filmi aldı. Akın'ın "Yaşamın Kıyısında" adlı filminde başrolleri Nurgül Yeşilçay, Tuncel Kurtiz ve Nursel Köse paylaşıyor. Filmde, Almanya ve Türkiye'de farklı kültürlerden gelen kişilerin ilişkileri anlatılıyor. 60. Cannes Film Festivali'nin jüri başkanlığını İngiliz yönetmen Stephen Frears yapıyordu. Jüride, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü'nün sahibi, yazar Orhan Pamuk da yer aldı. Festivalde, Amerikalı aktris Jane Fonda'ya ise 1946'dan bu yana sadece 3 kez verilen "Altın Palmiye Ömür Boyu Başarı Ödülü" verildi. İşte ödüller Altın Palmiye: Cristian Mungiu, "4 Ay, 3 Hafta ve 2 Gün" (Romanya) Grand Prix: Naomi Kawase, "The Mourning Forest" (Japonya) Jüri Özel Ödülü: Marjane Satrapi (İran)-Vincent Paronnaud (Fransa), "Persepolis" ve Carlos Reygadas, "Silent Light" (Sessiz Işık)(Meksika) 60'ıncı Yıl Özel Ödülü: Yönetmen Gus Van Sant (ABD) En İyi Kadın Oyuncu: Jeon Do-yeon (Güney Kore), "Secret Sunshine" En İyi Erkek Oyuncu: Konstantin Lavronenko (Rusya), "The Banishment" En İyi Yönetmen: Julian Schnabel (ABD), "The Diving Bell and Butterfly" filmi ile En İyi Senaryo: Fatih Akın, "Yaşamın Kıyısında" (Türkiye) En İyi Kısa Metrajlı Film: Elisa Miller, "Watching It Rain" (Meksika) Altın Kamera Ödülü: Etgar Keret "Meduzot" (İsrail)Analiz... Akın bu öd... Devamı

26 05 2007

Böyle Başbakan Bulamazsınız...

hürriyet, 26 Mayıs 2007 Bekir COŞKUN  bcoskun@hurriyet.com.tr Böyle Başbakan bulamazsınız...BEN hiç böyle Başbakan görmedim. Küsüyor...Bu sefer de Cumhurbaşkanı’nı önce eleştirdi, sonra görüşmeye gitmedi ve biz adamlarına sorduk:"Ne oldu?...""Küstü..."Daha önce de Genelkurmay’a, YÖK’e, Yargı’ya, Merkez Bankası’na, yağmur yağmadığı için Meteoroloji Genel Müdürlüğü’ne ve bir ara Ertuğrul Özkök’e küsmüştü.Küsünce surat asıp öyle oturuyor.Ben de çok küstüğüm için bilirim; dün İzmir’de tatbikatı izliyor gibiydi ama aslında izlemiyordu. İçinden "Bu bana yapılmaz... Bir yap iki yap, olmaz ama..." dediğinden eminim.Biliyorsunuzdur; İzmir’e de küstür.Bir tek ABD’ye küsmüyor.PKK’ya göz yumsa da, Kerkük’ü Kürt kenti yapsalar da, askerimizin başına çuval geçirseler de küsmüyor, küsemiyor.İnsan traktöre küser mi?..Bu küsmüştü.AOÇ’de kullanmaya kalktığı traktör ileri yerine geri gidince buna son derece içerlemiş, traktöre surat asmıştı. O günden bu yana ne zaman bir traktör görse yüzü asılır ve başka yere bakar diyorlar. Traktör tamam da, altı şehit verildiği gün bir Başbakan, nasıl olur da devletin yapması gerekenleri görüşeceği Cumhurbaşkanı’na küsüp Çankaya’ya çıkmaz?Ayrıca çıkmaması da belki iyi olmuştur.Diyelim ki çıktı... Ama konuşmuyor.Tabii ki Cumhurbaşkanı da konuşmuyor.*Ben hiç böyle Başbakan görmedim.Devletin tüm parçalarıyla (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, YÖK, Genelkurmay Başkanlığı, muhalefet, aydınlar, sivil toplum örgütleri, Milli Güvenlik Kurulu, Askeri Şûra, Cumhurbaşkanı, vs...) küs ve kavgalı bir Başbakan’ın, özellikle ulusal dayanışma gerektiren terörle mücadele edebileceğini nasıl düşünebilirsiniz?Düşünemezsiniz...O zaman...O zaman onu beş yıl daha bu güzel ülkenin başına "Başbakan" yapmalısınız(!)Hadi göreyim sizi... Yazarlar / Arşiv Lütfen seçiniz... Abdülkadir Küşin Adnan KAYA Ahmet ALTAN Ahmet HAKAN Ahm... Devamı

26 05 2007

DENİZLİ'DE CUMHURİYET MİTİNGİ

DENİZLİ'DE CUMHURİYET MİTİNGİ Mitinge Marmara, Ege ve Akdeniz'den yoğun katılım var.26.05.2007 18:15 Denizli'de Atatürkçü Düşünce Derneği öncülüğünde 29 sivil toplum kuruluşu, siyasi parti ve kuruluşun katılımıyla düzenlenen Demokrasi Şöleni'nde yaklaşık 20 bin kişi Türk bayraklarıyla Cumhuriyet'e sahip çıktı. Sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, 1500 polisin görev yaptığı mitinge katılanlar, iktidarı eleştiren sloganlar atıp, Türkiye'nin Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'e ve ilkelerine sahip çıkacaklarını haykırdı.Mitinge Eğitim İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli, CHP Denizli Milletvekilleri Mustafa Gazalcı ve Mehmet Neşşar, sanatçı Pınar Sağ, Pamukkale Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Fazıl Ardıç da katıldı. Denizli'nin yanı sıra Uşak, Aydın, Isparta, Burdur ve Afyon'dan da sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katıldığı şölen saat 11.00'de Ulus Caddesi'nde toplanılmasıyla başladı. Ulus Caddesi'nden Demokrasi Meydanı'na Türk bayraklarıyla, Atatürk posterleriyle yürüyen gruba, Pamukkale Üniversitesi'nden Rektör Prof.Dr. Fazıl Necdet Ardıç, öğretim üyeleri ve yaklaşık 3 bin kişilik öğrenci grubuyla katıldı. ‘Türkiye laiktir laik kalacak’, ‘Tayyip saysana, kaç kişiyiz baksana’, ‘Atam izindeyiz’, ‘Ne Şeriat ne darbe, tam bağımsız Türkiye’, ‘Devrimlerinin bekçisiyiz’ sloganları ve pankartlarıyla atarak ve 10 Yıl Marşı'nı söyleyerek alana gelen grup coşkuyla karşılandı.İŞTE DENİZLİ'DEKİ MİTİNG COŞKUSUDenizli polisi şölen nedeniyle geniş güvenlik önlemleri aldı. Denizli'den 1250 polis şölen nedeniyle görev yaparken, 250 polis de takviye olarak Aydın, Uşak, Muğla ve Balıkesir'den geldi. Ulus Caddesi, İncilipınar Caddesi, Demokrasi Meydanı, Bursa Caddesi, Almelo Caddesi, Doğan Demircioğlu Caddesi, Eski Kınıklı Yolu sabahın erken saatlerinden itibaren trafiğe kapatıldı. Ankara Ulus'ta patlayan bomba nedeniyle güvenlik önle... Devamı

26 05 2007

CHP- DSP EL ELE

CHP- DSP EL ELE DSP ile 22 Temmuz’da yapılacak genel seçimlerde ittifak kararı alan CHP, seçim kampanyasını Mersin’de başlattı.26.05.2007 17:57 Özel bir uçakla geldikleri Adana’dan aynı otobüsle Mersin’e geçen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile DSP Genel Başkanı Zeki Sezer, on binlerce insanın akın ettiği mitingde el ele tutuşarak katılımcıları selamlayıp gövde gösterisi yaptı. İlhan Kesici de Baykal’ın yanında platformda yer alıp konuşma boyunca yerini korudu. Türk Bayrakları ve parti flamalarıyla süslenen mitingde Edip Akbayram, Yavuz Bingöl ve Onur Akın konser verdi.Liderler spor gömlekleri ile dikkat çekerken, DSP Genel Başkanı Sezer bir dakikalık konuşmasında “Şu anda burada vatandaş Sezer olarak sizlerle birlikteyim” dedi. Deniz Baykal ise cumhuriyeti tahrip etmek isteyenlere fırsat vermemek üzere meydanlara çıktıkları, tarihin en kritik seçimine gidildiğini söyledi. Mitingden notlar * Renkli görüntülere sahne olan Metropol Miting Alanı’na, ‘Sayın Baykal, Allah’ın emri, peygamberin kavliyle üçüncü sırayı sizden istiyoruz’ pankartı açan çok sayıda çiftçi de davul zurna eşliğinde alana girdi.* Platformun sol tarafına, CHP Mersin İl Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Laik, Demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin güvencesi hoş geldiniz’ yazan Atatürk ile Deniz Baykal’ın portrelerinin yanı sıra Türk Bayrağı ile CHP ambleminin yer aldığı 10 metre uzunluğunda 5 metre enindeki pankart asıldı. Platformun arkasında ise, ‘Görev verdiniz, birleştik, sıra sizde’ yazılı pankart yer aldı. Ayrıca, platformda da, bu noktayı göremeyenler için dev ekrana sinavizyonla yansıtıldı. Çevredeki binalarda ise CHP’den milletvekili aday adayı olanların dev posterlerinin asılması dikkat çekti.* Hava sıcaklığının 38 dereceyi bulduğu Mersin’de mitinge katılanların hemen hemen hepsinin güneşten korunmak için şapka takması ve şemsiye açması da dikkat çekti. Çok sayı... Devamı

25 05 2007

“Mahalle havası diye bir şey var ki AKP’yi bile döve

“Mahalle havası diye bir şey var ki AKP’yi bile döver” Yeni kitabı vesilesiyle buluştuğumuz Prof. Şerif Mardin: “Mahalle baskısı bilinmeyen ve sosyal bilimce ifade edilmesi çok zor bir havadır. Bu havanın AKP’den bağımsız olarak, İslami alt çevrelerde yaşadığına inanıyorum. Dolayısıyla bu havanın gelişmesine müsait şartlar oluşursa o zaman AKP de bu havaya boyun eğmek zorunda kalacaktır.”Profesör Şerif Mardin’in 1959’dan 2005’e kadar yayınlanan 16 makalesi Syracuse Üniversitesi Yayınevi tarafından geçen yaz biraraya getirildi. “Religion, Society and Modernity in Turkey” (Türkiye’de Din, Toplum ve Modernlik) adlı kitap, 80 yaşındaki Prof. Mardin’in yaklaşık 50 yıllık akademik serüveninin iddialı ve heyecan verici bir özeti. Şerif Hoca ile Washington’da kaldığı otelin lobisinde buluştuk...Bazı İslamcılar, İslami hareketlerin ancak içerden anlaşılabileceğini, dışardan, hele Batılıysanız, ne kadar uğraşırsanız uğraşın anlayamayacağınızı söylüyorlar...Burada iki nokta var. İmanlı bir kişinin imanlı olduğu için yapabileceği bazı şeyler var. Derler ya “Bunu anlamak için imanlı olmak lazım” öyle. Bu bakımdan dışardan bakmak zor. Fakat imanlı olan kişinin de düşüncesiyle hesaplaşması çok zor. İmanını masanın üzerine koyup boyutlarını anlayabilmek imanlı biri için çok zor. Çünkü iman inanmaktan gelen bir şey. Evet imanlı bir insanı anlamak zor olabilir, ama İslami hareketi anlamak öyle değil. Çünkü grubun nasıl oluştuğunu sosyal bilimler açısından inceleyebiliriz, bu dışardan da yapılabilir.Bunca yıllık akademik yaşamınızda içinizde bir ukde kaldı mı?A tabii... Mesela Türkiye’de İslam’ın siyasi tabanını araştırdığım zaman cevaplayamadığım çok sayıda soruyla karşılaşıyorum. Siyasal İslam’ın çok oynayabilen bir şey olduğunu düşünüyorum. Birçok insan şunu söylüyor ve ben de tamamen yanlış bulmuyorum: Siyasal İslam, iktidara tam sahip olduğu zaman bayağ... Devamı

24 05 2007

İl İl Seçim 2002 Sonuçları / SONAR

  Seçim çevresine ve ilçelere göre 3 Kasım 2002 Milletvekili Genel Seçimi SonuçlarıMicrosoft Excel dosyası olarak bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız. Türkiye Büyük Millet Meclisi 22.Dönem Milletvekilleri Elektronik Posta Adresleri Listesi   Türkiye Seçim Araştırması Mayıs 2007 Bu çalışmanın amacı, Türkiye genelinde partilerin son oy durumlarını belirlemektir. Araştırma, kantitatif araştırma tekniklerinden "yüz yüze anket yöntemi" kullanılarak uygulanmıştır.Araştırma; İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Afyon, Aksaray, Antalya, Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Isparta, Kars, Kayseri, Malatya, Mersin, Muğla, Samsun, Şanlıurfa, Trabzon, Yozgat, Van ve Zonguldak illerinde yapılmıştır.Toplam anketlerin %33’ü kır özelliği taşıyan ilçe ve beldelerde yapılmıştır. Çalışma, farklı sosyo–ekonomik ve sosyo–demografik gruba mensup kişilerden, yaş, cinsiyet ve ilçe/belde kotalarına göre tesadüfi yöntemle seçilmiş 3,101 kişi ile görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Yapılan bu araştırmada 0,95 güvenlik sınırları içinde, hata payı +/- %1,71’dir. Raporun devamını görmek için aşağıya tıklayınız; * Raporun içeriğini görüntülemek için tıklayın.. ... Devamı

24 05 2007

Çelik: Atatürk Bir Filozof Değil

Çelik: Atatürk bir filozof değil Bakan Çelik'in "Türkiye'de Değişim, Demokrasi ve Aydınlar" kitabı çok tartışılacak.Çelik bu kitabında Atatürk'ün bir filozof olmadığını öne sürdü. İşte ayrıntılar.. 22 Mayıs 2007 Salı 16:15 #news_content a{ color: #0000FF; }           "Atatürk bir asker ve devlet adamı idi. O, ne bir filozof ne de bir müçtehit idi. Onun altı okta topladığı prensiplerin hiçbiri kendi icadı değildi. Kaldı ki, "altı ok" artık onu kendine amblem yapmış partilerin mensuplarınca bile tartışılır olmuştur. Atatürk büstlerinin önünde esas duruşa geçip saygı duruşunda bulunurken, özel defterlere yazdığımız yazılarda neredeyse onun ruhaniyetinden istimdat ederken bizim yaptığımızın adı nedir allah aşkına?" Cumhuriyet mitinglerini, "3-5 slogan ezberleyip meydana çıkıp ulusalcılıktan ve milliyetçilikten söz etmek kesinlikle samimi değil" sözleriyle eleştiren Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik 'in, "Türkiye'de Değişim, Demokrasi ve Aydınlar" adlı kitabı, gerçek zihniyetini ortaya koyuyor. "İngiltere'de Churchillcilik yok, Türkiye'de Atatürkçülük var" diyen Çelik, kitabında askeri darbelerin kaynağının Atatürkçülük olduğunu savunuyor. Çelik, Ufuk Kitapları'ndan çıkan ve ilk baskısı Eylül 2002'de yapılan kitabında, çeşitli yerlerde yayımlanmış makalelerine yer veriyor. Çelik, makalelerinde şu görüşleri dile getiriyor: Amerika'da Washingtoncılık, İngiltere'de Churchillcilik, Fransa'da De Gaullecülük, Hindistan'da Gandicilik ve Pakistan'da Cinnahcılık diye bir şey yoktur, ancak Türkiye'de üstelik resmi ideoloji haline getirilmiş Atatürkçülük diye bir şey vardır. Atatürk bir asker ve devlet adamı idi. O, ne bir filozof ne de bir müçtehit idi. Onun altı okta topladığı prensiplerin hiçbiri kendi icadı değildi. Kaldı ki, "altı ok" artık onu kendine amblem yapmış partilerin mensuplarınca bile tartışılır olmuştur. Çizginin üstünde olan her devlet ... Devamı

22 05 2007

Mangal Mevsimi - Adam ve Kadın

mangal mevsimi Mangal mevsimi başladı! Bu vesileyle, alışılagelmiş mangal seremonisini hatırlayalım dedik. Mangal mevsimi başladı! Bu vesileyle, alışılagelmiş mangal seremonisini hatırlayalım dedik. Mangal: Bu aktivite esnasında, bir erkeğin gerçek mutfak hünerine tanıklık ederiz. Bir erkek, mangal başına geçmek için gönüllü olduğunda, aşağıda detaylandırılan bir seri olay yaşanır: 1. Adam mangalı ve mangal kömürünü çıkartır. 2. Kadın ızgarayı temizler. 3. Kadın bakkala gider. 4. Kadın kasaba gider. 5. Kadın fırına gider. 6. Kadın salatayı ve sebzeleri hazırlar. 7. Kadın pişirilecek etleri hazırlar. 8. Kadın, etleri bir tepsi üzerine, gerekli malzemeler, baharatlar, vs ile dizer. 9. Kadın temiz ızgarayı ve hazırladığı tepsiyi, mangalın başında elinde birasıyla dikilen adama getirir. 10. Adam etleri ızgaranın üzerine yerleştirir. 11. Kadın içeri geçip, masayı hazırlar. 12. Kadın sebzelerin pişmesini kontrol eder. 13. Kadın tatlıyı hazırlar. 14. Kadın tekrar dışarı çıkar ve kocasına etin yanmakta olduğunu haber verir. 15. Adam çok pişmiş eti ızgaradan alır ve kadına verir. 16. Kadın tabakları çıkartır, masaya dizer. 17. Adam içkileri doldurur. 18. Kadın masayı toplar, kahve hazırlamaya gider. 19. Kadın kahve ve tatlı ikram eder. 20. Yemekten sonra, kadın masayı toplar. 21. Kadın gider bulaşıkları yıkar, mutfağı toparlar. 22. Adam mangalı olduğu yerde bırakır, çünkü içinde hala yanan kömürler vardır. 23. Adam karısına bugün mutfak işi yapmamaktan dolayı “mutlu” olup olmadığını sorar. 24. Karısının şaşkın bakışları karşısında, kadınları mutlu etmenin imkansız olduğu kararına varır.   Evrensel, 18/05/2007 ... Devamı

22 05 2007

TYS 2007 Genel Kurulu: Yazarlar Mücadeleyi Sürdürecek

Yazarlar mücadeleyi sürdürecek Türkiye Yazarlar Sendikası’nın 15. Genel Kurulu’nda ‘TYS üyeleri, yazarlık onuruyla her türlü kültürel gericiliğe karşı savaşımını sürdürecektir’ vurgusu yapıldı Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS), 15. Genel Kurulu’nu hafta sonunda topladı. Bir grup tarafından çıkarılan “Yeterli sayı yok” tartışmasıyla başlayan kurulda, Enver Ercan başkanlığındaki tek listeyle seçime gidildi. Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen kongrenin açılış konuşmasını, TYS Genel Başkanı Enver Ercan yaparken Divan Başkanlığı’na Adnan Özyalçıner oybirliğiyle kabul edildi. Üyelerden Yetkin Aröz ve Seyit Nezir’in, kongrenin toplanması için yeterli üye sayısının bulunmadığını öne sürmesi nedeniyle salonda tartışmalar yaşandı. ‘Aydınlar kamplaşmanın karşısında olmalı’ Divan Başkanı Özyalçıner yaptığı konuşmada, sendikanın kurulduğu günden beri anlatım, düşünce ve ifade özgürlüğü için çalıştığını ifade ederek yaşanan son siyasal gelişmeleri değerlendirdi. Yazarlar ve aydınların, topluma dayatılan laik ve anti laik kamplaşmanın karşısında yer alması gerektiğine işaret eden Özyalçıner, şöyle konuştu: “Biz halkın iki kampa bölünerek asıl sorunlarının, yaşamsal istemlerinin unutturulup kandırılmalarına karşı çıkmak zorundayız. Emekçi halkın kendi emeğiyle yarattığı uygarlığın zenginlikleriyle güzelliklerinden eşit pay alacağı savaşsız, sömürüsüz bir dünya ile özgürlükçü, demokratik bir düzene kavuşturulmasına çalışmalıyız.” Geçen döneme ait çalışmaların yer aldığı slayt gösterisinin ardından raporlar açıklanarak tahmini bütçe onaylandı. Gündeme ilişkin söz alan birçok üye, düşüncelerini ortaya koydu. Üyelerden Tevfik Taş, yeterli üye sayısına itiraz edenlerin, kendilerini gericilikle suçladığını belirterek şöyle konuştu: “Hrant Dink’in cenazesine gittiğimiz için bize bölücü diyenler aynı zihniyettir. Geçmişte Ataol Behramoğlu yönetimini de yine tari... Devamı

21 05 2007

Aleviler Daha Geniş Birlik İstiyor

Aleviler solda tam birlik istiyor ALEVİLER ve Siyaset Konferansı’nda, CHP-DSP ittifakı yanında, solda geniş tabanlı birlik oluşturulması gerektiği görüşü benimsendi. Solda birliğe, ÖDP ve SHP ile demokratik sivil toplum örgütlerinin de dahil olması istendi.Hafta sonu gerçekleştirilen konferansın sonuç bildirgesinde, “Solda güç birliği, ülkemizi gerilimlerden, kimliklerin ve kültürlerin çatışmasından kurtaracağı gibi, Türkiye’yi de 57 yıllık sağ iktidarlardan da kurtarır” denildi. CHP-DSP ittifakının, Alevileri milletvekili adayı göstermesi de istendi. Konferans salonunda, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın” pankartları dikkati çekti. Volkan YANARDAĞ - Kıvanç EL/ Akşam, 22/05/2007   Aleviler daha geniş birlik istiyor Onur Bakır / Bülent Özcelik Alevi Bektaşi Meclisi’nde bir araya gelen alevi temsilcileri, “En geniş sol birlik” dedi Çok sayıda Alevi örgütünü bünyesinde barındıran Alevi Bektaşi Federasyonu ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu’nun ortaklaşa düzenlediği “Alevi Bektaşi Meclisi”nde Alevi toplumunun temsilcisileri seçimleri tartıştı. Federasyon yöneticileri, adres göstermekten kaçınırken CHP-DSP ittifakına sıcak yaklaştı. Alevi Bektaşi Meclisi, dün Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nda toplandı. Meclis’e yurtiçi ve yurtdışından 2 bine yakın kişi katıldı. Katılımcılar, Alevi örgütleri ile yöre derneklerinin yöneticileri, aydınlar, sanatçılar, Alevi muhtarlar ve yerel yöneticiler, dedeler, işadamları, kanaat önderleri, Alevi büyükleri ve Alevi siyasetçilerden oluştu. Meclis çalışmaları Yol TV’den naklen yayınlandı. Alevi önderlerinden Hacıbektaş Postnişini Veliyettin Ulusoy, sanatçı Arif Sağ ve Tolga Çandar yoğun ilgi gördü. Meclis kulislerinde de seçimler tartışılırken CHP’den aday adayı olan bazı Alevi temsilcileri de destek toplamaya çalıştı. Meclis’in toplandığı Vakıf binasına &#... Devamı

21 05 2007

Diyabetle Yaşamak (1)

Diyabetle yaşamak (1) Kontrol edilmeyen diyabet damar ve organ hasarlarına neden oluyor, erkeklerde cinsel işlev bozukluğuna yol açıyor. Psikolojik nedenli olmayan cinsel sorunlarda mutlaka diyabet aranmalı Radikal, 20/05/2007 HATİCE YAŞAR (Arşivi) BAŞLARKEN Diyabet (şeker) görülme sıklığı günden güne artıyor. Nüfusun yaşlanması, hareketsiz yaşam, kötü beslenme alışkanlığı veya kalıtımsal nedenlerle uzmanlar 'diyabet salgını'ndan söz ediyor. Sadece Türkiye'de tanısı konmuş diyabetli sayısı 2.850 milyon. Yaklaşık bir o kadar da 'gizli şeker' hastası bulunuyor. Şişmanlıkla yakından ilişkisi bulunan diyabet çocuklar arasında da hızla yayılıyor. Diyabet her ne kadar artık tehlikeli bir hastalık olmaktan çıksa da özellikle insülin kullanmak zorunda olan hastaların hayat kalitesini olumsuz etkiliyor. Kontrol altında tutulmayan şeker damarları etkiliyor, organ hasarlarına, erkeklerde cinsel işlev bozukluklarına yol açıyor. Ancak diyabete yatkın olsanız bile korunabilir, en azından ortaya çıkmasını geciktirebilirsiniz. Bu yazı dizisinde korunmanın yanı sıra diyabet riskiniz olup olmadığını test edebilecek, belirtilerden hastalığı tanıyıp, yeni tedavi yöntemleri hakkında da bilgi sahibi olabileceksiniz. Anneniz-babanız veya birinci dereceden akrabalarınızda şeker varsa siz de bu hastalığa aday olabilirsiniz. Bunun için diyabet belirtilerini iyi tanıyın ve mutlaka şeker ölçümü yaptırın. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Diyabet Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Satman, Tip 2 diyabetin bazen hiç belirti vermeden tesadüfen yapılan kan sekeri ölçümüyle teşhis edilebileceğini vurgulayarak, "Diyabetli insanlar genelde iştahlıdır. Erişkin (Tip 2) diyabetlilerin en büyük sorunlarından biri çok yemek yemek ve kilo verememektir" diyor. Diyabetin nedeni ne? Kişi, bu hastalığa yatkındır ve bu nedenle diyabet olur. Tip 2 diyabet toplumda sık gördüğümüz bir hastalık ve genlerdeki yatkınlıktan ortaya çıkar. Ama genleri uygun ol... Devamı

21 05 2007

Diyabetin Bir Nedeni de Stres (2)

Diyabetin bir nedeni de stres Ömür boyu insülin kullanmayı gerektiren Tip 1 diyabet, bazen bir enfeksiyon, bazen de stresin tetiklemesiyle ortaya çıkıyor. Çünkü bu tür durumlarda artan insülin ihtiyacını vücut karşılayamıyor Radikal, 21/05/2007 HATİCE YAŞAR (Arşivi) Hiçbir şikâyetiniz yokken birdenbire Tip 1 diyabet kendini gösterebilir. Hasta koma öncesi dönemde doktora giderse iştahsızlık da görülebiliyor. İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Diyabet Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. İlhan Satman, Tip 1 ortaya çıktığında kilo kaybı da görülebileceğine dikkat çekiyor. Diyabetin tipleri nelerdir? Genel olarak dört tipi var. En sık görülen, erişkin yaşta ortaya çıkan 'Tip 2 diyabet'tir. Bir de daha seyrek olarak (yüzde 10'dan az) rastladığımız çocuk, ergenlik ve ilk gençlik yıllarında görülen 'Tip 1 diyabet' var. Çok az bir hastada 'Spesifik diyabet' dediğimiz, özel durumların diyabeti bulunuyor. Bu durumda hastanın başka bir hastalığı vardır, diyabet bu hastalığın seyri sırasında ortaya çıkar. Ayrıca hormonal hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar ve bazı enfeksiyonlar da diyabete yol açabiliyor. Mesela genetik olarak diyabete yatkın olmayan bir kişinin kortizon kullandığı dönemde diyabeti olabilir. Kortizon bırakıldığında diyabet geriler ama bir kısım hastada bu olmaz. Bunlar belki de diyabet açısından riskli kişilerdir, ilaç kullanımı olayı hızlandırmıştır. Bu durumlara 'Sekonder diyabet' diyoruz. Tip 1 diyabet nasıl ortaya çıkıyor? Çocukluk çağında ve ilk gençlik yıllarında ortaya çıkan bir diyabet şeklidir. Yüzde 90 oranında otoimmün (bağışıklık) sisteminin sapkınlığı sonucu meydana gelir. Ama bu, Tip 2 diyabetteki gibi değil. Çünkü bu tip diyabette vücudun kendi dokularına karşı bir yabancılık durumu söz konusudur. Buna karşı bağışıklık sistemi hücreleri o dokuyu tahrip eder. Bu kişilerin insülini eksiktir ve dışardan almaları gerekir. Aksi halde bu kişilerin yaşamı kontrol altında olmaz ve di... Devamı

21 05 2007

Milyonların Programı / Güray Öz

Milyonların Programı Milyonlar programlarla konuşmazlar. Onlar isteklerini sloganlarla dile getirirler. Öfkeleri, özlemleri sloganlara yansır. Bu sloganların arkasında ise görmek istemeyenlerin görmedikleri, anlamamakta direndikleri programlar vardır. Ankara'da, İstanbul'da, Manisa'da, Çanakkale'de, İzmir'de sokağa çıkan milyonların da sloganları vardı. *** Milyonların gündeminin birinci maddesi laiklikti. Toplumsal özgürlükleri kendi bireysel özgürlükleriyle sınırlayan kimi aydınların burun kıvırarak dinledikleri bu slogan, ülkenin yaşam tarzını değiştirmek, halkın demokratik haklarını elinden almak isteyen karanlığa karşı atılmıştır. Arkasında kocaman bir program durur. *** Gündemin ikinci maddesi bağımsızlıktı. Bölgeyi kasıp kavurmuş Amerikan emperyalizmine ve Türkiye'ye emirler yağdıran Avrupa Birliği'ne verilmiş en açık yanıttı. Arkasında derin bir program vardır. *** Gündemin üçüncü maddesi işsizlikti, yoksulluktu. Meydanlara çıkanlar çalışanlar, işçiler, memurlardı. Henüz işlerini yitirmemiş olsalar da işsizliğin soğuk nefesini sırtlarında hissedenlerdi. İşsizler, yoksullar ise şimdilik yığınsal olarak sokağa çıkacak gücü kendilerinde bulamıyorlar. Ama oradaydılar. Onları yoksulluğun ve aynı zamanda AKP'nin esir kampından kurtaracak program oradaydı. Çünkü yığınlar "IMF'ye hayır" diye bağırdılar. "IMF'ye hayır" ın arkasında yalnızca kendilerini bir matah zannedenlerin anlamak istemedikleri bir program vardır. *** Kimi aklıevveller milyonları demokrasi düşmanlığıyla, darbecilikle suçluyor. Milyonların sokakta buluşması, sloganlarla programlarını haykırması, cin fikirlilerin o çok övdükleri, gerçekte ne olduğunu bilmedikleri demokrasinin ta kendisidir. Yığınlar, "verdiğin sözleri unut" demokrasisinin, "temsili" demokrasinin işlemediğini gördükleri zaman sokağa çıkarlar. Sokak, temsili olandan daha demokratiktir. Milyonların sokaktaki varlığı, bir darbe gerçekleştiğinde yelkenlerini ... Devamı

21 05 2007

Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER'in Cumhuriyet Mitingi Konuşma M

Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER'in Cumhuriyet Mitingi Konuşma Metni   Hoşgeldiniz!   Birbirimizi özlemiştik.   Bir Ankara’ya geldiniz! Yedi metrelik duvarlarla örülmüş malikaneleri korku sardı. Korku medyanın plazalarından çıkıp gazete sayfalarını sararttı. İşgal edilen tv ekranlarını kararttı.   Bir Ankara’ya geldiniz! Vaşington ile brüksel sarsıldı! 1988 yılında türkiyeye şubeleriyle yerleşen imf ve dünya bankası bürolarının nefesleri kesildi.   Bir Ankara’ya geldiniz! Kurtla kuzu artık bir daha karışamayacak kadar açığa çıktı! Herkesin yeri belli oldu!   Bir geldiniz! Pir geldiniz! Hoşgeldiniz!                                                                    *** Buradayız. Büyük bir derneğin öncülüğüyle buradayız. Mustafa Kemal ATATÜRK’ü yaşatan Atatürkçü Düşünce Derneği’ni selamlıyoruz.   Bu derneğin başkanını, amerikalı bush’un “bizim oğlan” diyemediği paşaları, askerinin kafasına çuval geçirtme ayıbıyla ezilmemiş subayları, şehitlerimizi, gazilerimizi, bağımsız türkiye’nin güvencesi kemalist orduyu bağrımıza basıyoruz!   Buradayız! Üniversitelerimizin ışığıyla buradayız. Yabancı dilde iş görme kıskacına düşmüş, sözleşmeli asistanlık sistemiyle bağımsız bilim adamı yetiştirme gücüne darbe vurulmuş, dört bir taraftan gericiliğin ve emperyalizmin hizmetine sokulmaya çalışılan üniversitelerimizle buradayız. Kurumlarını gericiliğe, soros turuncusuna, emperyalizme teslim etmemek için direnen rektörlerimizi bağrımıza basıyoruz.   Buradayız! Yargı kurumlarımıza güvenimizle buradayız. Küresel çet... Devamı

21 05 2007

Prof. Dr. Dursun Ali ERCAN'ın Cumhuriyet Mitingi Konuşma Met

Prof. Dr. Dursun Ali ERCAN'ın Cumhuriyet Mitingi Konuşma Metni       Sevgili Yurttaşlarım   Cumhuriyet Mitingine hoş geldiniz. Hepinizi Miting Düzenleme Kurulu adına sevgi ve saygıyla selamlıyorum.   Bugün burada, Türk Ulusunun varlığını ve Türkiye Cumhuriyetinin temel değerlerini sonsuza dek korumak kararlılığımızı dosta ve düşmana göstermek için bir araya geldik.   Bugün burada, Anayasal demokratik haklarımızı kullanarak, aydınlık ve tam bağımsız bir Türkiye için mücadele azim ve irademizi  sergilemek için bir araya geldik.   Bugün burada ulusumuzun birliğine, ülkemizin bütünlüğüne demokratik, laik, sosyal hukuk devletimize yönelik yıkıcı tertiplere karşı direncimizi göstermek için bir araya geldik.   Bugün buradan, Tandoğan’dan yükselecek ses Türk  Ulusu’nun sesidir. Kutlu olsun!   Bu şölene katılamayan, aramızda bulunamayan, ancak bu mitingi bütün içtenlikle desteklediklerini belirten yüzlerce kurum ve kuruluş temsilcilerine ve bu mitingin gerçekleştirilmesinde özverili katkılarını esirgemeyen yurttaşlarımıza şükranlarımızı arz ediyoruz.   Ne mutlu Türk’üm diyene!                                                                                Prof. Dr. Ali  ERCAN                                                  &nbs... Devamı

21 05 2007

Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI'nın Cumhuriyet Mitingi Konuşma Met

Prof. Dr. Alpaslan IŞIKLI'nın Cumhuriyet Mitingi Konuşma Metni       Değerli Atatürkçüler, yurttaşlar,Sevgili dostlar, gerçek demokrasinin aşıkları,    Bugün dost da, düşman da kabul etmektedir ki, son zamanların en önemli etkinliklerinden birisini gerçekleştirmek üzere burada toplanmış bulunuyoruz. Bugün burada tarih yazmaktasınız.  Türkiye, 14 Nisan’da, 24 Ocak ve 12 Eylül sarmalıyla ivme kazanmış bir sürecin sonucunda sırtına giydirilmiş bulunan deli gömleğini yırtıp atmak noktasına gelmiştir. Bu etkinliğimizin önemi, odaklaştığı sorunların ciddiyetiyle bağlantılıdır. Karşı karşıya bulunduğumuz tehlike, bir kişinin Cumhurbaşkanı olup olmaması sorununu çok aşan boyutlardadır. Sorun, yalnızca ülkemizin değil, tüm insanlığın, tüm gezegenimizin kaderiyle ilgilidir.  Günümüzün küresel egemenleri yaklaşan sonlarını birazcık da olsa erteleyebilmek için, tırnaklarını dünyamıza biraz daha derinden geçirmek telaşı içindedirler. Sonuçta kendi sonlarıyla birlikte her şeyin sonunu getirebilecek bir pervasızlığa kapılmışlardır.    Yeni bir haçlı seferi başlattıklarını ilan edecek kadar gözleri kararmıştır. Küreselleşme dediklerinin, geçmişin haçlı seferleri gibi ilkel bir çapulculuktan ibaret olduğu giderek anlaşılmaktadır. Küreselleşme söylemleri arkasında, yeryüzünün yoksullarına karşı ilan edilmiş bir soyguna ve saldırıya tanık olmaktayız.  Bu bağlamda, ülkemizi ve ulusumuzu özel bir özenle hedef seçtikleri anlaşılıyor. Biz yeryüzünün en kıymetli doğal kaynaklarına uzanan yolun başında konuşlanmış bulunuyoruz. Biz, yirminci yüzyılın başında mazlum milletlerin emperyalizme karşı başkaldırısına öncülük etmiş olan bir ulusun evlatlarıyız. Onlara yüce önder Atatürk’ün önderliğinde verdiğimiz dersi, biz unutsak bile onlar unutmuyorlar. Bu nedenledir ki bizimle çok ayrı bir hesapları var.   Bugün için bizi özel bir nezarethaneye kapatmayı başarmışlardır. Bu neza... Devamı

20 05 2007

Türkiye'nin Cazibesi ve Gönülden Bağlanmak / İlker Sarıer

Türkiye'nin cazibesi ve gönülden bağlanmak Elimden geldiğince dış basında Türkiye üzerine çıkan yorumları, politik tepki ve davranışları izlemeye çalışıyorum.Fakat itiraf edeyim, bazı meslektaşlar kadar dış basındaki yorumlara gönülden bağlı olduğum söylenemez.Bendeniz bu memlekete gönülden bağlıyım da, bunun dışında başka bir düşünceye, yoruma, potilikaya gönülden bağlanmamaya epeydir tövbeliyim.En son üniversite yıllarında ideolojik anlamda sol düşünceye bağlanmaya kalkmıştım, canımı zor kurtardım.Sonradan ne büyük bir oyunda nasıl kullanıldığımızı anladım da, kişisel hatamı gençlik yıllarının ateşine verdim.Şimdi artık, kendi düşüncelerime bile gönülden bağlanmayı reddediyorum.Çünkü yanılmak insan için ve hayat sürekli değişiyor. *** Bu arada, bulundukları pozisyonlarda ayaklarının altındaki kilim çekilmesin diyeveya yeni pozisyonlarayelken açmak için, siyasete ve siyasetçilere gönülden bağlanmış gazeteci arkadaşları da ibretle izliyor ve kendim için dersler çıkartıyorum. *** Bunlardan biri de Ragih Ömer isimli bir arkadaş.Hemen tanıyamazsınız, çünkü Britanya'da oturmuş yazıyor, orada yayımlanan Newstatesman isimli bir haftalık dergide, kalem oynatıyor. İşte 14 Mayıs tarihli yazısı...İşte, AKP kimi tehdit ediyor, başlıklı yazısı.(Ragih Ömer'in söylediklerinin arasına parantez içinde kendi sorularımı koyacağım, lütfen öylece okuyunuz.) *** Avrupa'nın parçası olmak için çabalayan bir ülkede düzenlenen devasa gösterilerin halk gücünün etkileyici yansıması olduğuna kuşku yok. Batı'daki liberal ve laik demokrasilerde birçok çevrenin militan siyasal İslam'ın yükselişi karşısında kaygılandığı bir dönemde Müslüman bir ülkede gösterilen bu laik tepki bir umut ışığı olarak selamlandı. Keşke işler bu kadar basit olsaydı.(Arkadaş kendisi selamlamıyor, zaten yazının sonunda baklayı ağzından çıkartacak, sabırlı olun.)Gösteriler muhafazakar dini yasalar çıkartmaya hazırlanan İslamcı bir hükümetin seçilmek üzere olmasına tepki mahiyetinde gerçekleşm... Devamı

20 05 2007

Aleviler Seçimi Tartışıyor

evliya Müthiş bir fırtına patlamıştı. Gemideki yolcuların hepsi perişan durumdaydı. Müthiş bir fırtına patlamıştı. Gemideki yolcuların hepsi perişan durumdaydı. Bunların arasında bir de Bektaşi vardı. Bektaşi, Allaha yalvarıp yakarmaya başlamıştı : - Adını bilmediğim bir evliyaya bir koç adıyorum! Yeter ki fırtına dinsin... Bektaşi’nin yakarması kaptanın tuhafına gitmişti: - Hayret! Hiç adını bildiğin bir evliya yok mu? - Olmaz mı, elbette var! diye cevap verdi Bektaşi. Var da, hepsini birer kez aldattım...   Evrensel, 18/05/2007   ***********************   Aleviler seçimi tartışıyor Aleviler ve Siyaset Konferansı’nda, çözüm için program ve hedef eksikliği yaşandığı vurgulandı Alevilerin 2007 seçimlerinde ne yapacaklarını” tartışmak üzere düzenlenen “Aleviler ve Siyaset Konferansı” başladı. CHP-DSP birleşmesine ılımlı bakılan konferansta konuşan akademisyenler, bu ittifakın AKP’nin İslamcı çizgisine bir duvar oluşturabileceğini ancak Alevilerin sorunlarını çözebilmesi için emek ve demokrasiden yana güçlerin desteklenmesi gerektiği belirtildi. Konferansta, AKP ve özellikle MHP’den Alevi adayların çıkması sert bir şekilde eleştirildi. Ankara Barosu Eğitim Merkezi’nde dün başlayan konferansa katılım yoğun oldu. Merdivenlerin bile dolduğu salona, “Zorunlu din dersleri kaldırılsın”, “Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılsın” pankartları asıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Başkanı Kazım Genç, Alevilerin yaşadıkları birçok katliama rağmen siyasetten vazgeçmediklerini dile getirerek, yoksulluğa, acı ve zulme, işsizliğe karşı düşünce ve ifade özgürlüğünün sağlanması, ırkçı şeriatçı söylemin sona erdirilmesinde; 2007 seçimlerinin fırsat olabilmesi için demokrasi güçlerinin ortaklık yapması gerektiğine dikkat çekti. Siyasi partilerin kendilerine “Aleviler seçimlerde ne yapacak” diye sorduğunu aktaran Genç, “Asıl, biz siyas... Devamı

19 05 2007

Sadrazam Hamamda / Ümit Yaşar Oğuzcan

Günlerden bir günHamama gideceği tuttuSadrazam hazretlerininBir yanında birinci veziriBir yanında ikinci veziriBir yanında üçüncü veziriSonra efendime söyleyeyimPeşkircibaşısıNalıncıbaşısıSabuncubaşısıVelhasıl tam dört yüz kişilik kafilePeştemal takıp girdiler hamamaGeçtiler kurnaların başınaÜçer beşerSadrazam deseniz Kuruldu göbektaşına Yan gelip yattı Memleketin en ünlü tellakları Sardılar dört yanını Kimi elini kaptı kimi bacağını Bir keseleme, sürtme faslıdır başladı Tamam on iki saat On iki ünlü tellak İncitmeden keselediler Hazretin mübarek vücudunu Öylesine kir çıktı ki sormayın Her biri nah parmağım gibi Aman efendimiz bu ne kiri Demeye kalmadı Keselerin altında eriyip gitti Koskoca sadrazam Bütün maiyet erkanı yerinden fırladı - Nittünüz devletliyi Dediler tellaklara Tellaklar cevap verdi: - Biz yıkadık, keseledik Devletlinin kirden ibaret olduğunu bilemedik Suç bizde değil Neyleyelim Kir bitti Sadrazam elden gitti ... Ümit Yaşar Oğuzcan Devamı

17 05 2007

Basından Seçmeler

çukur Köyün birinde bir çukur varmış ve pek çok kişi içine düşüp yaralanıyormuş. Köyün ileri gelenlerinden 3 kişi toplanmış ve çözüm aramaya başlamışlar. Köyün birinde bir çukur varmış ve pek çok kişi içine düşüp yaralanıyormuş. Köyün ileri gelenlerinden 3 kişi toplanmış ve çözüm aramaya başlamışlar. Birincisi demiş ki: - Çukurun yanında bir ambulans beklesin ve düşenleri hemen hastaneye yetiştirsin. İkincisi: - Çukurun yanına hastane kuralım, düşenleri yetiştirmesi vakit almaz. Üçüncüsü: - Kafanız hiç çalışmıyor! Gidelim hastanenin yanında bir çukur açalım!   ****************** Bir tuhaf sol! Kendilerini "sol"da gören... Ama mevcut "sol", "sosyal demokrat" partilerin hiçbirini "sol" olarak görmeyip seçime "ortak bağımsız adaylar"la girme hazırlığı yapan girişimin gönderdiği mesajı okuyoruz. "Solda ortak aday"lardan neler beklendiğini, neler istendiğini madde madde anlatan mesajda; IMF ve patronlara karşı emekçinin yanında yer almaktan, Kürt sorununa barışçı siyasi çözüme... Halkların eşitliği, özgürlüğü ve kardeşliği için çalışmaktan, çevresel yıkıma karşı durmaya... Ortak adaylar çıkarılamazsa sandığa gitmemeye kadar hemen her şey var. Ya olmayanlar mı?AKP'ye ve onun beş yıllık iktidarında yaptıklarına ilişkin en küçük bir eleştiri yok örneğin... Yolsuzluklar, hırsızlıklar, dinci kadrolaşma... Yüzde 34 oyla Meclis'in yüzde 65'ini ele geçirmeye olanak veren çarpık seçim sistemi... Yüzde 10 baraj... Tek bir kişinin bütün Meclis'i esir alması... Cumhurbaşkanlığı seçiminde sergilenen dayatmacılık... Bunlara ilişkin tek bir eleştiri cümlesi arayın ki bulasınız. Varsa yoksa CHP, varsa yoksa beylik laflar...Dikkatimizi çeken bir başka nokta da... Kürt sorunu askeri değil, barışçıl siyasi yolla çözülsün, deniyor. PKK silahlı eylemlerini sürdürürken barışçı çözüm nasıl olacak, nasıl sağlanacak? Devlet PKK ile masaya mı oturacak! PKK'nın Türkiye'deki sözcüleri "Anayasayı değiştirin, Kürtleri kurucu ortak olarak Anayasa'ya alın, Kürtçeyi... Devamı