08 01 2013

TİP TSİP KOMÜNİST VE İŞÇİ HAREKETİNİN TARİHİ

1960’LARDAN BUGÜNE SOSYALİST HAREKET-1

 

TÜRKİYE İŞÇİ PARTİSİ

 

Ülkemizde sol ve sosyalist solun tartıştığı konuların başında, hiç kuşku yok, nasıl bir parti aracılığıyla iktidarın egemen güçlerden alınacağı geliyor. Başlıca tartışma konusu böylesine kapsamlı olmasına karşın, tartışmaların sonuç alıcı olmak anlamında çok da işe yaradığı ve geniş kitlelerle buluştuğu söylenemez. Yasal örgütlenme alanında ilk tartışmalar, 13 Şubat 1961 tarihinde kurulan TİP ile birlikte başladı. Bu nedenle önce kısaca TİP tarihin-den söz etmek gerekiyor.

 

TİP’İN KURULUŞU

 

TİP 13 Şubat 1961'de, 1961 Anayasasının getirdiği nisbeten demokratik ortamda, 12 sendikacının İstanbul Valiliğine verdikleri bildirimle kurulmuştur. Kurucular Şaban Yıldız, Kemal Sülker, Kemal Türkler, İbrahim Güzelce, Ali Demir, İbrahim Denizcier, Adnan Ardan, Avni Erakalın, Kemal Nebioğlu, Hüseyin Uslubaş, Ahmet Muslu ve Salih Özkarabay olarak bilinir. Artun ÜNSAL'ın kitabında (2002) kurucular listesi şöyle verilmektedir: Şaban Yıldız (İstanbul İşçi Sendikaları Genel Sekreteri), Kemal Türkler (Maden İş Genel Başkanı), İbrahim Güzelce (İstanbul Basın Teknisyenleri Sendikası Genel Sekreteri), İbrahim Denizcier (Müskirat İşçileri Sendikaları federasyon başkanı), Adnan Arkın (İstanbul işçi sendikaları birliği icra heyeti üyesi), Avni Erakalın (İstanbul İşçi Sendikaları Birliği Başkanı kurucu genel başkan), Kemal Nebioğlu, (Oleyis Sendikası üyesi), Hüseyin Uslubaş (İstanbul Yaprak Tütün İşçileri Sendikası Başkanı), Ahmet Muşlu (Türkiye İşçi Çikolata Sanayi İşçileri Sendikası), Saffet Göksüzoğlu(İlaç ve Kimya İşçileri Sendikası Başkanı), Rıza Kuas ( (Lastik İş Genel Başkanı).

 

TİP 1961 seçimlerine katılamadı. 1962 yılında kurucular, işçi sınıfı ile aydınları buluşturmak hedefiyle ve yaşadıkları tıkanıklığı aşmak için, aydınları partiye çağırdılar. Mehmet Ali Aybar, Behice Boran, Adnan Cemgil, Nazife Cemgil, Cemal Hakkı Se-lek, Yunus Koçak, Fethi Naci ve daha birçok aydın partiye üye oldular. Kurucu genel başkanı sendikacı olan Avni Erakalın'dı. Kurucular Doç. Dr. Mehmet Ali Aybar'a genel başkanlık önerdi-ler. Böylece Mehmet Ali Aybar genel başkan oldu. Türkiye Sos-yalist Partisi Mayıs 1962'de TİP'e katıldı. Kasım 1962'de Ahmet Muşlu ile Saffet Göksüzoğlu partiden ayrıldılar. Şubat 1963'de bağımsız senatör Niyazi Ağırnaslı ve kontenjan senatörü Esat Çağa TİP'e girdi.

 

TİP'in görüşleri basında Vatan ve Öncü gazetelerinde destek buldu. Yayın organı Sosyal Adalet sıkıyönetim döneminde kapatıldı. Dönemin etkili ilerici devrimci yayın organlarından Yön dergisi TİP'i desteklemedi.

1963 yılında katıldığı ilk yerel seçiminde TİP 9 ilde 36.000 oy aldı. 1964 senato yenileme seçimlerine YSK kararıyla katılamadı. Diğer partilere yapılan Hazine yardımı TİP'e yapılmadı.

 

MECLİSTE İLK SOSYALİST MİLLETVEKİLLERİ

 

TİP 1965 seçimlerinde, 54 ilde, %3 oy alarak alınan oy miktarı-na denk düşen sayıda milletvekilini meclise göndermeye izin veren milli bakiye ve nisbi sistem esaslı seçim yasası sayesinde TBMM'ye 15 milletvekili göndermeyi başardı: Mehmet Ali Aybar, Rıza Kuas, Muzaffer Karan, Tarık Ziya Ekinci, Sadun Aren, Yahya Kanbolat, Cemal Hakkı Selek, Adil Kurtel, Behice Boran, Yunus Koçak, Şaban Erik, Yusuf Ziya Bahadınlı, Ali Karcı, Kemal Nebioğlu, Çetin Altan.

 

Parti içi tartışmalarda Mihri Belli'nin Milli Demokratik Devrim grubu yenilgiye uğradı. TİP, işçi sınıfının siyasal örgütlenmesi ve eylemi önünde engel oluşturan Ceza Yasası’nın 141 ve 142. maddelerin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurdu, ancak Anayasa Mahkemesi 1 oy farkla 141 ve 142. Maddelerin muhafazası lehine karar verdi. TİP siyasal örgütlenme, eylem ve düşünce özgürlüklerinin genişletilmesinden yana tavır aldı. NATO ve Ortak Pazar'a karşı ilk anti-emperyalist eylemleri başlattı.

 

1966 Senato kısmi seçimlerinde de bir senatörlük kazanarak (Fatma Hikmet İşmen) TBMM grubunu 16 üyeye çıkardı. Çetin Altan'ın da aralarında olduğu sosyalist milletvekilleri, Türkiye siyasal sahnesinde o güne dek duyulmamış yeni ve ilerici fikirleri savunarak etkili bir muhalefet görevi üstlendiler. Bu durum, Türkiye'de burjuva demokrasisinin gelişiminde önemli bir dönüm noktası oluşturuyordu.

 

İlk kez meclise yansıyan ve ülke çapında etkili biçimde yankılanan sosyalist söylemden ve yükselen toplumsal hareketlilikten rahatsız olan büyük sermaye, derhal gerekli düzenlemelere gidilerek bu tür muhalefet unsurlarının meclisteki varlığını ve sesini engellemeye yöneldi. Gerici AP hükümetlerinin dayatmasıyla ve CHP muhalefetinin işbirliğiyle sosyalist hareketin parlamentoda temsilini engelleme, sendikaların ve kitle örgütlerinin dinamizmine karşı duvar örme doğrultusunda bir siyasal gericilik dönemi 1960’ların sonunda burjuva siyasetinde adım adım başlatıldı. Sermayedar sınıfın tercihi, nisbi sistem ve milli bakiye esaslı seçim mevzuatını değiştirerek genel ve eşit oy hakkı ilkesini çiğneyen, oyların sandıktan parlamentoya aynı oranda yansımasının önünü kesen seçim barajları ve anti-demokratik binbir yasal mevzuat kuralı sayesinde, mecliste yalnızca büyük sermaye ve yüksek hazine desteklerinden yararlanan büyük burjuva partilerinin temsil edilmesini garanti altına almak yönünde oldu. Ayrıca varolan milletvekilleri de susturulmak ve yıldırılmak istendi, bunun için çeşitli yöntemler denendi, fiili fiziksel saldırı (Çetin Altan'ı dövme girişimi) yanısıra dokunulmazlığın kaldırılması gibi hukuki saldırılar da yürürlüğe sokuldu. Bu sonuncu girişim Ana-yasa Mahkemesi tarafından o gün için reddedildi, ancak anti-demokratik seçim mevzuatı yüzünden TİP'in 1969 seçimlerinde oy oranı düşmediği halde meclisteki temsili kısıtlandı. Anti-demokratik seçim mevzuatından ve siyasal partiler yasasından kaynaklanan kısıtlamaların yol açtığı temsil krizinin sorunları karmaşıklaşıp ağırlaşarak günümüzde de sürmektedir.

 

1968 Senato üçte bir yenileme seçiminde TİP oylarını artırdıysa da senatörlük kazanamadı. Ancak yerel seçimde Yozgat Bahadın'da belediye seçimini kazandı. Bu yıl TİP'e yapılan saldırılar sokakta uygulanan şiddet eylemlerine dönüştü ve Vedat Demircioğlu öldürüldü.

 

TİP içindeki görüş ayrılıkları aynı dönemde derinleşti. TİP’in kuruluş döneminden beri parti içinde varolan burjuva sosyalist ve popülist eğilimler arasında saflaşmalar yaşandı. Mehmet Ali Aybar'ın “Türkiye’ye özgü, milli, güleryüzlü sosyalizm” söylemi ile ifade edilen popülist ve burjuva-sosyalist fikirleri karşısında Behice Boran'ın Emek grubunun temsil ettiği ve proleter eğilimi dikkat çeken, bilimsel sosyalizme yaklaşan hizip arasındaki çelişki büyüdü.

 

BORAN-AREN DÖNEMİ

 

1968’de Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya’daki karşı-devrimci gelişmelere diğer Varşova paktı üyeleriyle birlikte müdahalesi, TİP içindeki saflaşmayı derinleştirdi. Çekoslovakya’da sosyalizmin savunulmasından yana tavır alan ve karşı-devrimcilerin bastırılmasını savunan Behice Boran ve arkadaşlarına Aybar tepki gösterdi ve 1969'da genel başkanlıktan istifa etti. Bu arada yapılan 1969 seçimlerinde TİP %3 oy almasına rağmen, TİP'in önünün kesilmesi için seçim kanununun değişmiş olması nedeniyle ancak 2 milletvekilliği (Mehmet Ali Aybar ve Rıza Kuas) kazanabildi. Burjuva-sosyalist ve popülist milliyetçi eğilimin TİP içinde destek bulamamasıyla tecrit olan Aybar Şubat 1971'de parti üyeliğinden de istifa etti. Parti içinde MDD, ASD, PDA, Emek grupları arasında peşpeşe ayrışmalar yaşandı.

 

TİP yaklaşan askeri darbe ve faşizm tehlikesine karşı 1971'de “Faşizme Hayır!” kampanyasını başlattı. 4. Büyük Kongresi’nde Kürt sorununda ileri kararlar aldı. Ancak parlamentoda temsilinin engellenmesi sonrasında, TİP içindeki devrimci-demokrat dinamizmin ve gençlik kitlesinin de parti dışına sürüklenmesiyle, parti yaklaşan faşizm karşısında politik ve toplumsal etkinliğini yitirmiş bir odağa dönüştü.

 

“TİP 1975 yılında Behice Boran önderliğinde yeniden örgütlendi ancak 1960’lardaki etkinliğine ulaşamadı. 1977 seçimlerinde TİP %0,1 oy oranıyla sadece 20.000 oy alabilmiştir. 1979 senato yenileme seçiminde ise 33.000 oy aldı, dönemin ilerici ve sosyalist diğer partilerinin TBP ve TSİP'in gerisinde kaldı.”

 

12 MART FAŞİZMİ VE SONRASINDA TİP

 

12 Mart 1971 muhtırası sonrasında 21 Temmuz 1971’de burjuva-zi son darbesini indirdi ve TİP kapatıldı. Liderleri tutuklandı, 15 yıla kadar değişen hapis cezaları aldı. Bir kısmı 1974 affıyla serbest kaldı. 1975 yılında Genel Başkan Behice Boran önderliğinde yeniden örgütlendi ancak 1960’lardaki etkinliğine ulaşamadı. 1977 seçimlerinde TİP %0,1 oy oranıyla sadece 20.000 oy alabilmiştir. 1979 senato yenileme seçiminde ise 33.000 oy aldı, dönemin ilerici ve sosyalist diğer partilerinin TBP ve TSİP'in gerisinde kaldı.

 

12 Eylül öncesinde Türkiye İşçi Partisi`nin 2. Kongresinde Troçkist suçlamasıyla ihraç edilen Yalçın Küçük, Metin Çulhaoğlu, İlhan Akalın, Mesut Odman (Odabaşı) ve çevresi partiden koptu ve Eylül 1979’da Sosyalist İktidar dergisini çıkarmaya başladı.

 

12 EYLÜL FAŞİZMİ VE SONRASI

 

12 Eylül 1980 darbesiyle diğer yasal sosyalist partilerle birlikte TİP kapatıldı. 1987 yılında TİP yurt dışında TKP ile birleşerek tasfiyeci ve Gorbaçov’cu sağ eğilimli bir program temelinde Türkiye Birleşik Komünist Partisi (TBKP) adını aldı. Bu parti de Özal döneminde kapatıldı. TBKP kadrolarının bir kısmı daha sonra ÖDP’ye, ÖDP’de yaşanan ayrışmalar sonrasında da Gelenek dergisi çevresi tarafından yeniden kurulan TKP'ye katıldı.

299
0
0
Yorum Yaz